Momo – Michael Ende “Haydi, kendi elinizle teslim ettiğiniz zamanınızı almanın tam sırası!”

Michael Ende’nin sade üslubuyla kolaylıkla okunan, yaklaşık otuz dile çevrilen bir kitap Momo. Türüne ister roman ister masal ister bir felsefe kitabı deyin insanın içine işliyor. Kitap bizi zaman kavramı üzerinde düşündürürken bir yandan da bir çocuk saflığıyla kaybettiğimiz değerleri hatırlatıyor. Momo adlı küçük kızın gelmesiyle insanlar birbirlerini dinlemediklerini bütün açıklığıyla fark ederler. İnsanları kimsenin dinlemediği gibi dinleyen bu küçük kız çocuğu zamansızlığın ortasında dostlarını ilham verici bir şekilde dinlerken bu insanların hayatını güzelleştirir. Çöpçü Beppo ve birçok iş sahibi Gigi?yle arkadaşlığının üzerine gölge düşeceğinden henüz habersizdir. Etrafta dolaşan ?duman adamlar- insanları zaman tasarrufuna çağırmaya başlamıştır. Artık insanlar işlerini daha hızlı ve hoşnutsuzlukla yapmaya başlar. Kimse birbirine vakit ayırmaz. Artık daha çok para kazanmaya başlamışlardır ama birbirlerini dinlemeyi unuturlar. Fakat duman adamlar etkiledikleri insanların Momo?yu göründe değiştiğini fark ettiklerinde onun peşine düşerler. Bu sırada kahramanımız Momo?nun yardımına Hora Ustanın kaplumbağası Cassiopeia gelir. Olacakları yarım saat önceden tahmin edebilen bu olağanüstü kaplumbağa Momo?yu duman adamlardan kaçırarak Zamanın Evine getirir. Hora Usta her şeyi gören gözlüğüyle insanlara zamanı paylaştırırken Momo bu evde tam bir yıl geçirir. Fakat duman adamlar boş durmamıştır Momo?nun en yakın arkadaşları Beppo ve Gigi de zaman tasarruf şirketi tarafından kandırılmıştır. Momo döndüğünde her şeyi değişmiş bulur. Artık çocuk olan oyun arkadaşları sokaklarda kendi yarattıkları oyunları oynamıyordu. Hep bir arada binalara kapatılan arkadaşları orada hazır oyunlar oynuyordu bu durumdan şikâyetçi olanlar ise duman adamlar tarafından cezalandırılıyor. Büyükler ise farklı durumda değildir daha hızlı çalışmak daha çok para kazanmak amacıyla kör olmuşlardır. Bu duruma bir türlü anlam veremeyen Momo Beppo?yu arar ama o ortadan kaybolmuştur. Bunun üzerine hikâyeci Gigi?nin artık çok ünlü olduğunu öğrenir. Televizyon ve radyo programlarında şovlar yapan Gigi kendisinden yardım isteyen Momo?ya zaman ayıramaz. Ne kadar zavallı olduğunu fark eden Gigi vazgeçmek istese de duman adamlar ona mani olur. Tekrar duman adamlar tarafından kuşatılan Momo hora ustanın evine bir kez daha sığınır. Dünyada ki bütün zamanı durduran Hora Usta zamanla beslenen duman adamları yok etme görevini Momo?ya verir. Cassiopeia?nında yardımıyla görevi başaran Momo dünyayı zaman tasarrufundan kurtarır. Artık insanlar daha güler yüzlüdür ve her şeye zaman ayırabiliyordur.
Zamansız ve mekansız bu kitabın sonun yazar şöyle diyor ?Ben bu hikayeyi size olmuş gibi anlattım oysa; olacak gibide anlatabilirdim?

