İNSANOKUR.ORG
Harbiyeli Bir Osmanlı Ermenisi Kalusd Sürmenyan

Harbiyeli Bir Osmanlı Ermenisi Kalusd Sürmenyan

Türkiye’de cumhuriyet kuşağının ardından doğup büyüyenler, Ermeni soykırımının varlığından büyük oranda habersiz yetiştiler. Bu konu, sanattan siyasete, müfredattan hatıratlara, toplumun bütün hücrelerinden adeta silinmiş, büyük bir sessizlik örtüsüyle kaplanmıştı. Kemal Tahir romanlarındaki birkaç paragraf bu gizi kaldırmaya yetmediği gibi, Charles Aznavour’a duyulan yakınlık da bir türlü sarih cümlelerle anlatılamıyordu. Öyle ...

devamını okumak için tıklayınız

Utanç ve Onur 1915 – 2015 / Ermeni Soykırımı’nın 100. Yılı

Utanç ve Onur 1915 - 2015 / Ermeni Soykırımı'nın 100. Yılı

Ermeni Soykırımı gerçeği, yüz yıl sonra, sorumluların çaresiz siyasal ve ideolojik saldırılarla bir kez daha kapatmak istedikleri yalan mahzenini parçalayarak hayatımızdaki yerini alıyor. Bu kitap, Ermeni halkının maruz bırakıldığı kapsamlı ve çok boyutlu yok etme politikasının asla başaramadığı bir sonucu sergilemek istiyor. Bu coğrafyanın sosyal ve kültürel tarihine derin kökleriyle ...

devamını okumak için tıklayınız

“Soykırım” kelimesini bulan kişi Rafael Lemkin, “Ben bu kavramı Ermenilere yapılanlardan dolayı buldum”

“Soykırım” kelimesini bulan kişi Rafael Lemkin, “Ben bu kavramı Ermenilere yapılanlardan dolayı buldum”

Prof. Taner Akçam: 1915'te Ermeni ayaklanmaları olduğu iddiası yalan Ermeni katliamının üzerinden bir yüzyıl geçti. 24 Nisan yaklaşırken tartışmayı başlatan Papa Francis'in katliamı "genel olarak geçen yüzyılın ilk soykırımı olarak kabul edilen” ifadesi oldu. Papa Francis’in sözlerine Vatikan’dan “Alıntı bağlamında kullandı” düzeltmesi geldi ancak bu açıklama Francis’in bazı Türkiyeli siyasetçilerin hedefi haline ...

devamını okumak için tıklayınız

Federico Garcia Lorca’nın ölüm sebebi aydınlandı

Federico Garcia Lorca'nın ölüm sebebi aydınlandı

İspanyol oyun yazarı ve şair Lorca’nın ölüm sebebi aydınlandı.Ölümü aydınlatan rapor, Lorca’nın ‘Franko’nun askerleri tarafından kurşuna dizildiğini ortaya koyuyor. Ünlü İspanyol Oyun yazarı ve şair Federico Garcia Lorca’nın 1936 yılında 38 yaşındayken İspanya İç Savaşı’nda tutuklanıp öldürülmesiyle ilgili yeni belgeler ortaya çıktı. Belgeler Lorca’nın yaşadığı Granada’daki askeri yetkililerin emirleriyle öldürüldüğünü ...

devamını okumak için tıklayınız

Mozart’ın İtalya seyahati ve Akademi’ler III

Mozart'ın İtalya seyahati ve Akademi'ler III

Wolfgang Amadeus Mozart'ın (1756-1791) henüz 14 yaşındayken, babası ünlü keman pedagogu, besteci ve konzertmeister (başkemancı), Leopold Mozart ile İtalya'ya yaptığı seyahat sırasında(12 Aralık 1769- 28 Mart 1771), müzik kültürünü destekleyen ve geliştiren, kilise ve konservatuvar dışında, çok önemli farklı kurumlar da vardır. Bunlar, kilise ve konservatuvarlar dışında, aristokrasi'nin müziğin gelişimine ...

devamını okumak için tıklayınız

Çağrı – Bertolt Brecht

Çağrı - Bertolt Brecht

ÇAĞRI Doğrudur yıldırımın düştüğü, yağdığı yağmurun, Bulutların rüzgarla sökün ettiği. Ama savaş öyle değil, savaş rüzgarla gelmez; Onu bulup getiren insanlardır. Duman tüten topraktan bahar boyunca, Dökülüp yükselir birden gökyüzü. Ama barış ağaç değil, ot değil ki yeşersin: Sen istersen olur barış, istersen çiçeklenir. Sizsiniz uluslar, kaderi dünyanın. Bilin kuvvetinizi. Bir ...

devamını okumak için tıklayınız

‘Bu cinayetleri işlemeyeceğime göre istifamı kabul buyurun!

