Gülten Akın: Ahmed Arif’in şiiri, onurun ve alçakgönüllülüğün, derinliğin ve yalınlığın şiiridir.

ahmed_arifHASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM: Ahmed Arif’in şiirine, umudun, inceliğin, korkusuzluğun şiiri demişler. Ekleyeceğim: Onun şiiri, onurun ve alçakgönüllülüğün, derinliğin ve yalınlığın bile şiiridir. Bu özellikler sonradan edinilme değil, doğulunun geleneksel özellikleridir. Akıl ve yürek bir olmuştur. Hayat, en acı, en umutlu deneylerini sermiştir. O yirmi şiir yazılmıştır.

Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğruna ölümlere gidip geldiğim,
Zulamdaki mahzun resim,
Haberin var mi?
Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş,
Karanfil kokuyor cıgaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin…
(İçerde)

Şiirde haberi verilen olay nedir? Dağlarına bahar gelmiş memleketimin. Görünüşte ozan, şiiri bu son dizeyi söylemek için yazmış. Ama biz o dizeyi biriktiren öteki sekiz yalın dizeden bir koca dram çıkarıyoruz.

Bir ağır hükümlü, yalnızlığı yüzünden nesnelerle söyleşir. Taş duvarla, demir kapıyla, kör pencereyle. Bu nesneler onu çevreleyen nesnelerdir. Duvarın ayırıcı görevine karşılık, kapı­nın pencerenin birleştirici görevi de vardır. Ama, mapusluk bir sıkıyönetimdir. Yok sayar dışa açılmayı. Pencere, kapı duvar aynı sıraya dizilirler. Duvar, taş, kapı, demir, pencere kördür çünkü. Yazar öfkesini, o nesneleri kendinden uzak tutarak, kö­tü niteliyerek açıklar. Yastık, ranza, zincir ise ”benim” dir. “Yastağım”, “ranzam” dedikten sonra, “zincirim” de der. Zincir, kö­tü nitelenecek bir nesne olmaktan çıkmıştır. Uzun süre beraber olunduğu, alışıldığı belirlenir. Bunlara bir de “zulamdaki mahzun resim” katılır. “Haberin var mı” sorusu, bir sevinci anlatır.

Mapus, yalnızlığının bir parçası, hatta kendisinin bir parçası olan nesnelerin dışına çıkar bu soruyla. Bu bir dostluk anlatı­ mından çok bir başkaldırma, bir karşısına geçme’dir. Bir sıçrama olur. Kapı, kör pencere, malızun resimden, “Yeşil soğan”, “Karanfil kokan cıgara” ya. Bıkkınlık, yerini umuda, ilgiye bı­rakır. Soğanın yeşil rengi, karanfil kokusu, dışanyla bağlantı kurdurmuştur. “Görüşmecim” de, yeşil renk ve karanfil kokusu ile birlikte karşı ağırlıktadır. Denge bu yüzden, umuda, ilgiye doğru bozulur: “Dağlanna bahar gelmiş memleketimin”.

Şiirde yaşayan kişi ozanın kendisi de olabilir. O zaman uğruna ölümlere gidip geldiğim/ Zulamdaki mahzun resim./ Bir sevgiliden çok, inancın simgesi bir resimdir. “Karanfil”, aşk için de, inanç için de kullanılan bir simgedir. O yüzden sır vermez bir sözcüktür burada. “Ölümlere gidip gelmek” ise aşk yüzünden de, inanç yüzünden de olabilir. O da sır vermez. Ancak, kitaptaki şiirler düşünülürse, ozan burada da hem aşkı, hem inancı birlikte ansıtmak istiyor olabilir. Ayrıca, kendisini aşk yüzünden mapus olmuşun yerinde düşünebilir.

Kaynak: Gülten Akın Şiir Üzerine Notlar YKY

Yorum yapın

This site is protected by WP-CopyRightPro