Kımıl – Musa Anter

kimil31 Ağustos 1959 günü, Diyarbakır’da yayınlanan İleri Yurt gazetesinde Musa Anter, “Amma Ne İleri Yurt” adlı hiciv sütununda “Qimil” (Kımıl) adlı Kürtçe şiir yayınladı. Olayın ayrıntılarına girmeden söyleyelim, “kımıl”, can yoldaşı “süne” ile birlikte, tüm Cumhuriyet tarihimiz boyunca (hatta bugün de) bir türlü baş edemediğimiz bir hububat zararlısıydı. Kürtçe şiirin teması şuydu:

Siverekli bir kız, kımıl zararlısı tarafından samana döndürülmüş bir torba buğdayı çerçiye götürüyor, çerçi buğdayın işe yaramadığını görünce, buğdaya karşılık mal veremeyeceğini söylüyordu. Kızcağız da yüzyıllardır gelenek olduğu üzere, üzüntüsünü bir türküyle dile getiriyordu: “Bi çîya ketim lo apo, çîya melûlbûn rebeno/ Ceh seridî lo apo, genim hûrbûn êvdalo/ Qimil hatî lo apo, bi refa ye rebeno/Xwar genimî lo apo, hiştî qâye rebeno” (“Dağa tırmandım amca, zavallı dağ mahzunlaştı/Arpa olgunlaştı amca, buğday un ufak oldu biçare/Kımıl geldi amca, kafile halen de zavallı/Buğdayı yedi, geride samanı bıraktı zavallı….”) Yazar yazının sonunda şiirin kahramanı kıza şöyle diyordu: “Üzülme bacım, seni kımıl, süne ve sömürenlerin zararından kurtaracak kardeşlerin yetişiyor artık.”
Kımılın bu metaforik kullanılışını Ankara affetmedi elbette. 6 Eylül 1959 tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Doğu illerimizden birinin merkezinde çıkan bir gazetede anlaşılmaz sebeplerle Kürtçe bir şiir neşrediliyor” dendikten sonra “İnsaf edelim. Bu Doğu ili İstanbul değil ki, 20-30 gazete çıksın da insan meşgul bir gününde hepsine bakamasın. Sonra hadi kendisi bakamadı, o il merkezinin zabıtası yok mu, adliyesi yok mu?” diye ortalık velveleye veriliyor, 19 Eylül 1959 tarihli Ulus ise “…Bir soru da benden: Bu gazeteye kim kâğıt veriyor” diye öküz altında buzağı arıyordu. Beklendiği üzere İleri Yurt ve Musa Anter aleyhine dava açılmıştı ancak olay yerelden ulusal düzleme taşmış, sanıkları savunmak için başka şehirlerden avukatlar gelmeye başlamış, mahkeme salonu ve adliye binasının önü miting alanına dönüşür olmuştu. Aynı şekilde Ankara ve İstanbul”daki Kürt asıllı lise ve üniversite öğrencileri heyecanla davayı izliyorlardı. Ödemiş’te yayınlanan Cephe isimli gazete kelleyi koltuğa alarak, Diyarbakır’a ve Musa Anter?e şöyle destek vermişti: “İstanbul gazeteleri kıyamet koparıyor. Diyarbakır?da çıkan İleri Yurt gazetesi Kürtçe bir şiir neşretmiş. Bakın Küstaha. Genelevlere kadar “Welcome” diye Amerikanca yazılan memleketimizde, Kürtçe şiir Garbilik şerefimize dokunuyor…” Durum Ankara’nın canını o kadar sıkmıştı ki, Celal Bayar Diyarbakır Valisi’ne telefon açıp, Musa Anter”in “kafasının ezilmesi”ni istemişti.
Ayşe Hür (Taraf Gazetesi, 13.07.2008)

“1960’lı yılların ortasında, bütün Kürtlerin “amcası” olan Musa Anter, Diyarbakır’da çıkardığı bir dergide, “Kımıl” adında Kürtçe bir şiir yayınladı. Şiir, ekinlere dadanan kımıl zararlısına, halkın isyanını dile getiren bir halk türküsünün güftesinden ibaretti. Politik hiçbir içeriği yoktu, halkı isyana davet etmiyor, bir sosyal sınıfı diğer sosyal sınıfa karşı da kışkırtmıyordu. Anlayacağınız “zararsız” bir şiirdi, tek “zararı” Kürtçe olmasıydı.
Kıyametler koptu. Cumhuriyet gazetesi hadiseyi haber yaptı, haberin başlığı, “Diyarbakır’da, bir dergi, anlaşılmayan sebeplerden, Kürtçe bir şiir neşretmiştir” şeklindeydi ve savcıları göreve çağırıyordu. Savcılar hemen görev başına koştu. Dergi toplatıldı, Musa Anter mahkemeye sevk edildi, bir bilirkişi heyeti oluşturuldu ve “Kımıl Davası” aylarca sürdü.”
Muhsin Kızılkaya (Radikal Gazetesi, 16/11/2003)

TANITIM YAZISI
‘Diyarbakır’da yayınlanan ‘İleri Yurd’ adlı gazete, 31 Ağustos tarihli nüshasında Kürtçe bir yazı yayınlanmıştır. ‘Kımıl’ gibi tabii bir konuyu ele alarak ‘Bütün Şark ilerinin asırlardan beri iktidarların su-i zannı altında olduğunu’ iddia eden yazarın yazısının sonunda ‘Bacıyı Kımıl’dan kurtaracak kardeşlerden’ bahsederken neyi kastettiği anlaşılmamıştır.’
Yeni Sabah Gazetesi, 4 Eylül 1959

‘Diyarbakır’da çıkan İleri Yurd adlı gazete, Kürtçe bir şiir yayınlamış. …onları (Kürtleri) Türkçe anlatmağa alıştırmış değiliz. Diyarbakır’daki olay bir sürpriz değildir bence. Yanlış bir tutumun, yanlış bir politikanın kaçınınılmaz bir sonucudur. Bir zamanlar bir Türkçe konuşmak kampanyası vardı. Bu kampanya birden yavaşlayıverdi. Vatandaş istediği dili konuşuyor şimdi Diyarbakır’da Kürtçe şiir yayınlanıyor. Vatandaş Türkçe konuş kampanyasında vatandaşı Türkçe düşünmeğe, Türkçe duymağa yöneltmek amacı vardı.’
Müşerref Hekimoğlu, Akşam Gazetesi, 5 Eyül 1959

‘Doğu illerimizin birinin merkezinde çıkan bir gazete anlaşılmaz sebeplerle Kürtçe bir şiiri neşrediyor.’
Cumhuriyet Gazetesi, 6 Eylül 1959

40 yıl önce doğal bir olayı anlatan Kürtçe bir şiir, yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi Türkiye’nin gündemine oturtmuştu. 40 yıl sonra yine o şehirde, Musa Anter’in tek başına sonsuzluğa uğurlandığı o şehirde, Kürtçe okuma kampanyaları düzenleniyor, surların dibine gömülen kelimeler şehrin sokaklarından Zivingê’ye uzanıyor:
Spas Apê Musa!

Kitabın Künyesi
Kımıl
Musa Anter
Aram Yayınları
68 sayfa

Yorum yapın

This site is protected by WP-CopyRightPro