Atatürk’le Seyit Rıza arasındaki tarihi diyalog

Atatürk’le Seyit Rıza arasındaki tarihi diyalog

Dersim Katliamı’yla ilgili istihbarat teşkilatına sunulan raporda, Mustafa Kemal’in Seyit Rıza ile yaptığı görüşmede, “Af dilersen idam edilmeyeceksin”dediği, ancak Seyit Rıza’nın, “Af dileyecek bir şey yapmadım” diye karşılık verdiği ortaya çıktı. Dersim Katliamı’yla ilgili dönemin Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MAH) sunulan raporda Mustafa Kemal’in ve Seyit Rıza öldürülmeden önce kendisiyle görüştüğü ortaya ...

devamını okumak için tıklayınız

Adaleti Beklerken Roboskî – Ebru Aydın

Adaleti Beklerken Roboskî - Ebru Aydın

Gerçeğin, üzeri ne kadar örtülmeye çalışılsa da 34 kişinin ve katırlarının kanına bulanmış gerçeğin kitabı. "Burada anlatılanlar 'yetkililer'i rahatsız ederse şimdiden söylüyorum; evet ben yazdım, 'benim kitabım'. Ama yok, vicdanlar acıyacaksa, uzaktan da olsa bu adaletsizliğin ve zulmün karşısında duracaksa okuyan, 'bu kitap benim değil'." 28 Aralık 2011! “Asla ve asla... ...

devamını okumak için tıklayınız

Hafızalardan silinmeyen 15 distopik kitap

Hafızalardan silinmeyen 15 distopik kitap

Bilindiği gibi ilk kez John Stuart Mill tarafından kullanılan distopya terimi, ütopyanın zıttı olarak “kötü bir yer” anlamına geliyor. 1. Demir Ökçe - Jack London Modern karşı ütopyaların ilki sayılan bu roman, toplumda ve siyasette gelecekte yer alacak değişiklikleri irdeler. Jack London'ın 1907'de yayımlanan Demir Ökçe adlı eseri, modern karşı-ütopyacı romanların ilki sayılır. ...

devamını okumak için tıklayınız

Sordum Durdum – Melek Özlem Sezer

Sordum Durdum - Melek Özlem Sezer

Masal Kahramanlarına Sorular Pek çok masalda, doğru olmayan kimi mesajların gizli olduğunu biliyor muydunuz? Pamuk Prenses, Hansel ve Gretel, Külkedisi, Kırmızı Başlıklı Kız, Fareli Köyün Kavalcısı, Keloğlan ve daha niceleri... Adlarını sürekli duyduğunuz ve maceralarını hep dinlediğiniz bu masal kahramanlarını daha yakından tanımaya var mısınız? Peterica Pan'ın meraklı sorularıyla, Melek Özlem Sezer'in ...

devamını okumak için tıklayınız

Ahmet Ümit: ‘Bir tek adamın çıkarları için koca ülke yangına sürükleniyor’

Ahmet Ümit: ‘Bir tek adamın çıkarları için koca ülke yangına sürükleniyor’

O Türkiye’nin en çok okunan yazarlarından birisi. Üstelik yalnızca Türkiye’de değil onlarca ülkede de fazlasıyla okuyucuya sahip. Usta yazarla, kısa süre önce aldığı ödülü vesile edip bir araya geldik. Sonbahar’da meraklısıyla buluşacak yeni romanını, dünyadaki yayıncılık anlayışını ama en önemlisi ülke gündemini masaya yatırdık. İşte Ahmet Ümit’ten çok konuşulacak açıklamalar. >>Güzel ...

devamını okumak için tıklayınız

İşte üstat Yoda’nın esin kaynağı

İşte üstat Yoda’nın esin kaynağı

Yıldız Savaşları serisinin unutulmaz karakteri, Obi-Wan Kenobi ve Luke Skywalker’ı yetiştiren Jedi ustası Yoda’nın ortaçağda kaleme alınmış bir kitaptaki figüre tıpatıp benzemesi şaşkınlık yarattı. Yıldız Savaşları (Star Wars) serisinde istisnasız herkesin sevdiği bir karakterdir üstat Yoda. Jedi şövalyeleri yetiştiren 900 yaşındaki ustanın öğrencileri arasında Obi-Wan Kenobi ve Luke Skywalker da bulunur. ...

