Kendilerine ezeni seçenler, Aşları ekmekleri yok, Onların seçtiğiydi Hitler

bertolt_brechtESKİ MUHARİP
Seçmenler geliyor işte / Yüzde yüz denilen kitle / Kendilerini ezeni seçenler.
Aşları ekmekleri yok / Paltoları ceketleri yok / Onların seçtiğiydi Hitler.
Württemberg’in bir kentinde küçük dükkânlarla çevrili bir alan. Geride bir kasap dükkânı, önde bir sütçü. Karanlık bir kış sabahı. Kasap henüz kapalı ama sütçü açılmış ve önünde bekleşen müşteriler.

BİR KÜÇÜK BURJUVA: Tereyağı bugün de yok galiba.
BİR KADIN: Benimkinin kazancına göre zaten çok az alabilirim. O kadarı bulunmalı.
BİR DELİKANLI: Bozgunculuk istemez. Artık kesin ki Almanya’nın ihtiyacı tereyağı değil, top. Apaçık söyledi bunu.
KADIN (mırıltıyla): O da doğru, (sessizlik)
DELİKANLI: Tereyağıyla Ren bölgesini işgal edebilir miydik78 acaba? O zaman herkes destekledi ama kimse fedakârlıkta bulunmak istemiyor.
İKİNCİ KADIN: Ağır olun bakalım. Hepimiz fedakârlık yapıyoruz.
İKİNCİ KADIN (Birinciye): Yardım toplandığında bir şey vermiyor musunuz meselâ? (Kadın omuz işaretiyle onaylar)
İKİNCİ KADIN: Buyrun. Veriyor işte. Biz de veriyoruz. Gönüllü olarak.
DELİKANLI: Çok gördük öylelerini. Führer o yüce amaçlar için bir çeşit destek isteyince her Feniği ipe dizerler. Kış yardımına da paçavralardan başka bir şey hibe etmezler. Onlara kalsa güve yeniği olanları vermek isterlerdi. Hepsinin ciğerini biliriz biz. On bir numaradaki fabrikatör, gerçekten de artık giyilmez haldeki süvari çizmelerini vermiş.
KÜÇÜK BURJUVA: Ne dikkatsiz insanlar var! (sütçü dükkânından önünde beyaz önlüğüyle sütçü kadın gelir)
SÜTÇÜ KADIN: Az sonra tamam. (ikinci Kadın’a) Günaydın, Bayan Ruhi! Duydunuz mu, yandaki genç Lettner’i dün akşam almışlar.
İKİNCİ KADIN: Kasabı mı?
SÜTÇÜ KADIN: Oğlunu.
İKİNCİ KADIN: Ama oğlan SA’daydı?
SÜTÇÜ KADIN: Öyleydi. Baba yirmi yıldır Parti’de. Dün hayvan alımı için dışarıdaymış adam, yoksa onu da götüreceklermiş.
İKİNCİ KADIN: Ne yapmışlar ki?
SÜTÇÜ KADIN: Ete zam yapmışlar. Son zamanlarda satacak mal bulamıyordu, müşterileri eli boş göndermek zorunda kalıyordu. O da karaborsadan almış, hatta Yahudi’den almış diyorlar.
DELİKANLI: Bir de yakalayıp götürmesinler mi yani?
SÜTÇÜ KADIN: Hep en koyu taraftarlardandı. On yedi numaradaki ihtiyar Zeisner’i, Völkscheye abone olmadı diye içeri attırmıştı. Kasap eski muhariplerden.
İKİNCİ KADIN: Döndüğünde şaşıp kalacak.
SÜTÇÜ KADIN: Dönerse eğer!
KÜÇÜK BURJUVA Ne dikkatsiz insanlar var!
İKİNCİ KADIN: Bugün dükkânı hiç açmayacaklar galiba.
SÜTÇÜ KADIN: En iyisi o! Polis bakmak istedi mi her zaman bir şey bulur, değil mi ya. Mal bulmanın böyle zor olduğu şu günde! Neyse ki biz kooperatiften alıyoruz, o kadar sorun olmuyor, (yüksek sesle) Kaymak yok bugün! (genel bir homurtu) Lettner’lerin bina da ipotekliymiş. İpoteğin kaldırılmasını hesapladılar zahir, ya da kim bilir ne.
