Agora Filmini İzle (Filozof ve matematikçi Hypatia isimli kadının mücadelesi)

Agora-2009İskenderiyeli düşünür, filozof ve matematikçi Hypatia isimli kadın, tüm bunların yanında oldukça etkileyici bir güzelliğe sahiptir.. Ancak, ortaçağ Avrupa’sının değer yargıları onun yaşama arzusunu elinden alacaktır. Hypatia, dinciler tarafından hak etmediği suçlamalara maruz kalacak ve erkek egemen toplumun vahşiyatında ortada kalacaktır.. Tüm bunlara rağmen adını tarihe bir düşünce ve aydınlanma savaşçısı olarak yazdıracaktır..

Milan Kundera: ”yavaşlık hep aldatır, hızlılık ise unutturur”

YavaşlıkMeksika’da İnka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yerli rehberle yola koyuluyor. Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu, kısa bir sürede yarılıyorlar. Aynı hızla tempoyla biraz daha yol aldıktan sonra, yerliler kendi aralarında konuşup birden yere oturuyor ve böylece beklemeye başlıyorlar. Tabii Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremiyorlar.

Kafkaesk ve Gerçek Evrenin Tezahürleri

KafkaŞairler yaratmaz şiirleri / Şiir geride bir yerdedir / Nice zamandır durur orada/ Şairin işi yalnızca bulmaktır onu…Jan Skacel

Mahkeme önündeki Joseph K ile Şato’nun karşısındaki kadastro memuru K aynı durumdadır. İkisi de bir labirentin ortasında çıkış yolu arar, ne kurtulabilirler ne de anlayabilirler dünyalarını. Kafka’da kurum kendi yasalarına uyan garip bir mekanizmadır. Bu yasaları kimin ne zaman koyduğu bilinmez, insan çıkarlarıyla bağları olmadıklarından da kimse yasaları anlayamaz.

Tomris Uyar Öykücülüğünde Toplumsal Güncellik ve Biçimsel Arayışlar

Dizboyu Papatyalar1975 yılında Tomris Uyar şöyle diyor: “Gibi”yi bulmak gerek öyküde: “Yaşamadaki gibi” gibiyi. Kimi zaman aksak, yanlış, kimi zaman doğru, açık ve yalın olanı. Gerçeğin kendisine abanmadan, yaslanmadan, sanatta ‘inandırıcı’ olan gerçeği bulmak…Değişik sınıfların, değişik bireylerin başka başka yerlerde ve zamanlarda karşılaştıkları ayrı gerçekliklerin çeşitli görünümleri içinden iletilmek istenen gerçeğin asıl yüzünü bulmak.

Dino Buzzatti’nin Tatar Çölü üzerine

Tatar ÇölüHarp Akademisini bitiren. Giovanni Drogo hayatın yeni bir dönemecindedir. Yıllardan beri, gerçek bir yaşamın başlayacağını hissettiği, bu günü beklemiştir. Çiçeği burnunda Teğmen “kahraman bir yazgının” beklentisi içindedir. Tayin olduğu Tatar Çölü sınırındaki Bastiani Kalesine varınca düşmanla yüz yüze geleceğini ve hayatına şan ve şerefle dolu sayfalar ekleyeceğini düşünmektedir.

Orhan Pamuk: Dostoyevski’yi dünyanın en önemli romancılarından biri olarak görüyorum.

dostoyevskiDostoyevski’nin eserlerini diğer klasiklerden farklı kılan özellik 150 yıl sonra sanki dün yazılmış gibi hâlâ aynı zevkle okunabilmesi. Çarlık Rusyası’nın 150 yıl önceki toplumsal koşulları, günlük ayrıntıları, siyasal dertleri üzerine kurulu olmuş olsalar da bu romanları bugünkü dertlerimizden bahsediyor gibi okuyabiliyoruz.

Ajanda – M. Şehmus Güzel

ajandaYeni sezon, yeni ders yılı başladı veya başlamak üzere. Yeni bir dönem, yeni arkadaşlar belki. Yeni yüzler. İki yüzler de. Yeni kitaplar. Yeni oyunlar. İkili, üçlü oyunlar da. Yeni futbol mevsimi. Yeni basketbol, voleybol … mevsimleri de. Yeni yeniler. Eskileri silip süpürebilir mi ? Zaman gösterecek. Zaman çetvelimizi ajandalarımız tutuyor olmasın ? Peki öyleyse yeni bir dönemin başında ajandamıza neler koymalı ? Neler yazmalı ? Ajandamıza neler koyuyor, neler yazıyoruz ?

