Çiğdem ve Hakkı – M. Şehmus Güzel

m.şehmus güzelHakkı minik sırt çantasını her zamanki gibi huzur ve barış içinde hazırladı. Kitaplar önce, sonra iki tişört ve yedek bir pantalon. Hepsi bu kadar. Sırtında keten bir çeket, bir tişört, bir gömlek, bir pantalon. Ayakkabısı sıradan bir tenis, hesaplı tarafından. Hakkı marka sevmez. Çiğdem’i sever. Samsun’da aynı fakültede, aynı sınıfta, aynı anfide, aynı sırada dirsek dirseğe. En güzel anıları kantinde bir simit bir çaylı, yürüyüşte elele, kolkola anları.

Akılla Bir Konuşmam Oldu – Fazıl Say / Serenad Bağcan

fazıl say - seranadAkılla bir konuşmam oldu dün gece;
Sana soracaklarım var, dedim;
Sen ki her bilginin temelisin,
Bana yol göstermelisin.

Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?
Birkaç yıl daha katlan, dedi.

Düşerim – Metin Altıok (Seslendiren: Fazıl Say – Serenad Bağcan)

metinaltiokDÜŞERİM

Bazan oturduğum yerde
Kendikendime dalıp giderim,
Bulanık geçmişimle.
Genişleyen halkalar çizerim,
Bir düşün uyanık imgesine.

Metin Altıok’un kendi sesinden “Kor düşseydi”

metin_altıokKOR DÜŞSEYDİ
Kor düşseydi keşke yüreğime,
Bu yine anlaşılır olurdu.
İçimde suyu kesilmiş bir fıskiye,
Birdenbire buruşup soldu.
Hoşçakal diyebildim güçlükle,
Sesimi iğneden geçirerek.

İnsanlar neden ölüyor? Hayal etmedikleri için… – Fernando Pessoa

fernando_pessoaDuygularımı ve düşüncelerimi aynı anda kuşatan bir deneyim yoluyla başlangıçta, düşsel yaşamın, her ne kadar marazî görünse de, benimki gibi yaradılışlara uygun olduğunu fark ettim. Hayal gücümün (daha sonra gelişti) kurguları beni bitkin düşürdü ama canımı yakmadı ya da küçük düşürmedi.

Ben yazılmamış bir kitabın can sıkıcı önsözüyüm – Fernando Pessoa

Fernando PessoaBugün aniden saçma fakat isabetli bir sonuca ulaştım. Bir aydınlanma ânında hiç kimse, kesinlikle hiç kimse olmadığımı kavradım. Şimşek çaktığında bir şehir olduğunu sandığım yerin gerçekte çölleşmiş bir arazi olduğunu gördüm ve beni bana gösteren aynı uğursuz ışıkta çölün üzerinde bir gökyüzü görünmüyordu. Dünyadan önce var olma ihtimalim çalındı. Yeni bir bedende gelseydim, bunu kendim olmadan yapmak zorundaydım, yeniden dirilmek için, özüm olmadan.

Bellek ve Akdeniz – Müslüm Üzülmez

bellek_ve_akdeniz (2)(Tarihle İlgili Okuduğum Kitaplar 3)

5. Bellek ve Akdeniz
Fransız düşünür Fernand Braudel, Bellek ve Akdeniz(*) kitabında tarihin bir belleği olduğunu ve bu belleğinde Akdeniz ve Akdeniz kıyıları olduğunu ileri sürer: Okuyucuları tarihöncesi ve antikçağa bir yolculuğa çıkarır ve bu yolculuk tarihsel derinlik içinde, tarihöncesinden Roma fethinin tamamlanmasına kadar devam eder. Akdeniz’in jeolojik başlangıcından sonra kıyılarında doğup sonradan yok olan kadim uygarlıkların yarattığı kültürlerin gelişimi ve yayılışı binyılları kapsayan bir zaman dilimi içerisinde anlatılır: “İnsanların yaşadığı tüm zamana yayılacak kadar geniş tutulmadığı sürece tarihin anlaşılamayacağı”nı ileri sürer ve “her şeyin başlangıç noktası olarak Doğu’nun insanlarını göster”ir (s.12-13). “Akdeniz’in uzun ve parlak geçmişi içinde tarih tekerrürden ibaret değilse de, hep aynı kumaştan dokunmuştur” der.

Ve ölümsüz oldu, ta ki ölene kadar

eduarda_galeanoSonsuza dek yaşamak isteyen kral
İlk başta bizim ebemiz olan zaman, gün gelecek celladımız olacak. Dün, zaman bizi emzirdi ama yarın yiyecek.
Her şey bundan ibaret ve biz bunu iyi biliyoruz.
Biliyor muyuz?
Bu dünyada yazılan ilk kitap, ölmeyi reddeden Kral Gılgamış’ın maceralarını anlatır.

