Kent, Yazın ve İnsan – Emine Aydoğdu

Kent, yolculuk demektir. Geride bıraktığın ya da varmaya çalıştığın kentle yüzleşirsin yolculuklarda. Yolculuk ise serüvendir. Bir kez kendini yola vurup, serüven yaşamayı göze alırsan, dünle, bugünle ve yarınla yüzleşip kimliğini bulma mücadelesi verirsin. Kimliğini bulunca, kentlerin kokularını hissedersin. Her kentin insan gibi kendine has kokusu vardır. Kokularıyla tanınır kentler. Varış, isten havalimanı olsun, isten tren garı, isterse otobüs terminali?. adımını attığında, kentin aynasında sen onu görürsün, o seni.

Güney Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi’nin 65.sayısı çıktı

Merhaba,
Yeni sayımız ile karşınızdayız.
Gündemde isyan var!
AKP hükümetinin Taksim Gezi Parkına yapılmasını planladığı Topçu Kışlasına karşı başlayan direniş, dalga dalga yayılarak hükümete karşı bir isyana dönüştü. Hükümet Gezi Parkı direnişini faşist terör ile bastırmaya çalıştı. 3 direnişçi Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş, Ethem Sarısülük katledildi. Onlarca kişi ağır olmak üzere binlerce kişi yaralandı. Binlerce kişi gözaltına alındı.

Bir Sonraki Erteleme Üzerine – Didem Mazlum

“Ölü toprağı serpilmiş şu bedenler şimdi sosyal algının eşiğinde tüm var oluşu geride bırakıp kimyayı bozma denemesi yapıyorlar. İnsan amellerin zaruriyeti içinde cansız bir yaprak gibi sürükleniyor. Yeşile çalanlar, -ki onlar hala canlı kalabilmekte, işte onlar; başkaldıran, sürünün kurda en yakın tarafı. Bu koşuşturmacanın baskın geldiği manevi kırılmalar; kalbin en iç bölümünde bir odacıkta hapsolmuş, ağırlığınca ruhu daraltmakta. Ve böylelikle uzaklaştığımız öz, sanki doğduğumuzda elimize verilen boş levhayı seküler bir yağmacılıkla doldurmaya

Japonya?nın Usta Kalemiyle Bugünü Kucaklamak – Şenay Eroğlu Aksoy

Cuniçiro Tanizaki, Uzakdoğu rüzgârını yaşadığı kültüre yaslanarak, şaşırtıcı öykü kişileriyle okura taşıyor. Seçimlerini saplantıya dönüştüren başat kahramanları, gerilim yüklü bir atmosfer ışığında etkileyici kılıyor. Yazarın Poe?dan etkilenmiş olduğunu bilmekse kaleminin beslendiği damarları kavramamıza, yürüdüğü yenilikçi yolu seçerken kimlere eğilip, hangi metinlerin satır aralarında durakladığını anlamamıza yardımcı oluyor.

Ebeveynlerimizi Affedelim – Feride Cihan Göktan

Okuduğumuz bir roman bittiğinde, hani o en son sayfayı okuyup kitabın arka kapağı üzerine düşüncelere dalıyorsanız o kitap biraz da size aittir. Bir parçası size geçmiştir; şimdi biraz daha farklısınızdır; sanki dünyayı daha iyi anlamış, biraz daha büyümüş hatta yaşlanmış gibi hissedersiniz kendinizi. Elinizdeki kitabın çok gündemde olmasıyla veya yazarının çok bilindik olmasıyla ilgili bir durum değildir bu. Hiç ismini duymadığınız bir yazar veya popüler kitap listelerinde olmayan tesadüfen elinize geçen bir kitap olabilir sizi büyüten hatta yaşlandıran.

Sokaktakilerin ellerindeki iskambil kağıtları – Aysel Sağır

Jilet Sinan, sosyolojinin de içinde olduğu bir çok alt metin sunuyor. Bu kadar değil elbette, güçlü çağrışımları var. Gönül Kıvılcım, eserinde, Panait Istrati?nin Arkadaş?nı, Kemallettin Tuğcu?nun tüm karakterlerini 21.yüzyılın kent merkezlerine taşımış dememiz abartı olmaz. Buna Tarık Dursun K?yı, kısmen Sait Faik?i de ekleyebiliriz. Yelpazeyi daha da genişletip, kent merkezlerinde kimsesiz kalmış, gençlerin ve çocukların hikayelerini yazan diğer yazarları da tabii. Ama bu kez karşımızda, film kahramanlarıyla özdeşleşmiş, yiğitlik, cesaret, onur gibi değerleri ağzından düşürmeyen saf, bıçkın kasabalı gençler yok.

Devletten Alevilere: Ama Sizin Adınız Ne? Benim Dengemi Bozmayınız – Selbin Yılmaz

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi hocalarından Pınar Ecevitoğlu ve Ayhan Yalçınkaya?nın birlikte kaleme aldığı ?Aleviler Artık Burada Oturmuyor?, Dipnot Yayınevi aracılığıyla, Haziran ayının başında raflardaki yerini aldı. Bu isme aşina olanlar olabileceğinden, şu küçük teknik bilgiyi hatırlatmakta fayda var. Bu başlıkla, 2011 yılında Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı aracılığıyla, yine aynı isimler tarafından ?Alevi Çalıştayları Nihai Raporu Üstüne Bir Değerlendirme? kaleme alınmıştı. Bilindiği gibi, çeşitli ?açılım? süreçlerinde,

