Leman Dergisi’den Tuncay Akgün: Mizaha en büyük saldırı

Leman Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Tuncay Akgün, Paris katliamını İleri Haber’e değerlendirdi. Charlie Hebdo çizerleriyle yakın ilişkisi bilinen Akgün katliamı “mizaha en büyük saldırı” olarak değerlendirdi.

devamını okumak için tıklayınız

Direnişin Ötesi: Her Şey (Subcomandante Marcos ile Röportaj) – Subcomandante Marcos

İşte Öteki Mücadele bu. Nasıl biteceğini bilmeden bir taslak çıkarıyoruz. Dürüstlüğümüz ve alçak gönüllülüğümüzle neyi bilmediğimizi belirlemeye çalışıyoruz. Tek güvencemiz, seçtiğimiz ahlaki yolun gitgide daha iyi olacağı gerçeği. Seçtiğimiz bu ahlak, onlara hak ettikleri yeri vermek için en alttakilerin ahlakı. Bu, ileride daha iyi maaşlar veya daha iyi fiyatlar vs. olacağı anlamına gelmiyor. Hatta ileride maaş alıp alamayacağımızı da bilmiyoruz. Bu, bizim sınırlarımıın farkındalığı, sahip olduğumuz bu dünyaya dair ufkumuz. Ve bunun ötesinde yatanları ötekiler belirleyecek.
-Subcomandante Marcos-

devamını okumak için tıklayınız

Beyaz Gemi – Remziye Serap Ekim

“Cengiz Aytmatov? un 1970 yılında yazdığı ünlü eseri “Beyaz Gemi ” (Kırgızca; Ak Keme), anne babası tarafından terk edilen San-Taş Vadisindeki orman koruma evlerinin birinde dedesi ve üvey ninesiyle birlikte yaşayan altı yaşlarında bir erkek çocuğun hikâyesini anlatmaktadır. Gerçekle efsanenin iç içe girdiği eserde, yazar olayları belli bir sıralamada vermemesine rağmen okuyucu olayları rakip etmekte zorlanmaz. Eserdeki betimlemeler, okuyucuyu San-Taş Vadisine götürüp, o taşlı ve kıvrımlı yollarda yürütecek kadar başarılıdır.
Hikâyenin kahramanı olan küçük çocuk gerçek hayatta mutlu değildir, ancak kurduğu hayallerde onun için umut olan beyaz gemiye bir gün ulaşacağı düşüncesi

devamını okumak için tıklayınız

Zümrüt Kelebeği’nin kısa öyküsü

“Kendini yakmayan bir öykü, okuyucusunun düşüncelerini aydınlatamayacağı gibi yüreğini de ısıtamaz…”

Öyküleri kendini yakıp yok eden ve sonra özüne doğru bir arayış serüvenine giren genç bir kalem Orhan Veli Alıcı. Anadolu, öykülerinin kaynağını oluşturuyor ve “ötekilerin” hikayeleri toprakaltı edilmeden okura bir sır verirmiş gibi anlatıyor son kitabı “Zümrüt Kelebeği”nde. Yazarın bunun dışında yayımlanmış iki kitabının yanı sıra akademik çalışmaları da bulunuyor. Alıcı ile kitaplarını, yazın hayatını ve edebi amaçlarını konuştuk.

devamını okumak için tıklayınız

Başıboş Bir Yolculuktan Notlar – Fernando Pessoa

Ardında edebiyatın her alanından binlerce sayfalık eserler bırakmış, 20. yüzyılın en kendine özgü yazarı-şairi Fernando Pessoa’dan (1888-1935) bir güldeste, tanımayanlar için tanışma vesilesi… Pessoa’nın gözde temaları olan “düşünmek/hissetmek”, “düşlemek/yaşamak”, “dış/iç” karşıtlıkları, “kendiyle ben arasındaki mesafe”, Tanrı, teozofi, mitler, yitim duygusunun sürekliliği gibi kavramlar etrafında dolanıp duran kısa metinler, cümleler, dizeler… Baştan sona ya da atlayarak okunabilecek, Pessoa’nın şiirli felsefesinin tek bir cümlesiyle günler geçirmeye imkân tanıyan bir seçki…

