Anton Çehov’un yaşam ve ölüme ilişkin yorumu

Bir gün, sedire uzanmış, kuru kuru öksürerek elindeki termometreyle oynarken şöyle demişti:
“Sonunda ölmek için yaşamak eğlenceli bir şey değil ama vaktinden önce öleceğini bile bile yaşamak da çok aptalca…”
Başka bir defa, açık pencerenin önünde oturmuş, uzaklara, denize bakarken ansızın kızgınca şöyle demişti:
“Güzel bir hava, iyi bir ürün, hoşa giden bir roman umuduyla,

Anton Çehov ile ilgili anılarım – Maksim Gorki

Bir gün beni Küçükköy e, yanına çağırdı. Burada bir parça toprağı ve iki katlı, küçük, beyaz bir evi vardı. Bana malikânesini gösterip heyecanla konuşmaya başladı:
“Çok param olsaydı, hasta köy öğretmenleri için bir sanatoryum kurdururdum burada. Pencereleri büyük, tavanları yüksek, aydınlık bir bina yaptırırdım. Çok güzel bir kütüphanem, çeşitli müzik aletlerim, arı kovanlarım, sebze ve meyve bahçem olsaydı, tarımla, meteorolojiyle ilgili dersler verebilirdim. Bir öğretmeninher şeyi bilmesi gerekir, azizim, her şeyi!”

Yayın emekçileri haklarını arıyor

YEK ve ÇEVBİR tarafından düzenlenen 28 Eylül’deki çalıştayda, yayıncılık alanında tüm güvencesiz çalışanların haklarını ve hukuklarını koruyan sözleşme hazırlanması; adil ve yaşanabilir bir ücret belirlenmesi için adımlar atılması planlanıyor.

Yayınevi Emekçileri Kolektifi (YEK) ve Çevirmenler Meslek Birliği (ÇEVBİR), “Yayınevi Emekçileri Haklarını Arıyor” başlığıyla, bu alanda ilk kez bir çalıştay düzenliyor. YEK ve ÇEVBİR’den isimlerin yanı sıra, DİKS ve Yeldeğirmeni Dayanışması’ndan avukatların ve akademisyen, editör Sevengül Sönmez’in katılacağı çalıştayda, meslek tanımları, sözleşme, iş güvenliği ve ücret konuları tartışılacak.
28 Eylül Pazar günü, 10.30’da başlayıp 17.00’de sona erecek, tüm ilgililere açık çalıştay İstanbul Karaköy’deki Mimarlar Odası toplantı salonunda düzenlenecek.

Dünyanın En Zor Portresini Yazmak: Cemal Süreya

“Hep zorlanarak yazdım; mecburdum sanki. Elimde bulunan bir ilk imge ya da bir ilk dizenin şiddetli dürtüsünden de hiçbir zaman kurtulamadım. Bu dürtünün benim için yalnız sanat değil, hayat dürtüsü de olduğunu söyleyebilirim.” Cemal Süreya

Önceleyin
Şimdiye kadarki bütün yazılarımda, göğe uzanmaya çalışan bir servinin gövdesini sundum hep. Ama bu kez kökleri toprağı deldi ve zihnimi ele geçirdi duygularım. O yüzden okuyacağınız bu satırlarda hiçbir yaratıcılık yok. Bir yüreğin ağır çalkantılarıdır, bütün söyleyeceklerim…

Simone de Beauvoir’dan “Moskova’da Yanlış Anlama”

Türkçede ilk kez yayımlanan “Moskova’da Yanlış Anlama”, orta yaşı geçmiş bir çiftin çıktığı yolculukta beliren iletişim güçlüğünü ve birbirini yeniden keşfedişini anlatıyor. Simone de Beauvoir’ın kaleme aldığı metin, bir krizin varoluşsal çözümlemesiyle beraber yaşlanmanın getirdiği kimi sıkıntıları da ortalığa saçıyor.

Katıksız bir şimdiki zaman’

Simone de Beauvoir’a popülist biçimde yaklaşanlar, onun Jean-Paul Sartre’la yaşadığı büyük aşkı ve aralarındaki tarihi dostluğu öne çıkarır. Ama gelin görün ki Beauvoir, Kıta Avrupası varoluşçuluğunun edebiyat kanadındaki en önemli isimlerinden biri olmasının yanında feminist hareketin de öncüsü bir kalem.

Simone de Beauvoir, Fransız Kültür Merkezi’nde

Doç. Dr. Gönül Bakay’ın yayına hazırladığı “Simone de Beauvoir’ın Yaşamı, Görüşleri ve Eserleri” önümüzdeki Pazartesi FKM’de masaya yatırılacak.

Fransız feminist, yazar, gazeteci Simone de Beauvoir’ın tüm eserleri, “Simone de Beauvoir’ın Yaşamı, Görüşleri ve Eserleri” adıyla bir kitapta toplandı.

Doç. Dr. Gönül Bakay’ın yayına hazırladığı, Bahçeşehir Üniversitesi Yayınları’nca basılan kitap üzerine 29 Eylül Pazartesi günü saat 19.00’da Fransız Kültür Merkezi’nde (FKM) bir söyleşi düzenlenecek. Gönül Bakay, Dr. Gonca Kırtıl ve Yrd. Doç. Dr. Övgü Tüzün’ün katılacağı söyleşiye giriş ücretsiz.

Sen misin ‘Gezi’yi anlatan…

Samsun Sanat Tiyatrosu’nca (SST) Edirne Belediyesi’nin organizasyonu ile sahnelenmek istenen, Cumhuriyet gazetesi yazarı Işık Kansu’nun kaleme aldığı ve Gezi eylemlerini konu edinen “Diren” adlı oyuna Edirne Milli Eğitim Müdürlüğü’nden “salon sansürü” geldi. Edirne Milli Eğitim Müdürlüğü, oyunun Halk Eğitim Merkezi’nde sahnelenmesine izin vermedi.

