Yakan Işık – Kostas Varnalis

Kostas Varnalis, yangın yerine dönecek Balkanların çokkültürlü, çoktoplumlu ve sınırların olmadığı coğrafyasının bir ürünüdür; 1884’te Burgaz’da doğar, Varnalı soyadını ömrü boyunca taşır, yolu Atina’ya, Paris’e, asker olarak Limnos’a, sürgünlerle Midilli’ye, Girit’e ve ödüllü bir şair olarak Moskova’ya düşer… Maruz kaldığı baskı, sürgünler, düştüğü yollar ne kadar uzun ve öğretmen, asker, çevirmen, gazeteci, EAM direnişçisi ve yazar olarak sürdürdüğü hayatı ne kadar meşakkatli olsa da satirik şiirlerinde yansımasını bulan devrimci tavır ve sınıf bilinciyle yaşar ve yazar.

İki Bacaklı At Ya Da Dört Bacaklı İnsan – Semih Erelvanlı

Kesildiği yerden iki kafa daha çıkaran ejderhaları andırır İran Yeni Sineması. Ama bu ejderha, yapıcı ve insancıldır. Sansürle, baskıyla zindana kapatılması, ona eşsiz bir dil kazandırır. İmkânsızlıklar karşısında o tutar, parmaklıklarının demirinde yeşeren çiçekler eker. Gün ışığını yakalamak için olağanüstü bir kıvraklık geliştirir ve bunu gözlem gücüyle, özgüveni yüksek bir yalınlıkla derinleştirir. Erelvanlı şöyle diyor : ‘Aklımın en iyi örneklerinde, karakterler bizi tek bir nesnenin peşine takarlar : Bu kimi zaman sıra arkadaşına bir an önce ulaştırılması gereken bir defter olur, kimi zamansa ‘solungaçları dans eden’ kırmızı bir balık. Bazen kanalda yüzen bir ayakkabıyı takip ederiz, bazen Cennet’ten kovulmaya veya Cadı’nın tuzağına düşmeye sebep olan elmayı.

Fragmanlar – Herakleitos

Bize ilk kez Yunanca-Türkçe karşılıklı bir metinde He- rakleitos’la sohbet olanağı tanıyan bu çalışma, Heraklei- tos’un zihnine yakın, zaman zaman onun kadar gizemli konuşan bir felsefecinin elinden çıkmış, çevirmeninin söz oyunları, Herakleitos’un söz oyunlarına katılmış. H. Diels’in sahte olduğunu ileri sürdüğü fragmanlarla birlikte tam 139 fragman Türkçede ilk kez art arda diziliyor ve Artemis tapmağına gömdüğü rivayet edilen PeriPhyseös (Doğa Üstüne) adlı yapıtıyla Herakleitos sanki Ephesos ufkunda diriliyor. Bilgece bir sessizlik içinde, kendisiyle denize açılmış okuyucusunu şöyle uyarıyor:

Hemşin Öyküleri – Mahir Özkan

Aras Yayıncılık, Hemşin Ermenicesi ve kültürü üzerine çalışmalarıyla tanınan Mahir Özkan’ın ilk öykü kitabı olan Hemşin Öyküleri’ni okurlarla buluşturuyor. Kitap, bugüne dek yayımlanmış ilk Hemşince edebiyat eseri olma özelliğini taşıyor.Hemşin Öyküleri, yazarın Hemşin yöresindeki anlatılardan ve kendi anılarından yola çıkarak yazdığı 24 öykü içeriyor.

Ermenice Süreli Yayınlar (1794 – 2000) – Zakarya Mildanoğlu

Aras Yayıncılık, Ermenice süreli yayınların iki asıra ve dört kıtaya yayılan yolculuğunu araştırmacı Zakarya Mildanoğlu’nun ayrıntılı bibliyografyasında okurla buluşturuyor. Türünün Türkçedeki ilk örneği olan bu çalışma, 1794’te Hindistan’da yayımlanan ilk Ermenice gazete Aztarar’dan başlayarak 2000’lere kadar çıkmış olan 3650’yi aşkın süreli yayını bir araya getiriyor.

Ermenice Süreli Yayınlar’da, Osmanlı-Türkiye, Rusya ve Ermenistan başta olmak üzere, Hindistan, Amerika, Gürcistan, Azerbaycan, Suriye, Lübnan, İtalya ve Fransa gibi oldukça geniş bir coğrafyaya yayılmış haldeki Ermenice dergi ve gazeteler kronolojik bir sıralamada, künye bilgileri ve içeriklerine dair kısa açıklamalar eşliğinde, 450’yi aşkın görselle zenginleştirilmiş olarak okurların dikkatine sunuluyor.