devamını okumak için tıklayınız

Sinekli Bakkal, Halide Edip Adıvar

Sinekli BakkalSinekli Bakkal, Halide Edip Adıvar’ın romanıdır. İlk olarak İngilizce The Clown and His Daughter, (Soytarı ile Kızı) adıyla 1935 yılında Londra’da yayımlanmıştır. Türkçe olarak ilk defa 1935 yılında Haber gazetesinde bölümler halinde basıldı. Daha sonra 1936 yılında kitap olarak basılmıştır. 2006 itibariyle 37. basımı yapılmıştır.
“Tekrar tekrar basılan Sinekli Bakkal’ın, okuru en çok çeken yönü II. Abdülhamit döneminin İstanbul’unu, her zümreden insana yer vererek anlatmasıdır. Ne var ki Adıvar bir dönemi yansıtmakla yetinmiyor sadece; amacı yalnızca belli bir tarih dönemindeki yaşamı canlandırmak değil, aynı zamanda bu insanların yaşamı dolayısıyla genel bazı siyasal ve toplumsal sorunlarla ilgili düşüncelerini

devamını okumak için tıklayınız

‘Edebiyata Destek’te gizlilik kalkacak mı?

Tartışmalarla başlayan ve Türkiye’de ilk kez uygulananan devletin “edebiyata destek” projesinde son aşamaya gelindi. Bakanlıkça oluşturulan seçici kurul tarafından, toplam 463 bin TL destek verilmesi kararlaştırılan ve isimleri gizli tutulan 40 yazar, yapıtlarını tamamlayarak yıl sonunda yetkililere teslim etti. Öncesinde eserlerin 20 Kasım’da teslim edileceği duyurulmuştu, ancak öğrenildiğine göre yazarların isteğiyle süre uzatıldı.

devamını okumak için tıklayınız

Şefler Nasıl İktidara Geldiler (Tarih Öncesinde Politik Ekonomi) – Timothy Earle

Şefler Nasıl İktidara Geldiler? Şeflikleri inceleyerek, politik iktidarın doğasına ve sosyopolitik karmaşıklığın evrimine dair temel sorulara yanıt vermeye çalışıyor. Northwestern Üniversitesi Antropoloji Bölümü Profesörü Timothy Earle, şefliklerin temel dinamiklerinin devletlerinkiyle esasen aynı olduğunu ve devletlerin kökeninin, şefliklerin ortaya çıkışı ve gelişimine bakılarak anlaşılabileceğini savunuyor.

devamını okumak için tıklayınız

Tek tıkla 1 milyon makale

Milli Kütüphane, araştırmacıların daha verimli tarama yapabilmelerini sağlamak için makale arşivlerini tek tıkla ulaşılabilecek elektronik bir ortamda birleştirdi.

Milli Kütüphane Başkanlığı, “1923’ten Günümüze Makaleler” adıyla başlattığı projeyle, 5 bin dergideki 1 milyona yakın bilimsel makaleyi tek bir ara yüzden taranabilir hale getirdi. Proje vesilesiyle araştırmacılar, yazar, makale, konu, dergi adı gibi filtrelemelerle verimli bir şekilde aradığı kaynağa ulaşabilecek.

devamını okumak için tıklayınız

“Kendimi yok edeceğim ya da yeniden doğacağım” Albert Camus

Yaklaşık beş yıldır, inandığım, yaşadığım şeyi bizzat ben eleştiriyorum. Aynı düşünceyi paylaşanlar hedef olduklarını sanıyor ve bana çok güceniyorlar; ama hayır, ben kendimle savaşıyorum, kendimi yok edeceğim ya da yeniden doğacağım, hepsi bu.

devamını okumak için tıklayınız

“Kendimi herkes gibi yaşamaya, herkese benzemeye zorladım. ” Albert Camus

Yıllar boyunca herkesin ahlakına göre yaşamayı istedim. Kendimi herkes gibi yaşamaya, herkese benzemeye zorladım. Kendimi ayrı düşmüş hissettiğim zaman bile, bütünleşmek için öyle davranmak gerektiğini söyledim. Ama bütün bunların sonunda felaket geldi. Şimdi kalıntılar arasında dolaşıyorum, kuralsızım, tereddütler içindeyim, yalnızım ve bunu kabullenerek, tek oluşuma ve kusurlarıma boyun eğdim. Tüm yaşamımı bir nevi yalan içinde yaşadıktan sonra — bir doğru yaratmak zorundayım.

devamını okumak için tıklayınız

“Yalnızca doğruyla ve doğru için yaşayabilseydik…” – Albert Camus

Doğruyla ve doğru için yaşanacak. Önce, ne olunduğu gerçeği. İnsanlarla anlaşma içinde olmaktan vazgeçmeli. Olanın gerçekliği. Gerçeği aldatmaya kalkmamalı. Özgünlüğünü ve güçsüzlüğünü kabul etmeli. Bu özgünlüğe göre bu güçsüzlüğe kadar yaşamalı. Merkezde, en sonunda saygı duyulan varlığın sonsuz güçleriyle yaratım.

devamını okumak için tıklayınız

This site is protected by WP-CopyRightPro