SST, Cumhuriyet gazetesi yazarı Işık Kansu’nun kaleme aldığı, Yaşar Gündem’in yönettiği, Gezi Parkı eylemlerini, eylemde yaşamını yitirenleri, hükümetin eylemler sırasında yurttaşlara uyguladığı baskıyı ve Soma’da 301 madencinin yaşamını yitirdiği maden faciasını anlatan “Diren” adlı oyunu, 22 Eylül’de Edirne’de sahnelemek istedi.

Salvador Dali’nin astroloji resimleri çizdiği ortaya çıktı.

Dünyaca ünlü sürrealist ressam Salvador Dali’nin astroloji resimleri çizdiği ortaya çıktı. İspanyol sanatçının 1972’de taşbaskı yöntemiyle çizdiği 12 burç resmi, ABD’nin Milwaukee eyaletinde sergileniyor.

İspanyol sürrealist ressam Salvador Dali’nin yıllar önce astrolojiye el attığı resimlerin orjinalleri sergileniyor. ABD Milwaukee eyaletinde bulunan David Barnett Galeri’de sergilenen 12 burç, ünlü ressam tarafından taş baskılar üzerine resmedilmiş.

William Faulkner 117 yaşında

Özellikle “Ses ve Öfke”, “Döşeğimde Ölürken” ve “Absalom, Absalom” adlı eserleriyle tanınan William Faulkner 117 yaşında! “William Faulkner’la Konuşmalar” başlığı altında toplanan yazılar bize Faulkner’ın sevdiği kitaplar ve yazarlar, genç yazarlara tavsiyeleri, yayıncılık sektörü, modern edebiyat, eğitim, medeniyet, toplum ve birey üzerine düşüncelerini gösteriyor.

“Bill ufak tefek ve zayıf bir adam, güçsüz görünür ama sağlıklıdır. Başka insanların gözlerine nadiren bakan ufak siyah gözleri vardır. Saçları siyah ve aralarında çok az griler var. Davranışlarıyla konuşmasında yavaş ve tutuk. Bunu mu yoksa şunu mu yapmak istediği sorulduğunda genelde, ‘Yapıp yapmamak umurumda değil,’ diye cevap verir. Utangaç, duyarlı, birçok açıdan sosyal olmayan biridir ama kendini konuşmakta özgür hissettiği zamanlarda ince zekâsı ve en acayip hikâyeleri uyduran güçlü bir hayal gücüne sahiptir. Tabii çoğu zaman kendi içine kapanmayı tercih eder, çünkü girişken bir kişi değildir. ‘Yenilmeyenler’de kendisiyle ilgili bir ipucu verir: ‘Harekete geçenler, geçer ve yaparlar, ama harekete geçemeyenler geçemedikleri için acı çeker ve bunun hakkında yazarlar.’” (s.19) diyor Anthony Buttitta, William Faulkner için.

“Bir gün umarım kendi gerçek hikayemi de yazabilirim” Kürşat Başar’la Söyleşi: Elif Şahin Hamidi

Kürşat Başar, 11 yıl gibi uzunca bir aradan sonra “Yaz” isimli yeni romanıyla okura merhaba dedi. Başar, henüz küçük bir çocukken sarsıcı kayıplar yaşayarak hayatla tanışan Murat’ın varoluş serüvenini resmettiği bu romanda 60’lı-70’lı yılların Kıbrıs olaylarını da fon olarak seçmiş. Bugün çoğu insanın belki hiç duymadığı, bilmediği “kayıp otobüs” ve “Erenköy savunması” da hikâyede kendine yer buluyor. Başar, Kıbrıs Türklerinin 63-74 yılları arasında yaşadıklarını çok iyi yansıtan ve pek de bilinmeyen iki olayı özellikle seçmiş. Bu son romanında edebiyatın gayrı resmi tarih işlevini de devreye sokan Başar, geçmişe dair bazı gerçeklerin hatırda kalmasına ön ayak oluyor.

Koş Bingo koş!

Afrika’nın, kenar mahallelerin, yoksulluğun, suçun, siyah ve beyazların savaşının, din tacirliğinin, sınıfsal farkların, kısacası bir topluma dair olağan pek çok şeyin hikâyesini barındıran bir kitap; Bingo’nun Koşusu (Bingo’s Run).

“Geçmiş, insanı ezer, geçmişin yükü arttıkça hareket edemezsin.”

O, Bingo Mwalo. Kibera’nın, Nairobi’nin ve muhtemelen dünyanın en hızlı koşan taşıyıcısı. Boyu kısa aklı uzun 15 yaşındaki 1.20’lik Bingo’nun yeraltı dünyasının en meşhur olduğu iki ülkeden biri olan Afrika’da (diğeri elbette ki Amerika) bir çamurdan diğer bir çamura koşuşunun hikâyesi.

Sermaye, Siyaset, Medya – Zafer Köse

SERMAYENİN ÜRETTİĞİ

Bunca mal ve hizmet, elbette bir üretim sistemi içinde, bir yönetim anlayışı ile üretiliyor. Üretim ilişkileri; toplumdaki değer yargılarının, güzellik anlayışlarının, kişisel görüşlerin oluşmasında belirleyici oluyor. Paylaşım meselesi ve yaşam biçimi konusu, üretim biçiminden bağımsız olamıyor.

Sonuçta eğitim sisteminden şehirlerin yerleşim planına, akrabalık ilişkilerinden modaya kadar birçok olgu, üretim sisteminin özelliğine göre şekilleniyor.

Page 228 of 940