Kürk Mantolu’yu neden çok sevdik? Sevengül Sönmez

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali?nin yetmiş yıl önce yayımlanan bu romanı, ne oldu da çok satanlar listesinin üst sıralarından düşmüyor? Keşke Sabahattin Ali de görebilseydi.

Kitap okurlarının, edebiyatseverlerin ve elbette tüm yayıncıların şaşkınlıkla izledikleri bir çok satan karşısındayız: Kürk Mantolu Madonna. Sabahattin Ali?nin yetmiş yıl önce yayımlanan bu romanı, ne oldu da çok satanlar listesinin üst sıralarından düşmüyor? Türkiye, Sabahattin Ali?ye vefa borcunu ödüyor diye düşünmek sevindirici olmakla birlikte, faili meçhul cinayetlerin hiç azalmadığını bilmek bu ihtimali baştan yok ediyor. Kuyucaklı Yusuf?un ve Sabahattin Ali?nin öykülerinin 100 Temel Eser listelerinde yer alması ve okullarda okutulması da benzer bir biçimde durumu anlaşılır kılsa da ikna edici değil.

Yapı Kredi Yayınları, Sabahattin Ali?nin eserlerini özenli bir biçimde, eksiksiz basmaya, eleştirel basımlar hazırlamaya devam ediyor. Çeşitli vesilelerle Sabahattin Ali?nin yaşamöyküsünü anlatan sergiler düzenlendi ve bu sergiler Türkiye?nin farklı illerine götürüldü. İlköğretim okulları ve liselerde düzenlenen etkinlikler de bu gençlerin Sabahattin Ali?yi tanımasını, anlamasını sağlıyor elbette. Yine geçtiğimiz yıl birkaç belgesel ve farklı anma etkinlikleri de yapıldı. Bunların tümü bir araya geldiğinde Kürk Mantolu Madonna?nın neden çok sevildiğini anlamak mümkün olur mu bilmiyorum, ama bir yazarın sahiplenilmesi, eserlerine ve geriye bıraktıklarına değer verilmesi açısından Türkiye?nin şaşırtıcı bir tavır sergilediğini görüyoruz. Ve elbette ?keşke? demekten geri duramıyoruz. Keşke Sabahattin Ali de görebilseydi…

Kürk Mantolu Madonna?yı okuyanların/sevenlerin hatta ömürleri boyunca okudukları en güzel kitap olduğunu söyleyenlerin yayınevini hatta yazarını bile bir seferde söyleyememesi ise yukarıda sıraladığım nedenleri ikinci hatta üçüncü plana iterken geriye bir tek kitabın konusu kalıyor. Kitabı okuyan herkes konusunu çok etkileyici bulduğunu ifade ederken, kitabı çoğunlukla bir arkadaşının tavsiyesiyle okumaya başladığını ve elinden bırakamadığını da ekliyor.

Kolay okunması ve dilinin yalınlığı okuyucunun kitaba devam etmesi açısından en büyük etkenlerden biri elbette, ancak ?Bu kitabı neden seviyorsunuz?? diye sorduğum pek çok kişinin anlatılanlardan çok etkilendiğini söylemesi, dahası okullarda gençlerin ?zamanımızda böyle aşklar yok ne yazık ki? diye iç çekmesi de kayda değer nedenler.

1943?ten 2013?e yetmiş yılda neler oldu?
Kürk Mantolu Madonna ilk kez Hakikat gazetesinde 18 Aralık 1940-8 Şubat 1941 (çıkmadığı günler: 8-10,14,15 Ocak 1941) tarihinde ?Büyük Hikâye? başlığı altında 48 bölüm olarak tefrika edilmiştir. Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna?yı ikinci kez askerlik yaptığı Büyükdere?de çadırda yazmış ve günü gününe gazeteye yetiştirmeye çalışmış, romanı yazdığı günlerde attan düşüp sağ kol bileği çatlayınca, kolunu tenekede ısıtılan suya koyup yazmaya devam etmiştir.

Roman gazetede tefrika edilmiş ama Sabahattin Ali telifini alamamış, gazete sahibi Cemal Hakkı ile aralarında giderek sertleşen yazışmalar olmuş, Cemal Hakkı romanın beğenilmediğini söyleyince Sabahattin Ali de 10 Şubat 1941?de şu yanıtı vermiştir:

?Benim yaptığım, bana defaatle vaat edildiği halde, hiç sebep zikredilmeden incaz edilmeyen bir hakkı istemektir. Bir de sizin yaptığınıza bakalım: Roman gazetenizde, benim gibi bu meselelerde hassas olan bir adamı deli etmek için olacak, mütemadiyen şekil değiştirilerek, kararsızlık içinde, neşredildi. Evvela üç sütunda başlayıp sonra dört sütuna, sonra da yedi sütuna çıkarıldı.

