Akil İnsanlara vize yasağı Gırgır’a kapak oldu

Vize işlemleri yaparken nasıl bir yol izlemeliyim

Size suret getireceğim, yalıtım probleminizi çözeceğim
ve ızdırap il yapacağım? dediğiniz

anda bunu söylediğiniz

amerika vizesi
arazi Adana
olsa de dinleyenler ?Biz zaten iliz? demiyorlar, el müthiş artıyor
vealkışlıyorlar. garplı politikacılar bunu etkili bir şekilde kullanıyor. Tabii
birtakım yerlerde yönlü olmayabilir,
?Enflasyon ya düşecek, evet düşecek, ya amerika
vizesi
düşecek!? örneğinde olduğu gibi. Bundan sonra
politikacılarımızı vaat verirlerken dikkatle izleyeceğinizi biliyorum. Vaat
verirken hangilerinin teslis yaptıklarına dikkat edin. Yapanlar bir eğitim
bilimi almışlardır. üçleme etkiyi daima artırır. ?Bana masalları ve nisan
güneşini hatırlatan? namına ?Bana masalları, april güneşini ve güneyde kimsenin
bilmediği o sihirkâr sahillerde esen
meltemleri hatırlatan şekerli kıza…? derseniz karşıdaki ?Ben zati tatlıyım?
amerika vizesi
demeden ızdırap alkışlar.

 

Atkinson, Max (1984). Our Master?s Voices. New York:
Routledge. Aksesuarlar Politikacı ve çalışma adamlarının karşıya ileti atfetmek
için kullandıkları aksesuarlar da vardır. Hırkanızdaki timsah logosu ?Bakın
benim bunu takanak kadar param var? mesajını verirken, yıllar evvela ?Polo
oynayan beyefendi?



hollanda vizesi

diyerek yorumladığınız bir logo, sahtesi çok yapılıp tüm dinlenme
yörelerinde tezgâhlarda üç tanesi 10 dolara satıldığı için ?Elinde çomakla
beygiri döven herif? durumuna düşüp yıprak havasını kaybedebilir. ?Ye kürküm ye?
(fine feathers make fine birds) kabilinden atasözleri bütün dünyada geçerli
olduğu için Amerika?da zırtapoz
?yuppie?ler için ?Rolex?

hollanda vizesi
zaman ve benzeri pahalı kuşamları kiralayan dükkânlar
var (marka düşkünlüğünün salaklık düzeyine geldiği ülkemizde bu fiil kolunun
açıkgöz girişimcilerce değerlendirilebileceği kanısındayım). Evet aksesuarlarla
etrafa birçok ileti verebilirsiniz. söz gelişi gözü sıkıntılı olmadığı hâlde
numarasız gözlük takanlar, etrafına bilge ve aydın bir tarz verirler. şems
gözlüğünün de verdiği mesajlar vardır, bıçkınlık (ya da ?Ne dönem karşıma bir
televole kamerası çıkacak? Ne dem ünlü olacağım??
diye bekleyenlerin kendilerini saklıyormuş gibi görünüp

hollanda vizesi
esasta her geceleyin ekranda olma isteği) gibi
tavırları yansıtır. Bir de, zımni havalarda yapı içre üstelik şems gözlüğü
takanlar vardır.

 

Profesyoneller gözlüğü karşısındakini yönlendirmek için
bile kullanır. özen edin, bir berrak oturumda, görmüş geçirmiş ve gözlüklü bir
politikacı, karşısındaki konuşurken gözlüğünü takar, kendi konuşurken çıkarır.
Bu hareket karşısındakini bir süre
sonra

