Patatesle dünyayı aydınlatmak

Patatesinizi nasıl seversiniz? Haşlanmış, kızarmış, ezme… Bazıları ise patatesin ışık saçanını tercih ediyor.
Kudüs İbrani Üniversitesi’nde araştırmacı Haim Rabinowitch ve arkadaşları birkaç yıldır patatesten elektrik üretme projesi üzerinde çalışıyor. Patatese basit bir metal düzenek ve ampul takarak elektrikten yoksun köyleri bu yolla aydınlatmayı hedefliyorlar. Rabinowitch, bir tek patatesin bir odayı 40 gün aydınlatacak kadar elektrik üretebileceğini söylüyor.

devamını okumak için tıklayınız

Hızlı dil öğrenmenin yolları

Yurtdışında hayalinizdeki bir işe başvurmak istiyorsunuz. Ama bir sorun var. Yabancı dil bilmeniz gerekiyor. Siz ise bilmiyorsunuz ve fazla zamanınız da yok.
İmkansızmış gibi gelebilir ama dil uzmanlarına göre, birkaç hafta içinde bir dilde basit iletişim kurmayı, birkaç ayda ise o dili ayrıntılı bir şekilde öğrenmeyi başarabilirsiniz. O dilde edebiyat eserlerini okuyup anlayacak kadar öğrenmek daha uzun bir zaman gerektirir elbette. Fakat ister diplomatik serviste olsun ister bilgisayar programcılığında, kendi ihtiyaçlarınıza uygun kelime ve deyimleri ya da teknik dili hızlı yoldan öğrenmeniz mümkündür.

devamını okumak için tıklayınız

Anlatılan işte onların hikayesidir

‘Toplayıcılar’ günümüzde edebiyattan gittikçe dışlanan yoksulların öykülerine yer veriyor. Mürüvet Yılmaz’ın yazdığı öykülerde çöplerden beslenen insanlardan, tersanelerde ölümle yüz yüze çalışmak zorunda kalan işçilere dek uzanan yoksullar gerçeğine bütün çıplaklığı ile okuruz

devamını okumak için tıklayınız

Anadilin ‘sesini’ duymak…

Görme engelli yurttaşların yaşama dahil olmaları amacıyla oluşturulan “Sesli Okuma Kütüphanesi”, Amed’de açıldı. Kürtçe’nin Kurmanci, Kurmanckî ve Sorani lehçeleri ile Arapça ve Ermenice dillerinde kitapların seslendirilmesiyle oluşturulan kütüphanede, Kürt Edebiyatı’nın sözlü tarihi niteliğinde olan dengbêjlerden alınan sesli kayıtlar da mevcut.

devamını okumak için tıklayınız

Ömer Leventoğlu ve “Dağ Medeniyeti” ya da “Anti- Tahakküm” – Adil Okay

Ömer Leventoğlu adını sinemacı olarak duymuşsunuzdur. En son “Mavi Ring” adlı sinema filmini izlemiş ve çok beğenmiştim. Tabi Leventoğlu’nun yalnız veya kolektif olarak yaptığı belgeseller de var. Ama onun “yazar” yönünü (Senaryo yazarlığı değil sadece kastettiğim) çoğunuz bilmiyorsunuzdur. Doğrusu ara sıra dergilerde yazılarına rastladığım olsa da “Dağ Medeniyeti – Anti- Tahakküm” adlı kitabını okuyana kadar, onun edebiyatta da iddialı olduğunu ben de bilmiyordum.

devamını okumak için tıklayınız

Titanik batmadan bir ay önce

Gerhart Hauptmann’ın Atlantis’i yaklaşık yüz yıl sonra Türkçeye çevrildi. Hauptmann, Atlantik’i geçerken batan lüks bir gemide sınıflararası çelişkiyi anlatan Atlantis’i, Titanik batmadan bir ay önce tamamlamıştı.

Atlantis, 1912 yılında yayımlanmış. Gerhart Hauptmann romanı bitirip yayıncısına teslim ettikten bir ay sonra Titanik batmış.

devamını okumak için tıklayınız

“Körler Ülkesi’nde tek gözlü insan Kral’dır!”

