AKP, Cemaat, Sünni – Ulus (Yeni Türkiye Üzerine Tezler) – Fatih Yaşlı

AKP’nin “Yeni Türkiye”si içi boş bir propaganda teriminden mi ibaret, yoksa bir olguya, bir gerçekliğe mi işaret ediyor?

Fatih Yaşlı, bu çalışmada yeni Türkiye’yi bir gerçeklik ve olgu olarak kabul ediyor ve Türkiye’de AKP eliyle yeni bir rejimin kurulmakta olduğu temel tezinden hareketle bu gerçeklik ve olguyu mercek altına alıyor.

Yaşlı, “yeni Türkiye’yi yeni kılan nedir?” sorusu üzerinden yola çıktığı bu çalışmasında, bir yandan “eski” ve “yeni” Türkiye arasındaki farkları karşılaştırmalı bir şekilde ortaya koyarken, öte yandan yeni Türkiye’nin temellerinin AKP iktidarı öncesinde nasıl atıldığını, nasıl kök saldığını da sergiliyor.

Çizgilerle Kapitalizmin Korkunç Tarihi – Rius

Kapitalizm insanlığın başbelası, her gün yaşadığımız felaket. Bizi aç, yoksul, işsiz bırakan; kendimize, çevremizdekilere, işimize, yaşamaya yabancılaştıran düzenin adı. Ama her düzen gibi onun da bir tarihi var. Kapitalizmin tarihini bilmek en çok da onun tarihin bir vaktinde başlamış bir siyasi iktisadi biçim olduğunu, dolayısıyla tarihin bir başka vaktinde de sona ereceğini bilmek için önemli. Meksikalı yazar ve çizer Rius, Kapitalizmin Korkunç Tarihi kitabında bu tarihi 15. yüzyılın feodal çağındaki köklerinden alarak yeni sömürgeciliğe dek taşıyor.

Türkiye’de Dergicilik ve İnsancıl’ın 25 Yılı

“Türkiye’de Dergicilik ve İnsancıl’ın 25 Yılı”

33. İstanbul TÜYAP Kitap Fuarı / Büyükada Salonu – 15 Kasım 2014 – 18:00 – 19:00 arası

Katılımcılar:

B. Sadık Albayrak (Yazar-tv programcısı)

Ender Helvacıoğlu (Bilim ve Gelecek dergisi genel yayın yönetmeni)

Deniz Saraç (Editör)

Merdan Yanardağ (Gazeteci-yazar-Yurt gazetesi kurucusu)

Ahmet Yıldız (Edebiyat ve Eleştiti dergisi kurucusu

İnsancıl Dergisi’nin Kasım 2014 sayısı çıktı.

İnsancıl Kasım 2014 Sayısından

Kapak konusu: “Taze Demlenmiş Çay Gibi” Cengiz Gündoğdu

1 Cengiz Bektaş – Pan (Şiir)

2 Taylan Kara – Orhan Kemal Roman Ödülü Nasıl Verilmemelidir?
Hamdi Koç’un Çıplak ve Yalnız kitabına verildi. Seçiciler Kurulu, bu romanı, “tarımsal üretim atmosferindeki insan gerçekliğinin dönüştürülebileceğini, daha iyi bir dünya için yaşanan acılardan kurtulmanın mümkün olduğunu, Orhan Kemal’in dünya görüşüne yakın bir anlatımla bir dizi bilinmezle irdeleyen ve tarihe yaptığı göndermelerle evrensel vicdanı da hatırlatan yaklaşımıyla” ödüle değer gördü.Acaba ben yanlış bir kitabı mı okudum, yoksa bu gerekçe başka bir kitap için mi ifade edildi gerçekten emin değilim. Ama neredeyse emin olduğum bir şey var.

Filmlerin Politik Okuması

Türkiye’de pek çok konuda olduğu gibi sinema kuramı konusunda da yayınların yeterli olmadığını söyleyebiliriz. Hala çevrilmemiş bir sürü temel eserin varlığı hepimizin malumu. Yine de özellikle 1990’lı yılların sonu, 2000’li yılların başında bu konuda önemli bir atılım gerçekleşti. Bugün pek çok yayınevi önemli sinema kuramı kitabını dilimize kazandırıyor. Bu atılımın ilk işaret fişeği sayılabilecek kitaplardan biri Michael Ryan ve Douglas Kellner’ın Politik Kamera’sıdır.

