Bizim Bobby – Zafer Köse

Granma teknesi, 2 Aralık 1956 günü şafaktan önce Küba’nın güneydoğu sahiline yaklaştı. Bordada dikilmiş karanlık sahile bakan Fidel’in yanı başında, kardeşi Raul ve henüz fazla kimsenin tanımadığı Ernesto Che Guevara duruyordu. Devrim başlıyordu.

Ernesto, bu yolculuğa çıkmadan önce, memleketi Arjantin’deki annesine Meksika’dan yazdığı mektupta, umutlu olduğunu, zafere inandığını ama işler yolunda gitmezse her şeyi göze aldığını anlatmıştı. Nazım Hikmet’in, “Yarı kalmış bir şarkının acısını toprağa götüreceğim.” dizesini göndermişti, annesine.

Gerçeğin büyülüsü makbuldür

Nikolay Leskov’un “Büyülü Gezgin” başlıklı seçme öyküleri Türkçede. Leskov böylece diğer Rus klasikleriyle kitapçı raflarında buluşmuş oldu. Seçkide, Büyülü Gezgin dışında oldukça kısa dört başka öyküyle birlikte Walter Benjamin’in altı çizilecek cümlelerle dolu bir yazısı da yer alıyor. Yankı Enki’nin değerlendirmesi…

Opera Tarihi Cilt 1, Cevad Memduh Altar

Dört ciltlik bir eser olan Opera Tarihi, opera sanatının eski Mısır ve Yunan uygarlıklarıyla Ortaçağ Avrupa’sındaki ilk izlerinden başlayarak Rönesans’la birlikte operaya başlangıç olan müzik hareketlerini inceledikten sonra, 16. yüzyılın ikinci yarısında İtalya’da başlayan gerçek operanın 20. yüzyıl sonlarına kadar geçen 450 yıllık gelişimini akarmaktadır.

Eserin ilk cildi, operanın uzak geçmişteki ilkel izlerinden başlayan gelişimini XIX. yüzyıldaki Wagner dönemine kadar incelerken, her dönemin dünya çapında ün yapmış bestecilerini ve belli başlı eserlerini de içermektedir. Bu ciltte, Jacopo Peri’denn (1651-1633) Richard Wagner döneminin (1813-1883) sonuna kadar devam eden süre içindeki sanatçılardan yalnız 73 besteci ile gerekli libretistler ve 66 kadar operanın librettoları incelenmiştir. Opera sanatını geliştirip olgunlaştıran yüzlerce opera arasından seçilerek librettolarıyla birlikte incelenmiş olan bu eserler,

Opera Tarihi 3.Cilt, Cevad Memduh Altar

Dört ciltlik bir eser olan Opera Tarihi?nin bu üçüncü cildinde, Verismo ve Verismo dışı oluşumlar ile birlikte opera sanatında modernleşme, 20. yüzyıl müzik sanatında yenilenme ve Strauss ile Alman opera sanatında başlayan Geç Romantizm akımına yer verilmiştir.
Dört ciltlik bir eser olan Opera Tarihi, opera sanatının eski Mısır ve Yunan uygarlıklarıyla Ortaçağ Avrupa’sındaki ilk izlerinden başlayarak Rönesans’la birlikte operaya başlangıç olan müzik hareketlerini inceledikten sonra, 16. yüzyılın ikinci yarısında İtalya’da başlayan gerçek operanın 20. yüzyıl sonlarına kadar geçen 450 yıllık gelişimini aktarmaktadır.

