Okumak – Vedat Günyol

Vedat Günyol“Hiçbir sıkıntım yoktur ki, bir saatlik bir kitap okumakla geçmesin” diyor Montaigne. Bir başka Fransız yazar da “Okuyorum. Peki, ne arıyorum okumaktan?” diye soruyor kendine, arkasından da şu yanıtı patlatıyor: “tedirgin olmayı” diyerek. Tedirginlik, insan kafasında soru işaretlerinin belirmesiyle başlar.

Aslında kitap dediğin, insanı hem rahatlatan hem tedirgin eden bir kafa ürünüdür.
Bir yazar: “Ben bir tek kitap okuyandan korkarım” diyor. Doğrudur, tüm yaşamı boyunca bir insanın bir kitaba bağlanması, onun bağnazlık çukuruna atar. Hele bu kitap, anlamını bilmeden ezberlenen ve ezberlenmeye zorlanan bir kitap olursa.
Peki, okuyucu deyince kimleri düşünebiliyoruz? Goethe şöyle bir tanımlama getiriyor. Ona göre üç çeşit okuyucu tipi vardır: Birinciler, yargılamadan okuyanlar; Uçüncüler, eserin tadına varmadan yargılayanlar; ve arada tadına vara vara yargılayan ve yargılayarak tat alan İkinciler… İşte, bunlar bir sanat eserini yeniden yaratanlardır.”
(Melahat Togar çevirisi).
“Dehalar bir yerde buluşurlar” diye bir söz vardır ya, işte size Goethe ile aynı doğrultuda buluşan İngiliz denemeci Bacon, bir aşağı bir yukarı benzer içerikte şunları söylüyor;
“Kitap vardır, ancak tadına bakılmak içindir; kimi kitap vardır, yutulmak içindir; kitap vardır, çiğnenmek, özümlenmek içindir; başka deyimle, kimi kitapların insan ancak birkaç bölümüne göz atmalı, kimini baştan sona şöyle bir okuyup geçmeli, pek azını da her ayrıntı üzerinde titizlikle durarak adamakıllı okumalı.” (Akşit Göktürk çevirisi).
Aslında, kafası işleyen insanın okuduğıi kitap karşısında, düşünce ve duygu özgürlüğünü, hele hele eleştiri özgürlüğünü elden bırakmaması gerekir. Yoksa o insan, kendini, kişiliğini yadsımış olur.
Peki, kitabın iyisi kötüsü olur mu? Yani ahlaklı ahlaksız kitap olur mu? Oscar Wilde bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Ahlaklı ya da ahlaksız kilap yoktur. Kitaplar ya iyi yazılmıştır ya da kötü. Hepsi bu!”
Georges Duhamel de aynı çizgide şöyle diyor: “Kötü kitap ancak kötü okurlar için vardır. Yaşam, yalnız kötü ruhları kirletir.” 
Güzel kitabın tanımını gelin bir de Jean Cocteau’dan dinleyelim:
Ona göre “güzel bir kitap, bol bol soru işaretleri eken kitaptır.”
Görülüyor ki, tüm büyük yazarlar, güzel kitap konusunda aynı çizgide birleşiyorlar. Buçizgi tedirginlik vcsoruişaretleri konusunda yeri i yerini alıyor.
Bu çizgide gerçekleşen okuma tutkusu, insana alışılmışın dışına kulaç atma, yeni düşünceler üretme olanağı sağlar, yani insan olma onurunu kazandırır.
F. D. Roosevelt: “Kitaplar uygarlığa yol gösteren ışıklardır” derken Carlyle’ın daha önceleri dile getirdiği bir gerçeği yansıtıyor. Ona göre “Bugünün en gerçek üniversitesi, bir kitap koleksiyonudur.”
Ne mutlu o insanaki, birkitaba körü körüne bağlanmaz, kitabı kendine bağlar, onunla özgür düşünce yolunda ileri adımlar atar.

Vedat Günyol
Cem / Kültür Yayınları

Yorum yapın