Kontrollü Güç : İnsan Davranışlarının Evrimi – Robert Aunger

Kontrollü GüçKontrollü Güç, kuramsal temelini evrimsel biyolojiye dayandırarak insan davranış biçiminin diğer hayvan türlerinin davranış biçimlerinden nasıl farklı bir evrim geçirdiğini anlatıyor.
İnsan davranışını sadece anlamak değil, aynı zamanda değiştirmek üzerine yapılan çalışmaların bir uzantısı olan Kontrollü Güç, davranış dünyasını işlevselci/adaptasyoncu görüşlerin ışığında değerlendiriyor ve standart insan davranışı açıklamalarının yöntemini kullanmayı reddediyor. Çevresini kontrol etme yetisi sınırlı bir canlı olmaktan, dünyada büyük çevresel değişikliklere yol açan şimdiki davranış repertuarımıza doğru nesiller boyunca adım adım nasıl ilerlediğimizi, evrim mantığını kullanarak açıklıyor.

Kim Bu Fethullah Gülen – Faik Bulut

Kim Bu Fethullah Gülen1990 yılı başlarından itibaren Fethullah Gülen ve Cemaati ilgi alanımıza girmişti. Tecrübeli birkaç göz tehlikeyi sezmiş, kamuoyunu uyarmaya çalışıyordu. Gülen’in bütün kitaplarını okuyup, ulaşmak istediği hedefi, örgütlenme modelini ve şifreli dilini çözmeyi başarmıştık.
Fethullah Gülen ve Cemaati hakkında şu tespitleri yapmıştık:
*Ekonomik ve siyasi gücü tekelinde toplamayı ve tek başına iktidar olmayı hedefliyor.
*Yargı, Ordu ve Emniyet saflarında örgütleniyor, kilit mevkileri ele geçirmeyi planlıyor.
*Dini-imanı, kutsal değerleri kullanarak bir menfaat tarikatı, bir çıkar şebekesi örgütlüyor.
*ABD’ye sırtını verip küresel bir aktör, küresel bir lobi olmayı hedefliyor.

Umberto Eco: Ölüm cezası üzerine diyalog

Umberto EcoECO: Seni endişeli görüyorum, ey Renzo Tramiglino. Kanun ve düzenin sağladığı huzura kendini bırakmış onca sakin mevcudiyetini sıkıntıya gark eden mesele nedir? Yoksa “feminist” adıyla maruf yeni heveslerin tahrik ettiği zevcen Lucia, çocuk doğurmama hakkını kullanarak, seni evlilik yatağının zevklerinden mahrum mu bırakıyor? Ya da Lucia’nın validesi Agnese Hanımefendi evlatlarının yanağına fazlaca hararetli buseler tazyik ederek, çocukların şuuraltını su yüzüne çıkarıyor da, aşırı kırılgan, mother orierıted olmalarına mı yol açıyor? Ya da Doktor Azzecca- garbugli sana partiler arası mücadelede “paralel doğruların birleşmesi” keyfiyetinden bahis etmekle, umuma müteallik siyasi hususlara nüfuz etme kabiliyetini mi köreltiyor? Ya da Don Rodrigo vergi sisteminde yaptığı değişiklikle seni, paraları bankada istif eden Adı Gerekmez’den daha çok vergi ödemek zorunda mı bırakıyor?

İmgelem, Yanılsama ve Cemaat – Ross Poole

ahlâk_ve_modernlik“Devlette…(insan) hayali bir egemenliğin düşsel bir üyesidir, gerçek bireysel hayatından mahrumdur ve gerçekdışı bir evrensellikle donatılmıştır.” (Marx)

Ulusçuluk, kendisine tabi olanlara rehberlik eden bir kimlik biçimi inşa ederek işler. Benim ulusal kimliğimi bilmek, nasıl davranmam gerektiğini ve kimin böyle yapmam gerektiğini söyleme hakkına sahip olduğunu bilmek demektir. Bu standart oluşturucu kurallar, gerçekte yapmak isteyeceğim şey üzerine kendilerini dayatan ödevler biçimine bürünmezler; devlet tarafından zorla uygulanabilir olsalar bile. Bunlar daha ziyade, -gerçekten- ne yapmak isteyeceğim konusunda beni bilgilendirirler.

