Üvercinka – Cemal Süreya

Cemal Süreya, ilk kitabı Üvercinka 1958’de çıktığında, 27 yaşında, ilk şiiri (“Şarkısı Beyaz”) daha beş yıl önce yayımlanmış genç bir şairdi. Bu kitapla çağcıl Türk şiirinin en çok konuşulan, en çok tartışılan akımlarından İkinci Yeni’nin öncülerinden biri olacağını ne kendisi ne de bir başkası bilebilirdi.

Lirik, erotik, ideolojik… Sıcak, tılsımlı ve ölümsüz.

Türk şiirinin kavşak noktasında,

Bir Kırlangıcın Daha Var – Cemal Süreya

Sen bir çocuksun, annen sinirden bir de sevinçten doğurdu seni yırtılan ipek sesiyle;

Bir çocuksun sen, bedeviler gibi ezberindeki şiirlerle bulmak zorundasın çölde yitirdiğin yolu; yeryüzü şenliğinin azımsanamaz bir parçasıdır yaktığın ateş, kıvrıldığın dönemeç, açtığın şemsiye, kucakladığın yaşlı ağaç; iyi çocuksun; tuhaf çocuksun; ağzını burnunu tıkasalar gözlerinle soluk alırsın; gözlerini bağlamaya kalksalar el ve ayak tırnaklarınla; kalsiyum ve kalker destekler seni, yeraltı suları destekler seni yırtılan ipek sesiyle;

Hitit Anadolu Rüzgarı (Dünya Uygarlıkları) – Ali Narçın

Beylerin egemenlik sürdüğü “Hatti” ülkesinde bir zamanlar bilinmeyen bir nedenle saldırıların olduğu arkeolojik kazılar sırasında elde edilen çalışmalardan anlaşılmıştır. Yangınlar olmuş, kentler yakılıp, yıkılmış, beylikler belki de inanılması güç olan bir yaşam ile karşı karşıya kalmışlardı. Merkezi sistemin olmadığı, doğrusu böyle bir sistemle yönetilmenin yeni zararlar getireceği kaçınılmaz bir tehdit olarak algılanmıştı. Ancak bilindiği gibi değildi, küçük beyliklerde bir kıvılcım yükselmiş, aşiret beyleri bu kıvılcımları birleştirmek için

Av. Erdinç Uzunoğlu Unutulmayacaktır – Müslüm Üzülmez

Bir güzel insan daha bizi bırakıp gitti.

Diyarbakır Barosu avukatlarından Erdinç Uzunoğlu, 21 Ocak 2014?de gece saat 22.00 de evinde vefat etti. Bir gün sonra da Diyarbakır?da defnedildi.

Ölüm hayatın ötesi, ayrılığın ebediliğidir. Giden çok yakınınsa ve de gidişinin acısını yüreğinde duyuyorsan gidenin ardından yazı yazmak çok zor. Erdinç kardeşimin cenazesinde, mezarı başında, taziyesinde bulunamadım. Bu nedenle hatırlayabildiklerimi yazmam, onu yâd etmem boynumun borcu.

Nazım Hikmet’ten Mustafa Suphi ve Yoldaşlarına şiirler…

KALBİM
Göğsümde 15 yara var!.
Saplandı göğsüme 15 kara saplı bıçak!..
Kalbim yine çarpıyor,
kalbim yine çarpacak!!!

*

Göğsümde 15 yara var!
Sarıldı 15 yarama
kara kaygan yılanlar gibi karanlık sular!

Kore Savaşı’na Zazaca ağıt – Özkan Öztaş

Kore savaşına dair pek çok şey söylendi aslında. Akla gelenleri sıralayacak olursak dönemin ilericilerinin, aydınlarının savaşa karşı yaptıkları kampanyalar, Barışseverler Cemiyeti?nin Kore savaşına karşı örgütlenmesi, Behice Boran?lar?

Buna ilave olarak da yakılan türküler ve yazılan şiirleri de sıralayabiliriz. ?Ankara’ynan şu Kore’nin arası/ Arasına boz dumanlar durası/ Öldürür bu yara yoktur çaresi/ Anama söyleyin anam ağlasın /

AKP’li Belediyelerde Neler Olmuş Neler – Aykut Küçükkaya

Türkiye’yi sarsan “Büyük Rüşvet Operasyonu”nun ardından Başbakan Tayyip Erdoğan ve AKP hükümeti, kamuoyunda bir algı oluşturmaya çalıştı: “Bu iktidarın üyelerinin adı, 17 Aralık 2013’teki yolsuzluk ve rüşvet operasyonundan önce herhangi bir yolsuzluğa karışmadı!”

Sahi!..

Gerçek böyle miydi?

Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian

Bu araştırmada yer alan 700 tanıklık ve müzik dahil sözel tarih kaynakları, 55 yılı aşkın bir süre boyunca kelimesi kelimesine, parça parça yazıya dökülerek, ses ve görüntü kaydı yapılarak derlendi.

1955 yılında, Yerevan Haçatur Abovyan Pedagoji Enstitüsü’nde öğrenci olan Verjine, başlangıçta Batı Ermenisi olmanın dürtüsüyle ve kendi şahsî inisyatifiyle başlattığı bu çalışmayı, 1960 yılından itibaren Ermenistan Bilimler Akademisi Arkeoloji ve Etnografya Enstitüsü’nün şemsiyesi altında sürdürdü.

Mardin 1915 (Bir Yıkımın Patolojik Anatomisi) – Yves Ternon

Bu olağanüstü araştırma 1915 soykırımı sırasında bir Ermeni cemaatinin imhasının hangi koşullarda gerçekleştiğini (o güne dek) eşi görülmemiş bir kesinlikle ortaya koymanın yanı sıra, bir şehrin, yani Mardin’in ve bir bölgenin -Mardin sancağının ve Diyarbakır vilayetinin- yerel tarihiyle bireysel trajedileri birbirine bağlıyor.

Kürdistan Platosu’yla Mezopotamya Ovası’nın birleştiği noktada yer alan Mardin farklı Hıristiyan cemaatlerinin birlikte

Keçi (Zanlı, Kurban, Cefakar) – Ömer F. Oyal

Keçi… İnsanlığın en eski dostlarından biri. İlk evcilleştirilen hayvanlardan biri. Ancak keçinin gerçekten evcilleşip evcilleşmediğine karar vermek biraz zor. O hem biraz evcildir hem de değildir. Hem insanla iç içe bir yaşam sürer hem de aslında başına buyruktur. Keçi güdülemez, sürünün liderini izler o kadar. Tabii o da yaşlı bir tekedir. İnsana olan bu yakınlığa karşın daimi hissedilen uzaklık keçiyi hep kuşkulu kılar: İnatçı, başına buyruk, bazen de anlaşılmaz.