devamını okumak için tıklayınız

Galeano’nun anahtarları – Önder Göksal

Galeano’nun anahtarları - Önder Göksal

Son günlerde bütün iyi yazarlar söz birliği etmişçesine terki diyar ediyor. Yaşar Kemal, Günter Grass derken bir de Latin Amerika’nın kıtaları birleştiren sesi Eduardo Galeano edebiyat severleri üzdü. Sevdiğim bir yazar hayatını kaybedince kitaplığımdan o yazara ait kitapların hepsini çıkarır göz gezdiririm, o kitaplardan rastgele bölümler açar birkaç sayfa okur, kitabı ...

devamını okumak için tıklayınız

Alman Türk silah arkadaşlığı ve Ermeniler

Alman Türk silah arkadaşlığı ve Ermeniler

Balkan Savaşlarından sonra iflas etmiş ve dağılma telaşına düşmüş Osmanlı topraklarında yaratılan savaş ve yok oluş psikolojisi Ermenilerin imhası için kullanılmıştır. Bunda Alman parası ve silahları önemli bir etkendir... Savaşta Alman kurmayların tavsiyesi “Hinterland”daki “düşmanların” yani Ermenilerin buralardan uzaklaştırılması olmuştur. Serdar Dinçer, Alman Belgelerinde Alman-Türk Silah Arkadaşlığı ve Ermeniler’de bugüne kadar ...

devamını okumak için tıklayınız

“Evet, ne yazık ki Türkiye’de Günter Grass okunmuyor”

“Evet, ne yazık ki Türkiye’de Günter Grass okunmuyor”

Teneke Trampet'i nasıl okuyacağız? Bugün Günter Grass'ın kitapçılarda neredeyse hiçbir kitabı yok. Teneke Trampet'in bile 2000 yılından sonra yeni baskısı yapılmamış. Oysa Grass, Türkiye ile çok ilgili ve burada da tanınan bir yazardı. Günter Grass tipik bir 20. yüzyıl aydınıydı. Yaşadığı çağın çalkantılarına, tarihsel olaylarına şahitlik etmiş, bunu yaratıcı çabasının bir ...

devamını okumak için tıklayınız

“Ben sizin için çıldırıyorum, siz bana aldırış bile etmiyorsunuz” Nazım Hikmet

Ben sizin için çıldırıyorum, siz bana aldırış bile etmiyorsunuz Nazım Hikmet

Şükûfe Nihal’e áşık olan isimlerden biri de Názım Hikmet’ti... Názım Hikmet’in aşkı 1920’li yıllar... Erenköy bahçelerinde, köşklerinde şairler yan yana gelip edebi sohbetler yapıyorlardı. Bu toplantıların birinde... Názım Hikmet bir káğıda bir şeyler yazıp Şükûfe Nihal’e vermesi için Halide Nusret’e (Zorlutuna) uzattı. "Bir Devrin Romanı" adlı eserinde Zorlutuna olayı şöyle yazdı: "O (Şükûfe Nihal) okuduktan sonra, gülerek ...

devamını okumak için tıklayınız

Hep ideal aşkı arayan bir şair: Şükûfe Nihal – Soner Yalçın

Hep ideal aşkı arayan bir şair: Şükûfe Nihal - Soner Yalçın

Nazım Hikmet ona aşıktı. Faruk Nafiz Çamlıbel, ona olan sevdasını dizelere döktü. Cenab Şahabeddin’in kardeşi şair Osman Fahri, ona olan aşkına karşılık bulamayıp canına kıydı. Şair Ahmet Kutsi Tecer, ona tutkundu. Edebiyatçı Mithat Sadullah Sander ve politikacı Ahmet Hamdi Başar ile evlendi. Yaşamı köşkte başlayıp huzurevinde biten şair, yazar, öğretmen Şükûfe ...

devamını okumak için tıklayınız

Faşizm iki insan arasındaki ilişkide başlar

Faşizm iki insan arasındaki ilişkide başlar

“Kimim ben senin için, kimim bunca yıldan sonra?” diye sorar 20. yüzyılın en büyük romanlarından biri olan Malina’nın yazarı Ingeborg Bachmann hiç gönderilmemiş veda mektubunda Paul Celan’a. Mektuplaşmaları 1948’den 1967’ye kadar aralıklarla ama çok yoğun sürer. Bu kısacık birliktelik, bitmeyen bir aşka dönüşmesinin ardından, Sen Nehri’nin karanlık sularında ve Roma’da ...