‘Bu cinayetleri işlemeyeceğime göre istifamı kabul buyurun!

1915 cehenneminde Ermenileri korumak için İttihat Terakki yönetimine karşı çıkmaya cesaret edenlerden biri de Kütahya Mutasarrıfı Faik Ali Ozansoy’du. Ari Şekeryan “Kurtaranlar” dizisinde Ozansoy’un bu mücadelesine ve Ermenilerin ona nasıl teşekkür ettiğine ışık tutuyor. O toplar öldürecek bir hayat arar… Asker Veya muhâbir ve şâir, kadın, çocuk, hasta Vazifesinde mi? Hatta ...

devamını okumak için tıklayınız

Propaganda Çağı – Anthony Pratakins, Elliot Aronson

Propaganda Çağı - Anthony Pratakins, Elliot Aronson

"Propaganda Çağı'nın Anthony Pratakins ve Elliot Aronson adlı yazarlarının şu ilginç gözlemi modern toplumu anlamamızı kolaylaştırır: Amerikalılar dünya nüfusunun yüzde 6'sını oluşturuyor ve bu nüfus uyanıkken zamanın yarısını kitle iletişim araçlarına angaje geçiriyor. Çağımıza ve kültürüne mahkûmuz. Çağımızın reklam ve propaganda çağı olduğu apaçık; modern ve kapitalist kültürü propaganda ve reklamsız ...

devamını okumak için tıklayınız

Bilimin Öyküsü – William Bynum

Bilimin Öyküsü - William Bynum

Bilim harikadır. Bize uzayın sonsuz alanlarını, en küçük canlı organizmaları, insan bedenini ve yeryüzünün tarihini anlatır. İnsanlar tarih boyunca bilimle uğraştılar; dünyayı anlamak istediler. Antik Yunan filozoflarından Einstein, Watson ve Crick'e ve bugünün bilim insanlarına kadar; kadınlar ve erkekler hep merak ettiler, incelediler, deney yaptılar, hesapladılar ve bazen öyle sarsıcı ...

devamını okumak için tıklayınız

Almanya’nın 1915 olaylarındaki rolü ne?

Almanya'nın 1915 olaylarındaki rolü ne?

1915 yılında Anadolu Ermenilerinin yaşadığı katliamlar ve tehcir konusu Almanya'da, o dönemde Osmanlı İmparatorluğu'nun müttefiki olarak Anadolu'da görev yapan Alman subay ve diplomatlarının olaylarda oynadığı rol üzerinden tartışılıyor. 1970'li yıllardan beri Almanya'da yaşayan araştırmacı yazar Serdar Dinçer, bu konuda en kapsamlı araştırmalardan birini yaptı. Dinçer ilk kez konuyu Almanya Dışişleri ...

devamını okumak için tıklayınız

1916: İranlı yazarın güncesinden Ermenilerin yaşadıkları

1916: İranlı yazarın güncesinden Ermenilerin yaşadıkları

Muhammed Ali Cemalzâde, 1916'da Ermeni azınlığın uğradığı zulme şahit olmuş. Cemalzâde, Birinci Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı idaresindeki Bağdat'ta görev yapan bir grup genç İran vatandaşından biriydi. İngiliz güçleri Bağdat'a yaklaşırken, Cemalzâde, İran jandarmasında görevli iki İsveçli subayla birlikte İstanbul'a gitmek üzere yola çıktı. Cemalzâde, yolculuğu sırasında, gördüğü, 'zalimce ve şoke ...

devamını okumak için tıklayınız

Çamaşır suyu çocukları hasta mı ediyor?

Çamaşır suyu çocukları hasta mı ediyor?

Evlerde çamaşır suyu kullanımıyla, çocukların hastalıkları bağlantılı bulundu. Etkisi her ne kadar “makul” olsa da, çamaşır suyu kullanımın teşvik edilerek arttırılması, toplum sağlığını ilgilendiren sorunlar yaratabilir. İş ve Çevre Sağlığı dergisinde yayımlanan bir çalışmaya göre, evlerinde pasif olarak çamaşır suyuna maruz kalan çocuklarda solunum yolu ve diğer bazı enfeksiyonlar daha yüksek ...

devamını okumak için tıklayınız

Kirpinin Zarafeti – Muriel Barbery ‘Etrafı bayağılıklarla çevrili olsa bile bayağılığın erişemediği bir kadın.’*