*Momo – Michael Ende
Küçük bir kız düşünün; kimilerine göre sekiz, kimilerine göre on iki yaşında. Bir ailesi, yeri yurdu yok. Sahip olma hırsına sahip değil, terk edilmiş bir tiyatroda bir oyukta yaşıyor. Orada yaşayanlar doyuruyor kızın karnını. Seviyorlar Momo?yu, çünkü Momo gerçek bir insan. Ve hepsinden ötesi eşi benzeri bulunmaz bir dinleyici. İnsanların dertlerine konuşarak değil, dinleyerek çözüm buluyor. Herkes mutlu mesut, arkadaşlarıyla güzel vakit geçirmekte. Ama tabii ki bu böyle sürüp gitmez. ?Duman adamlar?, kentlerden sonra bu küçücük yere sayfiye amaçlı gelmiyorlar. Bu insanları hayatlarını boşa harcadıklarını söyleyip kandırarak onların zamanlarını çalmak peşindeler. Çok geçmeden ahali onların zaman tasarrufu yalanlarına kanıp daha çok çalışma ve para kazanma hevesiyle arkadaşlarıyla vakit geçirmez olur. Buna en çok üzülense Momo olur haliyle. ?Duman adamlar? Momo?yu da kandırabilecekler midir? Yoksa Momo tek başına ya da belki de umulmadık bir yardımla karşı koymaya çalışacak mıdır?

Michael Ende?nin bu eserini çocuk kitapları kategorisiyle sınırlamak büyük bir haksızlık olur. Kitabın anlattığı konu pek çok değme profesörün dahi üzerine kafa patlattığı bir şeydir aslında: Kapitalizme karşı çıkış. Ama Michael Ende bunu tumturaklı terimlerle yapmaz, fantastik bir öyküye çevirir. Hem de öyle akıcı ve samimi bir öykü olur ki bir başladığınızı, bir de bitirdiğinizi fark edersiniz. Momo?nun içinden beğendiğim unsurları aktarmak istemem. Zira kitabın içinde o kadar çok hoşuma giden öğe var ki bir başlarsam kitabın tamamını anlatmış olmaktan korkarım. Ancak şunu söylemeliyim ki Momo boyunu hayliyle aşan bir işe girişiyor.

Üniversitede, Sosyal ve Politik Felsefe dersinde öğretim görevlisi bize şu anda kafamıza göktaşı düşebileceğine inanıp inanmadığımızı sordu. Hemen hepimiz ?Evet,? dedik. ?Peki ya kapitalizmin yıkılması?? diye devam etti. Sınıftan mırıltılar yükseldi ve ortak cevap ?Hayır,? oldu. Öğretim görevlisi bu yanıtı beklediğini ve çoğu kişinin böyle düşündüğünü belirtti. Halbuki dünya tarihinde göktaşı düşmesinden çok rejim değişikliği yaşanmıştı. Ona göre, insanlar bu sistem karşısında kendilerini çaresiz hissediyorlar ve artık bir değişimin imkânsız olduğunu düşünüyorlardı.

İşte Momo da tam bu yüzden önemli. Naif bir dille küçücük bir kızın bile tepkisini ortaya koyabileceğini, değişiklik yapma gücüne sahip olduğunu gösteriyor. Momo belki de şöyle haykırıyor: ?Haydi, kendi elinizle teslim ettiğiniz zamanınızı almanın tam sırası!?
*Alıntı: Tuğçe Ayteş
http://buyukbalik.blogspot.com/2008/12/momo-michael-ende.html