Yazı hayatımda ilk defa olarak, yazımın tutmadığı suratıma çarpıldı. Neden? Bunu araştırmaya lüzum bile hissedilmedi. Acaba roman hakikaten tutmadı mı? Tutmadı ise kabahat romanda mı, Hakikat gazetesi karilerinin seviyesinde mi benim şimdiye kadar intişar etmiş bulunan eserlerim meydanda olduğuna göre, benden gazeteniz için yazı isterken, İskender Fahrettin, Esat Mahmut beylerden veya Peride Celal, Kerime Nadir, Mükerrem Kâmil hanımlardan beklenen neviden bir roman istemiş olamayacağınız aşikârdır. Akşam gazeteleri karileri ancak bu nevi yazıları tutuyorlarsa kabahat bende mi? Sanatı üzerinde benim kadar titreyen ve bunu ?talebe muvafık emtia? haline girmekten benim kadar kaçan bir insana eliniz titremeden ?roman maalesef tutmamıştır? diye yazarken ne yaptığınızın farkında mı idiniz??

Kitabın adına gelince, Cevdet Kudret Sabahattin Ali?nin bu roman için ?Lüzumsuz Adam? adını düşündüğünü ancak içindeki ?z? ve ?s? seslerinin kakofonisinden hoşlanmayarak bu addan vazgeçtiğini söylemektedir. Pertev Naili Boratav ise Sabahattin Ali?nin Kürk Mantolu Madonna?yı ilk önce bir öykü olarak tasarladığını ve başlığını da ?Yirmi Sekiz? koyduğunu, öykünün ilk sayfasını da kendisine gösterdiğini, ?Yirmi Sekiz? başlığını da Sabahattin Ali?nin öykünün kahramanı olan hanımı tanıdığında yirmi sekiz yaşında olması nedeniyle seçtiğini belirtmektedir.

Kim bu Kürk Mantolu?
Kürk Mantolu Madonna?nın kim olduğu konusunda pek çok şey söylenmiştir. Sabahattin Ali?nin yakın arkadaşlarından Muvaffak Şeref, Taksim Camlı Köşk Gazinosu?ndaki kadın orkestrasında çalan kadınlardan biri olduğunu söylerken Sevgi Sanlı, Kürk Mantolu Madonna?nın Sabahattin Ali?nin henüz çok gençken âşık olduğu bir genç kız olduğunu dile getirmektedir.

Aliye Ali ise Asım Bezirci?yle yaptığı konuşmada romandaki bazı konuşmaların kocasıyla kendisi arasında geçtiğini ve Raif Bey?in ailesinin Sabahattin Ali?nin dayısının karısı Müfide Hanım?ın ailesinden izler taşıdığını anlatmıştır.

Sabahattin Ali ise Ayşe Sıtkı İlhan?a 6 Temmuz 1933?te Sinop?tan gönderdiği mektubunda romanın kahramanını açık açık anlatmaktadır: ?Almanya?da Frolayn Puder isminde bir hatuna ziyadesiyle âşıktım. (Bu kadın arkadaşlar arasında 28 namıyla meşhurdur.) O zamanlarda ise Berlin?de şu meşhur Deli Şarkıcı filmi oynamıştı ve oradaki Sonny Boy şarkısı herkesin ağzında idi. Şimdi bunu mırıldanınca sisli ve yağmurlu teşrinievvel günlerinde 28 ile müzelere veya sinemaya gidişim aklıma gelir. Yolda mütemadiyen kızcağızın yüzüne dalar, önümü görmezdim, o da hafif bir tebessümle başını bana doğru çevirerek bu salaklığımı mazur gördüğünü anlatmak isterdi. Âşık olduğum kimseler arasında bana bu kadın kadar iyi muamele edeni olmamıştır. Parmağının ucunu bile koklatmadığı halde beni kırmaz, aramızda genişlemeyen ve daralmayan muayyen bir mesafe muhafaza etmesini gayet iyi bilirdi…?

