Diyarbakırlı Bazı İslamcı Yazarların Tarih Anlayışı Üzerine – Müslüm Üzülmez

Elim boş,
Ayağım pusu.
Bir ben bileceğim oysa
Ne afat sevdim.
Bir de ağzı var dili yok
Diyarbekir Kalesi… (Ahmed Arif)

Yakın dönemde Diyarbakırlı bazı İslamcı akademisyen ve yazarların Diyarbakır’a dair hazırlamış oldukları kitaplardan bazılarını meraktan, bazılarını bir şeyler öğrenme isteğinden, birini de imzalanıp adıma gönderildiği için inceledim.

devamını okumak için tıklayınız

Ömer Açık’ın ‘Menekşe İstasyonu’ – Perge Dündar

Gezi Parkı Direnişi’nde bizi şaşırtan gençlerimizi aslında pek de iyi tanımadığımızı, onlara ne kadar uzak kalmış olduğumuzu vurgularcasına, çocukların iyi bir şeyler yapmak için gayretlerini, coşkularını bize hatırlatıyor “Menekşe İstasyonu”.

devamını okumak için tıklayınız

Halkın arzuhalcisi Yaşar Kemal – Sadık Albayrak

Adını ilk kez dokuz on yaşlarında bir çocukken duymuştum. Doğuya açılan uzak bir İç Anadolu köyünün yaz sıcağında, öğlen saatlerinde radyonun başına toplanıyorduk. Bu günlerde boşa harcayacak beş dakikaları bile olmayan köylüler, tarlada orakla ekin biçmeyi bırakıyor, dağdaki çayırın kurumasına aldırmıyor, günün o saatlerinde radyonun başına koşuyorlardı. Yaşar Kemal’in İnce Memet romanından uyarlanan radyo tiyatrosunu dinlemek için. Günlerce dağa çıkan İnce Memet’i, Hatçe’yi hapisten kaçırışını, Hürü anayı ve Asım Çavuş’u konuşuyorduk. Yaşar Kemal’in, bir olay karşısında, eskiçağ tragedyalarındaki korolar gibi konuşturduğu köylülere benziyorduk. İnce Memet işlerin en civcivli zamanında, köylüleri, kahramanı kendileri olan bir destanı tartışmaya sürüklemişti. Yediden yetmişe herkes İnce Memet’le yatıp İnce Memet’le kalkıyorduk.

devamını okumak için tıklayınız

Komünist Manifesto yine zirvede

Yayınlandığı 1848 yılından bu yana dünyanın en çok okunan kitapları arasında yer alan Komünist Manifesto, Penguin yayınevinin geçen hafta başladığı “Küçük Siyah Klasikler” serisinin satışlarında da ilk sırayı aldı.
İngiliz yayınevi Penguin, 80. kuruluş yılı nedeniyle 80 kitabı “Küçük Siyah Klasikler” adıyla cep kitap olarak tekrar yayınladı. İlk hafta 70 bin kitap satılırken, Karl Marx ve Friedrich Engels’in birlikte kaleme aldıkları Komünist Manifesto serinin en çok satan kitabı oldu.

devamını okumak için tıklayınız

‘pervane’yi okuma dersleri – Ömer Turan

‘pervane’yi okurken; zamanın havasını, köpüren gökyüzünü ve menekşe yazlarının sessiz sevinçlerini duyumsadım tepeden tırnağa. İnsanın kâğıtla arasındaki uzun yalnızlığını, ürperten kalabalıkları ve ölümün daha gizli bir şey olduğunu öğrendim. Merhamet; ağzımızın kenarında bekleyen bir dinamitmiş veyahut bir çocuğa gülümseyen melek, ‘o sonsuz beyazlığa’ doğru bakarken farkına vardım. Yanımızdan gürül gürül akıp giden günler, bir belleğin gövdesini terk etmesi miydi? Yoksa ansızın kör olan bir hayatın öyküsü mü? Dönüp ‘pervane’ye soruyorum: ‘Başlıyor başkalarının zamanı’ diyor usulca. Öyle bir çizgideyiz işte, ya kanatlarımızı çırpamıyoruz ya da yağmurun sözüne inanıyoruz…

devamını okumak için tıklayınız

Milan Kundera’ya Bakış* – Hatice Balcı

1968 Prag Baharı, Çek kökenli yazar Milan Kundera’nın sürgünlüğünü hazırlayan koşulları beraberinde getirmiştir. Yazar, Sovyetlerin – o günkü adıyla – Çekoslavakya’yı işgali ile birlikte sadece işinden uzaklaştırılmakla kalmaz, vasıfsız çalışana dönüşür, ne iş bulursa onu yapar. Ancak hayatını sürdürebilmesi için ona yardımcı olan arkadaşlarının bile tehlike içinde yaşadıklarını anlaması, yazarın ülkeyi terk etme sürecini hızlandırmış, 1929 doğumlu Kundera 1975 yılında, kırk altı yaşında Fransa’ya yerleşmiştir.

