Almanya’nın 1915 olaylarındaki rolü ne?

Almanya'nın 1915 olaylarındaki rolü ne?

1915 yılında Anadolu Ermenilerinin yaşadığı katliamlar ve tehcir konusu Almanya'da, o dönemde Osmanlı İmparatorluğu'nun müttefiki olarak Anadolu'da görev yapan Alman subay ve diplomatlarının olaylarda oynadığı rol üzerinden tartışılıyor. 1970'li yıllardan beri Almanya'da yaşayan araştırmacı yazar Serdar Dinçer, bu konuda en kapsamlı araştırmalardan birini yaptı. Dinçer ilk kez konuyu Almanya Dışişleri ...

devamını okumak için tıklayınız

1916: İranlı yazarın güncesinden Ermenilerin yaşadıkları

1916: İranlı yazarın güncesinden Ermenilerin yaşadıkları

Muhammed Ali Cemalzâde, 1916'da Ermeni azınlığın uğradığı zulme şahit olmuş. Cemalzâde, Birinci Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı idaresindeki Bağdat'ta görev yapan bir grup genç İran vatandaşından biriydi. İngiliz güçleri Bağdat'a yaklaşırken, Cemalzâde, İran jandarmasında görevli iki İsveçli subayla birlikte İstanbul'a gitmek üzere yola çıktı. Cemalzâde, yolculuğu sırasında, gördüğü, 'zalimce ve şoke ...

devamını okumak için tıklayınız

Çamaşır suyu çocukları hasta mı ediyor?

Çamaşır suyu çocukları hasta mı ediyor?

Evlerde çamaşır suyu kullanımıyla, çocukların hastalıkları bağlantılı bulundu. Etkisi her ne kadar “makul” olsa da, çamaşır suyu kullanımın teşvik edilerek arttırılması, toplum sağlığını ilgilendiren sorunlar yaratabilir. İş ve Çevre Sağlığı dergisinde yayımlanan bir çalışmaya göre, evlerinde pasif olarak çamaşır suyuna maruz kalan çocuklarda solunum yolu ve diğer bazı enfeksiyonlar daha yüksek ...

devamını okumak için tıklayınız

1915’te neler oldu?

1915’te neler oldu?

Kévorkian; Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Harput, Sivas, Trabzon, Ankara, Kastamonu, Edirne, Bursa, Aydın, Konya, Adana Vilayetleri ile Maraş, Antep, Antakya, Urfa Mutasarrıflığı’ndaki tehcirler ile katliamları tek tek irdeleyip betimlemiş. Hüsnü Mansur ve Besni [kazaları] arasındaki sınırda çürüyen cesetler olduğunu öğrendik. Cesetlerin, çürümek üzere açıkta bırakılması gerek hükümetin bakış açısından gerekse sağlık ...

devamını okumak için tıklayınız

Bir Âşığın Portresi Olarak Orhan Veli

Bir Âşığın Portresi Olarak Orhan Veli

Edebiyatımızda insanın kendi yol öyküsünü, bireyin içsel macerasını anlatabilme yeteneğinin I. Yeni olarak adlandırdığımız Garipçiler ve Orhan Veli şiiriyle başladığını söylemek çok da abartılı bir tespit sayılamaz. Orhan Veli’nin “Küçük İnsan”ı anlama ve yorumlama, o küçük insanı aslında kendinde var olan bir sıradan, olağan süre gidiş olarak görme macerasında kattettiği ...

devamını okumak için tıklayınız

Amerikalıların genetik mirasında, köle ticareti ve kolonileşmenin izleri…

Amerikalıların genetik mirasında, köle ticareti ve kolonileşmenin izleri…

Amerika Kıtasına yüzyıllar önce yapılan göçlerin genetik izlerini araştıran bir çalışma, köle ticaretinin ve kolonileşmenin izlerini, bugün yaşayan Amerikalı bireylerde tespit etti. Araştırmacılar, yaşayan Amerikalıların genomlarını Afrikalı ve Avrupalı bireylerin genomlarıyla karşılaştırdı. Londra Kolej Üniversitesi ve Roma’da bulunan Universita del Sacro Cuore’de görev yapan araştırmacıları içeren takım, 64 farklı topluluktan ...