Kürk Mantolu Madonna kitap olarak ilk kez 1943?te Remzi Kitabevi tarafından yayımlanmıştır.
Kitap için ilk eleştiri Nâzım Hikmet?ten gelir. Nâzım, Mayıs 1943?te Bursa Hapishanesi?nden gönderdiği mektupta Kürk Mantolu Madonna hakkında şunları yazmıştır: ?Kürk Mantolu Madonna, ben bu kitabı hem sevdim, hem kızdım. Evvela niçin kızdığımı söyleyeyim. Kitabın birinci kısmı bir harikadır. Bu kısmın kendi yolunda inkişafı yani bir küçük burjuva ailesinin içyüzünü tahlili öyle bir haşmetle genişlemek istidadında ki, insan buradan ikinci kısma geçerken, elinde olmayarak, yazık olmuş, bu çok orijinal, çok mükemmel başlangıç ve imkân boşuna harcanmış, keşke bu başlangıç harcanmasaydı, diyor. Ben başlangıcı okurken yani Berlin?e kadar olan pasajı, senin benim anladığım manadaki realizmine hayran oldum. Beni dinlersen o başlangıcı almak ve kahramanın ölümünü kısaca tekrarlamak suretiyle o ailenin efradı ve eşhasının hayatları etrafında bir ikinci cilt, ayrı bir roman yapabilirsin, böylelikle de dinlemeye başladığımız harika musiki birdenbire kesilmiş olmaz. Gelelim ikinci kısmına, o kısım, başlı başına bir büyük hikâye olarak güzeldir ve böyle bir tecrübe gerek senin için gerekse Türk edebiyatı için lazımdı. Sen bu tecrübeyi başarıyla yaptın.?

Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna?nın arkadaşları tarafından fazla romantik, anlamsız bir yapıt olduğu yolundaki eleştirilere ise, ?Bu eser benim kafamın içinde yıllar öncesinden hazırlanmıştı, yazıya dökmemek imkânsızdı? diyerek yanıtı vermiştir.

Sabahattin Ali?nin 1948?de öldürülmesinin ardından uzun bir süre eserleri yayımlanmamış, dahası kendisi de eserleri de unutturulmaya çalışılmış, eserleri üzerindeki kül 1965?te Varlık Yayınları?nın bütün eserlerini yayımlamaya başlamasıyla kaldırılmıştır. Kürk Mantolu Madonna, Varlık Yayınları?ndan sonra Cem Yayınevi, Bilgi Yayınevi tarafından da yayımlanmıştır.
Ve elbette bunca yıl içinde başta Almanca olmak üzere başka dillere de tercüme edildi.

Raif ile Maria?nın imkânsız aşkı
İkinci Dünya savaşı arifesinde Berlin?e giden Türk genci Raif?i, içine kapandığı kitaplar ve düşler dünyasından, kendisi gibi duygusal yapıdaki Yahudi bir kızla yaşadığı, tutkulu bir aşk çıkaracaktır. Biri Batı?dan öteki Doğu?dan gelen iki yaşam kaçağının, iki düş insanının karşılaşmasıdır bu. Babası ölünce yurda döner Raif, Nazilerin Yahudiler üzerinde estirdikleri baskı ve şiddet ortamı nedeniyle Maria ile iletişim de kuramaz. Kötü haberi, Maria?nın götürüldüğü toplama kampında ölmüş olduğunu, yıllar sonra Ankara garında bir Alman kadından işitecektir. Kadının yanındaki küçük kız, Maria?nındır. Yani Raif?in de kızıdır. Ne var ki, tren hareket etmiş, Raif, bir daha asla göremeyeceği kızına bir kez bile sarılamamıştır…

Sevengül Sönmez
(12.03.2013,http://kitap.radikal.com.tr)

KÜRK MANTOLU MADONNA,
Sabahattin Ali,
Yapı Kredi Yayınları,
2013, 160 sayfa,

Kürk Mantolu’yu neden çok sevdik? Sevengül Sönmez” üzerine 2 yorum

  1. Romanın sonunda Maria toplama kampında değil gebeliğe bağlı preeklamsi denilen öldürücü de olabilen bir nedenden ölüyor. savaşla ilgili yada yahudilere yapılan baskılarla ilgili fazla bir anlatım yoktur.

  2. Evet, haklısınız. Radikal Kitap spotta Doğan Akhanlı’nın Madonna’nın Son Hayali kitabının özetini vermiş.

Yorum yapın

This site is protected by WP-CopyRightPro