En Masumlar İçerde – Aziz Nesin

Gülmece edebiyatının doruğundaki yazarımız Aziz Nesin’i 100. Doğum Yılında anarken onun öyküleri, yazı ve konuşmalarından derlenen tematik bir seçki sunuyoruz. “En Masumlar İçerde”de Aziz Nesin’in cezaevleri ve tutuklamalarla ilgili öykülerini bulacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)

Ressamın Kedisi – Mustafa Balel

Kentin yoksul ama hayat dolu mahallelerinden biri. Ressam Şeremet, kendine bir atölye tutarak bu eski mahallede çalışmaya başlar. Rastlantıyla bir yavru kediyi atölyesine alınca, hayatında önemli değişikliklerin de yolunu açmış olur.

Bir insanla bir hayvan arasındaki dostluğun insanın iç dünyasında nerelere dek uzanabileceğini gösteren bu öyküyü, günümüz edebiyatının usta yazarlarından Mustafa Balel, renkli anlatımıyla sözcüklere döktü; Burcu Yılmaz, düşünce ile gülmeceyi birleştiren çizgileriyle resimledi.

Din – Ahlak ve Saygı – Biat Üzerine Aykırı Yazılar – Alaeddin Şenel

Bilim ve düşün insanı Alâeddin Şenel bu yapıtında “ahlak” kavramını tarihsel, sınıfsal ve siyasi boyutlarıyla inceliyor, tarih boyunca geliştirilmiş ahlak kuramlarını karşılıklı olarak ele alıyor:

“Egemen düzen, ‘çıkarlar’ ile ‘inançlar’ birleştirilerek oluşturulan ‘halkın inançlarına saygı’ zırhıyla korunabilmekte. Öyleyse bu karton zırh parçalanmalı. Saygı, her türlü maddesel ve simgesel putlara, aşkın öznelere değil, gerçek insan öznelerine gösterilmeli ve karşılıklı olmalı; ötekiler tapınmadır. Tapınma ise ‘özgür insanı’ tam da ‘gönüllü kulluk’ konumuna düşürür.”

Pablo Neruda’yı evinde bulmak

Şilili ünlü şair Pablo Neruda, “Aşk ne kadar kısa ve unutmak ne kadar uzun,” diye yazıyordu. Neruda’nın Valparaiso bölgesinde Pasifik okyanusu manzaralı en sevdiği evi Isla Negra’yı keşfe gittiğimde bunların sadece bir kağıt üzerine yazılmış sözler olmadığını anladım.
Neruda dostlarını asla unutmazdı. Bir dostunu kaybettiğinde adını evinin barındaki kirişlerin üzerine kazıyordu. Onlarla içmeye devam edebilmek için… Neruda’nın ölümünün üzerinden 40 yıldan fazla zaman geçti, ama isimler hala orada duruyor. Toplam 17 tane. Bu insanların o ortamda geceyarılarına kadar bir yandan içerken bir yandan da şiir, aşk, seyahat, politika konuştuklarını hayal etmek zor değil.

Orhan Kemal’in bazı fotoğrafları ve anıları ilk defa okurla buluşuyor.

Siyah beyaz Orhan Kemal’e yakışıyor
Orhan Kemal’in bazı fotoğraflarını ilk defa bu kitapta görüyoruz. Sadece bazı fotoğrafları değil, Işık Öğütçü bazı anıları da ilk defa okur ile buluşturuyor.

Orhan Kemal’in oğlu Araştırmacı-yazar Işık Öğütçü’nün Orhan Kemal: Sessizlerin Sesi elime geçince, Orhan Kemal ile ilgili aslında bildiğim bir gerçeği ilk defa “fark edercesine” düşündüm. Türk edebiyatının büyük ustasının renkli hiçbir fotoğrafı yok. Bu, belki çok şaşırtıcı, sıradışı bir durum değil; Orhan Kemal’in yaşadığı dönemde renkli fotoğraf tekniği yaygınlaşmamıştı. Beni düşündüren şey, siyah beyaz renklerin fotoğraftaki Orhan Kemal’e çok yakışıyor olması. Toplumsal savaşımlar ve devrimler adına hayatın çok daha keskin virajlardan geçtiği, sınıflar mücadelesinin siyah ve beyaz renkleri kadar belirgin olduğu bir çağın devrimci bir sınıf yazarıdır, Orhan Kemal.