Gregor Samsa, sabah uyandığında böceğe dönüştüğünü gören çağdaş insan tipidir.

DönüşümFranz Kafka’nın önemli eserlerinden biri olan Dönüşüm, insanın çeşitli toplumsal ve bireysel sebeplerden dolayı iletişimsizliğini, insanın kimliğine yabancılaşmasını anlatan bir romandır. Bu yabancılaşmayı Gregor Samsa karakteri üzerinden yapar. Samsa sabah uyandığında böceğe dönüştüğünü gören çağdaş insan tipidir.

Roman Samsa’nın böcek olarak uyanmasıyla başlar. Ailenin ona bakışını, bu hale nasıl geldiğini ve kendisinin düşüncelerini iç konuşmalarının sayesinde anlatır. Sonra bazı duyularını kaybeder, iyice iletişim kuramaz olur. Artık o korkulan bir varlıktır. Ve babasının fırlattığı elmanın sırtında yara açmasıyla ölür.

Romanın anlattığı aslında Gregor Samsa değildir. Onu bu hale getiren ve bu haldeki durumuna bakış işlenir romanda. Gregor Samsa’nın dönüşümünü bu anlatılanlar üzerinden tahlil edecek ve ailenin ona bakışını romandan alıntılarla anlatacak olursak durum şöyledir:

Roman Samsa’nın böcek olarak uyanmasıyla başlar. Samsa ailesini geçindirmek zorunda kalan ve amacı ailesinin borçlarını ödemesini sağlayan bir gençtir. İşinden şikayetçi, bunalmış ve sıkılmıştır. İşindeki samimiyetsizliği ve gündelik ilişkileri şöyle açıklar: “(…)insanlarla sürekli değişen, asla süreklilik kazanmayan, hep içtenlikten uzak ilişkiler kurmak zorunluluğu gibi sıkıntıları da var.”(s.20). Samsa’nın işi yıpratıcı, samimiyetsiz ve yorucudur. Ama o buna katlanmak zorundadır. Çünkü ailesinin borcu karşılığında çalışmaktadır. Amacı bu parayı biriktirip patrona ödemektir. Ve işten sıkıldığını, çalışmak istemediğini şöyle anlatmaktadır: “annemle babam yüzünden kendimi tutuyor olmasaydım eğer, işimden çoktan ayrılardım.”(s.21). Gregor Samsa işte bu halde çalışmaktadır. Bunun psikolojik ve fiziksel yorgunluğu ve bunalmışlığıyla sabah böcek olarak uyanmıştır.

Samsa’nın işe geciktiği için patronu eve gelince bütün sorumluluğu ortaya çıkıyor. Bulunduğu hali düşünmeksizin hala ailesini ve üzerindeki sorumluluğu düşünerek hareket eder ve eskiye dönme umudu taşır. Aklı hala ailededir. İşini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalmıştır. Ama bu korku ailenin durumundan kaynaklanmaktadır. Patron, Samsa’nın evine gelince ve konuşmaları dinleyince Samsa’nın ruh hali şöyledir: “İşini yitirme tehlikesiyle karşılaştığı ve böyle bir durum olduğu takdirde patron annesiyle babasından eski alacaklarını yine isteyeceği için mi?”(s.28) Samsa bu halinden bile aklı ve düşüncesi ailededir. Bunun için eskiye dönme umudu vardır. Bu umut, “Öte yandan annemle babamdan ve kız kardeşimden de ben sorumluyum. Güç bir durumdayım ama yine düzlüğe çıkacağım.”(s.35) diye anlatılmıştır. Böcek halinde bile sorumluluğunun farkındadır. Adeta bu sorumluluk onu kuşatmış ve kıstırmıştır.

Samsa’nın bu durumunda ve boğucu psikolojisinde ailenin tutumu da önemlidir. Samsa evde içe kapanmış bir ruh hali içindedir. Aileyle fazla iletişim içinde değildir. Bu durumu romanda şöyle anlatılmıştır: “Kendinizi odanıza kapatıyorsunuz, sorulanlara yalnız evet ve hayır diye yanıt veriyorsunuz.”(s.29)

Samsa’nın böceğe dönüşmüş olduğunu ilk başta kimse bilmez. Çünkü kapı kapalıdır ve ilk önce görmezler. Eve patronu gelince kendini göstermek ister. Kilidi ağzıyla açmaya çalışır ve ağzından sıvılar gelir. Herkes onu görünce şaşırır. Patronu korkar kaçar gider. Annesi ve kız kardeşi üzüntüyle bakar. Fakat babası onu odasına kovalar ve korkutarak kötü davranır. Ailenin tavrı bu olaydan sonra yavaş yavaş değişmeye uğrar. Bu değişim romanda, “Sabahleyin, kapılar kilitliyken herkes yanına gelmek istemişti, şimdi, yani Gregor kapılardan birini açtıktan sonra ve ötekiler de gündüz herhalde açılmışken, artık gelen giden yoktu ve anahtarlar da şimdi kilitlere dışarıdan sokulmuştu.”(s.42) diye geçer.

