Dilin Çalışma Sesi – Roland Barthes

Dilin Çalışma Sesi Roland Barthes’ın 1964-1980 yılları arasında kaleme aldığı edebiyat, dil ve gösterge üzerine yazıları bir araya getiriyor. Meşhur ‘Yazarın Ölümü’ başlıklı denemesinin de yer aldığı bu “eleştirel denemeler” ilk kez Türkçe’de yayımlanıyor.

Yazı’nın ve yazın’ın büyük ustası Roland Barthes’tan yolları çatallanan bahçede yürümek isteyen okurlar için. (Tanıtım Bülteninden)

devamını okumak için tıklayınız

Suat Derviş?i artık gotik biliriz! – Oylum Yılmaz

?Bu ev muamma ve güzellik dolu? Loş sofalara, alçak tavanlı geniş salonlara, sonra bu sofaları ve salonları dolduran eski yeni, büyük küçük bütün eşyaya sinmiş garip bir efsun var. Öyle bir şey ki asabı, mefkureyi, muhayyileyi sarhoş ediyor. Tatlı bir uyuşukluk içindeyim.?

İnsanı tatlı bir uyuşukluğa sürükler evet, ama ev tekinsizdir. Eşyaya, odalara, sofalara sinmiş garip bir efsun, asabı sarhoş eden bir efsun dolanır etrafta. İnsanlardan,

devamını okumak için tıklayınız

Dracula?dan öte bir Stoker – Burcu Arman

Bram Stoker?ın Kayıp Günlüğü, günlüklerden çıkan notlar ışığında; yazarın kişiliğine, hayatına, ilgi alanlarına ve hatta takıntılarına tutulan bir ayna gibi.
Yazar günlükleri her zaman heyecan verici değil midir? Eserlerini çok sevdiğiniz bir yazarın, yalnızca kendine yazdığı satırları okumak. Sanki gizlice onun çalışma odasına sızıp masasının üzerindeki notları karıştırıyormuşçasına hınzır bir heyecan! Neyle karşılaşacaksınız? Ne umuyorsunuz?

devamını okumak için tıklayınız

Haw – Kemal Varol

Belaydık. Bitirimdik. Tuttuğumuzu koparırdık. Bazen ödlek kedilerin peşine düşerdik. Nefes nefese kaçacak bir delik ararlardı. Bazen de sokak sokak gezer, “Ne geçiyon la burdan,” diye korkuturduk yabancıları. Betleri benizleri atardı. Onların deyişiyle, itin götüne girmiş gibi olurlardı. Sonuçta insanlarla aramızdaki mesafe açılır ve kimse bir şey vermezdi bize.

Onun adı Mikasa. Melsa’nın âşığı, uzun ince gövdesi,

devamını okumak için tıklayınız

Yeryüzüne Dayanabilmek İçin – Tezer Özlü

Neden yazılır? Dünya acılı olduğu için yazılır. Duygular taştığı için yazılır. İnsanın kendi zavallılığından sıyrılması çok güç bir işlemdir. Ama insan bir kez bu zavallılıktan sıyrılmayagörsün, o zaman yaşamı kendi egemenliği altına alabilir. İşte böylesi bir egemenliği bir iki kişiye daha anlatmak için yazı yazılır. (Ya da kendi kendine kanıtlamak için). Çünkü, insanın kişisel özgürlüğü, kendi dünyasına egemen olmasıyla başlar.

devamını okumak için tıklayınız

İç Dünyamdan Notlar – Paul Auster

Önceleri her şey canlıydı.
En ufak nesnelere pır pır çarpan kalpler bahşedilmişti…
Yaşamöyküsünü, Kış Günlüğü kitabında fiziksel varlığının gelişim süreciyle aktaran usta yazar Paul Auster, yukarıdaki cümleyle başlayan İç Dünyamdan Notlar’da da iç benliğinin dış dünya ile karşılaşma sürecindeki gelişimini anımsıyor.
Auster, bebekliğinde aydedeye bakışından, çocukluğunda kovboy filmlerinin yıldızı Buster Crabbe’e olan hayranlığından, dokuz yaşında yazdığı ilk şiirinden,

