Kürt aydınlanma tarihinden portreler: Erebê Şemo

“Kürtlerin Rönesansı” diye nitelendirebileceğimiz dönem, Kürt edebiyatına dair üretimlerin de doruk noktasına ulaştığı SSCB’de gerçekleşmiştir. Erebê Şemo(Şamilov) da bu dönemin en önemli Kürt aydınlarındandır. Erebê Şemo, 1897 yılında o dönem Çarlık Rusya’sı işgalinde olan Kars’ın Susuz köyünde doğdu. Şemo, çocukluk ve gençlik yılları büyük sıkıntılar içinde geçmesine rağmen eğitimine devam eder. Demiryolunda çalışırken Bolşeviklerle tanışır ve onlarla ilişkilerini geliştirir. Ardından Kızıl Ordu’ya katılır ve 1917 Ekim devriminde aktif rol alır.

‘Acının tarihi yazılacaksa eğer…’

“Ya ölümüne tevekkül ya ölümüne başkaldırıdır işçinin seçeneği.”

1965 madenci direnişinin öyküsünü bir madencinin kaleminden okuyoruz, kitabın ismi “Kömür Tutuşunca”. Erol Çatma, Zonguldak Ereğli Kömür İşletmesinde yıllarca emek işçiliği yapmış biridir, aşinasıdır kömürün karasına. “1965 yılının Mart ayında, Zonguldak kömür havzasında büyük ve şiddetli bir madenci isyanı yaşanır.” Direnişin öyküsünü yazmak için çıktığı yol, direnişin isimsiz kahramanlarına adanmıştır.

Aziz Nesin ile yapılan söyleşi ilk kez yayımlandı

Aziz Nesin’le ilgili yayımlanmamış bir kitap kaldığına inanmam zordu. Onun yüz yaşının eşiğinde Yüksel Pazarkaya’nın yaptığı nehir söyleşi yayımlanınca umutlandım. Belki, başka kitaplar da vardır arşivlerde. Pazarkaya’nın yirmi beş yıl önce yapılmış söyleşi kitabının gecikmesi ses aygıtlarından kasetlerden konuşmaları yazıya geçirmenin zorluğu yüzünden. Eski bir radyocu olan Pazarkaya anlaşılan bu konuda epey titiz davranmış.Konuşma çeşitli tarihlerde, çeşitli ortamlarda sürmüş.

Arthur Miller’in Cadı Kazanı 45 yıl sonra yeniden sahnede

Tiyatro Tatavla’nın üçüncü oyunu Cadı Kazanı, Tatavla Sahne’de. Arthur Miller’in iki kez beyazperdeye de aktarılan oyunu Cadı Kazanı, 45 yıl sonra ilk kez İstanbullu tiyatroseverlerle buluşacak.
Amerikalı dram yazarlarından biri olarak kabul edilen Arthur Miller, 1952’de kaleme aldığı Cadı Kazanı oyununda, McCarthy dönemini, Salem’de cadı olmakla ve şeytanla işbirliği yapmakla suçlanan insanların idam edilmeleriyle anlatmıştı.

‘Erikler Çiçek Açınca: Nurhak’ı Hatırlamak’ ve Tom Joad’un hayaleti

68 kuşağıyla -ve tabii THKO’yla- ilgili birçok anı ve tanıklık kitabı yazıldı. Ancak geçtiğimiz ay Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan “Erikler Çiçek Açınca: Nurhak’ı Hatırlamak” beni en çok etkileyenlerden oldu. Tuncer Sümer’in anlattığı hikaye, yazarlarının da belirttiği gibi, ‘kendinin de içinde olduğu bir ortak tarih’. O ortak tarihte yanılgılar, umut, dostluk ve cüret bir arada. “Erikler Çiçek Açınca: Nurhak’ı Hatırlamak”, daha güzel ve adil bir dünyanın mümkün olduğu inancının insanı her durumda.

Dişil ütopya eril distopyaya karşı

İçinde yaşadığımız dünyanın keskin ve yalın bir analizini arıyorsanız, Kadınlar Ülkesi’ni de çoktan okuduysanız, Bizim Ülkemiz’i kaçırmayın.

Ütopyalar insanlığa duyulan inancın bir ifadesidir çoğu zaman. Bir ütopya kaleme alan yazar öyle ya da böyle insanlığa dair, insanlığın daha iyisini gerçekleştirebileceğine dair bir inanç barındırıyordur içinde. Ve muhtemelen insanlığın neden daha iyisini gerçekleştirmeye bu derece hevessiz oluşunu anlamaya çalışıyordur içten içe. Distopya yazarı için ise bunun tam tersi geçerlidir: O insanlığın içinde iyiliğe dair bir potansiyel taşıdığına inanmaz, aksine yarının bugünden daha da kötü olacağını öngörür.

Karikatürist Carlos Latuff: Erdoğan başlıbaşına bir karikatür

Karikatürist Carlos Latuff: Erdoğan benim ilham perim
Brezilyalı ünlü çizer Latuff, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘başlıbaşına bir karikatür’ olduğunu söyledi…

Dünyanın tamamında olan bitene hâkim görünüyorsun. Gündemini nasıl seçiyorsun?
– Değişiyor. Bazen haberleri okuyarak, bazen okurların tavsiyeleriyle, bazen kişisel olarak ilgi alanıma giren bir şeye denk gelmemle.

