Özel Yükseliş Koleji “ Kahvede Şenlik Var ” Anılar 1972 – 1973 – Ayhan Hüseyin Ülgenay

1972-1973 Tiyatro döneminde kendi Tiyatromda oynanan Alaaddin Ve Sihirli Lambası isimli oyunu o sezon sahneden kaldırmaya karar verdim.Oyun iki dönemdir oynuyordu. O seneler çocuk oyunu bulmak çok zordu ve bulunan oyunların yazarları ile anlaşmak da ayrı bir sorun olduğundan oynanacak oyunu kendim yazmaya karar verdim “ KONUŞAN EŞEK ” isimli oyunu yazdım.1973 yılında bu oyunu oynadık. O sezon Yükseliş Kolejinden de teklif geldi.Kasım ayının on beşi idi okula Burhan Beyi görmeye gittim.Yapılan teklifi kabul ettim zaten gecen sene sahneyi halletmiştik aynı oyuncu kadrosu da duruyordu .Bu sene okulun Tiyatro kolu başkanları Türkan ALAÇAM ve Ayca TAMER isimli çok değerli iki öğretmendi. Gerisi çalışmalarımıza kalıyordu.

Sessizlik ve Gürültü – Nihad Siris

sessizlik_ve_gürültüYazar Fethi Şiyn, ülkenin mutlak hâkimi olan Lider’in iktidara gelişinin yirminci yıl kutlamalarının yapıldığı sıcak bir güne açar gözlerini. Tıpkı diğer sabahlarda olduğu gibi, propaganda şarkılarının gümbürtüsü sloganların kükreyişine karışmıştır. Düşündüklerini baskı nedeniyle yazamayan ama istenildiği gibi yazmaya da yanaşmayan ve sessiz kalan Şiyn, ülkenin doğal gerçekliği haline gelmiş bunaltıcı karmaşadan bir parça uzaklaşabilme umuduyla kendisini sokağa atar. Ne var ki polis tarafından dövülen bir öğrenciyi kurtarmaya çalıştığında “uzun bir gün”ün başlangıcında olduğundan habersizdir.

Kitapların yakıldığı yerde insanlar itaat eder.

kayıp_kitaplar_kütüphanesiKalabalık caddelerden arka sokaklara
Kayıp Kitaplar Kütüphanesi, yok edilmiş, doğaya yenilmiş, tekrar yazılmış ya da imhaya kurban gitmiş metinlerden oluşuyor.

Kitaplarla belli bir zamandır iyi kötü haşır neşir olduktan sonra farklı ve şaşırtıcı şeyler aramaya başlıyorsunuz. Aslında bu garipsenecek bir durum değil. Çünkü bir şekilde ve belki istemsizce gelişiyor.

“Yıldızlarla dolu bir yol beni götürdüğün…” Füruğ Ferruhzad

furuğ_ferruhzadGüneş Doğuyor
Bak nasıl içimde gözlerimin
Eriyor damla damla keder
Karanlık ve isyancı gölgem nasıl
Tutsağı oluyor güneşin
Bak
Yok oluyor tüm varlığım ve beni
İçine alıyor bir kıvılcım
Fırlatıyor taa doruklara
Bak nasıl

Dostoyevski ve Baba Katli (1927) – Sigmund Freud

dostoyevskiSanatçı, nevrozlu, ahlakçı ve suçlu olmak üzere dört ayrı cephesi bulunan, zengin bir kişilik yapısıyla karşımıza çıkar Dostoyevski. Acaba bu karmaşık yapıyı açıklığa kavuşturmak için nasıl bir yol izlemeli?
En az kuşkuyla bakılacak yönü sanatçılığıdır Dostoyevski’nin, bu bakımdan Shakespeare’i hiç de aratmayacak biridir. Karamazov Kardeşler şimdiye dek yazılmış romanların en güçlüsü, “Büyük Engizitör” epizodu dünya edebiyatının şimdiye dek ortaya koyduğu yaratıların en üstünüdür ve ne denli övülse azdır. Ama ne yazık ki, psikanaliz sanat sorununu çözümlemede yetersiz kalmaktadır.

Dili yüreğinde bir yazar Celal İlhan – Sadık Güvenç

Celal İlhan’ın Kanguru Yayınları’ndan 2012’de çıkan öykü kitabı, Dili Yüreğinde’yi ilgiyle ve severek okudum.
İlhan’ı daha önce Grevden Dönenin adlı kitabıyla tanımıştım. Emeğin, emekçinin grev mücadelesini dile getirdiği anı kitabıyla.
Yazar okurunu, ele aldığı öykü kişisinin dünyasına alıp götürüyor dilinin kıvraklığıyla.

