Kaybedenler’in Öyküsü İngilizcede…

Basın Duyurusu
Türkiye?deki yeraltı edebiyatının en önde gelen yapıtlarından biri; birçoklarına göre de en önemlisi sayılan ?Kaybedenler?in Öyküsü İngilizcede.

90?lı yılların ikinci yarısında yayımlandığında büyük ilgi gören ve bir dönem gençliğini derinden etkileyen Hikmet Temel Akarsu?ya ait ?Kaybedenler?in Öyküsü adlı kült roman Emre Karacaoğlu tarafından İngilizce?ye çevrilerek Amazon.com?da ?kindle-book? olarak yayımlandı. Kapak fotoğrafı ise tanınmış kısa film ve fotoğraf sanatçısı Gökçe Pehlivanoğlu?na ait.

Hatırlanacağı üzere 90?lı yıllarda küreselleşmenin yaygınlaşmaya başlamasının ilk yansımaları olarak gelişmiş metropolleri saran yadsıyıcı duygular en çok İstanbul?un Kadıköy semtinde gençleri etkisi altına almıştı. Rock müziğinin bir alt türevi olan grunge rock akımı giderek yayılırken depresyon ve yabancılaşma kapsayıcı bir hal almıştı. Böyle bir ortamda yayımlanmakta olan bir radyo programı (Kaybedenler Kulübü) eksen alınarak yazılan romanda Kadıköy?deki grunge rock ortamları, o dönemki yeraltı kültürü ve muhalif duygu derinlemesine verilmişti. Daha sonra üç de devam cildi yazılarak İstanbul Dörtlüsü (?Rock ?n? Roman?) adını alan seri, (İngiliz, Küçük Şeytan ve Media) yaklaşık 800 sayfalık bir eser. Olasılıkla bütün zamanların en uzun rock romanı.

Bu ilgi çekici edebiyat serüvenini İngilizceye çeviren Emre Karacaoğlu kimdir:

1983 yılında İstanbul?da doğan Emre Karacaoğlu, Erenköy İlköğretim Okulu ve sonrasında Üsküdar Amerikan Lisesi?nden mezun oldu. Baba mesleği olan gemi insaat mühendisliği yapmaya karar verip İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşaat Mühendisliği Bölümü?nden mühendislik diplomasını aldı.

Üniversiteye başladıktan sonra Varlık, Cumhuriyet Kitap, Radikal Kitap, Cinemascope, Akşamlık, Gösteri, Gerekli Şeyler, HolySin gibi mecralarda kitap/film eleştirileri ve fikir yazıları yazdı. 2005 yılından derginin yayına ara verdiği 2010 yılına kadar Yüxexes dergisinde müzik, sinema ve edebiyat üzerinde her ay yazıları yayımlandı. İnternet ortamında muhtelif sanat sitelerinde düzenli olarak yazıları yayımlanmaktadır.

Losers? Tale Karacaoğlu?nun Amazon.com?da yayımlanan en son kindle-book?udur. Çevirmenin Hikmet Temel Akarsu imzalı dört öykü çevirisi daha önce Amazon.com?da yayımlanmıştı.

GİZEM AYDIN’IN İNGİLİZCEYE ÇEVİREN EMRE KARACAOĞLU İLE YAPTIĞI SÖYLEŞİ
(24 Eylül 2010 tarihli Birgün Gazetesi Kültür Sanat Sayfası)

90?lı yılların ikinci yarısında yayımlandığında büyük ilgi gören ve bir dönem gençliğini derinden etkileyen Hikmet Temel Akarsu?ya ait ?Kaybedenler?in Öyküsü adlı kült roman Emre Karacaoğlu tarafından İngilizce?ye çevrilerek Amazon.com?da ?kindle-book? olarak yayımlandı.

Hatırlanacağı üzere 90?lı yıllarda küreselleşmenin yaygınlaşmaya başlamasının ilk yansımaları olarak gelişmiş metropolleri saran yadsıyıcı duygular en çok İstanbul?un Kadıköy semtinde gençleri etkisi altına almıştı. Rock müziğinin bir alt türevi olan grunge rock akımı giderek yayılırken depresyon ve yabancılaşma kapsayıcı bir hal almıştı. Böyle bir ortamda yayımlanmakta olan bir radyo programı (Kaybedenler Kulübü) eksen alınarak yazılan romanda Kadıköy?deki grunge rock ortamları, o dönemki yeraltı kültürü ve muhalif duygu derinlemesine verilmişti. Daha sonra üç de devam cildi yazılarak İstanbul Dörtlüsü (?Rock ?n? Roman?) adını alan seri, (İngiliz, Küçük Şeytan ve Media) yaklaşık 800 sayfalık bir eser. Olasılıkla bütün zamanların en uzun rock romanı.

