Bu Zindan, Bu Kırgın, Bu Can Pazarı – Ahmed Arif

ahmed_arifBU ZİNDAN, BU KIRGIN, BU CAN PAZARI

Gördüler
Yedi cihan,
İn, cin Kaf dağının ardındakiler,
Kıtlık da kıran da olsa
Gördüler analar neler doğurur
Aman aman hey…

Dünyalar vardır elvan,
Bir su damlasında, bir kıl ucunda,

devamını okumak için tıklayınız

Yoldaki Bahtiyarlık – Zafer Köse

1
Toprağın çeşitli katmanlarından geçen su, o zenginliği ve tadı içerir; aynı şekilde, insanlık da evrim boyunca geçtiği aşamaların bilincini ve önceki kuşakların kültürel birikimini günlük hayata aktarır.

marx Ne var ki, her katmanın etkisi eşit değildir. Geçmiş uzaklaştıkça belirginliği de azalır. Ve son katmanların suya geçen tadı, öncekilerden çok daha fazladır. Damağımızdaki burukluk bundandır. Hele son on yılların tadı, ah!

Aklımdan bunlar geçiyordu herhalde. Gözlerimi açtım, karşımda bizim sakallı!

devamını okumak için tıklayınız

Paris, Ernest Hemingway’i neden unutuyor?

hemingwayAmerikalı yazar Ernest Hemingway ile Paris arasında yakın bir ilişki vardı.
Hemingway ilk kez 1920’de Paris’e gitmiş, 20’li yılların bir bölümünü kentte geçirmiş, Paris 1944’de müttefik güçlerce kurtarıldığında onun anıları yeniden canlanmıştı.
Ama o dönemden tam 70 yıl sonra, Hemingway’in Paris’teki hatıraları silinmek üzere…
Bundan 20 yıl önce Paris’ten haber geçmeye başladığımda Hemingway hakkında bir haber yazmayı önermek çok bayağı kaçar, cesaret edip de teklif etseniz de her editör, önerinizi derhal reddederdi.

devamını okumak için tıklayınız

Yaşamım en güzel şiirimdir – Can Yücel

 “Bir kez gözaltındayken Hayatını anlat dediler, bir başladım, nasıl susturacaklarını bilemediler, sonunda ol git deyip kovdular. Yaşamını en güzel şiiri olarak niteleyen Can Yücel, yaşadıklarını, düşündüklerini yine kendi üslubuyla anlatıyor:
“İlkokul üçteyim. Küçücük çocuk. Boğaziçi okulunda okurdum. Evden yolladılar. Leyli yollandım. Hem aynı şehirde oturacaksın, hem de okula leyli yollanacaksın. Çok bozuldum, çok üzüldüm. Evde ikiz kardeşimle kavga ediyorum diye yollandım. Benimsemedim. Herşeyi benimsemediğim gibi Futbol vardı, futbol oynuyordum.

devamını okumak için tıklayınız

Grinin Elli Tonu “Buralar zaten yeşil. Yeşil yol nedur ki?”

yeşil_mor_mavi_yol_projesiŞehvetli ve çok sapkın bir başlık oldu. Yapılan talanın büyüklüğünün yanında tabii çokta masumane filhakika! Bizler gibi onlarda yeşile vurgunlar. Kendi yeşilleri için bizim yeşilimizi hiç hesapsız çalıyorlar üstelik. Kendi maksatlarında diledikleri gibi de kullanıyorlar. Bir bakmışsınız yeşilin envai çeşit tonu gözleri doldurabildiğine grinin elli tonu olmuş bile. Tüh ..! Geç kaldık grinin cürretkâr arzularına yeşili hebâ ettik.