Samsa artık odasında yalnızdır. Sadece kız kardeşi yiyecek bırakmak için girer odaya. Bu yiyeceklerden yer ve artık yiyecek ve yemek duyarlılığı da değişir. Kız kardeşi bu süreç içinde Samsa’ya en yakın duran kişidir. Annesi girmez yanına fakat oğluyla ilgili düşünceleri umutludur. Samsa’nın odasına sadece kız kardeşi girer. Anne ve baba girmez odaya ve onlara göre Samsa yadırganan oğuldur. İlerleyen günlerde annesi kızıyla beraber girer odasına. Anne hala umutludur bu umudunu eşyalar hakkındaki konuşmasında şöyle dışa vurur: “Bence en iyisi, odayı eskiden nasıl idiyse aynen öyle korumaya çalışmamızdır, böylece Gregor yine aramıza döndüğünde her şeyi eskisi gibi bulur, arada olup bitenleri unutması da o ölçüde kolaylaşır.”(s.54)

Samsa’nın üzerinde olumsuz etki ve kötü davranış sergilediği “baba” karakteri Kafka’nın diğer eserlerinde de yer tutar. Romanda da baba gaddar, anlayışsız ve Samsa’yla iletişimi olmayan bir kişidir. Samsa’dan umut kesilince ve evde olumsuz izlenim uyandırınca babası Samsa’ya elma fırlatır ve ölümüne sebep olacak yarayı açar. Kafka, gerçek hayattaki “baba” karakterini romanda yansıtmıştır.

Samsa’nın çalışamamasından sonra çalışmaya kız kardeşi başlar. Kız kardeşi bu iş temposuna kendini kaptırınca hem kendine hem de Samsa’ya olan bakışı değişmeye başlar. Samsa’nın yaşadığı iletişimsizlik kız kardeşine geçiyor. Bu halleri ve evdeki durum şöyle anlatılmıştır: “…annesi ışığın altında iyice önüne eğilmiş olarak, bir modaevi için ince işli çamaşırlar dikiyordu; bir tezgâhtarlık bulmuş olan kız kardeşi de, belki ilerde daha iyi bir işe geçebilirim ümidiyle, akşamları steno ve Fransızca çalışmaktaydı. Babası bazen uyanıyor ve yine hemen uyuyuveriyordu.”(s.64) Kız kardeşinin fikirleri öyle değişiyor ki artık Samsa’ya düşmanca davranıyor. Kız kardeşi, babasından da ileri giderek Samsa hakkında “Şimdi ise bu hayvan peşimizi bırakmıyor, kiracılarımızı kovuyor, görünüşe bakılarsa bütün evi kendisi kullanmak ve bizi dışarı atmak istiyor.”(s.77) diyor. Kız kardeş babasının yanında yer almış ve sadece anne Samsa’dan umutludur.

Samsa o elmaların açtığı yarayla birkaç gün sonra ölür. Onu öylece cansız görünce annenin şefkatinden eksilen bir şey yoktur. Baba rahatlamış ve bir nevi sevinmiştir. Samsa’yı yerden süpürürken ki şu durum bu görüşümü destekler biçimdedir: “Bayan Samsa süpürgeyi geri çekmek istermiş gibi yaptıysa da, vazgeçti. “O halde,” dedi Bay Samsa, “şimdi Tanrı’ya şükredebiliriz.”(s.80)

Romanda Samsa ölünce onun yerini kız kardeşi Grete alır. Artık o tempo ve sorumlulukta dönüşümünü bekleyen bir insandır.

Romana genel olarak bakacak olursak Gregor Samsa kendini işe vermiş, sorumluluklar altında çalışan modern insan tipidir. Dönüşüm, iş hayatının düzensizliği, iletişimsizliği, tek düze, gündelik ve karmaşık ilişkilerin getirdiği bunalmışlık ile bunun dışa vurumunu ortaya koyan bir eserdir. Bireyin hem kendine hem de çevresine yabancılaşmasıdır asıl konu. Samsa çalışırken herkes iyi davranır ama çalışamayınca herkes onun ölümünü bekler. Romanda tüketim üzerine kurulan toplumdaki bireyi canlandıran Samsa’dır. Bu toplum içinde tükenen de odur. O iş kaygısından ve sorumluluğundan dolayı iletişimsizlik yaşayan, hayatı tek düze olan yeni dünya insanıdır. Aynı ailesinin verdiği tepki gibi çalışmayanı, üretmeyeni yutan ve toplum dışına iten bir çağın bireyidir. Bu roman bu çalışmanın, iş temposunun yol açtığı yabancılaşma, iletişimsizlik, uyumsuzluk ve ayak uyduramama sorununu gerekçeleriyle anlatmıştır. Samsa ise bu birey fertlerinden biridir. Bu bireye olumsuz bakan toplumu ise aile kurumu üstlenmiştir. Yani roman günümüzde makineleşen ve tek düze kurulan ilişkileri ve sonucunu anlatmaktadır.

Kafka, Dönüşüm romanında belki de Gregor gibi dönüşüme uğrayan ve sesini duyuramayan insanların çığlığını duyurmakta ya da kendi çığlığını atmaktadır!

Serdal Keskin
http://kitapeki.com/ 2 HAZİRAN 2016

Dönüşüm
Yazar: Franz KAFKA
Çeviri: Ahmet Cemal
Sayfa Sayısı: 104
Can Yayınları

Yorum yapın

This site is protected by WP-CopyRightPro