devamını okumak için tıklayınız

Aziz Nesin’i ünlülerden dinleyeceğiz

Aziz Nesin’i ünlülerden dinleyeceğiz

Aziz Nesin’in tüm külliyatı sesli içeriğe dönüştürülüyor. Sesli içerik platformu Yodiviki’nin Nesin Vakfı’yla imzaladığı anlaşma sonucunda Nesin’in tüm eserleri Şehir ve Devlet Tiyatrosu oyuncularının sesiyle hayat bulacak. Bu yıl doğumunun 100’üncü yılı kutlanan kısa öykü, roman, anı, tiyatro ve şiir dalında birçok eseri edebiyatımıza kazandıran Aziz Nesin’in 100’üncü yıl çalışmalarının bir ...

devamını okumak için tıklayınız

Türkiye’nin ‘son Ermeni köyü’ Vakıflıköy’ün öyküsü

Türkiye’nin ‘son Ermeni köyü’ Vakıflıköy'ün öyküsü

Ortalığı portakal çiçeklerinin mis kokusu kaplamış. İki yanı yeşil bahçelerle kaplı yokuş bir yoldayım. Bir tarafta Kel Dağ, ucunda Akdeniz ve arkasından Suriye görünüyor. Diğer tarafta Musa Dağı’nın geniş etekleri yayılıyor. Burası "Türkiye'nin tek Ermeni köyü" Vakıflıköy. Hatay'a bağlı köy, Osmanlı İmparatorluğu öncesinden bugüne, kendilerine "Musa Dağı Ermenileri" diyen Kilikya ...

devamını okumak için tıklayınız

Özel Yükseliş Koleji Tiyatro Kolu “ Yarış ” Anılar 1969 -1970 – Ayhan Hüseyin Ülgenay

Özel Yükseliş Koleji Tiyatro Kolu “ Yarış ” Anılar 1969 -1970 - Ayhan Hüseyin Ülgenay

Bir insan kendine bir yol çizip ona devam ederse artık ondan kurtuluş yoktur. Tiyatroyu kendime yol çizdiğimden, tiyatro çalışmalarım okulunda da devam etti. Lise son sınıfta Şubat ayının sonlarına doğru okulda bir oyun sahnelemeye karar verdim.Seçtiğim oyun;Abbot ve Holmes’in YARIŞ isimli oyunu, Türkçeye Salah Birsel (Ahmet Selahattin BİRSEL ) çevirmiş.Oyun ...

devamını okumak için tıklayınız

Çarklar Arasında – Hermann Hesse

Çarklar Arasında - Hermann Hesse

Hermann Hesse'nin kendi yaşamöyküsüyle de paralellikler taşıyan "Çarklar Arasında"nın kahramanı Hans Giebenrath, Almanya'nın küçük bir kasabasında yaşamaktadır. İçedönük ama çok yetenekli bir genç olan Hans, devletin açtığı yatılı okul sınavına kasabadan gösterilebilecek tek adaydır. Snavda başarılı olmasının ardından Hans'ı sıkı çalışma günleri bekler. Tek hedefi, başarılı olmak, küçük düşmemek, ailesini ...

devamını okumak için tıklayınız

Ak Saray’ın elektrik faturası Gırgır’a kapak oldu!

Ak Saray'ın elektrik faturası Gırgır'a kapak oldu!

Ak Saray'ın elektrik faturası Gırgır'a kapak oldu! Mizah dergisinin yeni sayısının kapağında Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın elektrik faturasına yer veriliyor. İşte kapak:

devamını okumak için tıklayınız

Üsküdar’a Kabe maketi kuruldu, LeMan kapak yaptı!

Üsküdar'a Kabe maketi kuruldu, LeMan kapak yaptı!