On üçüncü yaş gününde intihar etmeyi planlayan on iki yaşında, son derece zeki ve üstün yetenekli bir kız çocuğuyla, müzik, resim ve felsefe meraklısı, Rus edebiyatı ve Japon sineması tutkunu elli dört yaşında bir kapıcının, kibar bir Japon beyefendisi sayesinde gelişen sıra dışı dostluğunu anlatan Kirpinin Zarafeti, Fransa?da yayınlandığı 2007 yılında 1.100.000 adetlik baskı sayısına ulaşarak 102 hafta boyunca Fransa listelerinde en üst sıralarında yer almış, göze çarpmayan güzellikleri yücelten, sınıflar ve nesiller ötesi bir dostluğu konu edinen zarif ve etkileyici bir roman.
“Romanın kahramanları müzik, resim ve felsefe meraklısı, Rus edebiyatı ve Japon sineması tutkunu elli dört yaşında sıra dışı bir kapıcı kadın Renee, hemen her konuda bilgili kibar bir Japo beyefendisi ve bir yıl sonra yaş gününde intihar etmeyi panlayan on iki yaşında, son derece zeki ve üstün yetenekli bir kız çocuğu olan Paloma. Aynı apartmanda yaşayan ve yolları hemen hiç kesişmeyen kız ve kapıcı kadın binada daire kiralayan Japon beyefendi aracılığıyla tanışıyorlar. Onların tanışmalarına kadar geçen sürede, küçük kızın ve kapıcı kadının bakış açılarından apartmanda yaşayan Fransız zenginlerinin yaşam biçimlerine şahit oluyoruz. Bu sırada Renee ve Paloma’nın günlükleri aracılığıyla bol bol felsefi çözümleme de okuyoruz. Zaman zaman felsefe dozunun arttığını söylemeliyim. Özellikle kapıcı kadının hayat felsefesi sayfalarca sürüyor ve yoruyor. Ama bu bile bizi romanın akışından kopartmıyor. Zaten Japon adamın gelişyle roman daha da akıcılaşıyor. Bu üçlünün çeşitli biçimlerde bir araya gelmeleri ile roman iyice formunu buluyor. Özellikle kapıcı kadının apartman sakinlerinden kendini gizleme çabaları, onlar hakkındaki gözlemleri, Paloma’nın evde ve okulda yaşadıkları romanı eğlenceli hale getiriyor.”
Metin Celal, 28 Mayıs 2009, Cumhuriyet Kitap sayı 1006

?Her şeyin, özellikle de hayata dair mutlak olguların ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu gösteren nefis bir kitap.?
( Le Soir)

Barbery hayatın küçük keyiflerini, her şeyin Marcel Proust?un o sonsuz nostaljisi ile dengede olduğu muhteşem anları yakalamayı başarıyor.
( L?Express)

?Yılın keşfi?
(Le Figaro)

Konusu
Marx, Kant, Epikür, Platon, Husserl, Tolstoy okuyup, İtalyan resmi ile Hollanda resmi arasında seçim yapabilecek kadar bilgiye sahip olan entelektüel Michel Renée, hayatın anlamının, güzelliğin asla gibi bir zamanlamada saklı kaldığına inanır ve olduğundan farklı olamayacağına göre olduğu şeye dair susmayı tercih eder. ?Hayatın bir anlamı vardır ve bunu da büyükler bilir? lafının herkesin inanmak zorunda kaldığı evrensel bir yalan, hayatın anlamsızlığının peşinde koşan insanların aslında zaman kaybettiklerine inanan Paloma, bu anlamsızlığı yaşamamak için 13. yaş gününde intihar etmeye karar verir. Nasıl ölündüğü değil, ölürken ne yapıldığı düşüncesinde olan Paloma, Taniguchi?de kahramanların Everest?e tırmanırken ölmesinden esinlenerek, kendisinin yapabileceği en önemli şeyin olası en fazla derin düşünceye sahip olmayı ve bunları bir deftere kaydetmeyi hedefler: Bu derin düşünce, Japon tarzı küçük bir şiir niteliğinde olmalıdır; bir hokku (3 dize) ya da bir tanka (5 dize). Hayatta düşünecek ya da söyleyecek bir şey kalmamışsa, hareketin hayata kattığı anlamı da irdeleyip bir günlük olarak yazarak hem tine hem de bedene hitab etmeye karar verir. Apartman?a taşınan görmüş geçirmiş bir Japon beyefendisi olan Kakuro Ozu, çevresine ve insanlara bakmasını bilen, kendi sınırlarının ve değer yargılarının ötesine geçemeyen aslında yüzleşemedikleri için kendilerini bile tanımayan diğerlerinin sığlığını açığa çıkarıyor. Ozu ile tanıştıktan sonra Paloma, Renée?de kirpinin zarafeti olduğunu söylüyor; dışardan dikenlerle zırhlı, tam bir kale, ama içinde kirpiler kadar doğrudan bir rafinelik var. Onlar haksız yere duyarsız, uyuşuk görülen, şiddetle yalnız ve korkunç bir şekilde zarif hayvanlar. Kapıcı kimliğini, entelektüel kişilik özelliğinin önünde tutarak, kirpinin tehlike anında dikenlerini dikleştirmesi gibi kendine savunma kalkanı yapıyor. Hayatta karşılaşabileceğimiz ve hiç ummadığımız şeylerin yazgımızı değiştireceğine inanan Renée?nin entelektüel kimliğini keşfeden Ozu, aynı zamanda Renée?nin nadasa bıraktığı duygularını da hareketlendirir. Paloma ise Renée?den aldığı feyz ile güzelliklerin peşinden koşmaya karar verir ve intihar etmekten vazgeçer.
*Alıntı yapılan kaynak: http://ayseninkitapkulubu.blogspot.com

