Lermontov?un Gerçekçiliğe Katkısı: “Çağımızın Kahramanı” – Ö. Aydın Süer

Mihail Lermontov, 1814-1841 yılları arasında yaşamış, Rusya?da Dekabrist hareketin acımasızca bastırıldığı dönemi izleyen suskunluk ve baskı ortamında, Rus toplumunun çok değişik kesimlerini temsil eden kişilerin yaşam ve düşünce biçimlerini ortaya koymuş bir yazar ve şairdir. Doğa, aşk ve yalnızlık konularını içeren lirik şiirlerinin yanı sıra, toplumsal konulara değinen şiirleriyle de Puşkin?in bir izleyicisidir. Belinskiy için Lermontov, ?Rus toplumunun tarihsel gelişim zincirinde yeni bir halka?, Herzen için ise ?dönemin ruhunu dile getiren bir yazar?dır. Demokrat kesim Lermontov?un sanatını, düşünce ve umutlarının bir anlatımı olarak algılamış, içinde bulundukları ruhsal durumun bir çözümlemesini onun yapıtlarında bulmuştur.

Çarlık yönetimi ve soylu sınıf için ise Lermontov, bir soylu olmasına karşın, Griboyedov ve Puşkin gibi, yapıtlarıyla ortalığı bulandıran, özgürlükçü düşünceleri dile getirerek çöküntüye uğramış Dekabrist ruhu canlandırmaya çalışan tehlikeli bir yazardı.

Çağımızın Kahramanı, Lermontov?a büyük ün kazandıran ve onu ölümsüzleştiren bir yapıttır. Romanı yazış amacını yazar, yapıtının önsözünde, kendisine yönelik eleştirileri yanıtlarken ortaya koyar: ?İnsanların tatlıyla beslendikleri yeter; mideleri bozuldu artık. Onlara biraz acı ilaç, katıksız gerçek gerek.?(1) Bu sözleriyle romanını yazarken gerçekçi bir yöntem izleyeceğini vurgulayan yazar, kahramanı Peçorin?in günlüğüne başlarken yazdığı, ?insan ruhunun (isterse en basitinden olsun) tarihi, sanmam ki, tüm bir ulusun tarihinden daha az ilginç, daha az eğitici olsun,? sözleriyle de romanını ruhbilimsel bir temele oturtacağını belirtir(2) .

Çağımızın Kahramanının ilk üç bölümü, ?Bella?, ?Kaderci? ve ?Taman? 1839-40 yıllarında ?Oteçestvenniye Zapiski?de (Anayurt Notları) yayımlandı. Yapıt tüm olarak, ?Maksim Maksimıç? ve ?Prenses Meri?nin daha önceki bölümlere eklenmesiyle uzun öykü derlemesi olarak ortaya çıktı. Her bir öykü, olay örgüsü açısından bağımsız olmasına karşın, bir bütün olarak roman niteliği kazanıyor ve çağdaş genç bir adamın portresini, ustaca ve düşündürücü bir biçimde ortaya koyuyordu. Paul Foote, öykülerin karmaşık bir sıra izlemesini, Lermontov?un kahramanının ruhsal yapısının karmaşıklığını daha belirgin bir biçimde ortaya koymak amacıyla uyguladığı bir yöntem olarak algılamıştır(3) .

Lermontov romanını, kendi deyişiyle ?sık sık rastladığı çağdaş insanı, kendi anladığı biçimde betimlemek? amacıyla yazmıştır. Bu aynı zamanda, Puşkin?in ?Yevgeniy Onegin?i yaratırken ortaya koyduğu savdır. Bu yüzden Belinskiy, Peçorin?i çağının Onegin?i olarak adlandırır(4) . Paul Foote de, Puşkin?in kahramanı Onegin?in adını Onega ırmağından, Peçorin?in ise Peçora ırmağından aldığını öne sürerek, bu iki kahraman arasındaki benzerliğe işaret eder(5) . Ay¬rıca her iki kahraman da Rus yazınında daha sonraları Herzen, Turgenev ve Gonçarov gibi yazarlar tarafından geniş bir biçimde ele alınacak olan ?gereksiz kişiler?in de öncüsüdürler. Yine de Peçorin, tüm bu sözü edilen kahramanlardan, kendi döneminin, yani Dekabrist yenilgisinin yarattığı ortamın kahramanı oluşuyla ayrılmaktadır. Gerçekte de tüm ?gereksiz kişi? tipinin temsilcisi olan kahramanlar, belirli ortak özelliklerinin dışında, birbirlerinden farklıdırlar.