Bir Parmak Bal – Ian McEwan

1970’ler, İngiltere. Cambridge mezunu, genç ve güzel Serena Frome, MI5’ta memur olarak işe alınır. Fakat bir süre sonra, Serena’nın edebiyat merakına güvenen patronları, onu Soğuk Savaş’ın kültürel cephesinde savaşması için görevlendirirler: Serena’nın görev alacağı “Bir Parmak Bal” adındaki operasyonun amacı, Sovyetler Birliği ve diğer sosyalist ülkelere karşı tavır alan, geleceği parlak genç bir İngiliz yazar adayı keşfetmek, sonra da ona burs sağlayıp yükselmesini sağlamaktır. Yazar böylece farkında olmadan İngiliz istihbaratına ve anti-komünist propagandaya hizmet etmiş olacaktır.

Soğuk hava vücudumuzu nasıl etkiliyor?

Aşırı soğuk hava vücudumuz üzerinde nasıl etkide bulunuyor?
İnsan vücudunun yapısı aşırı soğuk iklim koşullarıyla baş etmeye uygun değildir. Çoğumuz, hava sıcaklığının sıfırın altına nadiren düştüğü ılık ve tropik iklimde yaşıyoruz. Kutuplardaki aşırı koşullara uyum sağlamış topluluklar da var: Kanada’nın Arktik bölgesindeki Eskimolar ya da Rusya’nın kuzeyindeki Nenetler gibi. İnsan zekâsı soğuğa dayanmasını sağlayacak giysiler üretmesini sağlamış olsa da, kutup ikliminde hayatta kalmanın yolu, zorunlu olmadıkça o korkunç soğuktan uzak durmaktan geçiyor.

Erkenci misiniz yoksa akşamcı mı?

İnsanların sabah erkenden kalkıp güne rahat başlamasını ya da yataktan sürüne sürüne çıkmasını belirleyen şey ne?
Hayatım boyunca sabahları erken kalkmaktan nefret etmişimdir. Okula zamanında gideyim diye babam bacağımdan çekip çıkarırdı beni yatağımdan. Sabah zil sesini duyar duymaz midem bulanmaya başlar, ancak öğlene doğru bir şeyler yiyebilirdim.
Geceleri ise durum farklı. Geç saatlere kadar kalıp çalışabilirim. Yeter ki güne erken başlamayayım.

Zaman Makinesi – H. G. Wells

Wells’in ilk olarak okul gazetesinde yayınladığı bir öyküden hareketle kaleme aldığı kısa romanı Zaman Makinesi, 1895’ten beri bilimkurgunun önde gelen eserlerinden biri oldu. Hem geleceği hayal etmek hem de biliminsanının karakterini göstermek adına derin saptamalarda bulunan, politik göndermelerle yüklü bu distopya, hâlâ gerçekleştiremediğimiz bir fantezinin peşinden yıllardır sürüklüyor bizi. Volkan Gürses’in Türkçeye çevirdiği Zaman Makinesi’nin bu yeni baskısı, roman tarihi ve H.G. Wells üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan akademisyen Patrick Parrinder’ın önemli makalelerinden biriyle zenginleşiyor.

Yapay zeka insanlığın sonu olacak korkusu gerçekçi mi?

Giderek artan sayıda bilim insanı, mühendis ve sanatçıların söylediklerine inanırsak ‘zavallı et ve kemik yığınlarına’ yani insanoğluna acımak gerekiyor.
Profesör Stephen Hawking de insanoğlu tam anlamıyla zeki bir aygıt ya da yazılım geliştirdikten sonra neler olacağı konusunda endişelenen uzmanlar listesine katıldı.
Hawking’in korkusu, yapay zekânın insanoğlunun sonu anlamına gelebileceği.

Kalp acısı öldürür mü?

Aşırı stres ve üzüntü gibi duygu yoğunluğunun ölüme yol açabileceği söyleniyor. Bu olgunun tıp literatürüne girmesi neden bu kadar uzun sürdü?
1986’da 44 yaşındaki bir kadın Massachusetts Hastanesi’ne kaldırıldı. Gün boyunca bir şeyi yoktu; ama akşamüstü göğsünden sol koluna doğru yayılan yoğun bir ağrı hissetti. Bu kalp krizinin temel belirtilerinden biriydi; ama kadının ne herhangi bir kalp ve damar hastalığı, ne de kalbinin etrafındaki atardamarlarda pıhtı oluşması vardı.

Diş ipi çürümeyi önler mi?

Diş ipi diş çürümesini önler mi? Claudia Hammond, bu soruya net yanıt vermemizi sağlayacak verilere sahip olmadığımızı söylüyor.
Diş hekimine gittiğinizde size sorulan sorulardan biri “Dişlerinizi iple de temizliyor musunuz?” sorusudur. Dişlerimizi günde iki kere fırçalamanın yanı sıra diş ipiyle temizlememiz tavsiye edilir. Peki, bunun yararları konusunda elimizde net bilgi var mı?

İmgeci sosyalist şiir ve artistik realite – Serkan Engin

İmgeci sosyalist şiire göre, şiir, poetik imgelerin, bir ya da daha çok izlek etrafında, metinsel bütünlük oluşturacak şekilde örgütlenmesidir. Bu tanımdan da çıkarsanabileceği gibi, imgeci sosyalist şiire göre, Şiir’in temel birimi poetik imge’dir. Çünkü Şiir, doğal dil (gidimli dil) içinde şair özne tarafından geliştirilen özerk bir üst dildir (metalanguage). Bu da poetik imgeler aracılığıyla, doğal dilin sözdiziminin (sentaks) bilinçli olarak bozulup özgün bir dizgeyle yeniden kurulmasıyla oluşturulur. Şiir’e dair tüm diğer teknik unsurlar (mecaz, benzetme, tevriye, kinaye, kişileştirme, uyak, cinas, aliterasyon, asonans, vs…), Şiir’in biçimsel öğeleri olarak poetik imgenin yardımcı unsurlarıdır (Özdemir İnce, bunların bazılarını “tâli imge” diye tanımlar, ama ben bu tanıma katılmıyorum.)