devamını okumak için tıklayınız

Dünya’nın iç çekirdeğinin gizemi aydınlatıldı

Illinois Üniversitesi’nden bir araştırma grubu, Çin’deki meslektaşları ile birlikte Dünya’nın çekirdeğinin, farklı yönlere sıralanmış kristallerden meydana gelen ayrı bir iç çekirdek içerdiğini buldu.
Deprem okuma teknolojilerindeki yeni uygulamalar sayesinde, Illinois Üniversitesi’nden bir araştırma grubu Çin’deki Nanjing Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte, gezegenimizin çekirdeğinin kendine ait ayrı bir iç çekirdeğe sahip olduğunu buldu. Bu bulgu, şaşırtıcı içeriği ile gezegenimiz hakkında yeni bilgiler ortaya koyar nitelikte.

devamını okumak için tıklayınız

Nasıl oldu da evrenimiz madde baskın hale geldi?

Yıldızlardan gezegenlere evrende görebildiğimiz her şey madde temellidir. Peki başlangıçtaki madde ve anti-maddenin eşit olduğu evrenden şimdiki madde baskın evren nasıl oluştu? Simetri kırılmasının ardında yatan mekanizma nedir? Bilimciler uzun yıllardır bu problem üzerinde uğraşmaktadır.

devamını okumak için tıklayınız

Erken evren teorilerimizi sarsan devasa bir kara delik keşfedildi

Gökbilimciler eski bir kara delik tespit ettiler. Bu kara delik öylesine büyük ve aydınlık ki, erken evren anlayışımıza meydan okuyor.
Bu süper kütleli kara deliğin oluşturduğu yıldızsı gökcismi evrenin doğumundan sadece 900 milyon yıl sonra oluşmasına rağmen Güneş’ten 420 trilyon kat daha fazla ışıklı. Bu da onu eski evrende karşılaşılan en parlak nesne yapıyor. O kadar parlak ki, neredeyse imkânsız.

devamını okumak için tıklayınız

Yetişkin beyninde yeni doğan nöronlar, çevreye uyarlanmayı mı sağlıyor?

İnsan beyninin yetişkinlik döneminde de yeni sinir hücreleri üretmeye devam ettiğinin keşfedilmesi, sinirbilimi alanında büyük bir dogmayı değiştirdi. Ancak, bu sinir hücrelerinin davranışsal ve kavramsal açıdan rolü hâlâ tam bilinmemekte. Cell Press dergisinde yayımlanan makalede, Princeton Üniversitesi’nden uzmanlar bu kapsamda geniş bir araştırma yaparak, beynin “hipokampüs” adlı öğrenme ve hafızada rol oynayan kısmında oluşan yeni sinir hücrelerini etkileyen çevresel faktörleri inceledi.

devamını okumak için tıklayınız

Öğretmenlerin önyargıları, cinsiyet ayrımını derinleştiriyor

Bu bir gerçek: Kadınlar bilgisayar bilimleri, mühendislik ve matematik alanlarında oldukça az temsil ediliyor. Fakat kadınları diğer alanlara yönelten nedenler muğlak. Yüksek öğretim kurumları, dünyanın pek çok ülkesinde kapılarını kadın ve azınlıklar için eşitlikçi fırsatlara açmış durumda. Peki, ortadaki eşitsizliğin temel noktası, kız öğrencileri doğa bilimleri ve matematiğe yönlendirmede orta öğretimin cesaret kırıcı etkisi olabilir mi? Tel Aviv Üniversitesi’nde (TAÜ) yapılan yeni bir çalışma bunu iddia ediyor.

devamını okumak için tıklayınız

Puslu Yıllar – Zafer Köse

Babasının tarlasında kızgın güneşin altında burçak yolan kadınlara bakıyor, delikanlı. Çalışmak zorunda olan insanları, çalışanlar sayesinde refah içinde yaşayanları, bu çarkın nasıl döndüğünü düşünmüyor. Henüz bu açıdan bakmıyor dünyaya. Ama akşama kadar burçak yolmanın karşılığı olarak 20 kuruşluk ücreti az buluyor. Afyon Ziraat Bankası müdürü olan babasının bu tarlayı kazanç elde etmekten çok, hafta sonu eğlencesi amacıyla aldığını bilmenin rahatlığıyla, kadınların yevmiyesini 25 kuruş olarak ödüyor.

devamını okumak için tıklayınız

This site is protected by WP-CopyRightPro