Üsküdar'a Kabe maketi kuruldu, LeMan kapak yaptı! Mizah dergisinin yeni sayısının kapağında Üsküdar meydanındaki Kabe maketine yer veriliyor. İşte kapak:

devamını okumak için tıklayınız

Vali ‘intihar’ dedi, katır konuştu! Uykusuz’un kapağında

Vali 'intihar' dedi, katır konuştu! Uykusuz'un kapağında

Şırnak Valisi'nin Roboski'de öldürülen katırlar için 'intihar etmiş olabilirler' açıklaması, Uykusuz'a kapak oldu. İşte kapak:

devamını okumak için tıklayınız

Rotterdamlı Erasmus – Zaferi ve Trajedisi – Stefan Zweig

Rotterdamlı Erasmus - Zaferi ve Trajedisi - Stefan Zweig

Stefan Zweig'ın, Kuzey Avrupa Rönesansı'nın büyük ustası, hümanist bilgin Desiderius Erasmus için kaleme aldığı bu yaşamöyküsü, bağnazlığın her türlüsüne karşı bir savaş ilanı niteliği taşıyor. Rotterdamlı Erasmus: Zaferi ve Trajedisi, son nefesine kadar bir hümanist, gerçek bir dünya vatandaşı olarak kalan Zweig'ın deneme türündeki başyapıtıdır. Her koşul altında iç özgürlüğünü koruma ...

devamını okumak için tıklayınız

Hüseyin Aygün, Yeni Şafak gazetesinin Atatürk’ün, idam edilmeden saatler önce Seyit Rıza ile görüştüğüne dair yayınladığı belgeyi yalanladı.

Hüseyin Aygün, Yeni Şafak gazetesinin Atatürk’ün, idam edilmeden saatler önce Seyit Rıza ile görüştüğüne dair yayınladığı belgeyi yalanladı.

Hüseyin Aygün, Yeni Şafak’ın haberine ilişkin, “2 yıl evvel 78 milyonun gözünün içine bakarak açıktan Kabataş yalanını söyleyenlerin 78 yıl evvel gerçekleşen bir siyasi idamla ilgili olarak iftira kapasitesini gözler önüne sermiştir” dedi. “İdamların gerçekleştiği 1937 yılında MAH imzalı ve bu kadar düzgün bir Türkçe ile bir belge ancak AKP binasında ...

devamını okumak için tıklayınız

Onlar Yoksul Eti Yerler – Enver Gökçe

Onlar Yoksul Eti Yerler - Enver Gökçe

ONLAR YOKSUL ETİ YERLER Bak Şu Dağlara Alı Al Moru Mor Saf Saf Omuz Omuza Dünya Elvan Elvandır. Bu Dirlik Düzenlik Kavgasında Yunus Kollar Daldırma Gül Ve Yürek Kocamandır. He Vallah Kocamandır. Kalabalık Yücedir Kalabalık Vatandır Ah Len Ah Onlar Yoksul Eti Yerler Ve İçtikleri Kandır. Enver GÖKÇE

devamını okumak için tıklayınız

1905 Bomba Olayı ve 1909 Adana İğtişaşı – Ayşe Hür

1905 Bomba Olayı ve 1909 Adana İğtişaşı - Ayşe Hür

31 Mart Olayı ile eş zamanlı olarak başka merkezlerde de kalkışmalar oldu ama en önemlisi Adana'da yaşandı. Olaylarda kaç kişinin öldüğü hâlâ bilinmiyor. Adana Ermeni Piskoposluğu'nun raporuna göre 17.844, İstanbul'daki Ermeni Patrikhanesi'nin Adana'ya gönderdiği heyete göre 21.330 ölü (Ermeni) vardı. Geçen hafta bıraktığım yerden devam ediyorum. Avrupa, Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu ve ...

devamını okumak için tıklayınız

1894-1896 Ermeni katliamları ve Osmanlı Bankası Baskını – Ayşe Hür

1894-1896 Ermeni katliamları ve Osmanlı Bankası Baskını - Ayşe Hür

26 Ağustos 1896'da Osmanlı Bankası'na baskın yapan 4 ölü ve 5 yaralı dışındaki 17 kişi Marsilya'ya gönderildi. Olaylara karıştıkları gerekçesiyle tutuklanan bazı kaynaklara göre 143 bazılarına göre 300 bazılarına göre 400 kişinin yargılaması Ekim ayının sonuna kadar sürmüş, Ermeni tarafından 90 kişi baskınla ilgili olarak çeşitli cezalara çarptırılmış, Müslüman tarafında ...

