Gerçek Hesap Bu – Nejat İşler “Söze gerek var”

gerçek_hesap_bu

“Adım Nejat, soyadım İşler. Yıllardır makara malzemesi olan, Steve Jobs’la akrabalığa kadar giden soyadımın hikâyesi çok basit aslında. Rahmetli dedem ayakkabı sayacısıydı çünkü. İnebolu’da öğrendiği mesleğini, İstanbul Feshane Fabrikası’nda devam ettirmişti. Soyadı Kanunu’yla beraber, bu mütevazı ismi almıştı ailesi için. Yıllar sonra da yanında çalışan kalfasının kızını alacaktı babama…

Benden üç yıl önce ablamı dünyaya getiren annem, 365 adet olan sene günlerini beğenmemiş olacak ki, artık saatlerden oluşan ve dört yılda bir denk gelen 29 Şubat akşamı, Eyüp Devlet Hastanesi’nde beni doğurmuş. Annem ve babam, ben doğmadan evvel, ismimin “Nejat” olması konusunda anlaşmış. En sevdikleri film olan Samanyolu’nun baş erkek karakteri. Fakat dedem, herkesi atlatıp soluğu Nüfus Müdürlüğü’nde almış ve adımı “Necat” olarak kaydettirmiş.
Kandillerde ve özel günlerde okunan mevlidin adı olduğu için…
Efendim, mevlid, 1409 senesinde, Süleyman Çelebi tarafından, Hazreti Muhammed’in ululuğunu anlatmak amacıyla yazılmıştır. İsmi, “vesiletü’n necat”tır.
Yani “kurtuluş vesilesiyle”. Çok iyi bir dindar, üstelik bir işçi semtinde az rastlanan bir konum olan “hacı” mertebesine sahip Hacı Ahmed’in bu davranışına, kimsenin gıkı çıkmamış tabii. Ben de dedeme olan hürmetimden, o bir harfi değiştirmeyi hiç düşünmedim.
Annemle babamı, resmî olmayan durumlarda “Nejat” ismini kullanarak teselli ettim. “Necat”, Arapça kurtuluş, Farsça aslı “nijad” olan “Nejat” ise soylu anlamına gelir ve “nijad”, Ortadoğu coğrafyasında, genellikle kız çocuklarına verilen bir isimdir.
Böyle işte… Çocuklarınıza isim verirken dikkatli olunuz. Zira isim, biri seslendiğinde dönmenize yarayan bir sedadan başka bir şey değildir… ” (“İsmin Hikayesi” adlı bölüm)

KİTAPTAN BİR BÖLÜM DAHA

BAŞLARKEN
Telefonu kapattım. Hemen sigara yaktım. Derin bir nefes aldıktan sonra, rakımdan bir yudum çektim.
Sevgilim Rus salatası yapmıştı, bir çatal da ona bandırdım. Hayatın acayip şeylere gebe olduğunu yakından deneyimlemiş bir herifim. Biraz önce telefondaki ses, hiç aklımdan geçmeyen bir fikir verdi bana. “Yaz,” dedi, “basalım,” dedi. Kontrat yaptım hemen, “Telifi Gümüşlükspor’a gider,” dedim. “Hay hay,” dedi. Futbol sevdalısı olduğu için telifi de bolca tuttu. Dergilere yazdıklarım ilham vermiş. Bunların üstüne, aforizma tarihindeki bütün laflar bana mal edilince, geçer akçe bir lavuk olmuşum. Rakının teri bitmeden kararımı verdim. Aradım, “Konuşalım,” dedim. Atladılar geldiler köye. Mevcutlu mülakat istemiştim, Çarşı’nın Bavul’u yanlarında. Bırak birlikte gözüm kapalı kavgaya girmeyi, yan yanayken aldığım nefesi bile kutladığım Önder Abay ve Süpermen Zihni rehberlik yapacaklar bana. “Krem dö la krem…”
Maç seyrettik, içki içtik, muhabbet ettik. Can Öz, Yeniçarşı’dan komşum zaten. Emre desen, en sevdiğim adam modeli. Çocuk bakışları hızlıca anlaşmamızı sağlıyor. Bir de o kadar uğraşmışım storyteller olmak için. Tencere kapağız, yemeğin kokusu şimdiden nefis.
Üstüne bir de şampiyon olduk mu! Kıllanıyorum artık, her şey bu kadar kıyak gidemez diye…
Eğitimini almadığım hiçbir şeyde iddiam yok. En güzel yazarlık mesleği tarifini Çetin Altan’dan duymuştum:
“Birini, boş kâğıtlar ve sivriltilmiş kalemlerle bir odaya koyun, eğer oradan karnını doyuracak malzemeyle çıkarsa, işte yazar odur.”
Allah’a şükür, sıtkı sadakatle uğraştığım bir mesleğim var. Yazarlık benim için yan bir uğraş. Çok da uzak değil ama. Okumaya da, yazmaya da beş yaşımda başladım. Yazdığım ve sahnelenen üç oyunum var.
Senaryolarım var sırada. Bir de manitalara iyi yazarım…
Eğer, bu kitap harbiden basılırsa, ilk yazdığım yazı bu, bilin. Kahramanları uydurma olan gerçek hikâ­yeler anlatacağım. Umarım her okuyana ilham verir, okuyan kalem tutmaya başlar ve umarım bana olduğu gibi şahane dostlarla buluşur…
Allah zihin açıklığı versin…

