Filistin Sokaklarını Tuval Olarak Kullanan Banksy’den 16 Duvar Resmi

Banksy’den ikinci Gazze çıkarması: Dünyanın en büyük açık hava hapishanesine ‘turistik’ gezi
Dünyaca ünlü sokak sanatçısı Banksy, 2005’teki ziyaretinin ardından bir kez daha Gazze’ye giderek, geçen yaz İsrail’in hava saldırılarının ardından harabeye dönen kentte yeni eserler yaptı. Banksy bu çalışmalarını iki dakikalık bir belgeselde topladı.

devamını okumak için tıklayınız

İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası 13 Martta çizgi roman olarak raflarda

Yayımlanır yayımlanmaz Türk edebiyatının klasikleri arasına giren İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası 13 Martta çizgi roman olarak raflardaki yerini alacak.
İhsan Oktay Anar’ın kült romanı Puslu Kıtalar Atlası’nın çizgi roman versiyonunun yayım tarihi nihayet netleşti: 13 Mart.

devamını okumak için tıklayınız

Tarihin dili olsa da anlatsa: YÜZ YILLIK AH! – Müslüm Üzülmez

“Yüz Yıllık Ah! Toplumsal Hafızanın İzinde 1915 Diyarbekir” bir sözlü tarih çalışması olup, Adnan Çelik ve Namık Kemal Dinç tarafından kaleme alınmıştır. Kitap, “1915 Diyarbekir, Kürtler” projesi kapsamında yürütülen çalışmanın sonuçlarını içermektedir.

devamını okumak için tıklayınız

Berlin karası

Nazi Almanyası’nın siyasi, toplumsal, ekonomik ve ideolojik görünümünü 1930’ların Berlin’i ile birlikte yansıtan Mart Menekşeleri, hem tarihi hem siyasi bir polisiye.

İlk olarak 1989 yılında yayımlanan Mart Menekşeleri, 1956 Edinburg doğumlu İskoç yazar Philip Kerr’in “Berlin Noir” üçlemesinin -ve Bernie Gunther polisiyelerinin- ilk kitabı. Tarihsel dönem olarak 1936-1948 yıllarını kapsayan üçleme The Pale Criminal (1990) ve A German Requiem (1991) ile sürdü, 1993 tarihli yeni bir edisyonunda üç macera bir kitapta toplandı. Philip Kerr’e edebiyat dünyasında büyük ün kazandıran da bu üçlemeydi işte. 1993 yılında Granta dergisi tarafından en iy genç İngiliz yazarlar listesine alındı, aynı yıl Fransa’da verilen Prix du Roman d’Aventures ödülünü kazandı.

devamını okumak için tıklayınız

Unutma, hayatı hatırla: Deniz Hüseyin Yusuf!

“Devir, her şeyden önce, unutma ve hatırlama üzerine bir roman. Çıkış noktası ise dilsizlik.”

Bir süre önce mübadele döneminin edebiyata yansımaları üzerine küçük bir araştırma yapmıştım. Mübadelenin Türk edebiyatına yansıması o kadar cılız, Yunan edebiyatına yansıması o kadar büyüktü ki şaşırıp kaldığımı hatırlıyorum. Mübadelenin özel bir yeri de yoktu üstelik, toplumsal travmalarımızın hemen hepsi edebiyata çok ama çok az yansıyordu, tuhaf bir şekilde susmayı tercih ediyorduk. Olan bitenin sadece siyasi olması da gerekmiyordu hem. Sel felaketleri ve depremler bile ucundan kıyısından giremiyordu edebiyata. İyi ama neden? Kuşkusuz bu sorunun yanıtı bir, hatta birden fazla araştırma kitabına konu olabilir. Ama ben kendi adıma yanıtın yine de edebiyatta olduğunu düşünüyorum.

devamını okumak için tıklayınız

Modern romanın başyapıtlarından: ‘Körleşme’

Elias Canetti, Kafka’nın özellikle Dönüşüm’ündeki dilden etkilenmiş, onun kadar yalın yazmaya çalışmış ama sonuçta ortaya 565 sayfalık dev bir yapıt çıkmış. “Körleşme”, modern romanın başyapıtlarından biri olarak tekrar tekrar okunmayı, hakkında konuşmayı, tartışmayı hak eden bir roman.