devamını okumak için tıklayınız

Oğuz Atay’ın görüntülü ve sesli konuşması

Oğuz Atay’ın görüntülü ve sesli konuşması

Oğuz Atay’ın TRT arşivinde bulunan yüksek çözünürlüklü görüntülü ve sesli konuşması için "devamını oku"yu tıklayınız     Kaynak: www.oguzatay.net

devamını okumak için tıklayınız

“Ne dağı bu?” diye sordum. “Ararat” dediler. – Aleksandr Puşkin

“Ne dağı bu?” diye sordum. “Ararat” dediler. - Aleksandr Puşkin

Koğuştan taze sabah havasına çıktım. Güneş doğuyordu. Dupduru gökyüzünde iki başlı, karlı bir dağ parlıyordu. Gerinirken: “Ne dağı bu?” diye sordum. “Ararat” dediler . Seslerin etkisi ne kadar güçlü! Var gücümle baktım bu efsanevi dağa. Yenilenme ve yaşam ümidiyle onun doruğuna yanaşan Nuh’un gemisini, biri idamın öteki barışın simgeleri olarak ...

devamını okumak için tıklayınız

Sancı Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi’nin Nisan-Mayıs sayısı tüm kitapçılarda…

Sancı Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi'nin Nisan-Mayıs sayısı tüm kitapçılarda...

Sancı Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi “YIKIMIN ve İNŞANIN SANATI KOBANÊ” dosya çalışmasıyla raflardaki yerini aldı. Kobanê’nin yeniden inşası çalışmaları dahilinde kültür ve sanat cephesinden bir nefes olma sorumluluğuyla hazırlanan dergimizin geliri de, Kobanê için gerçekleştireceğimiz kampanya çalışmamızın sonucu ile birlikte Kobanê’ye gönderilecek. Dosya başlığımızda dergimizde; Necmiye ALPAY: “Pax Erdoganica Mı?” ...

devamını okumak için tıklayınız

”Aramızdan biri idam edilecek ama henüz bilmiyor. Kendisinin de seyredeceğini düşünüyor”

”Aramızdan biri idam edilecek ama henüz bilmiyor. Kendisinin de seyredeceğini düşünüyor”

Kapana kısılıp kalmış bir ülke Nobel ödüllü V.S. Naipaul’un Nehrin Dönemeci Afrika’yı anlatan, önemli bir eser. Naipaul ne Afrikalı ne de Avrupalı, ne siyah ne de beyaz ama sömürgeci ahlakını yakından tanıdığı gibi, azınlık sorunlarını ve korkularını da biliyor. Bugüne kadar Afrika hakkında okuduğumuz romanların neredeyse tamamı Avrupalı yazarlar tarafından yazılmış ...

devamını okumak için tıklayınız

Bilimkurgu’ya aşk mektubu

Bilimkurgu’ya aşk mektubu

Mark Bould’un kitabı bilimkurgu sinemasına yazılmış uzun bir aşk mektubu gibi sona eriyor belki. Okurunu uzun bir izlenecek filmler listesiyle de baş başa bıraktığı için bir başucu kitabına dönüşüyor. Bilimkurgu, disiplinlerarası yaklaşımın 1970’lerden bu yana akademideki konumunu sağlamlaştırmasıyla, post-kolonyal teori, feminizm, Marksizm, psikanaliz gibi araçların biri ya da birkaçıyla birden ele ...

devamını okumak için tıklayınız

Yazarların soyadlarının anlamını öğrendiğinizde şaşıracaksınız.

Yazarların soyadlarının anlamını öğrendiğinizde şaşıracaksınız.

Çocukken isimlerimizin anlamını hep merak etmişizdir. Bizim hakkımızda ne söylüyor? Tarihle nasıl bir irtibat hâlinde? Ve anlamını öğrendiğimizde hayal kırıklığı yaşamıştır pek çoğumuz. Flavorwire.com üşenmemiş, hayranı olduğumuz yazarların soyadlarının ne anlama geldiğini açıklayan bir liste hazırlamış. Listede yol aldıkça rahatlayacak, yazar da olunsa söz konusu isim olduğunda fazla uzağa kaçılamadığını ...

devamını okumak için tıklayınız

Naif ve Bilge - Zafer Köse

Virajdan sonra ani bir uçurum. Tesadüfen yol kenarında bulunuyorsunuz ve bir aracın hızla yaklaştığını görüyorsunuz. Ne yaparsınız? E, can kurtarmak için elinizi kolunuzu biraz sallamayı esirgemezsiniz herhalde. Peki, aracın içindekilerin katil, faşist, insanlık düşmanı olduğunu biliyorsanız? O güne kadar birçok insana yaşattıkları büyük acılara her an yenilerini ekleyebilecek kişilerse? Evet, hiçbir ...

devamını okumak için tıklayınız

Edebiyat yasaklansa ne değişir?