fransa vizesi
Pavlov?un köpeği hâline getirir. Gözlüğü
çıkardığı anda sözün ona geçtiğini karşısındaki hisseder ve susar.  Reagan
dönemindeki parafin Saray Sözcüsü Norman Whitewater?ı konuşurken gözlüğünü
indirmiş görüyorsunuz. istifham sorulmasını istediği an gözlüğünü yine takacak,
karşısındakinin susmasını istediği an gözlüğünü çıkaracaktır.
Sigara, pipo ve sigar da ayrı mesajlar verir. fransa vizesi
Sigara daha muhtıra ve sıradandır, her çağ rastlayabilirsiniz. Hızlı ve
çabuktur. A tipi sanarak sınıflandırılan (aceleci, acul karar verebilen ve
sinirlenen, hırslı, sorumluluk sahibi) insanlar sigarayı yeğleme eder. Pipo
emmek ise bir dolaşma törendir, uzun saat ister. Pipo entelektüelliği, beş altı
karamsarlığı, elan yoğun düşünceyi ve edebiyatı, rebabi bir çalgı zevkini
anlatır. B tipleri (sakin, aheste karar
veren, fransa vizesi hırssız, geniş, zorla sinirlenen) pipoyu tercih
eder.

 

Akil sözcüğü ne demektir? Faiz Cebiroğlu

Son üç haftadır dillerden düşmeyen sözcük, ?akil? sözcüğüdür. Televizyonlarda, haberlerde ve hemen hemen tüm sosyal paylaşım sitelerinde manşet olan ?akil?, ?akil insanlar? ne demektir?

Herşeyin birbine karıştırıldığı Türkiye?de ?akil? sözcüğünü tanımlamak bir zorunluluk olmuştur.

Akil (çoğulu: ukalaa), a?kul, akala? Arapça sözcüktür.

Akil ( Arapça: ?????? , çoğulu: ukalaa: ????? ):

Penguen Dergisi, Emek Sineması eylemine saldıran polislerin ‘aşkını’ çizdi

Haftalık mizah dergisi “Penguen” yeni sayısının kapağına Emek Sineması’nın yıkılmaması için düzenlenen eylemde göstericilere tazyikli su sıkan polisleri taşıdı.

İşte Penguen’in 11 Nisan 2013 tarihli kapağı:

Suçun Ritüelle Paylaştırılması – İlker Akçasoy

Ceza avukatı Jacques Vergès?in ?Savunma Saldırıyor? isimli kitabındaki kısa biyografisinde dahi vurgulanmadan geçilemeyen, onunla bütünleşmiş meşhur bir sözü var: ?Her suç topluma sorulmuş bir sorudur.? Ona göre hukuk sanatı ve sanatçısı tam olarak bu sorunun merkezine yerleşmelidir. Ancak hukuk sanatçısı bunu yaparken, özellikle ?masumun suçlu, suçlunun masum? olduğu davalarda, yargılama düzenini yıkan ve davayı ?kopuş davası? haline getirebilecek bir strateji devreye koymalıdır. Çünkü kopuşu seçen ?oyunun? hakimi olacak, oyunun oynandığı ?masayı devirecek? ve davayı ait olduğu alana götürerek ?adaleti? tesis etme çabasına girecektir.

Acının ve Alçalışın Cehennemleri 12 Eylül Cezaevleri – Naci Eksikoğlu

Bir Dönemin Gençleri
Çoğu yaşları 16-22 arasında değişen umut dolu insanlar vardı bu ülkede. Şimdiki gençlere benzemiyorlardı. Ülkelerini seviyorlardı ve ülkeleri için kafa yoruyorlardı. Sadece bunu da yapmıyorlardı. Ülkelerinin daha güzel olması için inisiyatif de almak istiyorlardı.
Bencil değillerdi. Kendi hayatlarını bile tehlikeye atacak kadar halkı sevdiklerini söylüyorlardı. Doğru söylüyorlardı; hayatlarını tehlikeye attılar çünkü. Her biri ölümcül bir kavgaya tutuştu ve yenilgiler. Yenilgilerinin karşılığında yıllarca acının