devamını okumak için tıklayınız

Dostoyevski’yi Okumak – Victor Terras

dostoyevskiyi_okumak_-_victor_terrasDostoyevski, bir yazar olarak adının ilk duyurmaya başladığı yıllarda (İnsancıklar, 1846), Rus edebiyatıyla birlikte, tüm dünya edebiyatında yeni bir dönem de başlıyordu. Edebiyatla ilgili yeni bir damar bulunmuştu. 19. yüzyılın realitesi göz önünde bulundurulduğunda, insanla ilgili tek yanlı bilgi ve düşünceleri sarsmakla kalmayıp, göz ardı edilen, hatta bilinmediği bilinmeyen gerçekler, edebiyat aracılığıyla dile geliyordu. Dostoyevski, art arda eserler vermeye başladıkça dünya edebiyatıyla birlikte insanlık da yeni bir evreye taşınıyordu artık. Victor Terras, Dostoyevski’yi Okumak’ta, Dostoyevski’nin, başat eserlerinden yola çıkmış.
Terras’ın, Dostoyevski’yi Okumak’ta, onun eserlerini okumak için belli bir yöntem önerdiği sanılmasın. Kendisi de iyi bir Dostoyevski okuyucusu olan Terras’ın,

devamını okumak için tıklayınız

Şairin Ölümü – Mihail Yuryeviç Lermontov “Hoş dizeler… Söyleyecek söz yok! Yasaya göre gereği yapılsın.” Çar Nikola I

LermontovRus eleştirmeni Belinski’ye göre: “Lermontov, Puşkin’in mirasçısıdır; üstelik de yeni bir dönemin şairidir.” Şair, öykücü, ve oyun yazarı Mihail Yuryeviç Lermontov (1814-1841), yalnızca yirmi yedi yıl yaşayabilmiş, buna rağmen Çarlık Rusyası’nın hareketli olduğu bir dönemde ve sansürün gölgesi altında bu kısa ömrüne çok önemli şiirler sığdırmıştır. Özellikle yirmi üç yaşındayken yazdığı ve bütün Çarlık Rusyası’nda elden ele dolaştığı var sayılan, gerçekten de dönemi için ciddi izler bırakmış, bugün halen unutulmamış “Şairin Ölümü’nü yazmıştır. 1837’de ünlü Rus şairi Aleksandr Sergeyeviç Puşkin’in bir düelloda öldürülmesi üzerine yazdığı bu şiir dilden dile, matbaadan matbaaya çığ gibi büyüyerek başta St. Petersburg olmak üzerine bütün Rusya’ya yayılır. Çarlık Rusyası’nın yenilikçi akımlara karşı olduğu, korkulu bir tavırla hareketlenen devrimci algıyı bastırmak için

devamını okumak için tıklayınız

Klasikleri Niçin Okumalı? İtalo Calvino

Italo-CalvinoDünya edebiyat tarihine yalnızca bir yazar olarak değil, edebiyat üzerine düşünceleriyle de damga vuran İtalya’nın “kalem sincabı” Italo Calvino?nun, “kendi” klasikleri -yaşamının değişik dönemlerinde onun için büyük bir önemi olmuş yazarlar, şairler ve bilim insanları- üzerine deneme ve yazılarının büyük bir bölümü yer alıyor. Ayrıca, 20. yüzyıl yazarlarından, Calvino’nun özel bir hayranlık beslediği yazarlar ve şairler üzerine denemeleri de bu derlemenin bir parçasını oluşturuyor.

devamını okumak için tıklayınız

Yanlışlıklar Komedyası – William Shakespeare

“Yanlışlıklar Komedyası (The Comedy of Errors ), Shakespeare?in ilk oyunlarından biri ve aynı zamanda en kısa oyunu. İlk defa 1594 yılında yeni yıl (Noel) şenlikleri sırasında sahneye konduğu sanılıyor. İlk basımı da Shakespeare?in ölümünden sonra, 1623 yılında ?First Folio?da yapılmış.