Freud’da Toplum, Kültür, Din Felsefesi

Sigmund FreudBaşlangıcından itibaren psikanalitik kuram din, sosyoloji, uygarlık tarihi ve güzel sanatlar alanlarına da yayılıp yansımaya başlamıştır. Bu yansımalar belki psikanalizin yüzyılımız eğilim ve düşünceleri üzerine yaptığı en önemli etkidir. Asıl amacı olan psikiyatri ve tıp alanındaki etkisinin görece zayıfladığı sırada doruğa çıkmış görünen bir etki. Bugün özellikle uygulamalı sosyoloji denilebilecek olan politika, ekonomi ve eğitim konularında psikanalizin bulguları olmaksızın hiçbir girişim değerli sayılmıyor. Hele uluslararası savaş ve barış stratejileri üzerinde çıkarsama ya da uygulamaya yönelik bütün araştırma ve planlamalar kesinlikle psikanalizin egemen gölgesi altında yürüyebiliyor.

Dünyadaki en büyük kütüphane olan Library of Congress’in yaptığı katolog araştırmasına göre hakkında en çok kitap yazılmış on kişi

library of congressAmerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi (Library of Congress) ABD’nin ulusal kütüphanesidir. Dünyanın en büyük ve en önemli kütüphanelerinden olan kongre kütüphanesi Washington, D.C.’de bulunmaktadır. Ayrıca ABD’de yer alan en eski federal kültür yapısıdır.

Koleksiyonunda 470 dilde, 29 milyondan fazla kitap ve diğer yayınlar, 58 milyon el yazması, içlerinde Gutenberg İncili’nin de bulunduğu Kuzey Amerika’nın en büyük nadir kitap koleksiyonu, bir milyonun üzerinde hükümet belgesi, son üç yüzyılda, dünyada yayınlanmış bir milyon gazete sayısı, 33.000 ciltlenmiş gazete sayıları, 500.000 mikrofilm, 6000’in üzerinde karikartür dergisi, dünyanın en büyük hukuki belgeler koleksiyonu, filmler, 4.8 milyon harita, müzik notaları ve 2.7 milyon işitsel kayıt bulunur.

Dünyadaki en büyük kütüphane olan US Library of Congress’in yaptığı katolog araştırmasına göre hakkında en çok kitap yazılmış on kişi şunlardır;

Günümüzü Okuyabilmek İçin, Kitle Psikolojisi – Sigmund Freud

Kitle PsikolojisiBencil ve yalnız ama birey olma yetisinden yoksun çağımız insanının bizi getirdiği uçurumun başında, ölümlere, savaşlara, acılara ve şiddete alışarak yaşamayı öğreniyoruz. Bunun adına yaşamak denebilirse. Her an yanı başımızda bir bomba olabilir son gördüğümüz. Herkes mutsuz, herkes dünyanın geleceğinden umutsuz. “Artık çok geç” demeden önceki son duraktayız. Atacağımız tek adım bizi kurtaracak ya da uçuruma fırlatacak. “Nasıl değiştirebiliriz” sorusunun cevabı ise “Neden böyle oldu” sapağından geçmek zorunda. O halde Kitle Psikolojisi’ni okumanın tam zamanı.

Büyücü – John Fowles

BüyücüMitolojik öğelere ve Shakespeare’in ünlü oyunu Fırtına’ya çeşitli göndermelerin yapıldığı hikâyede John Fowles, savaşın acımasızlığını, bir Akdeniz adasının dinginliğini, insan zihninin karmaşık yapısını, kadın-erkek ilişkisinin doğasını, Tanrı ve özgürlük kavramlarını ustaca anlatımıyla irdeliyor. Gerçek özgürlüğün ancak kendini tanımakla mümkün olabileceği savından yola çıkılarak hayallerle gerçek deneyimler arasındaki ilişkiler, Fowles’un Prospero’su Conchis tarafından bir dizi yanılsama, maske ve gösteriyle çarpıcı bir biçimde sahneye konuyor.

Ali Şeriati: “Sadece devletin konuşma hakkına sahip olduğu bir memlekette hiçbir söze inanmayın.”

korku kültürüKİTLE KÜLTÜRÜ, KORKU VE KORKUYU TÜKETMEK
Korkunun kültür içinde olağanlaştırılması ¹

“Sadece devletin konuşma hakkına sahip olduğu bir memlekette hiçbir söze inanmayın.” Ali Şeriati

Oldukça gergin ve sarsıcı bir süreçten geçiyoruz, kaldı ki; düşük nabızlı bir gündeme alışkın bir toplum olmadığımız aşikar. Bu da toplum ruh sağlığının ayrı bir patolojik boyutu, birkaç ay skandal ya da bombalı saldırı yaşamazsak, şaşkınlığa uğrarız sanırım. Korku, endişe hayatımızın her alanına nakşetmiş ve son yılların siyasal ve kültürel yaşantımızda baskın bir misyona sahip.