Kendi Dünyasını Yaratan Sanat

Daniel Frampton’un 2006’da “sinemayı yepyeni bir tarzda anlamak için manifesto niteliğinde yazdığı, Filmozofi adlı kitabı 2013 tarihinde Cem Soydemir’in çevirisi ile Metis yayınları tarafından basılmıştır.

Sinema izleme deneyim ve pratiklerinin giderek değişime uğramakta olduğu günümüzde, Frampton kitabında “sinema ile gerçeklik arasındaki kavramsal bağı” sorgulamayı dener ve “sinemanın istediği her sahne ve nesneyi bilinçli olarak öne çıkarabilme özgürlüğü ile aslında kendi dünyasını yarattığını” belirtir. Bu haliyle film kuramlarındaki en temel tartışmalardan biri olan “film gerçekliğin bir kopyası mıdır ya da sinema yeni bir gerçeklik midir?” tartışmasına yeniden dönülür. Frampton’a göre, bu sorunun yanıtı açıktır: Film kendi gerçekliğini yaratır ve bu yeni gerçeklik bazen bizim gerçekliğimizle benzerlik taşısa da aslında öznellik ve nesnelliğe dair kendi biçimsel sorunlarını yaratır.

“… yok başka bir cehennem, yaşıyorsun işte…” Behçet Aysan

Sesler ve küller
orada duruyorsun, fırtınalar tanığımdır
terkedilmiş
beyaz ve nazlı,

Konuşmak Hayattır Oysa…

Andrey Platonov, yalınlığın ve duruluğun anlamını birkaç çizgide yoğunlaştırarak anlatan, kısa öykülerinde bile sayısız etkiler üreten bir söz büyücüsü. Yaşadığı dönemin ruhunu, doğayı ve içindeki nesneleri, nesnelerin kurduğu düzeni, düzenin kararlı bir çizgide ilerlerken saptığı noktaları, insanın doğayla birlikte kat ettiği devinimi, devinimi gören gözün yanılma payını rastlantılara izin vermeden estetik kalıba döken, kendisiyle birlikte Sovyet yönetimi tarafından yasaklanan Zamyatin gibi, ardılı pek çok yazarı etkilemiş bir öncü. Başta Heinrich Böll, Antonio Tabucchi olmak üzere pek çok yazarın eserinde izlerine rastlıyoruz Platonov’un. Onun keskin görüsü, kuşkusuz, yarattığı kurmaca dünyada teoriyle pratiği aynı hatta değerlendirmesi, ele aldığı durumları diyalektik kavrayışla çözümleyişi, maddi duyuları sezgilerle bütünlemesinden kaynaklanıyor.

Üs-Tü Kal-Sın

Cemil Kavukçu’nun yeni öykü kitabı Üstü Kalsın’ın senfonik bir yapısı var. Elbette yazarın kurduğu dil atmosferinden, öykülerin sıralanışından kaynaklanıyor bu. Anlatım biçimiyle dilin temposu her metni kendi yapısı içinde derinleştirirken usulca birbirine ilmek atan dokuz öykü dingin akan hüzünle neşeyi kamçılayan coşkunun iç içe geçtiği çok sesli uzun bir müziği duyumsatıyor.

Ziya Yılmaz: TiP’ten THKP-C’ye Fatsa’dan Türkiye’ye

Geçtiğimiz hafta NotaBene yayınlarından bir kitap dağıtılmaya başlandı. Günümüzde ismi çok anılmayan, kimilerinin hafızasında zar zor geri çağrılan bir devrimciden bahsediyor; Ziya Yılmaz Kitabı. 2011 yılında hayata gözlerini yummuş, genç devrimcilerin, sosyalistlerin pek bilmediği bir isim olan Ziya Yılmaz, Barış Mutluay tarafından çeşitli mülakatların derlenmesiyle ve türdeşlerinde pek rastlanılmayacak ölçüde yapılmış bir araştırmayla günümüze ulaştırılmış durumda.