Uzun Bir Adam?ı Hatırlamak? – Öznur Özkaya

İzmir?de düzenlenen kaçıncı Uluslararası Şiir Sempozyumu?ydu anımsayamıyorum. Can Yücel Sokağı?ndaki Miko?nun da yeni açıldığı dönemlerdi. Etkinlik bitimi akşam şairlerin ve okurların buluştuğu Miko?da, rakının eşlik ettiği şiirsel sohbetler dolduruyordu mekânın atmosferini. Bana uzak masalardan birinde, masaya mesafeli oturup şeyleri duymaya çalışan İlhan Berk?i ilk ve son kez görüşümdü. Bu anla ilgili hafızamı zorlamamı sağlayan; Atlas?ı, Pera?yı ve elbet Uzun Bir Adam?ı yeniden okumam gerektiğini hissettiren şey; İlhan Berk?in 1975 ? 2005 yılları arasında

Birbirlerine İlham Veren 13 ‘Edebi Çift’

Simone de Beauvoir - Jean-Paul SartreYazarları yalnızlığı seven insanlar olarak düşünürüz pek çoğumuz. Onlarda öyle bir deha vardır ki bu deha onları yalnızlaştırır, diğer insanlardan bir adım önde olmak, sosyal becerilerini köreltir. Eğer yazarın evli olduğunu veya bir sevgilisi bulunduğunu öğrenirsek, bu sefer de partnerinin edebiyatla ilgilenmeyen biri olduğunu varsayarız. Sevgilisinin bambaşka ilgi alanları vardır ve bu durum yazarı özgür kılar, gereksiz rekabeti veya kıskançlık krizlerini önleyerek, yazarın evde huzur bulmasını sağlar.

Fakat The Guardian’ın 2007’de yaptığı ve Huffington Post’un bir kez daha gündeme getirdiği derleme,

Diktatoryal Bir Masal ve Dananın Kuyruğu – Mehmet Ercan

şu milletin çektiği akılsız baştan gelir.

kopacaksa kıyamet işsizle, açtan gelir.

kıçı baş yaparsanız başı hapise mahkum,

pisliklerin cümlesi inanın kıçtan gelir.

Bir varmış, bir yokmuş; evvel zamanda değil, yakın zamanda geçer bu masal.

?Melodiyle Örülü Bir Sınıf? – Mehmet Özçataloğlu

Okullar kapandı, sınıflar boşaldı sanıyorsunuz değil mi? Böyle düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Asıl eğitim şimdi başlıyor. Yaz aylarını en iyi şekilde değerlendirsinler diye çocukları kurstan kursa koşturacağız şimdi. Tek amacı sene sonu yapılacak genel sınavlara hazırlamak olan eğitim sisteminin boşluklarını bu şekilde doldurmaya çalışacağız. Neden? Çocuklarımız daha iyi,

‘Kırmızı Fare’de Pazarcık – Mehmet Söğüt

Francis Bacon, ”İntikam vahşi bir adalettir?? der. Aslında Bacon, adaletin olmadığı yerde müdahaleci olmamız gerektiğini söyler. Nitekim olan da budur. Bu isyankârlığımızın temelinde, son yüz yıl değil, bin yıllık bir süreç yatar.

Kaçan, göçen, görüldüğü yerde öldürülen ve her türlü adaletsizliği yaşayan bir kavmin çocuklarıyız. Öldürülmüş, acıtılmış, zehirletilip iğdiş edilmişiz

Kış Uykusu’nun havasında yüzde 30 Çehov varsa, yüzde 70 de Sabahattin Ali mevcut!

kış_uykusuHerkes Çehov’dan esinlendiğini söylese de Kış Uykusu ile herhangi bir Çehov eseri arasında somut bağlantı yok. Film, Çehov’dan çok Sabahattin Ali öyküleriyle yakın bir ilişki kuruyor.

Nuri Bilge Ceylan’ın sinemamız adına tarihi bir zafere imza atarak Cannes’da Altın Palmiye kazanan filmi Kış Uykusu’nun, yönetmenin önceki çalışmalarıyla karşılaştırıldığında önümüze çok daha

Doğa?nın karar ânı

Hakan Bıçakcı yeni kitabında, metropol tekinsizliğine bu defa bir kadının gözünden bakıyor. Rekabetin, teşhirin, güzel ve mutlu görünmenin baskısını Doğa’yla resmediyor.

Her insan yaşamının bir yerinde, nasıl yaşayacağına, daha doğrusu nasıl yaşamayacağına, yani kim olacağına karar verir ve o karar ânı, beklenildiği gibi çok büyük bir olayın ardından da olmaz genellikle. Yıllarca süren terapi seanslarında bile

Eksik evler kitabı: Terk Divanı – Ömer Turan

babam
ah sözleri gencecik olan babam
senin ve ölümün oğluyum

Mesut Aşkın?ın kısa bir süre önce Chiviyazıları Yayınevi?nden çıkan ? Terk Divanı? nı okuyorum.

Heybetli bir duygu yoğunluğuyla ve yer yer dağınık düşüncelerle şiirler içinde yolumu ararken dibe kadar çöktüğümü fark ediyorum. Priamos?un

Bohemler sanayileşirse…

Ali Artun’un “Kültür İşçileri ve Prekarite” alt başlığını taşıyan kitabı, insanlığın ilk dönemlerinden itibaren var olan sanat ile emek, sanat ile sanayi arasındaki karşıtlıkları ve her iki kavramın da işlevsel farklılıklarını tarihsel tartışmalar ışığında ortaya koyarak ilerliyor.

?Aslında sanat ve emek birbirine karşıt şeyler. Emek, amaçlı, yararlı, işlevsel, bilinçli ve akla dayalı bir iş; oysa sanat tam aksine,

Brecht, Lukacs ve Bloch?un izinde

Prof. Dr. Onur Bilge Kula bu kitabında Marksist literatürün önemli düşünürleri Bertolt Brecht, Georg Lukacs ve Ernst Bloch?u konu ediniyor.

Onur Bilge Kula, Türkiye?nin en üretken akademisyenlerinden biri. Gerek ilgilendiği konuların çeşitliliği gerek bu konular hakkında ürettiği sayısız kitap ve makaleyle dikkat çeken, üreten ve aktaran bir isim Kula. Bu üretken akademisyenin son ‘büyük’ kitabı ise geçtiğimiz ay

Kafkaesk olan gerçek ve politiktir!

Dünya edebiyatının sıra dışı yazarlarının başında gelen Franz Kafka, bundan tam 90 yıl önce, 3 Haziran’da hayatını kaybetti. 41 yıllık ömrüne 40’tan fazla eser ve onlarca mektup sığdıran Kafka’ya Milliyet Kitap olarak saygı duruşunda bulunalım istedik. Hayatına göz atan ‘usta işi’ bir yazıyla…

?1883?te doğan Franz Kafka, Çekoslovakya?nın Prag kentinde yerleşmiş, anadili Almanca olan

Bir yolunu bulmaya çalışmanın romanı; “Deliduman”

Emrah Serbes?in yeni romanı “Deliduman” vazgeçmemenin, öyle ya da böyle bir yolunu bulmaya çalışmanın romanı. Yalnızca bu yönüyle bile okunmaya değer.

Şu günlerde, sene-i devriyesini idrak ettiğimiz Gezi direnişi, hemen herkesin hayatına, bir yerinden dokundu. İstanbul ya da taşra fark etmez, Gezi Parkı?ndan yükselen ruh her yere, herkese sirayet etti. Kimi hayatının

Page 258 of 940