ölümün faşizm açısından önemi: “Yaşasın ölüm”

canavar_ve_ÖlüFaşizmi anlamak için ölüm meselesi üzerinden düşünmek gerekir. Ölümün faşizm açısından önemli bir rol oynadığı birçok metinde açıktır. Hitler, Kavgam’da, temel amaçlarından birisinin “Alman halkı için ölümün acı yolunu yürümüş olanlara saygı göstermek” olduğunu söyler. Genel oy hakkı dışında hiçbir şey getirmeyen dört yıllık savaşın sonrasındaki mutabakat yaparken Hitler, “ölü kahramanların mezarlarından onların savaş gayelerini çalan” politikacıları “rezil bir haydutlukla” itham eder ve “Flandra ve Belçika’da yatan iki milyon ölü uyanacak olurlarsa” tüm savaş sonrası mutabakatı bir ihanet olarak görecekleri konusunda onları uyarır. Hitler burada, faşist ideolojide kilit önemdeki temalardan bir olacak olan şeyi çekip çıkarmaktadır: Savaş ölüleri.(sayfa 149)

***

İtalya’da, örneğin, savaştan sonra, farklı kasabalar ve komünler, kendi yerel, politik, anti-militarist veya Katolik geleneklerine göre ölüler meselesine dair farklı şekillerde yaklaştılar. Fakat bu türden farklılıklar 1922’den sonra, kendi bakışlarını ve pratiklerini farklı yerel girişimlere giderek daha fazla dayatan faşistler tarafından bertaraf edilecekti. Bu, savaş ölülerini temel bir faşist simge haline getirmeye yönelik daha geniş bir stratejinin parçasıydı. iktidarı ele geçirdikten sadece iki ay sonra Italya’daki faşist rejim, ülke çapında Anma Bulvarları yapılmasını ve mevcut şehitliklerin Anma Farkları olarak yeniden düzenlenmesini öneren bir genelge yayınladı. İtalya faşist rejim boyunca tüm askeri şehitliklerini iyileştirip ve yeniden inşa ederken, “Düşenlerin cesetlerinin kesin bir şekilde düzene sokulması”na yönelik olana benzer (Haziran 1931) yasalar çıkardı. Almanya’da ölülerin hatırası, 2. Dünya Savaşı kopana kadar çeşitli dinsel yürüyüşlerle ve törenlerle sürekli canlı tutuldu. Faşizmin ulusu savunmaya soyunması ve ulusal yücelik için bir hareket inşa etmesi hep savaş ölüleri, meçhul asker veya Mussolini’nin isimlendirdiği gibi “trençokrasi” adınaydı.(sayfa 150-151)

***

(…) “kahraman ölünün” yüceltilmesi, faşist ideolojinin ve faşist rejimlerin politik ayinlerinin [rituals] ana bileşeni rolünü oynuyor. Ölünün bedeni, ölü kahramanın kutsal bedeni haline geliyor, aslına en uygun ve açık anlamda ölü kültünü ortaya çıkarıyor: Ölünün kutsanması. Eğer bazılarının düşündüğü gibi, faşizm politik bir dinse, “kutsallığın” halesi herhangi bir dinsel içerikten kurtarılıyor ve düşen asker gibi seküler ve politik olarak yüklü kavramlar tarafından devralınıyor. Aynı zamanda en kutsal yerleri erkeklerin ulus için dövüştüğü ve öldüğü yerler haline geliyor. Rosenberg’in belirttiği gibi, “Alman kahramanlarının bu fikirler için öldüğü tüm bu yerler kutsal. Anıt ve abidelerin onları hatırladığı o yerler kutsal.”(sayfa 154)