devamını okumak için tıklayınız

Ölümün Ağzı – İrfan Yalçın

“Mükellefin urganı, terli olur yorganı; mükelleften kurtulan, çifte kessin kurbanı.” Anonim türkü
İkinci Dünya Savaşı yıllarında zorla çalıştırılan Zonguldak maden işçisinin yaşamını ” Ölümün Ağzı ” adlı kitabıyla romanlaştıran İrfan Yalçın, 2. Dünya Savaşı döneminde, 27 Şubat 1940’ta başlatılan, ama savaşın bitimini de aşarak 1 Eylül 1947’ye kadar uygulanan (zorunlu çalışma yükümlülüğü) “iş mükellefiyeti”ni konu alarak Türkiye toplumsal tarihinin en acı sayfalarını edebiyatımıza taşımıştır. İrfan Yalçın Ölümün Ağzı’nı, maden ocaklarında can vermiş, sakat kalmış, “maden”in bütün çilesini çekmiş, ama hiçbir zaman insan onuruna yaraşır biçimde yaşatılmamış tüm emekçilere adayarak
, onların önünde saygıyla eğildiğini belirtmiştir. Ve kitabın sunuşunda ise şöyle der:
?Eğer bir gün ?acı?nın tarihi yazılırsa,

devamını okumak için tıklayınız

Gök ve Yer Arasında – Jidi Majia

Dünyanın en çok sayıda insanını barındıran uçsuz bucaksız Çin coğrafyasındaki sekiz milyonluk Yi halkının içinden çıkarak şiirin evrensel okyanusunda özgün ve seçkin bir konuma ulaşan bu şair, ait olduğu coğrafyadan ve kültürden dünyaya seslenirken, şiirin, insanı, yaşamı, ağacı, kuşu, toprağı, geçmişi, şimdiyi, geleceği, varoluşumuza ilişkin her şeyi nasıl kucaklayabileceğini kanıtlıyor…

devamını okumak için tıklayınız

Van’da Kürtçe Hamlet

Van Büyükşehir Belediyesi Nûda Kültür Merkezi’nin Şubat ayı etkinlikleri çerçevesinde, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosunun (DBŞT) Kürtçe “Hamlet” projesi ilk kez Van’daki izleyiciyle buluşacak. Oyun 24-25 Şubat, saat 17:30’da Nuda Kültür Merkezi’nde sahnelenecek

devamını okumak için tıklayınız

Köpekler güvenilmez kişileri ayırt edebiliyor

Köpekler kendi kuyruklarını kovalarken çok da zeki görünmeyebilir, ama birçok konuda çok akıllı hayvanlar.
En büyük özelliklerinden biri ise sosyal farkındalıklarının çok yüksek olması.
Yapılmış birçok araştırma, onların insan duygularını anlayabildiğini gösteriyor. Mutlu ve üzgün yüzleri ayırt edebiliyor, hatta kıskançlık yapabiliyorlar.

devamını okumak için tıklayınız

İnsanın “terbiye edilmiş kaosa” teslimi

Batma sanatı
İnsanın “terbiye edilmiş kaosa” nasıl da teslim olduğunu görmek açısından çarpıcı bir kitap.

İlk sayfası açılan her kitap günceldir. Ne var ki bir yandan o kitabın güncelliği ve değeri sadece edebi yetkinliği ile değil aynı zamanda işlediği ruhun sürekliliği ile de ilişkilidir. 1946’da yazılmış bir kitabın bizim için vazgeçilmez tarafı nedir diye sorabiliriz. Yeterince yazılıp çizilmedi mi Nazilerin yenilgisinin ardından? Oysa bazı kitaplar, gerçeği öylesine yaşar bir yetkinlikle bugüne taşırlar ki işte tam da bu yüzden daha ilk satırlarından itibaren onların çoğul güncelliğine teslim oluruz.

devamını okumak için tıklayınız

Unutulmaz bir öykü kişisi: “Kancay”

Halikarnas Balıkçısı Merhaba Akdeniz’in genişletilmiş ikinci basımı 1962’de yapılır. Bu öykü kitabında yer alır “Kancay”. Unutulmayacak öykü kişilerinden biridir.

Unutulmaz roman kişilerinden sık sık söz açarız. Ya öykü kişileri? Unutulmayacak pek çok öykü kişisi var edebiyatımızda. Ne var ki pek anılmıyorlar. Sabahattin Ali’nin, Sait Faik’in kişileri; Kemal Bilbaşar’ın “Zümbül Hanım”ı, Nezihe Meriç’in “Ümit Fakirin Ekmeği”ndeki hüzün dolu genç kadın… Aklıma ilk gelenler. Git git çoğalır bu liste. Necati Cumalı’nın “Yalnız Kadın”ını nasıl unutabilirim!

devamını okumak için tıklayınız

This site is protected by WP-CopyRightPro