Halk Çağı’nın Şairi Ali Yüce’nin 1. Ölüm Yıldönümü

ali_yüceHALK ÇAĞI’NIN ŞAİRİ ALİ YÜCE’NİN 1. ÖLÜM YILDÖNÜMÜ ANMA PROGRAMININ SUNUŞ METNİDİR.

(29 Nisan 2016 Cuma günü Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Halk Çağı’nın Şairi Ali Yüce’yi Anma” etkinliğiyle ölümünün 1. Yıldönümünde Yayladağlı öğretmen-şair-yazar Ali Yüce anıldı. Müslüm Kabadayı’yla Özgül Kılıç’ın sunumunu yaptıkları anmaya, oğlu Prof.Dr. Galip Yüce, Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı Yekta Güngör Özden, Prof.Dr. Tahir Hatiboğlu, şair-yazarlar Abdullah Özkucur, Remzi İnanç, Attila Aşut, Ahmet Özer, Erdal Atıcı, Ahmet Yıldız, İbrahim Tığ, Ayşe Kaygusuz, Adnan Özveri, Osman Namdar, Ali Günal, Davut Köksoy ve onlarca şiirsever katıldı.

Ali Yüce’nin yaşamından, kitaplarından, kendisiyle ilgili yapılan etkinliklerden fotoğraf ve görüntülerin sunumuyla başlayan programda Yüce’nin şiiri üzerinde duran Ahmet Özer, “Ali Yüce çağdaş Nasrettin Hoca’dır ve şiire zengin bir humor katmıştır. O, şiiri de ustaca tanımlamıştır. ‘Şiir, annesiz bir bebeğin boşluğu emmesidir’ diyerek, duyarlığımızı harekete geçirmiştir.” dedi.
Yayıncı ve yazar Remzi İnanç, anılarıyla süslediği konuşmada, “Ali Yüce, içtenlikli ve çalışkan bir şair olmanın yanında dostluklarını da sağlam biçimde örerdi.” dedi.
Prof.Dr. Tahir Hatiboğlu, şairin birkaç kitabını yayınladığından ve Ali Yüce’nin inceliklerine tanık olduğundan söz ederek, Remzi İnanç’a yazdığı şiiri okudu. Yusuf Şaylan da, Ali Yüce’nin “Mürselekli Kadınlar”a yazdığı şiiri besteleyen büyük ozan Ruhi Su’ya okuduğu şiiri seslendirdi.
Oğlu Galip Yüce, anmayı düzenleyenlere ve babasının dostlarına teşekkür ettikten sonra Ali Yüce’nin Şiir Sıcağı’yla Anamı Arıyorum şiirlerini bağlamasıyla seslendirdi.
Müslüm Kabadayı da “Şeytanistan” romanının iki temel özelliğine değindi. “Bir anı roman olarak Şeytanistan, gerçekçi edebiyatımızın toplumsal dokuyu hem ekonomik hem de sosyolojik açıdan ustaca veren yapıtlarından biridir. Çocukluğu Fransız işgal yıllarında geçen Ali Yüce bu romanında bir yandan emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçilerinin iç yüzünü ortaya koyar, diğer yandan da toplumun yoksullaştırılıp cahilleştirilerek sömürülmesine karşı Köy Enstitüleriyle başlayan aydınlanma sürecini anlatır.” dedi.
Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı Erdal Atıcı da, “İş içinde eğitimle yetişen Ali Yüce, Abdullah Özkucur gibi öğretmenlerimiz hem üretken ve yaratıcı hem de halkçı bir çizgide mücadeleleri sürdürmüşlerdir.” dedi.
Abdullah Özkucur, Yekta Güngör Özden, Arslan Kavlak, Selim Sevim ve Necmettin Tazeaslan’ Ali Yüce’den anılar aktarmalarıyla program sonlandırıldı.)

Programın sunum metni aşağıdadır.

