Fırtınalı Yıllarda İbrahim Kaypakkaya : Bilinmeyen Yazılar – Emrah Cilasun

fırtınalı_yıllarda_İbrahim_kaypakkaya24 Ocak 1973’te Dersim’in Vartinik mezrası basıldı. Çıkan çatışmada Ali Haydar Yıldız hayatını kaybederken İbrahim Kaypakkaya yaralı olarak kaçtı. Beş gün sonra sığındığı köy evinde, ev sahibinin ihbarıyla yakalandı. Yaralı olduğu halde çıplak ayakla kilometrelerce buzda yürütüldü, ayakları dondu, ayak parmakları kesildi. Hastane sonrası aylarca gözaltında tutuldu. Sorguculara “gereksiz gördüğünü” söyleyerek örgütü ve arkadaşları hakkında hiçbir bilgi vermedi. Mahkemeye çıkmasına birkaç gün kala (Mayıs 1973’te) intihar ettiği söylendi ve Diyarbakır’da babasına parçalanmış cesedi teslim edildi.

Bugün, büyük şehirlerin kenarında köşesinde kalmış, yoksul mahallelerinin arka sokaklarında ya da Anadolu’nun herhangi bir köyünün girişinde bir duvarda 70’li yıllarda çektirdiği kasketli, biraz hüzünlü ama ışıldayan gözlerle bizlere bakan resminin altında “YAŞIYOR” ifadesiyle ve öylece, tek kelimeyle işçilerin ve köylülerin gönlündeki yerini hiç kaybetmediğini hatırlatan kişidir İbrahim Kaypakkaya…
Emrah Cilasun’un “Fırtınalı Yıllarda İbrahim Kaypakkaya-Bilinmeyen Yazılar” çalışması, Numan Kurtulmuş’la birlikte HAS Parti kurucuları arasında yer alan iktisat profesörü Cem Somel’in, Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi ile başlayıp Filistin kamplarıyla devam eden ve TKP (ML) ile noktalanan devrimci hayatına… Bir zamanların Yale mezunu genç akademisyeni, bugünün saray sofralarına davet edilen profesörü Halil Berktay’ın Kaypakkaya’nın öldürülmesini talep eden mektubuna… Ya da 60’larda Marksizmi dilinden düşürmezken günümüzde sağ milliyetçiliğe rahmet okutan Perinçek’in hangi örgütsel manevralarla Kaypakkaya’yı saf dışı bırakmaya çalıştığı gibi Kaypakkaya’nın gerek bir zamanlar yol arkadaşı gerek siyasi karşıtları olanların bugüne dek geçirdikleri evrime dair zengin ipuçları veriyor.
Cilasun, teori ve pratiğin nasıl birleştirileceğini yaşamıyla ortaya koymuş olan Kaypakkaya’nın güçlü sesini on yıllar öncesinden günümüze ulaştırıyor.

TANITIM BÜLTENİ
İbrahim Kaypakkaya, 1871’de Paris Komünü ile başlayıp, 1976’da Kızıl Çin’in kapitalist restorasyonu ile kapanan komünizmin yüz küsur yıl süren birinci evresine aittir. O, bu coğrafyada kendisinden evvel komünizm adına, paslı, küf tutmuş ne varsa; geçmişin tortularından arınmış bir ekolün kurucusu olarak tarihe geçti…
Kaypakkaya’nın, Türkiye’de köyden kente göçün en yoğun olduğu 70’li yıllarda yaptığı dikkatli araştırmalar ve tespitlerle vardığı sonuçlar üzerinden oluşturduğu Marksizm çözümlemeleri niteliğindeki yazıları, onun teori ile pratiği birleştirerek nasıl bir mücadele verdiğini gösteriyor.
İşkence altında rejime boyun eğmemesinden ötürü, yıllardır nesilden nesile geniş devrimci kitleler tarafından “ser verip sır vermeyen yiğit” olarak anılan İbrahim Kaypakkaya’nın en önemli yanı, onun mütevazılığı, köylü gibi giyinmiş olması ve/veya “karizma”sı değildi…
Peki neydi? Emrah Cilasun, Kaypakkaya’nın bilinmeyen yazılarını yıllar sonra derlerken bu sorunun cevabını arıyor.

KİTABIN KÜNYESİ
Fırtınalı Yıllarda İbrahim Kaypakkaya : Bilinmeyen Yazılar
Yazar: Emrah Cilasun
Yayınevi : Tekin Yayınevi
Sayfa Sayısı: 272
Baskı Yılı: 2016

Yorum yapın

Daha fazla Biyografi Kitapları, Politika, Tarih
Kapitalizmde insanların kendilerini aşırı tüketimden öldürmeleri bile teşvik edilir. Tutumluluk ise tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.

Alışveriş Çağı Modern kapitalist ekonomi ayakta kalabilmek için, tıpkı yüzmek ya da boğulmak arasında seçim yapmak zorunda olan bir köpekbalığı...

Kapat