Ve Kürtçe ders kitapları hazırlandı

Türkiye?de özel okullarda anadilde eğitimin yolunu açan demokratikleşme paketi geçen ay yasalaştı. Uygulamanın nasıl olacağı henüz netleşmedi. Milli Eğitim Bakanlığı?nın yönetmeliği bekleniyor. Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) tabanıysa yönetmeliği beklemeden hazırlıklarını önemli ölçüde tamamladı. Kürtçe ders kitaplarının numuneleri basıldı.

devamını okumak için tıklayınız

Yüzyıllık tedirginlik – Tarihçi Ümit Kurt ile söyleşi: Tuğba Tekerek

Doksandokuz yıl önceydi. 24 Nisan?da, bu topraklarda yaşayan bir halkın soyunun kırılması amacıyla bir ölüm yolculuğu başlatıldı. Sonuçta yüzbinlerce insan öldü, yüzbinlercesi kökünden kopartılıp dünyanın dört bir yanına savruldu. O halkın bu topraklardaki izleri büyük ölçüde silindi. Ama tamamıyla değil. Ermeni Soykırımı?nın üzerinden yıllar geçerken, bu topraklarda ancak Ermeni Hristiyan kimliklerinden vazgeçerek hayatta kalabilenlerden yeni nesiller doğdu. Şimdi sayılarının bir milyona vardığı konuşuluyor. Yavaş yavaş hikâyelerini anlatmaya başladılar.

devamını okumak için tıklayınız

İsyanın bestecisi Chopin

Fryderyk Chopin’in (1810-1849) ismi ve sanatsal mirasının Polonyalıların gözünde taşıdığı önemin büyüklüğünü anlamak belki mümkün, ama onu anlatabilmek o kadar kolay değil. Chopin, yurttaşlarının gözünde müziğinden ötede bir şeyleri temsil ediyor çünkü. Onun sanatı, aynı zamanda, bir ulusu temsil ve tarif edebilme gücüyle de öne çıkıyor. Chopin’in özellikle Polonya’nın otantik halk dansları üzerine inşa ettiği polonez, mazurka türünden küçük formdaki eserleri, bir halkın sahip olduğu folklorik ezgilerin

devamını okumak için tıklayınız

1915’e ad ver(eme)mek: Aghed, Medz Yeghern, Soykırım – Ayşe Hür

Bu konudaki kafa karışıklığının Batılı tarihçiler, gazeteciler, uzmanlar, siyaset adamlarında da olduğunu biliyoruz. Örneğin 24 Mayıs 1915’te Osmanlı Devleti’ne bir nota veren Fransa, Rusya ve Britanya hükümetleri “insanlık ve medeniyet aleyhine işlenen suçlar” terimini kullanmışlardı.

Ermeniler 1894-1896?da başta Doğu Vilayetleri olmak üzere pek çok yerde ya da 1909?da Adana?da başlarına gelenleri tanımlamak için

devamını okumak için tıklayınız

Dostoyevski?nin romanı Karamazov Kardeşler’in taslağı

Dostoyevski?nin hayatının zirve romanı olarak bilinen Karamazov Kardeşler?den taslak:

devamını okumak için tıklayınız

Sonunu önceden bilmek hikayeyi öldürmüyor

Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırma, bir kitabın sonunu önceden bilmenin hikayeyi öldürmediğine aksine, daha fazla zevk alınmasını sağladığına işaret ediyor.

California San Diego Üniversitesi’ndeki araştırmacılar bir grup gönüllüye aralarında Agatha Christie, John Updike ve Anton Çehov’un da bulunduğu yazarların 3 versiyon halinde 12 kısa hikayesini verdi.

devamını okumak için tıklayınız

Ahmed Arif’i hangi kitap sarhoş etti

Şair ve yazar Orhan Tüleylioğlu, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yayınları (um:ag) etiketiyle ?Yalnız Kitap? adlı bir kitaba imza attı.

Aynı zamanda vakfın genel yayın yönetmeni olan Tüleylioğlu, eserinde bir yandan dünden bugüne kitap düşmanlığına ışık tutarken; diğer yandan kitabın yaşamımızdaki yerine de dikkat çekiyor. Okumadan, düşünmeden, öğrenmeden geçen bir ömrün gerçekten yaşanmış sayılamayacağını söylüyor. Kitabın gücünü belgeliyor…

devamını okumak için tıklayınız

Auschwitz?ten önce Auschwitz?ten sonra…

Primo Levi?nin bir kimyager olarak maddeye, bir insan olarak da mânâya erişmek için çıktığı arayışın hikâyeleri var Periyodik Tablo?da.

Primo Levi, Periyodik Tablo?da kimyacılık eğitimi ve mesleki faaliyetleri ile ilgili anılarını yirmi bir hikâyede toplamış. Kendi aralarında -yazarın hayatı üzerinden- bir bütünlük sağlayan hikâyeler bir romanın bölümleri olarak da düşünülebilir… Levi?nin Türkçeye daha önce çevrilmiş kitaplarını -özellikle Bunlar da mı İnsan?- okuyanlar yazarın hayatında ve edebiyatında Auschwitz?in özel bir yeri olduğunu bilirler. Periyodik Tablo?da da bu utanç verici tarihe, cehennemden farksız toplama kampına değinmeler bulacaksınız. Ancak Auschwitz?e odaklanmamış Levi; hayatının Auschwitz öncesi ve

devamını okumak için tıklayınız

Haşhaşiler ve Hasan Sabbah

Eşitlik ve kardeşlik temelli bir devlet kurmak isteyen İsmaililer, sürekli olarak Sünni İslam egemenliğinin tehdidi altındaydılar. Bu nedenle gizli örgütlenmeyi seçtiler.