Müslüm : SEVDALI SÖZCÜKLER
Beni tanımadın mı dedi
Bir sözcük bir sözcüğe
Çevir zamanın sayfalarını
Belleğini iyi yokla
İyi bak gözlerimin içine
Anılar devşir yüzümden

Bir yağmur sonrasıydı
Yan yana düşmüştük hani
Bir şiirin ilk dizesinde
Göz göze gelmiştik birden
Bir şey kımıldamıştı içimizde
Sonra sürülmüştük şiirden
İzinsiz öpüştük diye

Anımsadım dedi öbürü
Elin elime değince
Bindim sevdanın mor atına
Gittim ta eski günlere
Küçüldükçe büyüdü hüzün
Adını bilmediğim bir şey
Çıt diye kırıldı içimde

Ne acılar çektim bilsen
Nelere katlandım gurbette
Senetlere tutanaklara
Mahkeme kararlarına geçtim
Yıllarca ad oldum bir kötüye
Bir an bile unutmadım seni
Göz göze gelmedim hiç
Senden başka bir sözcükle

Sesin sesime değince
İçimdeki süt denizleri
Köpürmeye başladı gene
Öpüşe banınca dudaklarımızı
Kendi kokusunu duydu yosun
Şiirin gizli aynasında
Kendi rengini gördü menekşe

Haydi gel dedi
Dişi sözcük erkek sözcüğe
Başka bir şiire girelim
Görünmeden ozan abiye

Sevgili Yüce Ailesi, Halk Çağının Şairi Ali Yüce’nin Dostları,
Yaşamını insanın eşitliği ve özgürlüğü için eğitime ve şiire adamış olan Ali Yüce’nin 1. Ölüm Yıldönümünde onu anma programımıza hoş geldiniz, onur verdiniz.

Özgül : OLMACA

Ben çocuk olsaydım eğer
Kav çakmak satardım
Bulut amcalara
Pamuk şekeri alırdım yerine
Patlamış mısır alırdım

Ben çiçek olsaydım eğer
Hiç saksı giymezdim ayağıma
Ödünç kanat alırdım
Güvercin teyzemden
Barış uçardım üstünüze

Ben ırmak olsaydım eğer
Altıma saklamazdım ayaklarımı
Öyle yaklaşmazdım denize
Düşmana yaklaşır gibi
Sürüne sürüne

Ben tüfek olsaydım eğer
Patlamazdım kimsenin üstüne
Bir tetiğimden utanırdım
Bir de eğri parmağından
İnsan amcaların
Diyen büyük şair Ali Yüce’nin yaşamından kesitler içeren fotoğraf ve görüntülerle başlıyoruz anma programımıza.

Müslüm : DERSİMİZ SEVGİ

Nesine bahar nesine bahçe
Ötmesiz bir kuşun
Neylesin al yanak
Gamze ne yapsın
Gülmesiz bir kıza
Değil mi Karacaoğlan

Kullana kullana
Kirlettik her şeyimizi
Aşındırıp eskittik işte
Kala kala bir bu kaldı
Sevgi kaldı elimizde
En sağlam dinimiz
Değil mi Yunus Emre

Dinleyin beni çocuklar
Binmeyin bu kör gemiye
Bu can çekişen denizi
Götürüp koyun yerine
Kiklop amcalara bakmayın siz
Binlerce göz her birinizde
Değil mi Homeros
Sirenler de kim oluyormuş
Değil mi Ruhi Usta

Yalnızlık da kim oluyormuş
Haydi bakalım çocuklar
İniyoruz bu başsız dağdan
Ayrılık da kim oluyormuş
Boyuyor kendi kendini gurbet
Gözlerinizin rengine
Değil mi Nazım Usta

Yer yorgun gök yorgun
Suya sıkılmış bulutlar
Çıkıyoruz bu üzümsüz bağdan
Haydi bakalım dostlar
Azrail de kim oluyormuş
Kim oluyormuş Hızır Paşa
Binlerce can her birinizde
Acıyın cellatlarına
Değil mi Pir Sultan

Yer dargın gök dargın
Kala kala bir bu kaldı
Sevgi kaldı elimizde
En güleç dinimiz
Haydi bakalım çocuklar
Çıkıyoruz bu çirkin dağdan
Merhaba diyoruz insanlara
Öfke de kim oluyormuş
Pinochet amcalara bakmayın siz
Değil mi Neruda

Evet, yüreğimizdeki sevgiye bile göz diken paranın saltanatına şiir okuyla karşı koyan Ali Yüce’nin şiir sanatıyla ilgili özlü konuşmasını yapmak üzere, şair Ahmet Özer’i huzurlarınıza davet ediyorum.

Özgül: Şair Ahmet Özer’e, bu derinlikli değerlendirmesi için teşekkür ediyoruz.