Tanıtım Yazısı 1
“Momo karşısındakileri, aptal insanların bile aklına parlak düşünceler getirtecek şekilde dinlerdi… Momo’nun yanında oynanan oyunlar başka hiçbir yerde oynanamazdı.
Yaşanılan gün içinde çok büyük bir sır vardır. Bu büyük sır zamandır. Onu ölçmek için saatler ve takvimler yapılmıştır, ama bunlar hiçbir şey ifade etmez. Herkes çok iyi bilir ki, bazen bir saatlik süre insana ömür kadar uzun gelirken, bazen de göz açıp kapayıncaya kadar geçip gider. Çünkü zaman, yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir.
Bu gerçeği hiç kimse duman adamlardan daha iyi bilemezdi. Bir saatlik, bir dakikalık, hatta bir saniyelik yaşamın değerini hiç kimse onlar kadar iyi ölçemezdi. İnsanların zamanı üzerine planlar kuruyorlar. İnce hesaplarla hazırlanmış planlar.
Yaptıklarından kimsenin haberdar olmaması onlar için çok önemliydi. Büyük kente yerleşip halkın arasına karışırken hiç dikkat çekmemişlerdi. Hiç kimse farkına bile varmadan adım adım ilerliyor ve insanlara egemen oluyorlardı.
Zamanınızı çalıyorlar sevgili dostlar, kendi istekleri uğruna sizi kandırıyor ve zamanınızı çalıyorlar… ama Momo ve çocuklar sizi uyarıyor… Ey insanlık, dinle ve anla!.. Onikiye beş kaldı… Aç gözünü, tetikte ol… Hırsız çaldı zamanı. Okuyun ve anlayın… zamanınızı çalıyorlar.

Tanıtım Yazısı 2
Momo, Michael Ende’nin bir romanı. Modern zamanların insanlarının yamalı zamanları var, yırtık pırtık ve her geçen gün kaynar suda yıkanmış yün gibi çekiyor, kısalıyor. Çünkü “insan” kıymetli değil. Kimsenin içinin kimsesi kalmamış gibi. Oysaki bir minicik zamanı ayırıp sadece “dinlemek” bile bereketi hareketlendirir. Çünkü öyle kodlanmış varlık. Bu böyledir. Momo şimdiki zamanların insanları için ne çok zor bir şey yapıyor kitapta. Tüm kalbiyle sadece “dinliyor” ve düğümler çözülüyor. Ne acı. Herkes ve her şey birbirine çok yabancı ve devasa uçurumlar açılıyor gittikçe kalplarden kalplere.Oysa ki “bereket” var insanın içine harcanan herşeyde. Birilerinin kalbine uzanan o ince yolda yürürken, ve içlerine çiçekler doldururken zaman o kadar o kadar çok büyüyebiliyor ki fazlasıyla yetebiliyor herşeylere.Zamanı dikkatli kullanmayı pek tabi öğretmiyor bu kitap. Gri adamlar onlar. Zamanı dikkatli kullanmaları gerektiğini söyleyip, insanın “iç”i için kıymetli tüm zamanlarını çalışma zamanlarına aktarmayı ve böylece zaman kazanmayı öğreten, ömür uzatıcı gri adamlar var kitapta. Yalancılar.Momo, yaklaşık otuz dile çevrilen, dünyanın hemen her köşesindeki kitapseverlerin tanıdığı bir yastık altı kitabı. Yazar kitabın başında, “Momo ya da zaman hırsızlarının ve çalınmış zamanı insanlara geri getiren çocuğun tuhaf öyküsü” diye nitelemiş kitabı.Momo, bakıldığında yaşının sekiz mi, yoksa on iki mi olduğuna kimsenin karar veremediği, kıvırcık saçlı, siyah, iri gözlü bir küçük kız… Kitapta onun öyküsü anlatılıyor. Öykü yeri belli olmayan bir hayal ülkesinde ve belirsiz bir zamanda geçiyor. Ama bu öyküde ne prensler, ne büyücüler, ne de periler var. Öyküdeki hiç bir şey günümüz dünyasındakilerden farklı değil. Bizim gibi yaşayan insanlar, bizimkiler gibi kentler anlatılıyor. Bu nefis öyküyü okurken insan ilişkilerinin nasıl donuklaştığını görüyoruz. Yani insanların sevgi, dostluk ve arkadaşlık gibi değerlerden nasıl yoksun kaldığını… Aslında bunlar hem bizi hem de gelecek zamanların insanlarını bekleyen sorunlar. Üstelik öyle ders verircesine değil, bir masal akıcılığı içinde, etkileyici ve sürükleyici bir üslupla anlatılıyorlar.”Peki bu kitap roman mı, masal mı?” diyeceksiniz. İkisi de. Bazı eleştirmenler bu yüzden masal-roman demişler bu kitap için. Momo, altıncı sınıf ve sonrasında okuyan arkadaşlarımızın oldukça keyif alabilecekleri bir kitap. Ama dünyada olup biten ve doğalmış gibi görünen olaylara hayret etmeyi unutmamış her yaştan okuru da aynı derecede etkileyecek bir kitap…”