Kuzin Bette – Honore de Balzac (Honoré de Balzac)

Balzac’ın ölümünden önce yazdığı son büyük romanı olarak kabul edilen Kuzin Bette, intikam, tutku, zaaf ve erdem üzerine klasik bir yapıt. Mutlu bir aile yaşantısı kuran akrabalarına duyduğu kıskançlığın pençesindeki Kuzin Bette, çapkın eniştesinin göz koyduğu güzel ve şuh Valerie’yle baş başa verip entrikalar düzenler ve geniş ailesinin çöküşünü planlar. Paranın tek amaç haline geldiği devrim sonrası Fransız burjuva toplumunda, konfor ve statü için

Kaderi dirence dönüştürmek – Mehmet Söğüt

Bir roman okudum. Kuyumcu inceliğiyle işlenmiş bir roman. İncelikli, derin ve insanı alıp ta gerilere götüren. Ağlatan. Aşık ettiren bir roman. Sayfalar ilerledikçe bir insanın her zaman nasıl kendi doğal çevresini aradığını ve doğal çevresinin içinde nasıl rahat ettiklerini görüyoruz.

Ermeni Katliamı?ndan sonra yaşanan trajedeleri okudukça roman sizi alıp götürüyor. Romanın yarattığı atmosferin içinde yaşadıklarınız da aklımıza geliyor. Başkası olmanın acısını yaşayanlar olarak,

Türk Dil Kurumu “darbe” tanımını değiştirdi. PEN Türkiye, istifaya çağırdı

PEN Türkiye Yönetim Kurulu TDK’nın “darbe” tanımını değiştirmesiyle ilgili bir açıklama yayınlayarak, “Bu tanım değişikliği tam bir rezalettir. Bütün dünyada alay konusu olacaktır” dedi ve TDK yönetimini istifaya çağırdı.

PEN Türkiye Yönetim Kurulu’ndan TDK’daki “darbe” tanımı skandalıyla ilgili bir açıklama geldi. Açıklama şu şekilde:

Kendi Sesinden Gülsuyu-Gülensu – Erdoğan Yıldız, Oda Projesi

Mahallelinin Anlatısına Tanıklık Etmek

2009 yılının Haziran ayında İstanbul’un Anadolu yakasındaki Gülsuyu-Gülensu mahallesi sakinleri bir araştırma projesi olan Kültürel Aracılar ile tanıştı. Bir sene süren çalışmada kent merkezi dışındaki mahallelerdeki kültür üretimine bakan bu proje içinden zamanla farklı araştırma konuları ortaya çıktı; bunlardan biri de kendini sakinlerinin emeği ile var etmiş mahallenin belleği oldu. Gülsuyu-Gülensu’yun geçmişine ve geleceğine dair mahalleli ile söyleşiler yapıldı.

Uğur Hüküm – M. Şehmus Güzel

Uğur Hüküm
Fotoğraf: Belkıs Taşkesen

Uğur Hüküm 1970?lerin başından itibaren Fransa?da yaşadı. Coşkusu, özverisi, candan ve dayanışmacı dostluğu, sevecenliği, güleryüzlülüğü ve bir de son derece mütevazi halleriyle unutulamazlar arasındaki yerini çoktan aldı.

Radio France Internatonale?da (RFI) Güzin Dino?dan sonra Türkçe bölümünü yıllarca yönetti, Güzin?in bıraktığı boşluğu en iyi biçimde doldurdu. Paris?te birkaç dostuyla kurduğu Radio Soleil?le yurttaşlarımızın sesi oldu ve bilhassa hapishanelerdeki vatandaşlarımızın sesini duvarların ötesine taşıdı.

“Köy Enstitüleri Belgeliği”ne Katkı / Düziçililik – Müslüm Kabadayı

Antakya?yla Adana arasındaki insan ve kültür geçişini sağlayan köprünün özelliklerini, çocukluğumdan beri hem yaşayarak hem de araştırarak öğrenmeye çalışırım. Amik ve Çukurova?da pamuk tarlalarında çalışarak öğrendiklerime, Düziçi İlköğretmen Okulu?ndaki edindiğim izlenim ve bilgiler eklenmişti 1960 ve 1970?li yıllarda. Daha sonra araştırmalar yaparak, Antakya ve Adana?da çıkan gazete ve dergilerde araştırma verilerini, görüş, düşünce ve duygularımı kaleme almaya

Gezi direnişinde öne çıkan kadınlar, Bayan Yanı’na kapak oldu!

Aylık mizah dergisinin Temmuz sayısı tamamen Gezi direnişine ayırıldı. Kapakta, direnişte öne çıkan kadınları simgeleyen Bayan Yanı’nın kadın çizgi kahramanları yer alıyor.

Yabancılaşma (Marx’ın Teorisine Bir Giriş) – Dan Swain

Daha önce hiç olmadığımız kadar hayatlarımızı kontrol etme ve dönüştürme gücüne sahip olduğumuz bir dünyada yaşıyoruz. Fakat yine de çoğu insan için dünya kendi kontrol güçlerinin ötesinde yer alıyor. Hayatları, patronlar ve politikacılar tarafından belirleniyor.

Bu durum, genç Alman radikal düşünürü Karl Marx’ın 1840’larda tanımlamaya başladığı ve hayatının geri kalan kısmında da sürekli aklında yer eden yabancılaşma olgusunun bir parçasıdır. Kapitalist üretim sistemini analiz ederken Marx, onun yarattığı büyük sosyal, fiziksel ve ruhsal hastalıkları da ortaya serdi.