Ali Yüce, “Sevgim Servetimdir” şiirini şöyle bitirir:

İndim Mikelanj uçağından
Şiirimin toprağına ayak bastım
Toprak mutlu ben mutlu
Züğürt görünmeme bakmayın siz
Ben aslında dünyanın
Büyük zenginlerinden biriyim
Biraz Remzi İnanç’ım ben
Biraz Mustafa Ekmekçi’yim
Gülmektir güldürmektir
Sevmektir en büyük servetim

Onun “Aşkdenizli şakaları”nın en çok muhatabı olmuş can dostu Remzi İnanç Ağabey’den Ali Yüce anılarını dinleyeceğiz şimdi de. Buyrun efendim…

Müslüm: Remzi Ağabey’in diline ve yüreğine sağlık diliyoruz.

Aç Ağzını Karanlık

İşim gücüm bu benim
Sorguya çekmek gerçeği
Sevginin rüzgarı ak da
Savaşın bayrağı niçin kara
Bütün suçum bu benim
Evreni kucaklamak
Çözmek kör düğümleri

İşine sevgiyle bağlı ve kör düğümleri çözmeye yaşamını adayan Ali Yüce’nin Köy Enstitülülüğü ve öğretmenliği üzerine özlü konuşmasını yapmak üzere Erdal Atıcı arkadaşımızı davet ediyorum.

Özgül : Bu güzel değerlendirmesi için Erdal Atıcı’ya teşekkür ediyoruz.

SÖYLEŞTİLER

Boz Azime’nin oğlu
Selim Çavuş ile
Kör Nuru’nun oğlu Al’efendi
Söyleştiler

Dedim ya gene derim
Bizim Asarcık var ya Al’efendi
Bizim bu deyyus köyü var ya
Vallah billah adam olmaz
İtler köpekler olur da
Bizim köy olmaz Al’efendi
Dinime imanıma talağıma
Avradım benden boş olsun
Yalan yanım yere gelsin
Bizim köy adam olmaz Al’efendi

Adam ta Angara’dan kalkıp
Büyük başınnan ayağımıza gelmiş
Böyle mi değil mi Al’efendi
Yüzünden nur damlıyo şıp şıp
Ağzından bal akıyor konuşurken
Nohut gibi dane dane olup sesi
Beynimize giriyo Al’efendi
Ah ki bizim köyde beyin nerde
Bir kulağımızdan girip
Ötekinden çıkıyo dedikleri
Böyle mi değil mi Al’efendi

Adam ne dedi bak Al’efendi
Kardaşlarım dindaşlarım
Verin kolunuzdan kopanı
Tanrı veren kullarını sever
Şeker gibi söz Al’efendi
Ah ki bizim köyün adamı ham
Toplana toplana ne toplandı
Üç bin lira para bir kamyon kavak
Yüzüm yere düştü utancımdan
Dinime imanıma talağıma
Bizim köy adam olmaz

Ne gülüyon Al’efendi
Bir çürüklük mü var sözlerimde
Haydi be Kör Nuru’nun oğlu
Gavır Ali sen de

Köyünün halipürmelalini anlattığı bu şiirin, bir de roman türünü yazmıştır Ali Yüce. “Şeytanistan” romanı üzerine özlü konuşmasını yapması için sözü Müslüm Kabadayı’ya veriyorum.

Özgül: Ali Yüce’nin yazarlık yönüne ve sömürücülüğe-emperyalizme karşı aydınlanmacı tavrına yaptığı vurgu için Müslüm Kabadayı’ya teşekkür ediyoruz.
Sizleri konuşmaların yoğun atmosferinden biraz da olsa soluklandırmak için oğul Galip Yüce’yi huzurlarınıza çağırıyorum.

Müslüm : Sanıyorum bir babanın en güzel hislerinden biri, şiirlerinin oğlu tarafından bestelenip okunmasıdır. Galip Yüce’yi bu çabası için kutuluyoruz.
Şimdi de Ali Yüce’yle dostluk kuran, onun şiirlerini dostlarına sevdiren Yusuf Şaylan arkadaşımızı şiir okumak üzere davet ediyorum.

Özgül : Bu güzel yorumu için Yusuf Şaylan arkadaşımıza teşekkür ediyoruz.
Programımızın son bölümüne geldik. Bunca yoğun geçen bir yaşamın kahramanı olarak Ali Yüce’nin anılarının da zengin olduğunu biliyoruz. Arkadaşlarından, dostlarından onları dinleyeceğiz şimdi de…

Yorum yapın

This site is protected by WP-CopyRightPro