NEJAT İŞLER KİMDİR?
Nejat İşler, 29 Şubat 1972’de İstanbul Eyüp’te doğdu. Sırasıyla, Eyüp Ebussuud Efendi İlkokulu’nu, Cağaloğlu Anadolu Lisesi’ni, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Sahne Sanatları Bölümü Tiyatro Ana Sanat Dalı’nı bitirdi. Eğitimine devam ederken dizilerde oynamaya başladı. İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda çalıştı. Aynı zamanda Teşvikiye’deki Tezgah’ı açmaya devam etti. Arkadaşlarıyla beraber, Kahramanlar ve Soytarılar adlı bir tiyatro grubu kurdu. 2002’de, ilk başrolünü oynadı ve “meşhurlar dünyası”na girdi.
Pasaportundaki meslek bölümünde “aktör” yazıyor. Bodrum Deneme Sahnesi adlı tiyatro grubunun kurucularından. Şu anda Gümüşlükspor Kulübü’nün başkanı. İstanbul ve Gümüşlük’te Tezgah’ları var. Her şeyin başladığı yer olan Teşvikiye’ye de dönme planları…

KİTABIN KÜNYESİ
Gerçek Hesap Bu
Nejat İşler
Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 184
Baskı Yılı: 2016

İÇİNDEKİLER
Başlarken.11
İsmin Hikâyesi 15
Dedemin Ramazanı 19
Bazı Erkekleri Anlama Kılavuzu 23
Devlet! Babam Geldi.33
Kuşpalazı 41
“İşçisin Sen İşçi Kal” 45
Okulun Bitiş Zili Çalıyor 49
“Evladıma Miras Bu Sevda” 53
Amatör Güzeldir 57
Doktor 61
Akusta 71
Askerlik 81
Bir Otostop Hikâyesi: “Thelma ve Louise” 85
Erken Dönem İş Hayatı Denemeleri 93
Tezgah Anıları: Haydar Dümen 103
Tezgah Anıları: Cinayet Mahalli 109
Tezgah Anıları: Fotoğraf 113
Korsan 117
Tezgah Yanıyor 121
Neden Gümüşlük? 125
Neden Oyunculuk? 135
Savaş Abi 143
Zamansız 149
Kangal 153
Barda 159
Behzat Ç.: Bir Ankara Tesadüfü 165
Kaybedenler Kulübü 173
Derin Uyku 179

Oyuncu, kitap aşığı ve kulüp başkanı Nejat İşler, Gerçek Hesap Bu! kitabıyla aramızda. Gümüşlükspor futbol takımının başkanlığını yürüten ve aynı zamanda kendini Gümüşlüklü olarak gören Nejat İşler, hayatından damıttığı anlatıları kaleme aldığı kitabının telif geliri, Gümüşlükspor’un geliştirilmesi için kullanılacak.

İçten üslubu, hesapsız dili ve sakınmadan kaleme aldığı anılarıyla kişisel bir yüzleşme de olan Gerçek Hesap Bu! kitabında, “kahramanları uydurma olan gerçek hikâyeler” anlatıyor. Hayatı, dostlukları ve tutkuları yücelten yaşantılar; yüreklere kazınmış sözler okuyucuya ilham verecek…

Yorum yapın

This site is protected by wp-copyrightpro.com

Daha fazla Anlatı
Dostoyevski’nin kumar ve sara hastalığı

Dostoyevski ve kansının yurtdışında geçirdiği yıllara, özellikle de ilk dönemlere, Dostoyevski'nin kumar ve sara nöbetleri damga vurmuştur. Bunların her ikisi...

Kapat