Güvenlik Simbiyozu: Dikkat Polis – Kansu Yıldırım

AKP?nin iktidara geldiği 2002 yılından günümüze polis sayısı 122 binden 240 bine yükseldi; yani % 88?in üzerinde bir artış yaşandı. Emniyet Genel Müdürlüğü?ne ait suç istatistiklerine baktığımızda adi suçlar, cinayetler, nitelikli dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma, uyuşturucu ticareti veya eşya kaçakçılığı gibi suçlarda ilgili yıllar arasındaki artış % 88?ler düzeyinde değil. Bu iki istatistiksel bilgi mukayese edildiğinde akıllara şu soruyu getirebilir: ?Polis, araç ve ekipman sayılarındaki bu denli artış neye işaret ediyor?? veya ?İleri demokrasi evresinde rejimin (niceliksel ve niteliksel) polisleşme eğilimini nasıl açıklayabiliriz??.

Tonton Miyam Miyam* – Mehmet Söğüt

Bir yıl boyunca durmadan çalışmıştı fabrikada. Saat kordonlarını parlatırken kemiklerine kadar işlemişti yorgunluk. Yorgun argın yüzleri görmekten bıkmıştı artık. Farklı ve yorgun olmayan yüzler görmek istiyordu. İçi mengeneyle sıkılıyordu sanki. Mutsuzdu. Cebindeki parasıyla bir hafta boyunca yiyip içip dinlenecekti. Bunları düşünürken susadığının farkına vardı. İlk dinlenme yerinde durdu. Çeşmeden doyasıya su içti. Sıcaktan ortalık kavruluyordu. Yüzünü yıkadı. Etrafına bakındı. Aşağı tarafında bir kale tüm ihtişamıyla duruyordu. Çok geniş ve yüksek bir kaleydi. Kayalıkların üzerinde kurulmuştu.

Kapitalistleştirilmiş Hukuk ve Güvenlik – Ebubekir Aykut

Hangi büyük mağazanın, alışveriş merkezinin kapısında, devlet dairesinin, hastanenin girişinde ve üniversitenin ?nizamiyesi?nde özel güvenlik yok artık. Sadece özel güvenlikçiler değil, emniyet teşkilatının çokça övündüğü gibi her yerde polisler de var. İnsanın kendisini güvende hissetmesi için tüm koşullar sağlanmış gibi. Ama yine de suç, hırsızlık, kapkaç, mala mülke zarar verme vb. olayların, oranları azalmak bir yana giderek artmakta. Bu kadar güvenlik ideolojisinin salgılandığı bir dönemde yaşanan güvensizlik niye acaba? Dahası kendisini güvende hissetmeyenler kim, yani kimin güvenliği? Devlet esas görevlerinden biri olan toplumsal güvenliği sağlayamayacak durumda mı?

Neoliberalizm ve Şiddet – Ergin Yıldızoğlu

Neoliberalizm, uluslararası mali sermayenin bir kriz yönetme modeliydi. Bu model 1997 Asya Krizi?nde sarsıldı, 2007 mali krizinde iflas etti. On yıldır, ABD önderliğinde, AB?nin de desteğiyle yeni coğrafyalara ulaşmaya çalışarak, yükselmeye başlayan muhalefet dalgasına karşı yeni denetim, disiplin ve cezalandırma önlemlerini devreye sokarak yaşamaya çalışılıyor.

Neoliberalizm, artık yalnızca kapitalizmin ürettiği ?yapısal şiddetin? daha da yoğunlaşmasına neden olmakla kalmıyor; yeni, militarist, ?olağan üstü? şiddet biçimlerini de giderek artan oranda gündeme getiriyor.

Özel “Güvensizlik”: Blackwater – Filiz Zabcı

Gittikçe güvencesizleştiğimiz ve güvensizleştiğimiz bir toplumda yaşadığımızı söyleyip duruyoruz ya; bilgi de bu güven erozyonunun dışında kalmış değil. Sosyal medya başka bir iletişim aracı ile yakalayamayacağımız bilgi ve haberleri elimizin altında bulmamızı sağlıyor; ama öte yandan, büyük bir bilgi bombardımanı ve kirliliği ile yüzleşmek durumunda kalıyoruz. Irak ve Afganistan işgalleriyle gündeme gelen özel askeri şirketler içinde en fazla vukuatı olan ve bu yüzden de üzerine en fazla konuşulan Blackwater bu bilgi kirliliğine tipik bir örnek.