devamını okumak için tıklayınız

Hafızalardan silinmeyen 15 distopik kitap

Hafızalardan silinmeyen 15 distopik kitap

Bilindiği gibi ilk kez John Stuart Mill tarafından kullanılan distopya terimi, ütopyanın zıttı olarak “kötü bir yer” anlamına geliyor. 1. Demir Ökçe - Jack London Modern karşı ütopyaların ilki sayılan bu roman, toplumda ve siyasette gelecekte yer alacak değişiklikleri irdeler. Jack London'ın 1907'de yayımlanan Demir Ökçe adlı eseri, modern karşı-ütopyacı romanların ilki sayılır. ...

devamını okumak için tıklayınız

Yeni Şafak: İdamdan önce Seyit Rıza ve Atatürk arasında geçen konuşma

Yeni Şafak: İdamdan önce Seyit Rıza ve Atatürk arasında geçen konuşma

Yeni Şafak, Atatürk'le Seyit Rıza arasında geçtiği iddia edilen bir belge yayımladı. “MAH Başkanlığına -Hususi- Ankara’dan alınan şifreli talimatname ile İhsan Sabri beyle görüşülüp ve İhsan beyin vereceği emir ve talimatnamelere harfiyen riayet edilmesi gerektiği, bunlarla ilgili raporunda süratle Başvekalet’e iletilmesi emredildi. Bunun üzerine İhsan Sabri beyle görüşüldü. Bize hafta sonu Seyit Rıza ile ...

devamını okumak için tıklayınız

Mutlu Prens – Oscar Wilde. Güzellik, iyilik ve sevgi uğruna savaşmayı salık veren masallar…

‘Mutlu Prens’ (The Happy Prince), yazar ve şair Oscar Wilde’nin 1888’de yazdığı ilk çocuk kitabıdır. ‘Mutlu Prens’de, insan yaşamını güzellikle çirkinliğin, sevgiyle bencilliğin, iyilikle kötülüğün bir savaşı olarak gören Wilde, bu masallarda okuyucusuna güzellik, iyilik ve sevgi uğruna savaşmasını salık veriyor. Yoksulluk, eşitsizlik gibi acı gerçeklerin varolduğu bir ortamda gelişen ama sevgi, bağlılık, paylaşım, vefa ve buna benzer nice insani duygunun öne çıkması ile giderek anlam kazanan ‘Mutlu Prens’, benzersiz doğa betimlemelerinin taşıdığı büyüyle de okuma keyfini artırıyor. Dünyanın gerçeklerinden yola çıkan bu masallar, genç okurların edebiyata giden yola atacakları bir adım olacak.
Dünyanın en çok okunan yazarlarından biri olan Oscar Wilde, çocuklar için de öyküler yazmıştır. Pek çoğunu kendi çocukları için yarattığı sonra da kitaplaştırdığı birbirinden güzel öyküler, dünya çocukları için de yepyeni ve çok renkli bir dünyanın kapılarını açar. Bu öykülerde devlerden, prenslerden ve cadılardan yola çıkan Oscar Wilde, kendine özgü bir sesle söyler söyleyeceklerini. Aslına bakarsanız bu kitabın yaşı yok! Büyük-küçük herkesin severek okuyacağı öykülerde bencil bir devin sevgiyi keşfedişinden yüreği iyilikle dolu bir prens heykeline, kendini beğenmiş bir havai fişeğin yükselişi ve düşüşünden sımsıcak dostluklara, iyilikten kötülüğe her şeyi bulacaksınız.