Adil Okay ile yeni kitabı “Şair kapıları” hakkında söyleşi

Şair Kapıları_130x170“Elimdeki basit – kompakt makinelerle yapmaya çalıştığım, “Sembol ve Metafor”ları ‘anda durdurma’ya çalışmaktı. Bu nedenle okuyucuları – izleyicileri “Teknik gözden – Kuralcı bakıştan” geçici olarak uzak durmaya ve “kapılar ve şiirler”le birlikte Sınırlar, Sınıflar, Kimlikler, Kültürler ve Çağlar arasında yolculuğa çıkmaya davet ediyorum.” diyen Adil Okay, bana armağan ettiği yeni kitabı “Şair Kapıları”nı, “Tüm kapıların barışa ve özgürlüğe açılması dileğiyle…” diye not düşerek imzalamış.

Dostoyevski’nin ilk romanı İnsancıklar, edebiyat tarihinin tuhaf vakalarından biri – Orhan Pamuk

“Ah şu masalcılar! Yazacak yararlı, hoş, kişiye haz veren bir şey bulamazlar da, ne kadar pislik varsa dökerler ortaya!.. Yetkim olsa yazmayı yasak ederdim onlara! Ne biçim şeylerdir yazdıkları? Okurken ister istemez düşünüyor insan… Kafasını kaşıyor, inan olsun yasak ederdim onlara yazmayı! Basbayağı yasaklardım.” [Kn. V F Odeyevski]

Gulliver’in Gezileri – Jonathan Swift

Asıl adı “Travels into Several Remote Nations of the World by Lemuel Gulliver” olan roman, tıpkı “Don Kişot” ve “Robinson Crusoe” gibi okunurluğunu ve güncelliğini bugüne dek taşımasına rağmen, her nedense yine onlar gibi çocuk edebiyatı içerisinde değerlendirilir.
1726 yılında yayınlanan Gulliver’in Gezileri, yalnız Kaptan Gulliver’in düşsel serüvenleri değil, zamanın toplumsal, siyasal ve dinsel kurumlarına yöneltilmiş çok sert bir eleştiri ve taşlamanın edebiyata en iyi yedirildiği metinlerden birisidir.

İki ayrı kitap – Hüseyin Bul

esnaf_lokantasıMurat Şahin’in Esnaf lokantası adlı öykü kitabını okurken ilk izlenimim birazdan düze çıkarım herhalde oldu. Kitabın ilk yarısını oluşturan öyküler konuları itibari ile insanın canını sıkan, küçük ısırıklar büyük sarsıntılar yaşatacak türden birazcık da “karamsar” diyebileceğimiz damardan akıp giden öykülerden oluşuyor. Kitabın ilk yarısı dedim ama öyle ayrıştırılmış, bölünmüş, kategorize edilmiş falan değil elbette.

Shakespeare’in Ölümcül Oyunu: Futbol

futbolGünümüzün kitleleri peşinden sürükleyen “güzel” oyunu, Shakespeare Dönemi’nin güzel olmakla birlikte ölümcül bir oyunudur.
İnsan oyuncu bir varlıktır. Hollandalı tarihçi ve kültür teorisyeni Johan Huizinga’nın Homo Ludens kitabı oyun kavramının öneminin kültürel ve toplumsal önemine bakarak, kültür üretimini oluşturacak koşullar arasında oyun kavramının başlıca unsurlardan olduğunu söyler. Wittgenstein ise “dil oyunları” kavramında “oyun” kelimesine dikkat çekerek oyun ile işaret edilenin sportif bir oyun mu, bir çocuk oyunu ya da bir sahne oyunu mu olduğunun tek başına kullanımda anlaşılamayacağını, bunun da bir dil oyunu olduğunu söyler. Bu tanımdan hareketle bu yazıda iki oyunu, tiyatro ve futbolu, Shakespeare ile birlikte ele almak istiyorum.

Paramaz, 20’ler, Ermeni Sosyalistler ve Soykırım

ermeni_devrimci_paramazKadir Akın “Ermeni Devrimci Paramaz” adlı kitabında Ermeni Soykırımı’nı hazırlayan tarihi koşulları, siyasi ortamı, o günlerden kalan anılar, belgeler, çalışmalar ile ve Paramaz ve arkadaşlarının ekseninde anlatmış.

Paramaz son yazısına şu başlığı atmış: “Ermenilerin Talebi”.

Hınçak gazetesinde 1914 yılının Mayıs ayında yayımlanmış yazı. Kadir Akın “Ermeni Devrimci Paramaz” kitabında aktarıyor bu bilgiyi. Paramaz yani Madteos Sarkisyan bir sosyalist, bir devrimci olmasının yanı sıra bir gazeteci, bir fikir insanı.

Page 120 of 935