Dostoyevski’nin büyülenmiş gibi derin düşüncelere dalıp gittiği resim

30 Ekim, Dostoyevski’nin elli sekizinci yaşgünüydü, bu yaşgününe damgasını vuran şey, Kontes Tolstoya’nın yardımıyla karısının on aldığı armağan oldu.

Dostoyevski Raffaello’nun Sistine Meryem’i adlı resmine çoktandır hayranlığını dilinden düşürmüyordu, Dresden’deyken Gemaldegalerie’ye gittiklerinde, büyülenmiş gibi hep o resme bakardı. Kontes, resmin büyük bir fotografik kopyasını Vladimir Solovyev’e hazırlatıp Anna’ya verdirdi. Dostoyevski o gün çalışma odasına gittiğinde, Anna’nın tahta çerçeveyle çerçevelettirip kanepenin arkasına, duvara astığı resmi görünce hem çok şaşırdı hem de sevindi. ” Onu kaç kez çalışma odasında o muhteşem resmin karşısında durmuş düşünürken buldum, öylesine derin düşüncelere dalıyordu ki benim içeri girdiğimi duymuyordu bile” diyordu Anna. Öyle zamanlarda Anna onu rahat bırakırdı.

Joseph Frank

Dostoyevski Çağının Yazarı,
Çevirmen: Ülker İnce
Yayınevi : Everest Yayınları
sayfa 833

Dostoyevski’nin büyülenmiş gibi derin düşüncelere dalıp gittiği resim” üzerine bir yorum

  1. Suç ve Ceza’da birçok kez Rafael’den ve bu tablodan bahseder ve nedense romandaki en ilginç karakter Arkady Ivanovitch Svidrigaïlov’un ağzından aktarır düşüncelerini;

    ” ….Hatta bazen şöyle çaktırmadan bana öyle bir bakıyor ki, zangır zangır titriyorum! Yüzü, tıpkı Rafael’in Madonna’sının yüzü! Aslında, bilmem hiç dikkat ettiniz mi, Sikstin Madonnası’nın yüzü gerçek değil, hayaldir, kederli bir divanenin yüzünü kondurmuştur Rafael Madonna’sına….”

Yorum yapın

This site is protected by WP-CopyRightPro