Bu ilgi çekici edebiyat serüvenini İngilizceye çevirmek gibi zor bir işe girişmiş olan Emre Karacaoğlu ile birinci cildi bitirerek yayımlaması nedeni bile bir röportaj yaptık. Değişik mecralardan müzik, sinema ve edebiyat yazıları ile tanıdığımız Emre Karacaoğlu bu zorlu serüven için sorularımızı yanıtladı?

Gizem Aydın: Türkçe?den İngilizce?ye çeviri? Zorlu bir serüven. Hem de iddialı. Böyle bir serüven için seçtiğiniz kitap neden ??Kaybedenler?in Öyküsü??…Neden bir Hikmet Temel Akarsu kitabı?

Emre Karacaoğlu:Ortaokul yıllarımdan beri dile, özellikle de İngilizce?ye bir yatkınlığım vardı. Okul dergimize yazılar yazardım; aynı alışkanlık, başka mecralara olmak üzere, üniversite yıllarımda da devam etti. Üniversite yıllarında çeviri bürolarına çeviriler yaptım. Neredeyse her türlü teknik, hukuki, bilimsel. vs. metin çevirisi yaptım. ?Çeviri? kavramının sistematiği sanırım bu zamanlarda aklıma iyice işledi. Daha sonra edebi çeviriye geçmeye gerekmem gerektiğini düşünmeye başladım. Bu noktada kendisini, dilini gerçekten iyi bildiğim ve sevdiğim bir yazarla başlamanın doğru olacağını düşündüm. Kendisiyle yakın bir dostluk yürüttüğüm Akarsu?ya danıştım ve onun desteğiyle de ilk olarak, çok sevdiğim ?West End Girls? öyküsünü çevirdim. Baktım aldığımız tepkiler çok iyi, bu öyküyü diğerleri izledi: ?Cihangir At Dawn,? ?My Canticle? ve ?Full Moon Party.? Bunlardan sonra da roman geldi.

Gizem Aydın: Okuyanların çok iyi bildiği gibi ??Kaybedenler?in Öyküsü,? kendine özgü bir dili olan, alt kültüre ait jargonları yoğun olarak kullanan, özgün bir felsefesi ve ruhu olan aykırı bir romandır. Böyle bir romanı çevirirken sözkonusu dünyayı ve dili İngilizce?de tam olarak yansıtabildiğinize inanıyor musunuz?

Emre Karacaoğlu: Akarsu?nun eksen aldığı radyo programı zaten çoğunlukla yabancı kaynaklardan beslenen bir yayın olduğu için kulübün jargonunda da bu etki bariz bir şekilde görülüyor. Dolayısıyla bu alt kültür argosunun İngilizceye aktarılmasında çok zorlanmadım. Aklımı meşgul eden asıl kısımlar, bir Akarsu edebiyatı klasiği olan, kişisel konuşmalardı. Hemingway?in eserlerinde de buna çokça rastlarsınız: ana karakter sayfalar boyu muhakemeler yapar, düşünür, kendine çıkışlar arar. Bu kısımlar çevirmesi zor olduğu kadar eğlenceli ve tatmin ediciydi.

Ruh konusunda ise Frank Miller?ın ?Sin City? çizgi romanlarından etkilendiğimi söyleyebilirim. Akarsu?nun birinci tekildeki anlatımı da oradaki kahramanların söylemine çok yakındı zaten. Bunların dışında, romanın ruhunu yakalamamda yardımcı olan birkaç faktör daha var tabii ki: romanda anlatılan yerleri; Moda?yı, Kadıköy?ü, Kadife Sokak?ı vs. çok iyi biliyorum. Lodosun Kadıköy?ü ne hale çevirdiğini, Kadıköy?ün kadınlarının özelliklerini ve Akarsu?nun dile getirdiği sıkıntıları da duyumsamış bir insanım. Dolayısıyla romanda ortaya atılan hiçbir ifade veya cümleye yabancı değildim. Ayrıca Akarsu edebiyatı konusunda da kendi çapımda ufak bir ?master? yaptığım için yazarın üslubunun inceliklerine de aşinayım.