Neden Disney Prensesleri ve “Prenses Kültürü” Kız Çocuklarına Zarar Verebilir?

pamuk prensesYeni bir araştırma, agresif “prenses pazarlamasına” yönelik eleştirilerin doğru olduğunu ortaya çıkardı.

Prenses karakterleri anaokulu çocuklarının en sevdiği şeylerden biridir. Disney 2000 yılında Prenses markasını piyasaya sürdüğünden beri Disney Prensesleri çok yaygınlaştı ve nerdeyse her ürün kategorisinde kendini gösterdi. Oyuncaklarda ve elbiselerde görüldü elbette ama aynı zamanda tohum paketlerinde ve üzümlerde bile onları gördük.

İnsan Vücudu ile İlgili 100 İlginç Gerçek

beyinİnsan vücudu o kadar karmaşık bir sistem ki, binlerce yıllık tıbbi bilgiye ve tecrübeye rağmen, hala doktorları ve araştırmacıları şaşırtmaya devam ediyor. O yüzden bize çok sıradan görünen vücut parçalarımız ya da fonksiyonlarımızda bile çok ilginç ve beklenmedik şeyler saklı olabilir. Hapşırmaktan tırnak uzamasına kadar 100 adet abuk, şaşırtıcı ve ilginç gerçekler aşağıda:

George Orwell ve Ürkütücü Distopyası “1984” Hakkında Bilinmeyen 15 Bilgi

George OrwellDünyaca ünlü yazar George Orwell’in kaleme aldığı “1984” hem yazıldığı dönemde hem de günümüzde devletlerin baskıcı ve totaliter karakterini son derece başarılı bir biçimde ortaya koyuyor. Hatta öyle ki, kimi gözetleme ve propaganda yöntemleri kendi yaşadığı çağı aşıp, günümüzü de çok derin bir biçimde açıklayacak bir önseziye sahiptir. Biz de bu çarpıcı kitap ve yazarı hakkında muhtemelen bilmediğiniz bilgileri bir araya getirdik.

Vitrinler, hep bir bolluğa işaret eder. Ama bu bolluğu mümkün kılan, tükenen yer almaz vitrinde.

Vitrinde YaşamakSeyredenin Görmediği
(…)
Vitrinler, hep bir bolluğa işaret eder. Ama bu bolluğu mümkün kılan, onu vareden, onun için harcanan, o sırada tükenen yer almaz vitrinde. Vitrin, teşhir ettiği malın bir emek ürünü olduğunu gizler bakan kişiden. Nasıl piyasa farklı emek biçimlerini eşitler ve malları soyut bir değişim değerine indirgerse, toplum vitrine dönüştüğünde de bütün yaşantılar, yitirilen fırsatlar ve sarfedilen emek bir imajdan ibaret kalır.

Rumeli Hisarı’ndaki bir antikacının vitrininde, on dokuzuncu yüzyıldan kalma bazı ibrikler var. Zamanında defolu sayıldıkları için pazarlanamamışlar. Defoları, veremli işçilerin soluklarıyla birlikte cama üfledikleri kan damlaları. İbrikler bugün antika fiyatında.

Georg Simmel: “İşitmeyen ama gören kişi, görmeyen ama işiten kişiden çok daha tedirgindir. “

Georg Simmel
Georg Simmel

Yoksulların Gözleri
Bugünkü seyretme alışkanlıklarımızın temeli, bir önceki yüzyılda atıldı. Georg Simmel, kitle ulaşımının gelişmesiyle birlikte insanların ilk kez, uzun süre hiç konuşmadan birbirlerine bakmak durumunda kaldıklarından söz eder. İnsanın tanımadığı insanlara ve nesnelere bakması ya da bakıp da tanımıyor olması, başlangıçta büyük bir huzursuzluk yaratmış olmalı. Simmel bu huzursuzluğu şöyle dile getirir:

Le Corbusier: “Sokağı öldürmeliyiz.”

corbusierCorbusier 1924’te Champs-Elysees’de yürüyüşe çıktığı bir gün, trafiğin kendisini ne kadar rahatsız ettiğini fark eder. Hızla ve gürültüyle geçen arabalar, yolda keyifle yürümesini engellemektedir. Zihninde yirmi yıl öncesinin Paris’ine geri döner, öğrencilik yıllarında gezindiği bulvarı hatırlar: “Sokak bize aitti o zaman; orada şarkı söyler, orada tartışırdık”. Corbusier daha sonra, şehre başka bir taraftan, yaşanılmamış, tanıdık olmayan bir yerden de bakılabileceğini gördü; trafiğin tarafından ya da otomobilin içinden.