Altın Heykelin Gözyaşları
Oscar Wilde’ın ‘Mutlu Prens’ (The Happy Prince) adlı kısa, yalın ama bir başyapıt olarak değerlendirilecek denli derin ve çarpıcı çocuk klasiğinden yola çıkılarak hazırlanan bu müzikal gösteriyi, sadece çocuklar değil, geçen yıllara karşın, içlerindeki çocuğu yaşatmayı başarabilmiş her yaştan seyirci ilgiyle izleyecek. Yoksulluk, eşitsizlik gibi acı gerçeklerin varolduğu bir ortamda gelişen ama sevgi, bağlılık, paylaşım, vefa ve buna benzer nice insani duygunun öne çıkması ile giderek anlam kazanan sıcacık bir öykü bu. Günümüzün yırtıcı ortamında bu öykünün içerdiği doğru mesajlar, çocuk seyircilerini sadece eğlendirmeyi değil, aynı zamanda bilgilendirmeyi ve bilinçlendirmeyi de amaç ediniyor.
‘Mutlu Prens’ orjinalinde dramatik bir masal anlatıyor. Ancak çocukları güldürecek bir konsept ve müzikle hazırlandı ve ortaya bir görsel şölen çıktı. Konusu şöyle: Ülkenin birinde, sarayında mutlu bir yaşam sürmüş ve duvarların ötesindeki halkının sorunlarından habersiz, iyi kalpli bir prens vardır. Halk, bu sevdikleri prensin öldükten sonra altından bir heykelini diker. Ruhu heykelin içinde hayat bulan Prens, bu yüksek yerde halkının sorunlarına ilk defa tanık olur. Ancak yazık ki bu hareketsiz bedende halkı için bir şey yapması imkansızdır. Ona yardım edecek tek varlık Prensin ruhunu hissedebilen kırlangıçtır…
23 Ocak 2006 Tarihli Birgün Gazetesi

Mutlu Prens adlı hikayesinden bir bölüm
….”Akıllı annesi olmayacak şeyler isteyen oğlan çocuğuna; “Niçin Mutlu Prens gibi olmuyorsun?” diye sordu. “Mutlu Prens asla olmayacak bir şeyin hayalini kurmaz.”diye söylendi.
Hayatta hayal kırıklığına uğramış biri,”Dünyada sahiden mutlu olan birisinin bulunmasına sevindim.” diye söylendi.
” Artık ölüyüm diye beni buraya getirip şehirdeki tüm çirkinliği ve sefaleti görebilmem için bu kadar yükseğe diktiler.”
“Uzakta çok uzakta” diye konuşmasını sürdürdü Mutlu Prens. “Küçük bir sokakta, yoksul bir ev var. Odanın köşesindeki bir yatakta küçük oğlan hasta yatıyor. Ateşi var. Portakal istiyor. Oysa annesinin ona ırmak suyundan başka verebileceği bir şeyi yok.”
“Uzakta şehrin ta öbür ucunda bir tavan arasında genç bir adam görüyorum.Üzeri kağıtlarla kaplı bir masaya eğilmiş. Tiyatro yönetmeni için yazdığı bir oyunu bitirmeye çalışıyor,fakat daha fazla yazamayacak
kadar üşüyor.Ocağında ateş yok.Açlıktan da takati kesilmiş.

EBRU AKKAŞ, 07/04/2006 Tarihli Radikal Gazetesi Kitap Eki
Mutlu Prens’, şehrin tepesinde yükselen, annelerin ‘Neden Mutlu Prens gibi olamıyorsun?’ serzenişleriyle çocuklarını kıyasladıkları bir heykel. Ama öyle sıradan bir heykel değil. Altın varaklarla kaplı, gözleri safirden ve kılıcının kabzasında kırmızı yakut olan bir heykel. Mutlu Prens, varsıl ailesinin etrafı duvarlarla çevrili Kaygısızlık Sarayı’nda acı ve gözyaşı nedir bilmeden yaşayıp ölmüş. Duvarların ardında ne olduğunu şehrin yüksek bir tepesine heykeli dikilene kadar da bilememiş. Artık bulunduğu yerden şehrin yoksulluğunu, acılarını görür olmuş. Ama gel gör ki elinden gözyaşı dökmekten başka hiçbir şey gelmiyormuş. Ta ki sürüsünden ayrılan bir kırlangıç dinlemek için Mutlu Prens’in heykelini seçene kadar. Mısır’da katılması gereken sürüsü yerine heykelin yanında kalmayı tercih eden kırlangıç, Mutlu Prens’in ulaklığını kabul etmiş. Böylece kırlangıç, Mutlu Prens’in eli ayağı olmuş. Heykelin üzerinde değerli ne varsa ihtiyacı olanlara vermişler. Heykelin ihtişamını kaybettiğini gören şehrin ileri gelenleri de gerekeni yapmakta gecikmemişler. Heykeli eski hâline çevirmekten başka şeyleri tabii ki…