Shakespeare?in bu oyun için yararlandığı kaynaklar arasında Plautus?un Menaechmi ve Amphitruo oyunları ile ?Apollonius of Tyre? adlı Orta Çağ?da çok sevilen romantik bir masal yer alıyor. Shakespeare, kargaşaya yol açan ikizler konusunu Menaechmi (?Menaechmus Kardeşler,? Türkçe çevirisi İkizler)den, uzun yıllar ayrı kaldıkları halde birbirlerini hâlâ seven eşler konusunu ise ?Apollonius of Tyre?dan almış.
Oyunun kısa bir özeti, okurun oldukça karmaşık yapıdaki genel çatıyı aklında tutmasına yardımcı olabilir.
Olaylar, eski çağlarda cinlerin, perilerin, büyücülerin anayurdu olarak bilinen Efes?te geçer. Çılgın ve şaşkın insanlarla dolu büyülü bir âlem atmosferinin egemen olduğu oyunda insanların bir bölümü daha önce hiç görmedikleri ikiz kardeşlerine, bir bölümü, artık bulmaktan ümit kestikleri

devamını okumak için tıklayınız

Günlük Yaşamın Psikopatolojisi – Sigmund Freud

günlük_yaşamın_psikopatolojisi (2)‘Günlük Yaşamın Psikopatolojisi’, ruhbilimin yaygınlık kazanmasında Freud’un tüm kitaplarından daha fazla katkıda bulunmuş bir yapıt. Freud, bu kitabı, yüzyılın başında, özellikle genel okurlar için yazdı. Yeni basımları çıktıkça, temel kuramlarını değiştirmeden yeni örnekler ve bölümler ekledi. Freud’un hiçbir yapıtı bu kitap kadar sık basılmamış ve böylesine yaygın bir okur kitlesi tarafından okunmamıştır. Elinizdeki çeviri, Freud’un bu tanınmış yapıtının en genişletilmiş ve eksiksiz olanıdır.

devamını okumak için tıklayınız

Dağ Kokusu -Kalbini Arayan Kavmin Öyküleri- Seyit Oktay

dağ_kokusuEdebi üretimin boyutlarından biri de özelden kamuya ulaşmanın yordamlarından olmasıdır. Anlatı ve hikayeleştirmede ilmek ilmek örülen kurguda, sisle kaplı karlı dağların şahikasını tırmanmanın yazımsal edimidir bizleri sarıp sarmalayan.
İşte Seyit Oktay’ın “Dağ Kokusu” adlı öykü kitabını okurken adım adım yücelere erme gizlerinin şifresi metinde görünür kılındı demek yanlış olmayacaktır. “Dağ Kokusu”, “Kalbini arayan, Kavmin Öyküleri” alt başlığıyla Ceylan yayınlarından Nisan 2015’te çıktı.(…)

devamını okumak için tıklayınız

‘Övgü, soluk almanın kuralını bozar’ – Elias Canetti

saatin_gizli_yüreğiSaatin Gizli Yüreği, her ne kadar deneme başlığıyla bize sunulmuş olsa da, bir yönüyle aforizma, bir yönüyle günlük, bir yönüyle deneme çokça da notlar toplamıdır. Türleri, bile isteye ama herhangi bir türün sınırına sıkışmadan işletmiştir. Henüz kitap çapına ulaşmamış ham düşünce kökleri, edebiyata dönüşmemiş çiziktirmeler, okura kendisine açılma imkânı sunar. Büyük yazarları böylesi parçalardan bulmanın ayrı bir zevki var. Ayrıca, otobiyografik izler de taşırlar. Yıl yıl ayrılmış notlar. Konu, isimlendirme, başlık yok. Gittikçe konu konu açıldığı kadar döne dolana başa, ana konulara, temalara eğilmek gibi bir görüntüsü de var. Ülkemizin en yetkin çevirmenlerinden Ahmet Cemal’in imzası ise başka bir değer. Okumaya eğilmek, kitaba sarılmak, güvenle okumak ve yazarın bıraktığı izlerden daha geniş ve daha uzun izleklere yol almak bakımından, fırsat.