Devrimin Rojava Hali – Arzu Demir

devrimin_rojava_haliGazeteci yazar Arzu Demir’in büyük ilgi gören “Dağın Kadın Hali” kitabının ardından, “Devrimin Rojava Hali” kitabı da çıktı. Kitap, Rojava devriminin bizzat tanıklarının anlatımlarından yola çıkarak, daha doğrusu, devrimi bizzat var eden dinamikleri konuşturarak bu tarihsel ana okuyucuyu da katmakta.

“Devrimin Rojava Hali” en yalın haliyle Rojava’yı tanımak ve kendisi için anlamlandırmak isteyenlere bir kaynak niteliğinde. Öyle tumturaklı laflarla değil, bizzat Rojava’yı inşa eden “yalın” haldeki “sıradan” insanların anlatımlarıyla başarıyor bunu.

Forbes Türkiye, en çok kazanan yazarları açıkladı.

forbesForbes Türkiye, Mayıs sayısında Türkiye’nin ‘En Çok Kazanan Yazarlar’ını sekizinci kez sıraladı. Özer Turan imzası ile yayınlanan liste Türk okurunun tercihleri ve yazarların üretkenliği konusunda ilginç verilerle dolu. Ahmet Ümit, Elif Şafak, Zülfü Livaneli gibi listenin üst sıralarında yer alan çok satan yazarlar, yılı romansız geçirdi.

Yayıncılığa yeni soluk, artık kitaplar film oluyor

sosyalabBir grup şair ve yazarın bir araya gelerek oluşturdukları bir proje ile artık kitapların kısa filmlerini izleme olanağına kavuşacağız. Adına SosyaLab dedikleri bu proje şu isimlerden oluşuyor. İnan Ulaş Arslanboğan, Cengiz Güleryüz, Duygu Arslanboğan, Semiray Şentürk, Güven Selekman ve Yelda Alp.
SosyaLab projesi, kitabı sabit formundan kurtarıp daha fazla insana ulaştırmayı hedefliyor. Aslında bir sosyal sorumluluk projesi olarak da açıklanabilir.

Son Teşebbüs – Siyasi Cinai Gastro

son_teşebbüsSon Teşebbüs, Esen Kitap etiketiyle raflarda!

Aziz Hatman, ilk romanı Son Teşebbüs’te güçlü kalemi ve özgün kurgusuyla edebiyatımıza yeni bir soluk getiriyor!

***

“…Son büyük savaşı insanlığın kazanmasıyla neredeyse iki asır önce kapattığınızı ilan ettiğiniz çıkar dünyasının defte¬rinin yaprakları kanlı parmaklarca çevrilmeye başlayacak: Çünkü kan dökülecek…”

Dostoyevski, içeriden yaşamadıkça bir hiçtir

Fyodor Mihailoviç Dostoyevski ’den ve onun iç dünyamız için taşıdığı anlamdan layıkıyla söz etmek zor ve sorumluluk gerektiren bir şeydir; çünkü bu benzersiz cesamet ve güç, yeni bir ölçü ister.

İlk yaklaştığında kendi içinde bütün bir eser, bir yazar bulacağı yanılgısına kapılır insan; fakat sınırsız bir şey, kendi yörüngelerinde dönen yıldızlarıyla, gök kubbelerinin bambaşka müziğiyle bir evren keşfeder. Bu âleme sonuna kadar nüfuz edebileceğine dair cesaretini yitirir akıl: İlk fark edilen, büyüsünün fazlasıyla yabancı olduğu, fikrinin sonsuzluğa doğru fazlasıyla geniş olarak kümelendiğidir; iletisi, ruhun bu yeni gök kubbede, yurdunun göklerinde olduğu gibi bir anda bulup çıkaramayacağı kadar yabancıdır.

Bir Macar icadı: Turancılık – Ayşe Hür

ayşe_hürTurancılık, 1848’deki milliyetçi kalkışmaları Rusya ile ittifak kuran Avusturyalılar tarafından bastırıldığından beri kendilerini ‘Avrupa’da bir ada’ metaforuyla tanımlayan ve sloganları ‘Yalnızız’ olan Macarların, kendilerine bağımlı Slav halklarının geliştirdiği Pan Slavizm’e cevap olarak geliştirdikleri ‘resmi milliyetçilik’ türü idi.

iğdiş bir umutla sahici kılınan bir yalan oldu hayatımız – Metin Altıok

metin_altıok30.7.1986
BİNGÖL

Sevgili kızım;
İşte sana binbir suratımdan ikisi daha… Seninle epeydir yazışamadık. Bilirsin ben mektup yazmayı pek sevmem. Ama yazışmamamızın asıl nedeni içimdeki sensizliği mektupla gideremeyeceğimi bilmiş olmam. Benim özlemimi ancak sana sarılmak, şöyle dolu dolu kucaklamak giderir. Bu da ne yazık ki şimdiye kadar çok az nasip oldu bana. Bunun da sebebi içinde yaşadığımız zor koşullar.