Fişek ve dev
Kitabın ikinci öyküsü ‘Harika Fişek’, bir prens ile prensesin düğününde yapılacak havai fişek gösterisindeki fişeklerden birinin öyküsü. Öyküye adını verdiği üzere harika bir fişek de değil üstelik. Hem “Daha doğrusu beni düşünmen gerekirdi. Ben daima kendimi düşünürüm ve başkalarından da aynı davranışı beklerim. Mesela bu gece benim başıma bir şey gelse, herkes için ne büyük felaket olurdu!” diyen biri nasıl harika olabilir ki! Hüsranla biten bir öykü onunkisi. Her ne kadar kendisi sansanyonel olduğunu düşünse de…
Gelelim kitabın üçüncü öyküsü ‘Bencil Dev’e. Onun yokluğunda çocukların oynadığı bir bahçesi vardır Bencil Dev’in. Sadece çocuklar değil bahçede yaşayan tüm çiçekler, ağaçlar, kuşlar da mutludur onlarla. Diyeceğini demesi yedi yıl süren, pek de konuşkan olmayan Dev geri dönünce ilk işi bahçesindeki çocukları azarlamak olur. Bir daha bahçesine girerlerse onları cezalandıracağını söyleyerek çocukları bahçesinden kovar. Aslında bahçesinden kovduğu sadece çocuklar değildir, kuşlar da gider bahar da… Hatta başını otların arasından çıkaran bir çiçek çocukların olmadığını görünce tekrar toprağa gömüverir kendisini. Gel zaman git zaman ilkbaharın bahçesine neden uğramadığını anlayan Bencil Dev yaptıklarından pişman olunca çocuklar İlkbahar’ı da alıp getirirler bahçesine.
Dördüncü öykü ‘Bülbül ve Gül’, adından da anlaşılacağı gibi bir aşkı konu ediniyor. Delikanlı bahçesinde olmayan kırmızı bir gülün peşine düşer. Çünkü genç kız, kırmızı gül getirirse kendisiyle dans edebileceği vaadinde bulunmuştur. Delikanlının çaresizliğini gerçek aşk diye gören bülbül onun için kendini feda etmeye hazırdır. Ama onun inandığı aşk ile delikanlının karşılaştığı aşk birbirinden o kadar uzaktır ki delikanlı kendini metafizik ve felsefe öğrenmeye verir sonunda.
Kitabın son öyküsünün adı ‘Vefalı Dost’. Öykü, bir göl kıyısında yaşayan Su Sıçanı, yavrularına dalmaya öğreten Ördek’in vefalı dostluk üzerine sohbeti ile başlar. Bu sohbete kulak misafiri olan Yeşil Ketenkuşu, “Sizce vefalı bir dostun görevleri nelerdir?” diyerek sohbete dahil olur. Sonra bir hikâye anlatmaya başlar. Kendi hâlinde yaşayan Küçük Hans ile Zengin Değirmenci Hugh’un dostluklarının hikâyesidir bu. Ketenkuşu kâh bir ayağının, kâh diğerinin üzerine sıçrayarak hikâyeyi anlatmaya devam eder. “Gerçek dostlar paylaşmalıdır” diyen değirmenciyi kadim dost bilen Küçük Hans’ın onun için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadığını anlatır. Kendi işlerini dostluk adına yaptırmaya devam eden Değirmenci’nin Küçük Hans’ın hayatına mal olduğunu söyleyerek tamamlar hikâyesini. Bu hikâyenin bir de anafikri vardır üstelik. Zira anafikri olan bir öykünün anlatılmasına çok kızmıştır Su Sıçanı. Anafikri olan öykü anlatmak son derece tehlikelidir çünkü.