Resmi tarihin nasıl yazıldığını çok iyi ifade eden güzel bir Çin Atasözü vardır: ?Aslanlar kendi tarihlerini yazıncaya kadar, avcılık öyküleri hep avcıyı yüceltecektir.? Bu atasözünü neden andık?
Neredeyse tamamen kurgusal metinler üzerinden tartışılan İsmaili tarihi,

devamını okumak için tıklayınız

Ünlü yazarların ilk kitapları nasıl reddedildi?

Dünya edebiyatında, bugün birer başyapıt sayılan çok sayıda eser yayınevleri tarafından reddedilmişti. Bu reddedilme hikâyelerinden bazılarını derledik.

2007 yılında David Lassman adında bir İngiliz, yazdığı kitapların yayınevlerinden sürekli geri çevrilmesinin kabahatini kendi yazdıklarında değil yayınevlerinin sallapatiliğinde arar ve tuhaf bir oyunla bunu ispatlamaya girişir. Sadece İngiliz edebiyatının değil, dünya edebiyatının temel taşlarından sayılan Jane Austen’ın üç büyük romanını

devamını okumak için tıklayınız

Politikaya Taşınan Zarafet – Öznur Özkaya

?Cepleri ölü kuş sesleriyle dolu / Bir bayram günü.? (s. 14) yaşanıyorken ülkemizde, ?yangında yitirdiği defterini? arayan, ?yüzünü içindeki çığlıkla yıkayan? bir kadın şiir yazıyor yana yakıla. Nehirlere sığmıyor yalnızlığı, ?çiçek bozuğu bir baharda? kelebeklere şarkılar söylüyor, ?akrebe gerili yelkovanı? kovalıyor. ?Bir kalemin yolunu kestiler dün / kırlangıçların evcilik oynadığı saatlerde. / Kenarlarından kedi merdivenleri sarkıttığım / çocuk ayakkabılarım yaşlandı. / Gençliği tattı / çocukluğu aklına geldiğinde / tanıdık bir fırtına onu da aldı.? (s. 66) diyerek hesap soruyor.

devamını okumak için tıklayınız

“Bir sona geldiğin için ağlama, onu yaşadığın için gülümse.” ?Gabriel Garcia Marquez

Birinin ölüm haberini aldığımızda gürültülü bir sessizlik çöker; birkaç asır saniyelik var?lık ile yok?luk arasında bir çıkmaza düşeriz ya, nedense Márquez için böyle bir endişeye kapılmadım.

Kimse beni bir yazarın ölümüne inandıramaz. Hele ki Márquez gibi bir yazarın?

Tüm insanların bu dünyaya, travmalarını sanat eserlerine

devamını okumak için tıklayınız

Yazar ve coğrafya

Sanat felsefesi üzerine ilk kez düşünce üreten yazarlardan Hyppolite Taine?e göre, sanat olaylarıyla doğa olayları aynı niteliktedir.

Yani, nedensellik ilişkisi taşımayan ne doğa olayı ne de sanat olayı vardır. Taine bununla da kalmaz, her sanatçının siyasal toplumsal koşulların yanısıra, ülkenin ikliminden ve doğasından etkilendiğini öne sürer. Güneşsiz, yağmurlu, sisli kuzey iklimi melankolik bir sanatın,

devamını okumak için tıklayınız

Klasik kitap nedir?

Italo Calvino?nun bu soruya verdiği 14 maddelik yanıt şöyle:

1. Klasikler, insanların, hiçbir zaman ?Okuyorum? demedikleri, genellikle ?Yeniden okuyorum? dedikleri kitaplardır.

2. Klasikler, öyle kitaplardır ki, onları okumuş ve sevmiş olanlar için alabildiğine değerli bir deneyim oluştururlar; ama,

devamını okumak için tıklayınız

Jean Paul Sartre?ın eleştirmenler hakkındaki görüşleri

Şunu unutmamak gerekir ki eleştirmenlerin çoğu pek talihli olmayan ve tam umutsuzluğa düşecekleri anda küçük bir mezarlık bekçiliği bulmuş kimselerdir. Mezarlıkların ne sakin yer olduğunu Tanrı bilir; bunun en sevimli ör­neği de kitaplıklardır. Ölüler oradadır; bu ölüler yazmaktan başka bir iş yapmamıştır, uzun süredir yaşama günahından da kurtulmuşlardır ve zaten yaşamlarını ancak başka ölüle­rin onlar üzerine yazdığı kitaplardan tanımaktayızdır.

devamını okumak için tıklayınız

Dostoyevski?nin ?İkiz? adlı kitabına dair

??İşte şimdi gözlerinin önüne sonsuzca bir gece bağlıyorlar/ Ama şu anda,/ Damarlarında dolaşmakta olan kan daha da renkli/ Ve bu kandan/ Pırıltılı dalgalar halinde akan/ Bütün bir yaşam fışkırıyor./ Ve o/ Bu anda, şu ölüm anında/ Kaybedilmiş bütün bir geçmişi/ Ruhunda yeniden canlandırıyor;/ Bütün bir yaşam yeniden uyanıyor içinde??(İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig, çev.Kasım Eğit, Can Yayınları, 1995)

Zweig, Dostoyevski?nin yaşamında ve yaratılarında kırılma anı olan ölüm cezasını

devamını okumak için tıklayınız