Soylu ve zengin Peçorin, geniş bir kültüre sahiptir. Felsefe, yazın ve tarih ilgi alanına girmekte, sık sık sevgi, dostluk, yaşamın amacı gibi ana sorunlar üzerinde düşünmektedir. Sınırsız cesareti, irade gücü, zekası ve belleği, kendisine olayları hemen kavrayarak onları yönlendirebilme olanağı vermektedir. Başkalarını olduğu kadar, kendisini de nesnel olarak değerlendirebilmektedir. Doğanın güzelliklerinden sınırsız biçimde etkilenmesi, ondaki duygusal yönü de ortaya çıkarmaktadır. Doğaya olan bu güçlü tutkusu, toplumda bulamadığı uyum ve güzellikleri doğada bulabilmesiyle açıklanmaktadır(6) .

Bu olumlu özelliklerinin yanı sıra, Peçorin pek çok olumsuz özelliğe de sahiptir. Çevresindekilere karşı acımasız, soğuk, alaycı ve kincidir. Kişilerin acıları, hatta ölümleri bile onu yeterince etkilememektedir. ?Başkalarının acılarına ve sevinçlerine beni ilgilendirdiği ölçüde, duygusal yanlarımı besleyecek bir yiyeceğe bakar gibi bakarım,? sözleriyle sınırsız bencilliğini ortaya koymaktadır(7) .

Hiçbir şeyin, kendi yaşamının bile onun gözünde değeri yoktur. Çevresinde kimseyi mutlu edememekte, aksine, felakete sürüklemektedir. Prenses Meri ve Vera?ya mutsuzluk, Gruşnitskiy ve Bella?ya ise ölüm getirir. Yaşam ona başkalarını sevmeyi unutturmuştur. ?Şimdi yalnızca sevilmek istiyorum,? der ve bunu ?insan yüreğinin zavallı alışkanlığı? olarak tanımlar.

Belirli bir toplumsal ve siyasal görüşü de yoktur. Toplum yapısı, kişilerin içinde yaşadığı koşullar onu ilgilendirmemektedir. Sınırsız bireyciliği ve bencilliği buna eklenince, yapayalnız bir kişi olarak belirir. Bu yüzden dostluğa da önem vermemektedir. Ona göre, iki dosttan birisi diğerinin kölesidir.

Yaşamda herhangi bir amacının bulunmaması da Peçorin?i mutsuz etmektedir. Çünkü içinde büyük güçlerin varlığını duymakta, mutlaka soylu bir amaç için dünyaya geldiğine inanmaktadır. Fakat yaşamı anlamsız davranışlarla, düellolarla ve Don Juanca bir biçimde sürmekte, topluma hiçbir katkıda bulunmadan akıp gitmektedir.

Bu denli karmaşık ruh yapısına sahip bir kişinin mutsuzluğu da kuşkusuz kaçınılmazdır. Peçorin sık sık insanca davranışların etkisi altına girmekte, acıma duyguları bazı anlarda üstün gelmekte, fakat bunlar hemen bastırılmakta ve bu çelişki onun yaşamdan daha da soğumasına neden olmaktadır.

Peçorin bu mutsuzluğunu Maksim Maksimıç?a şöyle anlatır: ?Başkalarının acılarına neden olduğum anda, ben de onlardan daha az mutsuz değilim… gerçek olan şu ki, ben de acınmaya çok muhtacım… ruhumu toplum bozmuş, kafam kuşkulu, yüreğim hiç doymak bilmiyor, hiçbir şey beni oyalamıyor; kedere de zevke alıştığım gibi çabucak alışıyorum. Bundan dolayı da yaşantım günden güne anlamsızlaşıyor.? (8)

Peçorin, kişiliğinde belirginleşen olumsuzlukları toplumun kendisine karşı tutumuyla açıklamaya ve kendini haklı çıkarmaya çalışmaktadır. Prenses Meri?ye şöyle der: ?Çocukluğumdan beri… herkes yüzümde kötülük belirtileri okuyordu. Sonunda da dilekleri gerçekleşti…

Alçakgönüllüydüm, beni hesaplı olmakla suçluyorlardı; beni anlamıyor, hep kırıyorlardı. Kinci oldum. Tüm dünyayı sevebilirdim; beni kimse değerlendirmedi, ben de dünyadan nefret et-meyi öğrendim… En güzel duygularımı, alaya alınır korkusuyla, ruhumun derinliklerine gömdüm. Onlar da orada öldüler. Hep gerçeği söyledim, inandıramadım; ben de aldatmaya başladım.? (9)
Peçorin?deki etkinlik arzusuyla, bu etkinliğin yararsızlığı sorununu önce Belinskiy, daha sonra da Dobrolübov fark etmiştir. Belinskiy?e göre Peçorin, ?etkinlik arzusuyla doludur, fakat bu boş bir etkinliktir?. Dobrolübov ise, Peçorin?in davranışlarını, ?işe yaramaz bir kavgacılık? olarak tanımlar (10). Çernışevskiy de ?onda çok güçlü bir ruh var, gerçekten güçlü bir iradeye sahip… fakat yalnızca kendisini düşünüyor?, demektedir(11) .