Dostoyevski ve Karamazovluk Üzerine – Maksim Gorki

dostoyevskiSanat Tiyatrosu, Karamazov Kardeşler’den sonra daha da sadistçe, daha da hastalıklı bir yapıt olan Cinler’i sahneye koyuyor. Rus toplumu, Bay Nemiroviç-Dançenko’nun(*) günün birinde, “Avrupa’nın en iyi tiyatrosunda” Mirbeau’nun(**) Azap Bahçesini sahneye koymasını bekleyebilir. Bu kitaptan sahneler neden canlandırılmasın ki? Çinlilerin sadizmi, galiba en az Rus sadizmi kadar patolojik bakımdan ilginçtir.

Hayatı Gibi Ölümünü de Destansı Kılan, Trajedinin, Tutkunun, Aşırılıkların Sanatçısı: Kleist – Bedriye Korkankorkmaz

KleistAlmanya’nın en büyük trajedi sanatçısı olan HeinrichVon Kleist’ın mezarındayım. Bugüne değin onunla ilgili yaptığım araştırmaları aklımın süzgecinden geçiriyorum. Kişiliği hakkında aykırı düşüncelere savulmak istiyorum ve ona yaşadıklarından sesleniyorum. Sesimin tınısına yaşadıklarına ödediği bedellerin sesi karışıyor.

Organik Bozukluk : 21.Yüzyılda Tembellik Hakkı : Kırkmerak

Organik BozuklukHayat her gün, her fırsatta aslında işsiz olduğunuzu hatırlatır size. Bazen sevgili, bazen anne, bazen bir pantolon ve en acıklısı da bir meyhane olarak çıkar karşınıza. Siz tembelliğe tutundukça, hayat işsizlikle saldırır.Her gün aynı noktadan, çalışmanın kutsallığından vurmaya çalışır sizi.Vura vura aşındırır o noktayı ve bir gün gelir, altı gün çalışıp bir günlük saadet için tembelliğin saltanatını bırakmanız gerektiğini düşünmeye başlarsınız.İşsiz kalmak, tüketim zincirinin dışına çıkmak ve hatta atılmak olarak anlaşılmıyor mu?

2016’nın en iyi filmleri

Anomalisaİngiliz The Guardian gazetesi, 2016’nın en iyi filmlerini açıkladı. İşte o liste…

1
Anomalisa

2
Arabian Nights: Vols 1-3

3
The Assassin

Aslı Erdoğan romanlarını neden severiz?

Kırmızı Pelerinli KentAslı Erdoğan’ı romanlarından değil güncel köşe yazılarından tanıyan biri, onun fazlasıyla politik bir yazı evreninin merkezinde durduğunu düşünebilir. Onu romanlarından ve hikâyelerinden tanıyanlar ise, mesela Japonya’nın Kobe kentinde yaşayan, Haruki Murakami’nin kırılgan, yalnız insanları anlattığı romanlara düşkün, arada bir yeni bir yemek dener gibi, yeni bir lezzet keşfetmek için Japonca veya Almancada yeni bir yazar deneyen bir okur, adını da koyalım,

Kenize Mourad: “Bencillik, sözde demokratik toplumların canına okuyor” – Söyleşi: Elif Şahin Hamidi

Kenize MouradKenize Mourad:
“Bencillik, sözde demokratik toplumların canına okuyor”

Fransız gazeteci-yazar Kenize Mourad, bir padişah torunu. Bir prenses… Soyu, Osmanlı Hanedanlığı’na dayanıyor; Sultan Beşinci Murat ve Sultan Hatice’nin kızı Prenses Selma’nın Paris’te dünyaya gelen kızı… Mourad; uzunca bir süredir Ortadoğu konusunda uzmanlaşmış bir araştırmacı.

Felsefi Notlar 3 – Nejdet Evren

yazı../.

“Ölçme” iki türlü bir değerlendirmedir; ilki benzer olanlar arasında bir ölçme, ikincisi ise benzer olmayanlar arasındaki ölçmedir. Her ikisinin ortak yanı ise, belirli bir sınırlamalar içinde/belirli kalıplara göre önceden yaratılmış olan bir çerçevede/ soyut olandan hareketle “şey”in bir diğerine göre yerini/değerini nicel ve nitel olarak belirlemeye yönelik edimler olmasıdır.

Aslolan – Iris Hanika

AslolanŞair der ki, insan en çok ölüleri yürekten severmiş, aceleyle ve bütün samimiyetiyle, çünkü onlar, ölüler, kendilerini savunamazlarmış.