“Araştırmacı kimliği ve geniş müzik kültürüyle Türkiye?yi uluslararası planda temsil eden Altar, müzik tarihçisi, eğitimci ve yönetici olarak

Opera Tarihi 2. Cilt, Cevad Memduh Altar

Dört ciltlik bir eser olan Opera Tarihi’nin bu ikinci cildi, opera sanatının 18. yüzyıl sonlarındaki Romantik Opera ve Verdi döneminden başlayarak 20. yüzyıl başlarına kadar gelen 150 yıllık tarihini incelemektedir. Bu ciltte 100’den fazla besteciye ve onların belli başlı eserlerine yer verilmiştir.Opera sanatının Rönesans’tan son çağlara kadar olan tarihsel gelişimi 1.ciltte ana hatlarıyla verilmeden önce, en baştaki giriş bölümünde operanın estetiğine, felsefesine, tarihin karanlıklarında kaybolan benzeri eylemlerin yorumuna değinen bilgileri işlemede yarar görülmüştür. Opera sanatının XVIII. yüzyıl sonlarından XX. yüzyıl başlarına kadar geçen 150 yıllık tarihini inceleyen bu kitapta, 100’den fazla sanatçıyla pek çok önemli esere değinilmiş ve literatürde yer alan belli başlı operaların yorumları yapılmıştır.
Müzik kültürünün önemli bir kolu olan opera sanatı, ülkelerin gelişmesindeki

Özden Göksal

Çevirileri Gazze Limanı’nın Resmi – Creede Newton Filistinli gazeteciler ‘üçlü tehlike’ altında – Patrick O. Strickland Ortadoğu gazeteciliğinde yapılması ve yapılmaması gerekenler – Ramzy Baroud Manşet olmayan Iraklı gazeteciler – Jon Henley

Türkiye’de Sağlık Siyaset Piyasa

Sağlıkta Dönüşüm Programı ile Türkiye de sağlığı piyasalaştırma rolünü büyük ölçüde tamamladı. Mimarlarına göre program; finansal eşitsizlikleri ortadan kaldırdı, sağlık hizmetine erişimi artırdı ve toplumun sağlık düzeyini iyileştirdi!

Peki piyasacı sağlıkta dönüşüm programı gerçekten iddia edilen başarıları gösterdi mi? Toplumun sağlık düzeyini sadece sağlık hizmetlerinin durumu mu belirler? İşsizlik ve yoksulluğun artmasının, gelir dağılımının bozulmasının hiç mi katkısı yoktur?

İslam tarihinde tasvir geleneği ve ecdat hamaseti üzerine

Hz. Muhammed karikatürlerine karşı yükselen tepkilerin onun hicvedilmesine mi yoksa resmedilmesine mi karşı olduğunun oldukça belirginsizleştiği bugünlerde hicvedilmesi tartışmasını ve özellikle bazı karikatürlerin hakaret niteliği taşımasını bir kenara ayırarak bakabilirsek, resmedilmesi konusunda günümüz Müslümanlarının çoğunun ve ülkemizdeki “ecdat torunlarının” sandığından farklı bir tarihi tablo ile karşılaşmaktayız. İslam dünyasındaki genel kanı Hz. Muhammed’in bedenen resmedilse bile yüzünün gösterilmemesi gerektiği yönündedir. Oysaki İslam coğrafyasının çeşitli yerlerinde, çeşitli dönemlerde çizilmiş birçok minyatürde Hz. Muhammed’in yüzünün de resmedildiğini görmekteyiz. Osmanlılar, Safeviler, Timurlular, Özbekler gibi Türk devletlerinde çizilmiş birçok bu tarz minyatür bulunmakla birlikte yüzünün resmedildiği Arap ve Fars minyatürlerine de rastlamaktayız.

Van Gogh’un yıllar sonra ortaya çıkan; arkadaşı tarafından çizilmiş portresi

Almanya’daki bir müzede Van Gogh’un, ressam arkadaşı Emile Bernard tarafından çizilmiş bir portresi bulundu.
Ünlü ressam Vincent Van Gogh‘un, arkadaşı olan Fransız ressam Emile Bernard tarafından bir eskiz olarak çizilmiş portresi Almanya’daki Kuntshalle Bremen müzesinin arşivlerinde bulundu.

