Harp ve Sanata dair – Abidin Dino

abidin_dinoUğultularla yanan Roma şehrinin karşısına geçip saz çalan Neron’un şöhreti malum; kötü şairdi. Kundakçılıkla muvaffakıyeti nispetinde mısra sanatında aciz olan bu şişman adam, şehrin alevlerini yakıcı değil, zarif telakki etmişti. Aynı mesele hakkında Roma halkı her halde başka kanaatte idi. İkinci Umumi Harp’e kadar sanatın hususiyeti, krizlerin ve kavgaların gittikçe sıklaşan nöbetleri içinde, estetik oyunlarla meşgul sanatkarların cinnete yakın lakaytlığıdır. 1936 senesi baharında elime geçen Nouvelle Revue Française’in birkaç nüshası, üzerimde tımarhane mahsulü bir program intibaı bırakmıştı.

Fransız harp sonrasının en zeki geçinen mecmuası, kılı kırk yarmak iddiası ile temayüz ediyordu [beliriyordu]. 1936 senesi Avrupası, için için yanan bir yangının hararetini taşıdığı halde Neron’u memnun edebilecek biri soğukkanlılıkla ekseriya edebiyata bilmece çeşnisi vermişti. İspanya’da “dinamiteros”ların Madrid önünde tanklara karşı hücuma kalkmaları, şair Valery’yi manen gömüldüğü “Deniz mezarlığı”ndan kurtaramadı. Üstadın şiir estetiği hakkında ihtiyar kızlara hitaben, College de France’ta verdiği konferansların birine ve ancak birine girip tahammül ettim. 1938’de Rue de la Grange aux belles sokağında, Madrid’e hareket etmek üzere dünyanın dört bir bucağından gelen delikanlılar, Madrid’den dönenlere rastlıyordu; kimisi tek kollu, kimisi tek bacaklı, kimisi sargılı. İşte o sırada surrealiste’lerin son büyük sergisi açıldı. Tahteşşuur [bilinçaltı] meselesi bir hayli şuurlu [bilinçli] bir ticaret halinde idi. Üst tarafı Avusturya madencileri, Fransa’nın istikbali, Asya ve Afrika’da paylaşma kavgalarının akisleri, serginin alaka dairesi dışında bulunuyordu. Yine o sırada iki İspanya seferi arasında Malraux ile bir akşam konuşmuştum, tekrar cepheye dönüyordu, sinirli idi, geceleri tayyare bombardımaniarına iştirak ediyordu, gündüzleri kitabının .. notlarını toplamakla meşguldü. Madrid uzun dayandı. Picasso’nun atelyesinde Guernica’nın Mihver [Devletlerinin] tayyareleri tarafından mahvını temsil eden tablonun müsveddelerini seyrettik. Aslı İsveç’te teşhir ediliyordu. Hangara benzeyen atelyenin içinde, ağlayan ihtiyar bir İspanyol anasının hınçlı yüzü fotoğrafla tespit edilmişti. Resim dolu bir atelyenin içinde bu kadından başka seyredilecek bir şey yoktu. Oxford’da tanıdığım genç bir İngiliz şairi ile beraber sinemaya gittik. Bana göstermek istediği film değil, seyircilerdi. Dışarı çıktık, dostum gülümsüyordu. Yine o sıralarda. şarkıcı ve sinema yıldızı paul Robeson’u görmüştüm. Beraberce sahneye koymak istediğimiz Otello’dan bahsettik, fazla konuşmadık, valizini hazırlatıyordu. Madrid müdafilerine şarkı söylemeğe gidecekti. Tekrar görüşmek ihtimali mevcuttu. Paul Robesen’la beraber Çapayef filmini seyretmiştik; 1935’te çevrilen bu film, bugün cereyan eden çetecilik harbinin ruhunu temsil ediyordu. Hemingway bombalar altında kitap yazarken Giono köye dönüş propagandası ile meşguldü, bilahare [daha sonra) zırhlı kıtaatın [kıtaların], tereyağa girer gibi girdiği köylere avdet [dönmek]! Şuurlu [bilinçli] birkaç kafa müstesna, yeryüzünde sanatkarların çoğu hala kelime canbazlığı ile meşguldü. Avrupa fırtınaya yaklaşıyordu. Topların patlaması ile mumya yüzlü büyük “edipler” Fransa’nın cenubuna [güneyine] kaçtılar, orada hava daha sıcak, tehlike daha azdı. Cephe yarıldı, insanlar yollarda biçildi, Malraux harp ederken esir düştü; Mauras işgal kuvvetlerini, Fransa, vatan ve hak namına selamladı; sürrealistler bol bol rüya gördü ve böylece bilmece edebiyatı, latifelere imkan bırakmayan devirle beraberyok oldu. Neron nihayet etekleri tutuşuncaya kadar yanan şehrin önünde saz çalabildi.

Birkaç sene evvel yaptığım sazlı bir adam resmi Leningrad’da kaldı. Şimdi düşünüyorum da eli silahlılar arasında saz tutan delikanlıya karşı mahcubum. Gazetelerin yazdığına göre her eve mitralyözler yerleştirilmiş. Halbuki sazlı delikanlı çerçevesinden çıkıp saz çalmaktan vazgeçemez. Avrupa sanatkarlarının çoğu son dakikaya kadar tek satıhlı bir resimden farksız bir dalgınlıkla yaşadılar.

Abidin Dino
İnsan, 1941

Yorum yapın

Daha fazla Politika
Wigan İskelesi Yolu – George Orwell

Wigan İskelesi Yolu, George Orwell’in İngiltere’nin sanayi bölgelerinde bugün de fazla değişim göstermeyen ve zaman içinde siyasal etkisinden hiçbir şey...

Kapat