Edebiyat yasaklansa ne değişir?

“Kültür ve sanatta bize ‘en iyi’ diye sunulanlar esasında sadece seçim sürecini tekelinde bulunduran güçlerin bize uzattığı menüdeki tercihlerle sınırlıdır.” Umberto Eco Yarın Türkiye’de fırıncılar çalışmasa milyonlarca insan aç kalırdı. Yarın otobüs sürücüleri grev yapsa on binlerce insan gitmek istedikleri yerlere gidemezdi. Yarın sağlık çalışanları işlerini bıraksa, yüz binlerce insan sağlık ...

devamını okumak için tıklayınız

Gece Güneşi – Karin Karakaşlı

İki kardeşin sevgi dolu,
baharat kokulu öyküsü!

Çağdaş edebiyatımızın genç kalemlerinden Karin Karakaşlı, sevilen gençlik romanı Ay Denizle Buluşunca’nın ardından ilk kez küçükler için yazdı. İki kardeşin sıcacık sohbetlerine tanıklık eden öykü, anasınıfına giden ve sınırsız bir hayal gücüne sahip küçük Arda’nın, ablası Arya’nın sabrını sınarcasına sıraladığı bitmez sorularıyla renkleniyor. Okur, hem Arda’nın sorularına yetişmeye hem de oyunlarına zaman ayırmaya çalışan Arya’nın haline, aklından geçenlere ve Arda’nın yaratıcı doğasına gülümserken; kitabın yücelttiği “kardeşler arası iletişim” ve “aile içi uyum” kavramları üzerine düşünüyor. Kitap, illüstratör Şirin Dağtekin Yenen’in renkli resimleriyle bezeli.

Arda için Güneş, geceleri de çıkabilir. Hindistan’ın asıl adı neden “Hindisyan” olmasın? Baharatlarla yapılan iksirler, Ay’daki dinozorlara iyi gelebilir. Bir gün birileri Ay’ı çalabilir ve geri getirmeyebilir. Öğretmen anneleri, onlar dururken neden başka çocukların sınıfına giriyor?.. Arda’nın hayal gücünün de, sorularının da sonu yok! Ama ablası Arya yanında olmasa, ne bu soruları sormanın ne de cevaplar aramanın keyfi kalır! Ya Arya? Bunca soruya cevap yetiştirmek, Arda’nın ablası olmak kolay mı?..
(Tanıtım Bülteninden)

İlham veren bir kitap – Sema Aslan
(28/10/2011 tarihli Radikal Kitap Eki)
Karin Karakaşlı’nın ilk çocuk kitabı ‘Gece Güneşi’, ideal bir ilişkiler düzeninin çocuk dünyasındaki temsili niteliğinde. Kitap, bazı kavramları tekrar kullanıma sokuyor. Emek, sabır, anlayış, sevgi, saygı…
Öykü, roman, şiir, deneme ve inceleme kitapları bulunan, Agos ve Radikal gazetelerinde köşe yazıları yayımlanan, edebiyatın yanı sıra bir öğretmen olarak da ?dil?le ilişkilenen Karin Karakaşlı, ilk çocuk kitabıyla da çok şey yapıyor, çok şey söylüyor. Kendisi hakkında yazılan eleştirilerde genel olarak hüzünlü bir üslûba vurgu yapılır. Ancak Karin Karakaşlı?nın edebiyatı bana kalırsa ?naçizane, açıkyüreklidir. Yaşadığımız dünyadan ümidini kesmemiş, her bir odasında bomba patlamışçasına tarumar edilmiş bu kocaman evde hayatı sürdürebilmek için çözüm yolları arayan bir üslup, bir yaklaşım, bir cesaret.