Nietzsche’nin sıradışı yazı makinesi: ‘Malling-Hansen Writing Ball’

Yaşamının son on yıllık döneminde Friedrich Nietzsche‘nin giderek kötüleşen sağlık durumu, filozofu oldukça zor bir duruma soktu. Hayatının büyük bir kısmında sindirim güçlüğü, uykusuzluk ve baş ağrısı sorunlarından muzdarip olmasının yanında, 1880’lere gelindiğinde Nietzsche’nin görme yeteneğinde de bozulmalar meydana geldi. Filozofun doktoru, Nietzsche’nin “sağ gözünün yalnızca hatalı ve bozuk görüntüler algıyabildiğini” belirtti.

Van Gogh’dan esinlenerek yapılan bisiklet yolu karanlıkta parıldıyor

Birkaç gün önce kullanıma açılan Nuenen, Hollanda’daki bu ışıklandırılmış bisiklet yolu Studio Roosegaarde adlı yenilikçi bir sosyal tasarım laboratuvarı tarafından hazırlandı. Daha önceden hareket halindeki arabaları şarj edebilme potansiyeli taşıyan ya da sürücüleri tehlikelere karşı uyaran Smart Highways araştırmasıyla dikkat çeken bu laboratuvar sanat, kamusal alan, teknoloji ve insanların bütün bunlarla kurduğu ilişkiye dair yaptığı ilginç keşiflerle biliniyor.

Leonardo da Vinci’nin 2. Dünya Savaşı boyunca Hitler’den gizlenen otoportresinin hikâyesi

Dünyanın en ünlü otoportrelerinden biri İtalya’nın kuzey bölgesinde yer alan bir şehir olan Torino‘da sınırlı bir süre için sergilenecek. Tarihin en büyük dahilerinden Leonardo da Vinci‘ye ait olan bu hassas ve kırmızı tebeşirle çizilmiş, 500 yıllık portreye dair çok az şey bilinse de bazıları onun birtakım mistik güçleri olduğuna inanıyor.

Tarihin en önemli haritaları bir kitapta toplandı. İşte bazıları…

Haritalar yalnızca bir mekanın ölçümünü yapan şeyler olmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor. Onlar aynı zamanda insanların tarih boyunca dünyayı nasıl anladıklarını, açıkladıklarını ve onu nasıl ele aldıklarını gösteren kayıtlar. Jerry Brotton adlı bir araştırmacı da Great Maps adlı kitabında insanlığın bu kartografi mirasında bize rehberlik etmesi için 60 adet çok önemli tarihi haritayı anlatıyor.

Behçet Necatigil’in Naîmâ Tarihi’nden ilginç sayfalar

Yakın tarihte yaşadıklarımızın yazılı metinlere yansıyışı hem dilimizde bir süredir yer eden “resmi tarih” tanımına yol açtı, hem de yazılı tarihlerin doğruluğuna güvenimizi sarstı. Oysa incelendiğinde fark edilir ki Osmanlı döneminde yazılan tarihlerin çoğu, günümüz liselerinde okutulanlardan çok daha yansız hatta gerçekçidir.

Charles Dickens’ın, gençken aşık olduğu kadına şiirler yazarak edebiyata ilk adımı attığı ortaya çıktı.

David Copperfield, İki Şehrin Hikâyesi gibi unutulmaz klasiklerin yazarı Charles Dickens’ın, gençken abayı yaktığı Maria Beadnell uğruna şiirler yazarak edebiyata ilk adımı attığı ortaya çıktı.

Charles Dickens’ın Maria Beadnell’ın kişisel albümünden çıkan erken dönem aşk mektupları çarpıcı bir gerçeği gün ışığına çıkardı. Londra’daki Charles Dickens Müzesi’nde sergilenen mektuplardaki şiirlerde Beadnell’ın adı akrostişle ortaya çıkıyor.