devamını okumak için tıklayınız

Dünya Nasıl Değişir – Eric Hobsbawm

Eric Hobsbawm bu kitabında okurlara, büyüleyici ve derinlikli bir Marksizm değerlendirmesi sunuyor. Marksizmin, Fransız Devrimi ve Alman felsefesine dayanan kökenlerini ele alıyor; Engels’in İngiltere’de İşçi Sınıfının Durumu’ndan Gramsci’nin Hapishane Defterleri’ne ve Komünist Manifesto’ya kadar Marksist düşünürlerle kilit önemdeki eserlerini değerlendiriyor, son yirmi beş yılda Marksizmin kaderinin tersine

devamını okumak için tıklayınız

Koşar Adım Bir Hayat Server Tanilli – Fevzi Karadeniz

“… Tanilli bize 1962 yılında ilk defa geldiğinde genç bir öğrenci idi. Sonra Türkiye’ye döndü ama, ilişkilerimiz devam ediyordu. Strasbourg da ise, artık ailemizin bir üyesi oldu.”
-Şirin Melikoff Sayar-

“Server Tanilli gibi demokrasi uğruna bedel ödemiş birinin Kürt sorunu konusunda daha duyarlı olmasını beklerdim.”
-Mahmut Polat-

devamını okumak için tıklayınız

Canım Aliye, Ruhum Filiz adlı kitaba dair Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali ile söyleşi – Serhan Yedig

Yazar Sabahattin Ali?nin eşine evlilik öncesi, kızına ise ölümünden birkaç yıl önce hapisten ve İstanbul?dan yazdığı mektuplar ?Canım Aliye, Ruhum Filiz? adıyla YKY?den yayımlandı. Müzikolog, yazar Filiz Ali, babasının kişiliğinin tüm boyutlarıyla kavranabilmesi açısından mektuplarının önemli olduğunu söylüyor ?Son mektuplarında çaresizliği, kuşatılmışlığı belirgin şekilde görülüyor? diyor.

devamını okumak için tıklayınız

Marksizm ve Hukuk – Hugh Collins

Liberallerin amentüsüne dönüşen “hukuku üstünlüğü” gerçekten de o kadar “üstün” mü? Eğer öyleyse bu dokunulmaz zırhın meşruiyetini sağlayan nedir? Komünizm hukukun ortadan kalkması mı demek?

Marksistlerin hukukla ilişkisi her zaman sorunlu olmuştur. Yukarıdaki sorular bile Marksizm ile hukuk arasındaki ilişkinin esastan düşünülmesi gerektiğinin bir yansımasıdır. Hukuk alanındaki çalışmalarıyla tanınan ve halen Modern Law Review’ün editörü olan Hugh Collins, Marksist literatürde pek az ele alınmış

devamını okumak için tıklayınız

Felsefe Defterleri – V.İ Lenin

Lenin’in ilk kez 1929-1930 yıllarında Lenin Derlemeler’in dokuzuncu ve on ikinci ciltlerinde yayınkanmış ve 1933-1947 yılları arasında Felsefe Defterleri başlığını taşıyan ayrı bir cilt halinde birçok kez basılmış olna felsefi çalışmaları bu ciltte toplanmıştır. Bu malzemeler, sekizi 1914-1915 yıllarında doldurulmuş ve adlandırılmış olan on defterin içeriğini temsil etmektedir. Lenin’in bazı felsefe ve doğa bilimleri

devamını okumak için tıklayınız

Muazzez İlmiye Çığ’ın Hayatı

(*) Zaman
Ne kaygansın ey zaman!/ Akıp gidersin durmadan./ Ne başın var, ne sonun./ Ne rengin var ne şeklin./ Nesin sen, nesin sen ey zaman?/ Tutmak mümkün değil seni,/ Tutulamazsın, görülemezsin./ Nesin sen, nesin sen ey zaman?/ Fırtına gibi yıkıp dökersin./ Ama fırtına değilsin./ Kimine yaşam verir,/ Kimini yok edersin./ Bana gelince zaman:/ Yüzüme çizsen de yılların izini,/ Büksen de yine belimi dizimi,/ Şunu bil ki, ey zaman!/ Dokunamazsın sen,/ Yaşam dolu gönlüme hiçbir an!”

Ailesi Kurtuluş Savaşı sırasında göçmen olarak Çorum’a geldi. İlkokula Çorum’da başladı. Daha sonra ailecek Bursa’ya taşındılar; bu şehirde özel bir okul olan Bizim Mektep’te Fransızca ve keman dersleri aldı. 1926’da sınavla Bursa Kız Muallim Mektebi’ne girdi. 1931 yılında mezun oldu ve babasının da öğretmenlik yapmakta olduğu

devamını okumak için tıklayınız

This site is protected by WP-CopyRightPro