Dobrolübov; Peçorin?i yalnızca eleştirmekle kalmamış, onu do-ğuran toplumsal koşulları da değerlendirmiştir. ?Oblomovluk Nedir?? yazısının yazarı, gerçekçi bir yaklaşımla, ?başka koşullarda, değişik bir toplumda Peçorin kahramanca (topluma yararlı) davranışlarda bulunabilirdi?, demekte ve Peçorin?i bir ölçüde savunmaktadır. Gerçekten de, içinde bulunduğu çevrede ve toplumsal koşullarda Peçorin?den yararlı bir etkinlik beklemek anlamsızdır. Yine de kendisinin kaplıcalarda, yönetimle düştüğü bir anlaşmazlık sonucu, ?görülen lüzum? üzerine sürgünde bulunuşunu, kişiliğini değerlendirmede dikkate almak gerekir.

Birçok eleştirmen, Peçorin?in kişiliğinde Lermontov?un kendisini betimlediğini öne sürer. Gerçekten de yazarın kişisel yaşamı, özellikle şiirleri incelendiğinde, Peçorin ile aralarındaki ruhsal, düşünsel ve fiziksel benzerlikleri hemen yakalamak olasıdır. Lermontov ise romanın önsözünde buna kesinlikle karşı çıkmaktadır. Belinskiy, bununla ilgili olarak şunları yazar: ?Yazar, kendisini tümüyle Peçerin?e yabancı bir kişi gibi göstermesine karşın, ona sempati duy-maktadır. Olaylara bakış açılarında da şaşırtıcı bir benzerlik vardır. Fakat kuşkusuz Lermontov, kahramanından çok daha engin ve derin bir kişidir.?(12)

Lermontov?un Peçorin?e yaklaşımını ve ona yakıştırdığı ?kahra-man? sıfatını nasıl yorumlayabiliriz? Bu denli yararsız ve bencil bir kişi ?kahraman? olabilir mi? Paul Foote?nin bu konuya yaklaşımı şöyledir: ?Bu sözcük ne tam anlamıyla anlaşılmalı, ne de alaycı bir biçimde yorumlanmalıdır. Çünkü Peçorin?de hem büyük bir güç, hem de zayıf yönler iç içedir. Dolayısıyla, Lermontov da kahramanını hem suçlamakta, hem de savunmaktadır.?(13)

Gerçekte bu görüşe katılmak mümkün değildir. Lermontov bu-radaki ?kahraman? sıfatını ?günün adamı? olarak kullanmış olsa gerek. Bunun dışında, Lermontov?un kahramanına acıma duygusunu aşan bir yakınlık duyduğunu düşünebilmek için geçerli bir neden yoktur.

Romandaki ikincil kişiler, Peçorin?in kişiliğinin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olmaktadır. Maksim Maksimıç, Puşkin?in İstasyon Şefi öyküsüyle Rus yazınında ilk kez ortaya koyduğu ?küçük adam? tipinin bir çeşitlemesidir. Temiz yürekli, yalın, içten ve çıkarsız bir dostluk anlayışına sahiptir. Fakat yaşamı boyunca benzer bir dostluğu ve sevgiyi bulamamanın acısını çekmektedir. Bu özellikleriyle Peçorin?e karşı ahlaksal bir üstünlük sağlamakta, ama ne var ki, dünyaya bakış açısının darlığı, ruhsal ve kültürel açıdan yalınlığı, kişileri ve olayları yeterince değerlendirebilme yeteneğinden yoksunluğuyla Peçorin?in yanında çok silik kalmaktadır.

Soylu ve varlıklı bir aileden gelmemekle birlikte, şöhret ve gösteriş düşkünü bir kişi olan Gruşnitskiy de ilginç bir tip olarak karşımıza çıkar. Kolaylıkla etki altında kalan gelişmemiş bir kişiliği vardır. Görünüşteki gururunun ve cesaretinin altında, basit tutkuları olan, dar kafalı, çağının sorunlarından uzak bir kişi yatmaktadır. Sınıf atlama çabası ve hırsı sonucunda uğradığı acı son, Puşkin?in Maça Kızı yapıtında Hermann?m, Stendhal?in Kırmızı ve Siyah romanında Julien Sorel?in sonunu anımsatır. Zira bu tür sınıf atlama hırsına kapılan kahramanların hepsi de düş kırıklığının ötesinde acı durumlarla karşılaşırlar.

