Eylül’e Çirkinleme… Adil Okay

eylulEylül hüznün ayı, eylül veda.
Eylül ağaçların yapraklarını dökmeye başladığı, gökyüzünün homurtularla devindiği, ateş tanrısının yorgun adımlarla valizlerini topladığı, kış uykusuna hazırlandığı ay.

***
Eylül’de telaşlıdır düşler. Yeni hayatlara doğru koşulur geceler boyunca. Ama sabah olduğunda, güneşin yatağınıza girip, ayak parmaklarınızdan başlayıp kulak memelerinize kadar öpüp ısıtmasını nafile beklersiniz. Nafile beklersiniz tatil maceranızın “alo seni hâlâ seviyorum, seni bekliyorum, al bohçanı gel.” demesini. Düşleriniz eylül sonlarında kâbuslara dönüşür, çalmayan telefonlara siz uzanır, o güzel sözleri yeniden işitmek istersiniz. Heyhat ses rengini, söz tılsımını yitirmiştir artık. Yaz bitmiştir. Aşil topuğundan vurulmuş, Samson’unuzun cadı karısı, gece uykudayken O’nun saçlarını kesmiştir.

***
Eylül’de okullar açılır. Okul çağında çocuklar, isyan coğrafyalarında, kalem defter yerine taş doldururlar ceplerine. Henüz ergen olmamış Taylandlı çocuklar, zengin ülke ihtiyarlarına satılmaya devam edilir, eylül promosyonu adı altında.

***
Eylül’de biber sıcakları yaşanır. Güneyde evlerin damları, ağaçlar, taş avlular kırmızı biberlerle süslenir.

***
Şairler – yazarlar illa da bir şeyler karalayacağım diye uğraşırlar. Çıkınlarını yeterince eğretilemeyle dolduramadıkları, yaz boyunca okumak için sıraya koydukları kitapları okuyamadıkları için hayıflanırlar. Eylül’e yaptıkları güzelleme’ler, okuyucuları olsa bile onları tatmin etmez.

***
Türkiye’de 12 Eylül mağrurları – mağdurları ve yakınları olan yüz binlerce insan, eylül ayının bir an önce bitmesini ister. Sürgünlerin gözleri çakmak çakmak olur, tüyleri diken. Ve daha da sessiz ve öfkeli dolaşır dururlar kalabalıklarda, yapayalnız.

***
Eylül’de esnaflar tatilsiz bir yılı daha geride bırakmanın pişmanlığını yaşarlar. İşçiler tatile gitmeyi hayal bile edemediklerinden, “zamanım yok, hanımı, çocukları yolladım yazlığa, yaylaya, ben gidemedim…” diyen patronlarının arkasından, “mezara mı götürecek bunlar parayı” diye söylenirler.

***
Eylül ayında babasız çocuklara gebe kalır kadınlar. Jinekologların kürtaja gelen müşterilerinin sayısı katlanır. Evli kadınlar kocalarından gizler hamile olduklarını, bel soğukluğu tedavisi gören erkekler, eşlerinden köşe bucak kaçarlar.

***
Eylül ayında genellikle kendilerinden çok yaşlı turistlere bedenlerini peşkeş çeken özel garsonlar, belki Avrupa kapıları açılır diye heyecanla beklerler. Ve piyango her yıl içlerinden birkaçına vurur. İstekler yapılır ve damızlık olarak Avrupa’ya doğru yola çıkar “şanslı” delikanlılar.

***
Eşlerinden ayrılmak adına yıllardır ‘gitmek’ fiilini çeken bazı insanlar, tatilde yeni bir ses, ten, nefes bulduklarını düşünerek umutlanırlar. Kimileri bir adım daha atar ve boşanma davası açar. Ama eylül bittiğinde umutlar yerini hayal kırıklıklarına bırakır. “Yine de karım-kocam iyidir” diye teselli olunur. Sırdaşlara da “Ben istemedim, yuvamı tercih ettim” diye yalan söylenir. Özgürlük bir kez daha güvenlikle takas edilmiştir. Tatil bitmiş ve aşk başlamadan ölmüştür.

***
Eylül balıkçıların bayramıdır. Av yasağı sona ermiş, deniz durulmuş, aylak turistler evlerine dönmüştür.

***
Dönüş yollarının kalabalık olduğu Eylül, ufka açılmanın, yenidünyalar keşfetmenin, yalnızlığı dingin yaşamanın en iyi zamanıdır.
Gidiş açıktır.

***
Yaz bitti. Yazla kışın dengede durduğu, falcıların “Terazi” vakti olan Eylül, Ekim’le “Akrep”leşecektir.
O halde hazır olmalı…

Adil Okay

Not: 20 yıl önce yazdığım bu “deneme” bu Eylül’de yeniden gözden geçirilip güncellenmiştir.

Yorum yapın

This site is protected by WP-CopyRightPro