KÜÇÜK BURJUVA: İpotek öyle ha deyince kaldırılır mıymış? Bu kadarı biraz fazla yani.
İKİNCİ KADIN: Oğlan çok iyi bir çocuktu.
SÜTÇÜ KADIN: Katı olan babaydı. Oğlanı zorla SA’ya soktu. Yoksa çocuk kız arkadaşıyla gezmeyi tercih ederdi besbelli.
DELİKANLI: Katı, demekle ne kastediyorsunuz?
SÜTÇÜ KADIN: Ha, öyle mi dedim? Yani işte, ülkücülüğe karşı sözler duydu mu çok katı tepki gösterirdi, önceleri. Hep ülkü peşindeydi, insanın birazcık kendini düşünmesini bencillik diye kesip atardı.
KÜÇÜK BURJUVA: Dükkân açılıyor yine de.
İKİNCİ KADIN: Yaşamak zorundalar, ne yapsınlar, (yan aydınlanmış kasap dükkânından şişman bir kadın çıkıp gelir; kaldırımda durur, yola bakınır, sonra Sütçü Kadın’a döner)
KASABIN KARISI: Günaydın, Bayan Schlichter. Bizim Richard’ı gördünüz mü? Çoktan eti alıp dönmüş olması gerekiyordu! (Sütçü Kadın cevap vermez; herkes gözünü dikmiş öylece bakıyor; kasabın karısı durumu anlar ve hızla dükkâna döner)
SÜTÇÜ KADIN: Hiçbir şey olmamış gibi yapıyor. Adamın evvelsi gün bütün meydanda duyulacak şekilde haykırıp durması çok kötü oldu.
O zaman mimlediler onu.
İKİNCİ KADIN: Benim hiç haberim yok bundan, Bayan Schlichter?
SÜTÇÜ KADIN: Sahi mi? Ona verdikleri kâğıttan boyama jambonları vitrine asmayı reddetti ya hani. Bir hafta boyu vitrininde fiyat etiketlerinden başka hiçbir şey görünmeyince uyarmışlar, o da ısmarlamış. Vitrine koyacak mal kalmadı, diyordu. Derken kâğıttan boyama jambonlar gelince, hatta yarım dana da vardı içinde, aynen hakiki gibi yapılmış, o zaman haykırmaya başladı, vitrinine sırf manzara olsun diye bir şey asmazmış, daha ağza alınmayacak neler neler. Hepsi hükümete karşı. Ardından da o getirdiklerini sokağa fırlatıp attı. Çamurun içinden ayıklayıp çıkarmak zorunda kaldılar.
İKİNCİ KADIN: Cık cık cık.
KÜÇÜK BURJUVA: Ne dikkatsiz insanlar var!
İKİNCİ KADIN: Nasıl da kendini kaybediveriyor birileri?
SÜTÇÜ KADIN: En kurnazları hem de! (bu anda kasap dükkânında ikinci ışık yanar) Bakın bakın! (yan aydınlık kasap vitrinini gösterir)
İKİNCİ KADIN: Vitrinde bir şey var!
SÜTÇÜ KADIN: Baba Lettner bu! Paltosuyla! Ama ayağının altı boş, nasıl duruyor? (birden çığlık atar) Bayan Lettner! (Sütçü Kadın, dili tutulmuş, vitrini gösterir; Kasabın Kansı döner bir bakar, çığlık atarak düşer bayılır; Sütçü Kadın’la İkinci Kadın oraya doğru giderler)
İKİNCİ KADIN (omzundan geriye): Vitrine kendini asmış!
KÜÇÜK BURJUVA: Bir de bant var çevresinde.
BİRİNCİ KADIN: Fiyat etiketi. Üstünde bir şey yazılı.
İKİNCİ KADIN: Bir yazı, evet: BEN HİTLERİ SEÇTİM!

Bertold Brecht
ÜÇÜNCÜ REİCH’IN KORKU VE SEFALETİ

Yorum yapın

This site is protected by WP-CopyRightPro