Gizem Aydın: Siz kişisel olarak bu romanı ilk okuduğunuzda kaç yaşınızdaydınız? Ve neler hissetmiştiniz?

Emre Karacaoğlu: Kitabı okuma fırsatını 19 yaşımdayken yakaladım. Yumruk yemiş gibi olmuştum. Uzun süredir kafamda ifade etmeye çalıştığım cümleleri sıra sıra bir kitapta, gözlerimin önünde görmek beni gerçekten etkilemişti. Bu kitap ve serinin diğer üç kitabı ben ve birçok arkadaşımın hayatında kilometre taşıdır.

Kendi üzerimdeki etkisinden çok romanın -ve aslında ?İstanbul Dörtlüsü?nün tamamının- Kadıköy ve İstanbul gençliği üzerindeki etkisini gözlemlemek gerçekten çarpıcıydı. ?Kadıköy Sound? dediğimiz kavramı şekillendiren bir kitaptan bahsediyoruz. Kitabın basımı tükendiği için üniversite yıllarımda öğrenciler arasında elden ele gezdiğine tanıklık etmişliğim vardır.

Gizem Aydın: 90?lı grunge yıllarından bu yana neredeyse 15 sene geçti. Kitabı çevirdiğiniz İngilizce?de edebiyat okurları sizce nasıl bir duygu ile karşı karşıya kalacaklar? Daha açık sorayım; biraz devri kapanmış bir akımdan söz edildiği kanısı hakim olabilir mi?

Emre Karacaoğlu: Bu soruya cevabım çok basit ve net: ??Kaybedenler?in Öyküsü? ne kadar 90?lı yılların sonunda geçen ve sanki o zamanın depresyonunu anlatan bir roman gibi dursa da tasvir edilen hissiyat hâlâ geçerli. Lütfen bana söyleyin: yaşadığımız günlük hayatın buhranında ne değişti? İstanbul?da yaşamak 12 sene öncesine göre daha mı kolay? Akarsu?nun ifadesiyle, ?Türkiye gibi gelişimini tamamlamamış, kadınsız bir ülkede? her hissiyat sahibi erkek söz konusu romanın kahramanı gibi acı çekmiyor mu hâlâ?

Gizem Aydın: Kitabı bu formatta (Kindle-book) yayımlamayı seçmenizin nedenleri nelerdir? Bunun sonuçlarından memnun musunuz? Yoksa zorunluluktan kaynaklanan bir durum mu bu?

Emre Karacaoğlu: Daha Türkiye?ye gelmemiş olsa da Amazon?un Kindle hizmetini çok yenilikçi bir hizmet olarak görüyorum. Okuyucu ile yazar arasındaki mesafeleri yok eden bir sistem. Ama buradan kitapları yok sayan bir teknoloji bağımlısı olduğum anlamı çıkmasın lütfen: kitapları hâlâ hiçbir şeye değişmem. Zaten bu yayını da kitapevleriyle görüşmeden önce bir görücüye çıkma gibi değerlendiriyorum. Öykü çevirileri zaten sevildi, bu ilginin çok daha fazlasını roman için bekliyorum.

Gizem Aydın: Bize birazcık da Emre Karacaoğlu?ndan bahseder misiniz? Edebiyatla ve sanatla ilişkiniz ne tür? Bu noktaya hangi izleklerden geçerek geldiniz?

Emre Karacaoğlu: Bir mühendis olmama ve ailemle çevremdekilerin sürekli ?Bunların hepsi birer hobi, değil mi?? sorusuna sürekli maruz kalmama rağmen, sanata olan ilgimi çok sevdiğim mesleğimle aynı hizaya koyuyorum; biri asla diğerinden daha vazgeçilmez değil.

Gizem Aydın: Bundan sonraki projeleriniz neler?

Emre Karacaoğlu: Yakın dostum Yavuz Sıtkı Angınbaş ve Hikmet Temel Akarsu ile ünlü yönetmen-müzisyen birlikteliklerini ele aldığımız bir kitap hazırlıyoruz. Kitaptan kimi makaleler birkaç mecrada yayımlandı. Şu anda düzenli olarak ?Gösteri? dergisinde yayımlanıyor. Aynı ekiple altkültürler ve hippizm üzerine bir derleme kitap hazırlığı içindeyiz. Hippi kültürünü enine boyuna irdeleyen, çaplı bir çevirimiz de yayıncısını arıyor.

