Necmiye Alpay – M. Şehmus Güzel

necmiye-alpayDeğerli arkadaşım, 1960’larda Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden, 1970-1971’de Fransa’nın Tours kentinde doktora yapmak üzere bulunduğumuz günlerimizden kadim dostum Necmiye Alpay denince ilk akla gelen Barış’tır. Katıksız, hakiki, kalıcı Barış. Necmiye Alpay yaşamının önemli bölümünü bu davaya adamıştır. Bunu herkes çok iyi bilir.

devamını okumak için tıklayınız

Vedat Türkali: Bu gün karanlıkta apansız / Bir çığlık yükseldi memleketten

vedat türkali950’DEN NOTLAR

Yüce dağ başları dumanlı dumanlı
Irmaklar yorgun ağır
İnsanlar yapayalnız
Nedir üstümüzdeki bu karanlık bulut

devamını okumak için tıklayınız

“Bir gün kazanacağız. Buna inanmamız gerek.” Bitmeyen kavga – John Steinbeck

bitmeyen-kavga“Artık uyumamız gerek Jim. Bu geceki olaylar olmasaydı bunu sana söylemeyecektim ama, hayır, kazanma şansımız olduğuna hiç inanmıyorum. Bu vadi iyice örgütlenmiş. Ateşe başlayacaklar ve olacaklardan paçalarını sıyırabilecekler. Hiçbir şansımız yok bizim. Gürültü koptuğunda buradakilerin çoğunun kaçacaklarına kalıbımı basarım. Ama sen bunları düşünme Jim. Bu iş burada olmaz, başka yerde olur. Günün birinde de başarıya ulaşacaktır. Bir gün kazanacağız. Buna inanmamız gerek.” Mac bir dirseği üzerinde doğruldu. “Buna inanmasaydık burada olmazdık. Doktor haklıydı, ama iltihap yatırılmış sermayedir. Bir mikrop var, bizi kemirdikçe kemiren bir mikrop. O iliklerimize kadar sinerek bizi öldürmeden önce biz onu kaldırıp atacağız. Buna inanmalıyız !

devamını okumak için tıklayınız

Albert Camus: Kimdir başkaldıran insan?

camusKimdir başkaldıran insan’? Hayır diyen biri. Ama yadsırsa da vazgeçmez; evet diyen bir insandır da, hem de daha ilk deviniminde. Bütün ömrünce emir almış bir köle, birdenbire, yeni bir emri kabul edilmez bulur. Bu “hayır”ın içeriği nedir? örneğin, “fazla uzadı bu iş”, “buraya kadar evet, burdan ilerisine hayır”, “çok ileri gidiyorsunuz”, ya da “geçemeyeceğiniz bir sınır vardır” anlamlarına gelir. Kısacası, bir sınırın varlığını kesinler bu hayır.

devamını okumak için tıklayınız

Başkaldıran İnsan – Albert Camus

baskaldiran-insanAlbert Camus (1913-1960), yaşamı boyunca şu sorunun yanıtını aradı: ‘İnsan toprakla nasıl bağdaşabilir, yoksulluğu yüzünden acı çekerek, ama güzelliğini koruyarak saçma ve yücelik için nasıl yaşayabilir?’ Camus’ya göre sanat ‘yalancı bir lüks’ ve bencil bir edebiyatçının yapıtı değildir. Sanat yaşayabilir, kullanılabilir bir durumdadır; gerçeğe sadık ve onun üzerinde olduğu için, hiç uysallaşmayan saçmalığı ve hiç yok olmayan umudu ile insanın durumunu tepeden tırnağa kapsar.

devamını okumak için tıklayınız

Eğitim Konusunda Genel Düşünceler – Alfred Adler

alfred-adler-2Şimdiye kadar ancak zaman zaman şöylece değindiğimiz bir konuya, yani evde, okulda ve hayatın içindeki eğitimin ruhsal organın gelişimi üzerindeki etkisine ilişkin birkaç söz daha söylemek istiyoruz.

devamını okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in Stalin şiiri – Abidin Dino

nazım_hikmet1953 yılında Sofya’da Türkçe olarak yayımlanan Nazım Hikmet’in binlerce basılmış tüm eserlerinde “5 Mart 1953” adı altında Stalin’i öven bir şiir yayımlanmış. Yıllar geçmiş. 1983’te Nedim Gürsel bu şiiri Moskova Edebiyat Arşivi’nde bulmuş! Zaten birkaç bin basılıp okunmuş kitapta var olan bir şiiri arşivlerde keşfetmek pek marifet olmadığına göre doğal olarak bu buluştan söz etmemiş …

devamını okumak için tıklayınız

Karakterin Yapısı ve Oluşumu – Alfred Adler

Alfred AdlerBir karakter özelliği denilince, yaşamın karşısına çıkardığı ödevlerin üstesinden gelmeye çalışan bir insanda belirli bir ruhsal dışavurumun ön plana çıkması anlaşılır. Buna göre “karakter”, toplumsal bir kavramdır. Bir karakter özelliğinden söz açılabilmesi için, insanın çevreyle ilişkisinin göz önünde tutulması gerekir. Örneğin Robinson’un nasıl bir karakter sahibi olduğu hiç önem taşımaz. Takınılan ruhsal bir tutumdur karakter, bir insanın çevre karşısında aldığı tavırdır, saygınlık eğiliminin toplumsallık duygusuyla bağlantılı olarak amacına ulaşmak için izlediği temel doğrultudur.

devamını okumak için tıklayınız