Peçorin?in yakın dostu doktor Verner ise, kuşkucu zekası ile Rus toplumunda beliren ilk materyalist tiplerdendir. Soylu olmayan bir demokrat olan Verner, Peçorin gibi, soylu toplumdan nefret etmektedir. Fakat doktor Verner, kişiliğinin ve görüşlerinin olgunluğu, topluma karşı görevlerini yerine getirişi ile Peçorin?den daha üstün bir kişiliğe sahiptir. Çağdaşları, doktor Verner ile Lermontov?un StavropoPden arkadaşı olan akıllı ve Dekabristlere yakın bir kişi olan doktor Mayer arasındaki benzerliği vurgulamaktadırlar.

Kadın kahramanlar, özellikle Peçorin?in bencil yanının açığa çıkmasına yardımcı olurlar. Çerkeş kızı Bella, sevgisinin içtenliği, kişiliğinin yalınlığı ile Rus yazınının en ilginç kadın tiplerindendir. Bencil Peçorin?in sevgisini çok kısa bir süre sonra, kişiliğinin tekdüzeliği nedeniyle yitirir. Prenses Meri ise Fransız romanlarının etkisiyle yetişmiş, romantik ama aynı zamanda da şımarık bir soyludur, ilginç olan her şey onu çekmektedir. Önce Gruşnitskiy?e, daha sonra da Peçorin?e ilgi göstermesi bu yüzdendir. Sonunda o da Peçorin?in gururunun ve bencilliğinin kurbanı olmaktan kurtulamaz. Evli bir kadın olan Vera, Peçorin?in gerçekten sevdiği tek kadındır. Peçorin?in tüm olumsuz özelliklerini bilmesine karşın onu özverili bir aşkla sevmektedir. Sınırsız bir başeğme ve erkeğinin üstünlüğünü kabullenme duygusu onun en büyük özelliğidir.

Çağımızın Kahramanı, Rus yazınında henüz olgunlaşmakta olan gerçekçiliğe ruhbilimsel bir boyut kazandırmıştır. Lermontov?un bu romanda ortaya koyduğu yenilik, ruhbilimsel gerçekçilik yönteminin özünde yatan, ?insanın ruhsal sürecine? diyalektik bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım daha sonraları, diğer Rus yazarlarında, özellikle de Tolstoy?da tam bir olgunluğa ulaşacak, Peçorin, daha da gelişerek, Anna Karenina?da karşımıza bu kez Vronskiy olarak çıkacaktır.

Ö.Aydın Süer

Notlar
(1) M. Y. Lermontov, Soç. t. II. (Yapıtlar), Moskva, 1970, s. 581.
(2) A.g.e., s. 626.
(3) Lermontov, A Hero of Our Time (Zamanımızın Kahramanı), întroduction, Pengu- in Books, 1983, s. 15.
(4) Istoriya Russkoy Literaturı XIX. Veka (XIX. Yüzyıl Rus Edebiyatı Tarihi), Per. Pol. Moskva, Prosveşçenie, s. 350.
(5) Lermontov, A Hero of Our Time, întroduction, Penguin Books, 1983, s. 9.
(6) A.g.e., s. 11.
(7) M. Y. Lermontov, Soç. t. II., Moskva, 1970, s. 609.
(8) A.g.e., s. 671.
(9) A. N. Sokolov, îstoriya Russkoy Literaturı XIX. Veka, Per. Pol. Moskva, 1976, s.
608.
(10) Îstoriya Russkol Literaturı XIX. Veka, Per. Pol. Moskva, Prosveşçenie, s. 353.
(11) A. N. Sokolov, îstoriya Russkoy Literaturı XIX. Veka, Per. Pol. Moskva, 1976, s.
(12) A.g.e., s. 611.
(13) Istoriya Russkoy Literaturı XIX. Veka, Per Pol. Moskva, Prosveşçenie, s. 351.

Kaynak Kitabın Künyesi
19. Yüzyıl Rus Edebiyatı Üzerine Yazılar
Ö. Aydın Süer
Evrensel Basım Yayın / İnceleme Dizisi
Kapak Tasarımı : Savaş Çekiç
İstanbul, 2006, 1. Basım
175 s

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Romanlar
Felsefe Defterleri ve Lenin?in Teorik Mirası – M. Deniz Schulze

Kevin B. Anderson?unTürkçe?ye çevrilen ikinci kitabı Lenin, Hegel ve Batı Marksizmi geçtiğimiz Şubat ayında Yordam Kitap tarafından yayımlandı. Türkiyeli Marksist...

Kapat