H.G. Wells, görme “zenginliği”nden mecburen vazgeçmiş insanların bu yetiyi zamanla unutmak suretiyle hayatlarından tamamen çıkararak özgürleşme yoluna gittiğini anlatıyor.

“Hepimizin kendi zaman makinesi var. Bizi geriye götüren anılarımız, ileriye götüren ise rüyalarımız” demiş H.G. Wells. Dünya edebiyatının gelmiş geçmiş en kıymetli zihinlerinden biri sayılabilecek bu İngiliz yazarın kitaplarıyla her birimize hediye ettiği zaman makinelerimizi, onun kendi hayal gücünde çıktığı yolculuklara borçluyuz. Zaman Makinesi’nden Dr. Moreau’nun Adası’na, Görünmez Adam’dan Dünyalar Savaşı’na dek pek çok romanın yanı sıra aralarında kurgu dışı kitaplar da bulunan yüz elli civarında eser kaleme almış Wells’in en ünlü uzun öykülerinden biri olan Körler Ülkesi de yayımlandı. Böylece Türkçedeki H.G. Wells külliyatı, olmazsa olmaz bir parçasına daha kavuştu.

devamını okumak için tıklayınız

“Orkestra Şefi” – Onur Bayrakçeken

Yeni Zelandalı yazar ve şair Sarah Quigley’in Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan “Orkestra Şefi” adlı romanı, Şostakoviç’in en önemli eserlerinden biri olan 7. Senfoni’sini, yani “Leningrad Senfonisi”ni yazış sürecini anlatıyor. Faşist kurşunlara geçit vermeyen sevgili kentinin direniş senfonisini…

devamını okumak için tıklayınız

Evrimde geç kalmanın sıkıntıları – Aydın Çubukçu

Hepsinden önce Gaia vardı.

Düzensiz boşluktan çıkmış, kendisini, evreni ve tanrıları yaratmıştı. Kendini-doğurandı. Göğü, dağları ve denizleri doğurmak için de öteki cinse ihtiyacı yoktu!

devamını okumak için tıklayınız

Türkiye’de erkeklik ve iktidar – Cenk Özbay

Michael Kimmel, Erkekleri Yanlış Çerçevelemek (1) başlıklı kitabında, “Biz, Amerika’da erkeklik hakkında nasıl konuşacağımızı bilmiyoruz,” der. Türkiye’de bizim de halimizin pek farklı olmadığını, yıllardır akademi içinde ve dışında erkeklik(ler) meselesini tartışagelmiş bağlamlardan, örneğin ABD’den, pek de daha iyi durumda olmadığımızı söylemek mümkün.

devamını okumak için tıklayınız

Acı zamanla unutulur mu?

Yeni doğum yapmış kadınlar çektikleri acıdan dolayı ikinci çocuk için “bir daha asla” derler çoğunlukla. Ama yıllar geçip o acılar unutulunca yeni çocuklar doğar. Evrimsel açıdan soyun devamı bakımından işlevseldir bu durum. Fakat gerçekten de acılar unutulur mu?

devamını okumak için tıklayınız

Raşomon ve Diğer Öyküler – Ryunosuke Akutagava

raşomon_ve_diğer_ÖykülerRaşomon ve Diğer Öyküler adlı kitap, Japon edebiyatının önemli isimlerinden Ryunose Akutagava’nın on dört öyküsünü bir araya getiriyor. Yazar, büyük bir ustalıkla yazdığı çeşitli biçim ve içerikteki öyküleriyle kendinden sonra gelen kuşaklara örnek olmuştur. Japon film yönetmeni Akira Kurosava, kitaba adını veren öyküyü “Çalılıklar Arasında” isimli öyküyle birleştirerek Raşomon ismiyle sinemaya uyarladı ve 1951 yılında Venedik Uluslararası Film Festivali’nde birincilik ödülünü kazandı.

devamını okumak için tıklayınız

This site is protected by WP-CopyRightPro