Baharatların evi
?Gece Güneşi?, biri ana sınıfı diğeri ilkokul öğrencisi iki kardeşin ilişkileri ekseninde bazı kavramları tekrar ?kullanıma sokuyor?. Emek, sabır, anlayış, sevgi, saygı? Kesinlikle ideal bir aile yapısı kurmuş Karakaşlı; anne öğretmen, baba diş hekimi, akıl topu çocuklarsa mutlu. Anne babaları onları hakikaten ?insan yerine? koyuyor ?aslında bireyselliklerini teslim ediyor. Çocuklar, kendilerini ifade ederken buradan aldıkları özgüvene yaslanıyor; bu, ilişkilerine de yansıyor. İnsana biraz dokunuyor bu tablo, çünkü ?maalesef, geneli yansıtmıyor. Bizim toplumumuzda kendilerine ait dünyaları olan çocukların sayısı, çok değildir herhalde. Bir dünya kurmak, kendinle ve çevrenle barışık olmanı önceler çünkü. Önce aile içinde, sonra mahallede, az sonra da toplum nezdinde baskılanan çocuklarız biz. En bize ait olan yer, sokak bile artık bize ait değil ?bırakın atölyeye çevrilmiş odaları, gizli geçitleri, sırlı bahçeleri?
Arya ve Arda, birbirlerine derin bir sevgiyle bağlı abla ? kardeş. Arada didişseler de birbirlerinin gözlerinin içine bakıyorlar. Arda, ana sınıfı öğrencisi; çok sevdiği bir dünyası var, üzerindeki ülkeleri tanıyor, onları uzun uzun seyretmekten hoşlanıyor. Tıpkı yaşadığı dünyayı da tanıması gibi ? iyileşemeyen hastalara, kaybolan eşyalara vs. bakıyor ve bir yerlerde bir sorun olduğunu anlıyor. Gökyüzü ve yuvarlak dünyası ona ilham veriyor; gece uykusundan uyanıp gördüğü dolunay, onun güneşi oluyor. Küresinin üzerindeki Hindisyan ise tüm sorunlara çare diye yapacağı iksirler için gerekli olan baharatların evi. Arda, insanlığın bir türlü çözüme ulaştıramadığı tüm sorunları, yaptığı iksirlerle ortadan kaldıracak, dünya daha yaşanılası bir yer olacak.
Arya, bu noktada devreye giriyor. Kardeşine hayat bilgisi dersinden öğrendiklerini anlatıyor. Gece güneşinin aslında dolunay olduğunu söylüyor, Hindisyan?ın aslında Hindistan olduğunu ve oraya gitmenin zorluğunu falan anlatmaya kalkıyor ama az sonra o da fark ediyor ki, dolunay gece güneşi olabilir; baharat zengini Mısır Çarşısı da Hindisyan!

Bekleme resimleri
Küçük bir hikâye bu. Çocuksu bir hayalin anlatıldığı küçük bir hikâye. İki kardeşin ilişkileri, ebeveynin bu ilişkideki konumu ?çocukların hayallerine konumlanışları daha çok- bu küçük hikâyeyi besliyor, büyütüyor.
Karin Karakaşlı, eğlenceli ?hatta bazen muzip bir dil kullanmış. Kardeşlerin sevgisi o kadar sahici ki, insan çocukluğunda kendi kardeşine yaptığı ?hainlik?ten utanıyor! Resimlerse çok canlı. Şirin Dağtekin Yenen, hakikaten neşeli, eğlenceli resimler çizmiş, kolajlar yapmış. Hikâyeyi destekleyen değil, hikâyeyi anlatan resimler. Mesela çocukların resim yaptığı bir sahne var ki, şahane. Fikir de resim de. Arda, ablasının ödevleri nedeniyle odasına kapandığı saatlerde onun için ?bekleme resimleri? yapmaktadır, o resimlerden birinde üzüm çöplerini kullanarak yaprakları düşmüş ağaçlar yaratır. Arya hayran kaldığı bu tasarıma küçük pamuk toplarıyla katkıda bulunur, ağaçların dallarına kar düşer?
Özetle, hikâyesi, dili, resimleri ve tasarımıyla sıcacık bir kitap olmuş ?Gece Güneşi.?

Kitabın Künyesi
Gece Güneşi
Karin Karakaşlı
Günışığı Kitaplığı / İlk Kitaplar (3-8 Yaş)
Resimleyen : Şirin Dağtekin Yenen
Editör : Mine Soysal
İstanbul, Ekim 2011, 1. Basım
92 sayfa

One Response to Gece Güneşi – Karin Karakaşlı

  1. ayse diyor ki:

    çok uzun ama çok güzel

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>