***

Bu temelde Almanya ve Italya’daki rejimlerin her ikisi de hareketin ölüleri ile ilgili, dişlerinin arasında hançer taşıyan bir kurukafadan ibaret squadrista amblemi ve SS’lerin taktığı Torenkopfring’den (Ölülerin Kafası Yüzüğü), ölü kahramanları anmaya yönelik olarak çok daha özenle hazırlanmış ve kamuya yönelik türbe ve sergilere kadar birçok özel eşya ve etkinlik ortaya koydu» İtalya’daki rejim, 1923 ile 1931 arasında “Faşist Devrim için düşen” 370 Kara Gömlekli’nin biyografilerini içeren Milisin Düşüşünü ( I caduti della milizia) üretti. Her parti birimi bir türbeyi tuttu, faşist grupların flamalarına düşenlerin isimleri verildi ve okullardaki her yeni iş veya sınıf odası düşen kahramanların anısına ithaf edildi. (Siyah renginin seçilmesi de kısmen ölümle ilgili olması nedeniyledir: “Kara Gömlek veya bayrak/ ‘Ölümün rengi” diye şarkı söylerdi Arditi). 1932’deki, Italya’daki Faşist rejimin Onuncu yılını kutlamaya yönelik Faşist Devrim Sergisi, fasci di combattimento’ya ithaf edilen bir “Fasci Galerisi” ve faşist devrimin şehitlerine ithaf edilen bir salon olan ve genel olarak serginin başyapıtı ve ilgi odağı olarak kabul edilen “Şehitlerin Mabedi”ni içeriyordu. Hitler, Königsplatz’daki mezarların parti şehitlerine tahsis etti, ölü kahramanları onurlandırmak için Berlin’de muazzam büyüklükte bir Asker Salonu, bir anıtmezar ve iki “onur şehitliği” için planlar hazırladı. Bunlara ek olarak Naziler, imparatorluktaki önemli savaş alanlarına dikilecek devasa Totenburgen, ölüler için kalelerden oluşan bir ağ planladılar.

Fedaya dayalı ölüm kavramı kadının ideolojik eklemlenmesi açısından da önemliydi. Mussolini, örneğin, kadınları, savaş ölülerini onurlandırmak için şehitliklere gitmeleri ve faşistlerin kadınlardan yüz binlerce altın evlilik yüzüğü toplayıp, karşılığında Doğum ve Ölüm simgesi altında mistik bir evlilik yaptıklan Duce’den bir demir yüzük aldıkları “Evlilik Yüzükleri Günü”ne (1935) katılmaları için teşvik etti. Mussolini ayrıca, yastaki ya da yarı yastaki dullar ve annelerden oluşan kadın “ölüm müfrezeleri” kurdu ve “kızıllara” saldıran bu müfrezeleri, göğsünde bir kurukafa olan siyah üniformalarla donattı. Mussolini’nin kadınlara yaptığı ve onlara ölülerin dulları, anneleri, kız kardeşleri ve kızları olarak seslendiği konuşmalara, simsiyah manzaralı gösteriler ve faşistlerin kaldırdığı kurukafalı ve çapraz kemikli bayraklar eşlik etti. Kadının yeri ile ilgili olarak yapılan faşist konuşmalarda tabut da beşik kadar yer tuttu.

Hemen her faşist törende ölülere hürmet ve göndermeler vardı. Yorumcuların dönüp dönüp tartıştığı, Bahar Bayramı dansları gibi “geleneksel” folklor etkinliklerindeki kederli baş sallamalar, ölüleri esrikçe yüceltmek ve anmak için icat edilen etkileyici gösterilerin yanında hiç kalıyordu. Faşist piyeslerin dehdebe ve zenginliklerinin ardında, ölüm her an için sahnenin merkezini almak için tetikte bekliyordu.(sayfa 155,156)

KESİNLİKLE BU KİTABI OKUMANIZI ÖNERİYORUZ.

Kitabın Künyesi
Canavar ve Ölü
(Burke, Marx, Faşizm)
Mark Neocleous
h2o Kitap / Toplumsal Hareketler Dizisi
Türkçe
192 s. — 2. Hamur– Ciltsiz — 13 x 19 cm
İstanbul, 2014
Yayına Hazırlayan : Özcan Özen
Kapak : Sevil Tarla
Çeviri : Ahmet Bekmen

İÇİNDEKİLER

Teşekkür 13
Önsöz 15

I. BÖLÜM Burke: Canavar Çokluk 29
Yüce Bir Devrim? 32
Ayaktakımı ve Canavarlar 42
Uzlaşma veya Ölülerin Otoritesi 59

II. BÖLÜM Marx: Ölülerin Ekonomi Politiği 71
Kanlı Sermaye 73
Canlı ve Ölü Emek 88
Kefaret veya Ölüleri Kendi Ölülerini Gömmeleri İçin Bırakmalı mıyız? 100

III. BÖLÜM Faşizm: Yaşasın Ölüm! 125
Korkunun Heyecanı 132
“Ölüme gelince; işte onu müthiş beceririz!” 148
Diriliş… Veyahut Ölüm Dansı 166

Koda 185

Yorum yapın

This site is protected by wp-copyrightpro.com

Daha fazla İnceleme, Politika
Aldous Huxley: Etkili totaliter devlet; kölelerden oluşan nüfusun, köleliklerini sevdikleri için zor kullanmaksızın kontrol ettikleri devlettir.

Polis copu ve idam mangaları, yapay açlık, toplu hapsetmeler ve toplu sınırdışı etmeler yoluyla devlet, yalnızca insanlıkdışı değil (bugünlerde buna...

Kapat