Çevirmenlik ise benim için işten ziyade vazgeçilmez bir tutku. Çeviri yapmaktan büyük zevk alıyorum. Ayrıca ?İstanbul Dörtlüsü?nün kalan ciltleri var tabii ki. Sıradan devam etmeyi düşünüyorum. Özellikle serinin en etkileyici kitabı olduğuna inandığım ?İngiliz? için çok heyecanlıyım.

Bunların dışında bir de müzik grubum Magdalena?yla beste çalışmalarım devam etmekte.

Kitabın Künyesi
Eser: ?Losers? Tale?
Orijinal ismi: ??Kaybedenler?in Öyküsü?
Yazan: Hikmet Temel Akarsu
Çeviren: Emre Karacaoğlu
Kapak Görseli: Gökçe Pehlivanoğlu
Türü: Roman ? (Kindle Book)
Link: http://www.amazon.com/Losers-Tale-Istanbul-Quartet-ebook/dp/B0044443II/ref=sr_1_5?s=gateway&ie=UTF8&qid=1285227944&sr=8-5
Fiyat: 4.99 USD

Hikmet Temel Akarsu?nun Amazon.com?da yayımlanmış İngilizce Öyküleri?

Full Moon Party
?Full Moon Party? is a nihilistic and melancholic Mediterranean short story by Hikmet Temel Akarsu, the well-known author in avant-garde Turkish literature. The story depicts a writer, while drifting through middle age and experiencing his own dramatic fall, finding himself invited to a private party at night in a remote Mediterranean bay and his introverted thoughts. Set in front of the dancing fires, a Scandinavian queen does her own Shaman dance while the writer unbosoms his own heart among the runaways from the cities. Otherwordly feelings from an other world.

Cihangir At Dawn
In his short-story, ?Cihangir at Dawn,? Turkish writer, satirist and play-wright Hikmet Temel Akarsu takes his reader through one of the bohemian spots of the avant-garde circles in art and literature in Istanbul, where pointless and meaningless decadence prevails: Cihangir.

?So many are at this Gethsemane!

Children of prominent families, who failed at becoming somebodies but could not lose their literary desires, now posing as writers; rentiers trying very hard to erase their inheritor images by sticking to the bohemian life and therefore sucking up to the hoi polloi in art; old actors and actresses from cinema and theater looking for comfort and their wasted dreams in alcohol; forgotten literary figures; opportunistic journalists; washed-up movie stars; regular slackers; officers of lower rank from embassies; part-time Casanovas; lazy orientalists who misinterpret this whole gathering as exoticism; foreign intellectuals feeding on eastern hospitality and western admiration; middle-aged coquettes; members of foreign media engaged in incomprehensible affairs; and well-educated gays…

Is that all? No…

Furthermore; man and woman hunters of every age, carpatbaggers, moneybags who have come to show off their wealth to the intelligentsia, publishers, novelists, scenarists and a thousand other ratés, and sometimes only and only decadents…

They are all together in Cihangir until morning… In an extraordinary and unfathomable composition… Or rather, a Noah?s pudding of absurdities…?

West End Girls
London in the 80s? England is subdued by Thatcherism. Amongst the gloomy and weary English, a Turkish intellectual attempts to start a new life as an immigrant. Tormented by physical labour and disappointment, he seeks refuge in West End during the prime time of the famous Pet Shop Boys hit ?West End Girls.?

?There was only a single night I would stray away from my pathetic state. I would join the ?weekend? crowds of the English and head straight to West End. Piccadilly Circus and West End… The plateau of fantasy… Counterfeit heaven… Lustral theme park… Musical dream… The most refined illusion of a kingdom of lies… Before getting there, I would drink to death in Covent Garden and make for the Square.

Those were the golden days of Disco: English girls with short, blond, curly hair and milk-white skin would hop around everywhere with giggles and that. Minis only down to their cunts would make my heart go full throttle. Even if you?ve been carrying bales as a porter for a whole week…?

My Canticle
?My Canticle,? a reference to the ?Song of Songs? in the Old Testament, is a touching short-story by Turkish novelist, satirist and playwright Hikmet Temel Akarsu about the author?s unrequited love for a foreign professor of literature teaching in Istanbul. Unable to express the depth of his feelings to her like he could do with mastery in Turkish, he grieves over his adverse fate? Until he finds himself in a modern Cyrano de Bergerac story.

Yorum yapın

This site is protected by WP-CopyRightPro