Karakterler
Reneé Michel
54 yaşında, ufak tefek, çirkin, tombul, ayaklarında nasırlar olan, bir mamut gibi nefes alıp veren, yoksul, ölçülü, Grenelle Sokağı 7 numarada iç avlusu ve bahçesi olan bir apartmanda 27 yıldır kapıcılık yapmaktadır.
12 yaşında okulu bırakır, 17 yaşında Lucien ile evlenir.
Tek dostu Manuela?dır.
Lev adında bir kedisi var.

Paloma Josse
12 yaşında, kendi deyimiyle ?zenginlerin apartmanında oturan potansiyel zengin?.
Babası milletvekili olmadan önce bir bakandı.
Annesi edebiyat doktorası yapmış, konuşmalarını edebiyat göndermeleriyle süsleyen bir eğitimli. Ablası Colombe Josse Yüksek Öğretmen Okulu?nun felsefe bölümünde okuyor.
Anayasa adında bir kedisi var.

Kakuro Ozu
Apartman sakinlerinden Arthens?lerin dairesini satın alan Kakuro Ozu altmış yaşlarında, ufak tefek, zayıf, gösterişli bir Japon.
Mesleği, Büyük Avrupa markaları için Hi-fi sistemleri ithal etmek.
Japonya?da yaşayan bir kızı ve torunu var.
İki kedisi var; Levin ve Kitty.

Karakterlerin Ortak Yönleri
* Ozu?nun Japon genleri ile Renée ve Paloma?nın Japonya?ya, Japon kültürüne ve sanatına duydukları hayranlık ortak noktada çakışıyor.
* Renée ve Paloma insanlardan uzakta kendilerine ait bir dünyada düşünceleri ve kitapları ile başbaşa kalmayı seviyorlar.
* Ozu ve Renée Rus edebiyatını, 17.yy Hollanda resmini seviyorlar.
* Ozu ve Renée kedilerine Rus edebiyatından, Tolstoy?dan esinlenerek isim veriyorlar.
* Renée ve Paloma, her ikisi de güzelliğin yalan olduğunu savunuyor ve onun peşinden koşuyorlar.
* Ozu ve Renée?nin eşleri kanserden vefat etmişler.
* Üçünün de kedisi var.
* Renée ve Paloma yaseminli çay seviyor.
Alıntı yapılan kaynak: http://ayseninkitapkulubu.blogspot.com

Kitabın Künyesi
Kirpinin Zerafeti
Yazar: Muriel Barbery
Yayınevi: Turkuvaz Kitap
Çeviren: Işık Ergüden
Basım Tarihi : 10 – 2008
Sayfa Sayısı: 280 sayfa

Muriel Barbery Hayatı
Felsefe profesörü olan Muriel Barbery, 1969 yılında Casablanca?da doğdu.
1990 yılında École Normale Supérieure de Fontenay-Saint-Cloud?a giren Barbery 1993?te felsefe dalında doçent oldu.
Lisede, Saint Lo Öğretmen Eğitim Enstitüsü?nde ve Bourgogne Üniversitesi?nde felsefe dersleri verdi.
Yazarın 2000 yılında yayınlanan ilk romanı Une Gourmandise (A Delicacy), yakın zamanda ölecek, aile içi ilişkileri birbirine uzak olan bir adamın dünya mutfakları hakkındaki yorumlarını, insan ilişkilerindeki beklentiler ile harmanlayarak aktarmaktadır.
Barbery?nin ikinci romanı olan Kirpi?nin Zarafeti, yayınlandığı Eylül 2006 itibariyle 102 hafta boyunca Fransa listelerinde en üst sıralarda yer aldı, yarım düzine yabancı dile çevrildi, pek çok ödül aldı ve filme uyarlandı.
Muriel Barbery 2008 yılında sanatçı rezidansı Villa Kujoyama?da çalışmaya hak kazandı.
Halen eşiyle Japonya?da Kyoto?da yaşıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>