Devletin Güvenlik Sigortası – Evren Haspolat

Marx güvenliği ?sivil toplumun (burjuva toplum) egoizminin sigortası? olarak tanımlar. Mülkiyet peşinde koşma egoizminin sigortası. Bu anlamda burjuva toplumsal düzeninde güvenlikten söz edildiğinde söz konusu olan özel mülkiyetin güvenliğidir. Çünkü burjuva toplumda güvenlik ve onun asli aygıtı olarak polis, kapitalizmin kuruluş evresinde Çitleme Hareketi ile feodal beylerin topraklarından sürüp çıkardığı ve kentlere işçi/işsiz ordusu olarak yığdığı yığınların yarattığı sorunların yol açtığı düzensizliği düzenleme ve yeni toplumun düzenini kurma kaygısıyla doğmuştur. Bu anlamda güvenlik Neocleous?un tespiti ile ?düzenin inşası için

Bir Foto Öyküsü – M. Şehmus Güzel

Abidin Dino?nun 23 Mart 1913?te doğumunu ve geçen 23 Martta doğumunun yüzüncü yıldönümünü kutlamak için bir fotoğraf seçtim : Seçtiğim fotoğrafa gelin birlikte ve yakından bakalım :
Abidin ve Güzin birlikte yürüyorlar.
Fotoğraf Adana?da çekilmiş. Çeken kim acaba ? Abidin 1943 başından beri Adana?da « ikamete memur », yani sürgün, Ağustos 1943?te İstanbul?dan Adana?ya gelen Güzin Dikel ile Eylül ayında Adana?da evlenmiş. O günlerde Adana?nın günlük gazetelerinden Türk Sözü?nde çalışıyor. Resmî görevi « gece sekreteri » gibi bir şey ama gazetenin herşeyiyle ugraşıyor,

Murathan Mungan uzun bir süredir üzerinde çalıştığı tiyatro oyunu kitabını yayınladı.

Murathan Mungan uzun bir süredir üzerinde çalıştığı tiyatro oyunu kitabını yayınladı. ?Mutfak? ismini verdiği çalışmasında Mungan, farklı hayatlardan gelen, birbirlerine hiç benzemeyen hikayelerin yorgunluğuyla yeni bir başlangıç yapma hevesindeki kadınların öykülerini anlatıyor.

Kendi deyimleriyle ?hayatın kardeş ettiği kızların? mutfağı. Hayatta dikiş tutturamamış, tutunamayan kadınların hikayesi.

Güney Kültür Sanat Dergisi’nin Nisan 2013 sayısı (64) çıktı…

Merhaba
Yeni bir sayı ile karşınızdayız.
Beğeneceğinizi umduğumuz, edebiyat ağırlıklı bir sayı hazırlamaya çalıştık.
Mevsim bahar. Toprak uyanıyor. Doğa yeşilleniyor. Ağaçlar çiçek açıyor. Bahar ile birlikte coğrafyamızda 29 yıldır yürüyen savaşın sonlanması yönünde yeşeren umutlar artıyor. Bizler yürüyen savaşın son bulmasını, ?barış?ın sağlanmasını,

Duygular ve ifade tarzları? – Faiz Cebiroğlu

Duygular ve ifade tarzları?Daha önceleri yazmam gereken bir konuydu. Ama araya başka çalışmalar girdi. Şimdi yazıyorum. Sorarak başlıyorum: Çocukların duyguları ve ifade tarzları nedir?

Pedagojide, çocukların topyekûn gelişiminde, üzerinde önemle durduğumuz bir konu, hiç kuşkusuz, çocuk duyguları ve bunların ifade tarzlarıdır. Duygu / duygular hislerimizdir. Duygu / duygular çekirdeğimizdir. İnsan korkar, sevinir, üzülür, öfkelenir. Önemli olan, duyguları ifade etmektir. Önemli olan,