Hekimler küstü mü? – Prof. Dr. Feyza Erkan

feyza-erkanTıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) sonuçlarında, son yıllarda büyük bir değişiklik oldu. En başarılı hekimler, artık cildiye,göz, radyoloji ve fizik tedavi gibi branşları tercih etmeye başladı.Son TUS sınavında en başarılı 100 hekim içinde ülkemizin en çok ihtiyacı olan kalp-damar, göğüs, beyin cerrahisi, kadın-doğum, kardiyoloji, dahiliye gibi branşları seçen hekimlerin olmaması dikkat çekiciydi.

Bu ne anlama geliyor? Ciddi,hayati riski olan ameliyatlar, artık,özveriyle,hevesle kendini bu mesleğe adayan hekimlerce değil, daha kolay ve az riskli branşların puanını tutturamadığı için, isteksizce bu dala giren hekimlerce yapılacak. İç hastalıklarının komplike sorunları , bu dala meraklı hekimlerce değil,düşük puan tutturan ve ilk fırsatta yeniden TUS’a girerek ,dal değiştirmek isteyen hekimlere kalacak.

Ne yazık ki artık hekimler, yaşamla ölüm arasındaki ince çizgide seyreden riskli ameliyatlarla uğraşmak ,iç hastalıklarının teşhis konulamayan zor olgularını çözmek istemiyor. Onun yerine hiç komplikasyon riski olmayan hafif hastalıkları, masa başında film veya tetkik sonucu yorumlamayı tercih ediyor.Bir başka deyişle, hastalarla karşılaşmaktan ,yüzyüze gelmekten kaçınıyor.

Son yıllarda bir çok değerli hekim, yoğun hasta yükü olan kamu hastanelerini terkederek, az sayıda hastanın bakıldığı özel hastanelere ve vakıf üniversitelerine geçti. Ya da çok severek seçtiği mesleğini terkederek, resimle,tarımla,lokantacılıkla vs. uğraşmaya başladı.

Peki ,bundan sonra tıbbın komplike cerrahi ve dahili sorunlarıyla kim uğraşacak? Ağır hastalarımızı kimin ellerine emanet edeceğiz? Bu branşlarda yeterli hekim bulunmazsa,bunun hesabını kim verecek?

Siyasi iktidar, medya, halk.. hep birlikte hekimleri küstürdü. Onların büyük özverisini,yoğun emeğini onurlandıracağı yerde, hakarete ve şiddete başvurdu.

Altı yıl süren ağır tıp eğitiminin, arkasından gelen uzmanlık ve yan dal uzmanlık eğitiminin, ne kadar büyük bir emek gerektirdiğini hiç kimse anlamak istemedi. Bu ülkenin doğusunda her mesleğe ihtiyaç varken, neden sadece hekimlerin ailelerinden,yerlerinden ,yurtlarından koparılıp mecburi hizmete gönderildiğinin hesabını hiç kimse sormadı. Herkes yatağında mışıl mışıl uyurken veya bir yerlerde eğlenirken, onların acil servislerde, imkansızlıklar içinde, insanların acılarını dindirmek için canla başla nasıl uğraştığını hiç kimse takdir etmedi. Uykusuz ve stresle geçen gecenin sabahında ,bazen kahvaltı bile edemeden yine aynı tempoda tüm gün çalışmaya devam etmek zorunda olduklarını, kimse bilip söylemedi. Gün ışığı görmeyen ameliyathanelerde,yoğun bakımlarda 16-20 saat ayakta, nice hayatları kurtardıklarını, masaya eğilmekten kambur kaldıklarını, mikrop kaparak hastalandıklarını, hatta öldüklerini kimse yazmadı.

Aksine normalde de ,zaten yüzde bir görülen komplikasyonu ,medya, hekim hatası olarak yansıttı.

Ülkemizde yolsuzluktan,eroinden, emlaktan.. milyonlarca lira haksız kazanç sağlayanlar baştacı edilirken, oranı binde biri bile bulmayan çok az sayıda hekimin serbest piyasada aldığı ücretler söz konusu yapıldı. Zamanın başbakanı ve sağlık bakanı, ihalelerde yapılan vurgunları görmezken, ‘’Hekim efendi,Hastanın cebinden elini çek’’ diye demeçler verdiler. Hekimin emeğinin karşılığını ödemeyerek, onu ‘’Performans ‘’ kazancına, günde 80-100 hasta bakmaya muhtaç ettiler. Hastanelerde kötü yönetimin, hemşire, tıbbi sekreter ve personel açığının, cihaz ve malzeme yokluğunun sorumlusu olarak, hekimi hedef gösterdiler.

Zavallı halkımız da kışkırtılmış sağlık talebinin sonucu olarak hastanelere koşup da, kalitesiz bir hizmetle karşılaşınca, karşısında başbakanı ,sağlık bakanını,hastane yöneticisini değil, her zamanki gibi yokluklar içinde onun sorununa çözüm bulmaya çalışan hekimi gördü. Sistemin gerçek sorumlularını hiç düşünmeksizin ,nankörce hekime saldırdı,hırsını, özveriyle kendine hizmet etmekte olan hekimlerden aldı. Gencecik hekimler, mesleğinin en verimli çağında, daha nice hayatlar kurtarabilecekken, acımasızca katledildiler.

Tüm kamu hastanelerinde, acil servislerde hasta ve hasta yakınlarının sözlü ve fiziksel şiddeti ,hekimleri artık hayatından bezdirdi.Mesleğinden soğuttu. Diğer taraftan bu acımasız neoliberal düzende,hekim hatalarından kar etmek isteyen büyük bir grup doğdu.Avukatlar haklı haksız davalar açarken,sigorta şirketleri pahalı poliçelerle hekimlerin başına üşüştü.

Ve işte, ne yazık ki hekimler küstü.

Artık, saatlerce uğraşarak zorlu ameliyatlar yapmak, risk almak istemiyorlar. Daha komplikasyonsuz,daha rahat branşları seçiyorlar.

Şimdi hekimlerin emeğinin karşılığını vermeyenler,onları hedef gösterenler, şiddet uygulayanlar acı acı düşünmeliler.. Hekimlerin gönlünü nasıl tekrar alabilecekler? Bu küskünlüğe son verip, onları yeniden zorlu ,ağır branşlara nasıl ikna edebilecekler?

Prof. Dr. Feyza ERKAN
http://www.asistanhekim.org/

Yorum yapın

This site is protected by wp-copyrightpro.com

Daha fazla farkettiren yazılar, Sağlık
Kapitalizmde insanların kendilerini aşırı tüketimden öldürmeleri bile teşvik edilir. Tutumluluk ise tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.

Alışveriş Çağı Modern kapitalist ekonomi ayakta kalabilmek için, tıpkı yüzmek ya da boğulmak arasında seçim yapmak zorunda olan bir köpekbalığı...

Kapat