Kentin yükseklerinde uzun bir sütunun üzerinde Mutlu Prens’in heykeli yükselmekteydi. Prens’in tüm gövdesi küçük saf altın yapraklarla kaplanmıştı. Gözlerinin yerinde iki parlak safir sönüyor, kılıcının kabzasında kırmızı bir yakut parlıyordu. Gerçekten çok beğeniliyordu Prens. Şehir meclisi üyelerinden biri ince bir sanat anlayışı olduğunu kanıtlamak istercesine, heykel hakkında ”Bir rüzgargülü kadar güzel,” yorumunu yapmış, sonra da insanların onun pratik düşünen biri olmadığı düşüncesine kapılacağı kaygısıyla ”Ama onun kadar işe yaramıyor!” diye eklemişti.

“Sırf o dinlemiyor diye onunla konuşmaktan vazgeçecek değilim. Ben kendi konuşmamı dinlemekten hoşlanırım. En büyük zevklerimden biridir. Çoğu kez kendi kendimle uzun uzun sohbet ederim; o kadar akıllıyımdır ki, bazen kendi söylediklerimin tek kelimesini bile anlamam,” dedi Havalı Fişek.Havai fişeklerin böyle çokbilmişlik yaptığı, bülbüllerin, güllerin dile geldiği, devlerin çocuklarla oyun oynadığı, sevgi uğruna inanılmaz fedakarlıkların yapıldığı büyülü bir dünyada heyecanlı bir maceraya hazır olun…

Mutlu Prens, Oscar Wilde, Çeviren: Nihal Yeğinobalı, Resimleyen: Mustafa Delioğlu, Can Yayınları, 203 sayfa
Mutlu Prens, Oscar Wilde, Yayınevi: Epsilon Yayınevi, Çeviren: Duygu Uğur, Sayfa Sayısı: 120 sayfa

Mutlu Prens,Yazar: Oscar Wilde, Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları, Çeviren: Roza Hakmen-Fatih Özgüven, Resimleyen: Bahadır Barış Özsoy, İş Kültür Yayınları, 2006, 78 sayfa

Mutlu Prens,Yazar: Oscar Wilde, Yayınevi: Arkadaş Yayınları, Çeviren: Ali Aydoğan, Sayfa Sayısı: 87

Mutlu Prens,Yazar: Oscar Wilde, Yayınevi: Say Yayınları, Çeviren: Özgü Çelik, Sayfa Sayısı: 128

12 Responses to Mutlu Prens – Oscar Wilde. Güzellik, iyilik ve sevgi uğruna savaşmayı salık veren masallar…

  1. yaren diyor ki:

    Mutlu Prens kitabının konusu nedir? Lütfen bilen varsa yazabilir mi?

  2. emel diyor ki:

    Mutlu Prens’in konusu toplumsal çarpıklık ve adaletsizliktir.

  3. irem diyor ki:

    Mutlu Prens kentin yüksek bir tepesinde duran heykeldir. Gözleri yakut, elindeki çiçek elmastan, vücudu altından yapılmış bir heykeldir. Şehirdeli fakir fukaraya çok üzülür ve hep ağlar. Küçük bir kırlangıçla anlaşarak değerli eşyalarını dağıtır vb olaylar gelişir.

  4. duygu diyor ki:

    Çok uzun

  5. ceren gulsum duygu diyor ki:

    offfff kim yazıcak çok uzun ama kısa yok mu

  6. resul kayadibi diyor ki:

    sağolun arkadaşlar kim yazdıysa ellerine sağlık

  7. melekdilek diyor ki:

    ya mutlu prensin olayları nelerdir kısa ve öz istiyorum hemen verene şimdiden sağol:)

  8. Sude diyor ki:

    ya arkadaşlar aranızda kitabın kahramanları,özellikleri filan bilen yok mu acillll ödev nollur

  9. aleyna diyor ki:

    ya arkadaşlar kitabın kahramanları kim biliyormusunuz acil ya cuma günü sınav ya lütfen

  10. alim diyor ki:

    arkadaşlar kahramanları mutlu prens kırlangıç

  11. orhan bıyıklı sevdalısı diyor ki:

    ben içindeki hikayeleri soruyorum

  12. demet diyor ki:

    valla of arkadaslar yazılı soruları isterim olmaz mı abartmadım çünkü yarın yazılı var

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>