“Günlük yaşam içinde çok büyük bir sır vardır. Herkesin bunda bir payı bulunur ve herkes onu bilir, ama pek az kimse bu konuya kafa yorar. Çoğu kimse onu olduğu gibi benimser ve ona asla şaşırmaz. Bu büyük sır zamandır.” Michael Ende

Kitabın Künyesi
Momo / Michael Ende
Çevirmen: Leman Çalışkan
Yayınevi: Kabalcı
Yayın Tarihi: Aralık 2004
303 sayfa / 1. Baskı

Michael Ende ‘nin Hayatı
Yazar, 12 Kasım 1929?da, gerçeküstücü bir ressamın oğlu olarak Almanya?da Garmisch-Partenkirchen?de dünyaya geldi.
1945?te, onaltı yaşındayken askere çağrılınca eğitimini sürdürdüğü Waldorf okulundan ayrıldı. Savaştan sonra 1948-1950 yılları arasında bir drama okuluna katıldı, aktörlük yaptı, skeçler ve kısa oyunlar yazdı, Münih Halk Tiyatrosu?nda yönetmenlik ve Bavyeralı bir yapım şirketi için film eleştirmenliği yaptı.
Yazar olarak ilk büyük başarısı, çocuklar için yazdığı Jim Knopf und Lukas der Lokomotivfuehrer?dir. Fantezi dünyasını seçen, fakat gerçek dünyayla olan bağlarını da koparmayan öyküleriyle pek çok övgü ve ödül almasına karşın alçakgönüllülükten vazgeçmemiştir. Fantezi romanı Bitmeyecek Öykü?yle dünya üzerindeki milyonlarca çocuğu büyüleyen Michael Ende, 65 yaşında, Stuttgart?ta mide kanseri sonucu yaşamını yitirdi.
Yazın hayatına 1950?lerde kabare senaryoları yazarak başlayan Ende?nin en çok ses getiren kitabı 1979?da yayımlanan The Neverending Story?ydi (Bitmeyecek Öykü). Roman 30?dan fazla dile çevrildi ve uluslararası alanda çok satanlar listesine girdi.

Eserleri;
Ayna İçinde Ayna
Bitmeyecek Öykü
Büyü Okulu
Cim Düğme ve Lokomotifçi Lukas
Cim Düğme ve Vahşi 13’ler
Çıplak Gergedan
Dilek Şurubu
Momo
Özgürlük Hapishanesi
Pimpirik ile Sümsük
Santa Cruz’a Giden Uzun Yol

Momo – Michael Ende “Haydi, kendi elinizle teslim ettiğiniz zamanınızı almanın tam sırası!”” üzerine 4 yorum

  1. Ben diğerlerinin aksine hiç beğenmediğim ama yazara teşekkür ederim

Yorum yapın

Daha fazla Çocuk Kitapları, Romanlar
Çirkef Dünyanın “Cici” Yalancı Tanıkları Ve Yanlış Zamanlı Bir Roman – Canan Koçak

Ülkemizin geçmişi, Dünya ve Türkiye tarihine damga vurmuş olaylarla dolu, fakat nedense halkımız toplumsal hafıza konusunda hep balık kıvamında kalmaya...

Kapat