devamını okumak için tıklayınız

Türkiye’nin Göç Tarihi (14. Yüzyıldan 21. Yüzyıla Türkiye’ye Göçler)

türkiyenin_göç_tarihiTürkiye’nin Göç Tarihi, 14. Yüzyıldan 21. Yüzyıla Türkiye’ye Göçler adlı bu eser, Anadolu topraklarının yüzlerce yılın ötesine uzanan son derece hareketli, zengin ve o ölçüde de çok yönlü, çok kültürlü sonuçlar yaratan göç tarihinin, dünden bugüne ulaşan hikayesini konu ediniyor. Aslında çalışma, Anadolu coğrafyasının kısa sayılabilecek bir tarihsel dilimi üzerinde yoğunlaşmakta ve genel olarak Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan bu yana gerçekleşen göçlerin yaratmış olduğu toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel yapılanmalarını sonuçlarıyla birlikte ele almaktadır.

devamını okumak için tıklayınız

Kafka: Utanç ve Suçluluğun Şairi – Saul Friedlander

kafka_utanç_ve_suçluluğun_ŞairiKafkaesk deyişinin kaynağında sadece Franz Kafka’nın yüzlerce mektubu, onlarca öyküsü, üç romanı ve günlükleri yoktur, aynı zamanda yazarın yaşam öyküsü de gerçeküstü çarpıtmalarıyla bu deyimi hak eder. Belki bu yüzden çok sayıda araştırmacı ve biyografi yazarı bunaltan ve insana yönünü kaybettiren baskıcı dünyanın kökeninde Kafka’nın hayat öyküsünü aramıştır. Kafka’nın hayatıyla ilgili okuduğum bu kaçıncı kitap hatırlamıyorum ama her seferinde yazarın bilmece dolu hayatını çok gizemli ve çekici bulurum.

devamını okumak için tıklayınız

Doğadayım Maymun Manzaraları – Zelal Özgür Durmuş

doğadayım_maymun_manzaralarıMaymun Manzaraları, Doğadayım serisinin ikinci kitabı olarak Esen Kitap etiketiyle raflarda.

Zelal Özgür Durmuş, “Doğadayım” serisinin Maymun Manzaraları isimli ikinci kitabıyla yeniden karşımızda. Serinin şiirsel anlatım diline yine resimleriyle Seda Mit eşlik ediyor.

Tüm dünyadaki maymunların arasında resimli şiirli bir gezintiye çıkan Zelal Özgür Durmuş bizi Sumatra’dan Madagascar’a, oradan Brezilya’nın Yağmur Ormanları’na kadar götürüyor. Bu gezintide doğadaki en yakın akrabalarımızın bazen ilginç, bazen komik, bazense muzip hallerini görüyor; hikâyelerini dinliyoruz. İnsanın Afrika’daki köklerini tanıyoruz.

devamını okumak için tıklayınız

Yaz Sıcakları ve Okumak – Adil Okay

adil_okayÖn Not: “Yaz sıcakları ve okumak” adını verdiğim bu yazı, Suruç Katliamından bir gün önce yazılmıştı. Katliam haberi gelince öfke ve acıdan yazıyı kenara attım ve “Çevremizdeki yaratıklar ve pırıl pırıl gençler” adlı bir yazı kaleme aldım. Yaşadığım kentte katliamı protesto mitingine katıldım. Ama yine de kendime gelemedim. Günler sonra, sakinleşemesem de kenara koyduğum yazılarıma göz attım. Aşağıda okuyacağınız bu yazımda bile -katliamdan önce yazıldığı halde- “yangın yeri her coğrafya” diye giriş yapmışım. O günden bu yana ülkede akan kan durmadı. Görülüyor ki bizim yazmamız, çizmemiz, yürümemiz, “suskunların” da 4 – 5 yılda bir oy vermesi yetmiyor. Usta şairlerimizden Rifat Ilgaz uzun yıllar önce bir şiirinde “sadece seyirci” olanları şöyle uyarmış:

devamını okumak için tıklayınız