Edebiyat ve kitap sitesi insanokur.org - Part 407

Ezilenlerin Pedagojisine Giriş – Faiz Cebiroğlu

Çocuklarımızı nasıl yetiştirmeliyiz?
Çocuklarımızı; entellektüel (aydın, düşünme yeteneklisi), sosyal ve bireysel olarak, ?geleceğin sorumlu yetişkinleri? haline gelmeleri için, hangi tür pedagojiyle yetiştirmeliyiz? Çocuk yetiştirme alanında bizlere, sık sık, sorulan sorular bunlardır. Bu sorulara yanıt vermeden önce, pedagog / pedagoji nedir? Bunun üzerine, kısaca durmak istiyorum.

Her sözcüğün bir tarihi vardır. Her kavramın bağrında taşıdığı bir anlam, bir siyaset, bir felsefe bir psikoloji var, bu açıktır. Pedagog sözcüğü de, tarihsel olarak, Grekçe?den (Yunanca) ?paidagogos? tan gelmektedir. ?Paidos?, çocuk, ?agos? da, rehber, yol gösteren anlamına geliyor. Eski Grek?te (Yunan), asillerin çocuklarını, evden okula, okuldan da eve götürüp/getiren köleye/kölelere ?paidagogos? deniyordu. Okullarda,

İsmail Beşikçi – Derleyenler: Barış Ünlü, Ozan Değer

İsmail Beşikçi, Türkiye’de ?düşünce özgürlüğü? sorununun simgesidir. 1970’lerin başından bugüne dek kitaplarına, yazılarına sürekli dava açıldı, on yedi yıl hapiste yattı.
İsmail Beşikçi, Türkiye’de Kürt sorununun ?tabu? oluşunun da simgesidir. Kürt sorunuyla ilgili öncü çalışmaları, onun hep ?mahkemelik? olmasına ve üniversitede barındırılmamasına yol açtı.
Barış Ünlü ve Ozan Değer’in emeğiyle ortaya çıkan bu kitaptaki yazıların bir bölümü, İsmail Beşikçi’nin -veya onu aşk ve hürmetle sevenlerin yıllarca verdiği adla ?Sarı Hoca?nın- kişiliğiyle ilgilidir. Kitabın geniş bölümünü ise, onun eserinin ilhamıyla, Kürt sorununun farklı dönemleri, farklı bağlamları üzerine yazılar oluşturuyor. Kürt sorununun aynasında Türkiye’de demokrasi, insan hakları, üniversite sorunlarını tartışan yazılar da

Bir ABD Projesi Olarak AKP – Merdan Yanardağ

Gücünü kendini iktidara taşıyan iç dinamiklerden çok, Batı’dan, ABD’den, daha kapsayıcı bir kavramla ifade edersek eğer, emperyalizmden alan AKP’yi inceleyen bu kitap, aslında 2000’ler Türkiye’sinin de bir öyküsüdür.

Batı’ya yaslanarak iktidar alanını genişletme stratejisi izleyen AKP’yi ortaya çıkaran ekonomik, tarihsel, toplumsal ve uluslararası koşullar; bu partinin ideolojik-politik kaynakları; örgütsel yapılanması; entelektüel ortamda yaşanan liberal kirlenme; Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri; AKP, AB ve küreselleşme karşısında aydınların ve solun tutumu; toplumsal ve entelektüel planda yaşanan akıl tutulması; aydın ihaneti;

Çokkültürlü Toplumlarda Eğitim (Türkiye ve İsveç’ten Örnekler) – Annika Rabo, Fatma Gök, Marie Carlson

Marie Carlson, Annika Rabo ve Fatma Gök tarafından derlenen ve İsveç ve Türkiye’den birçok akademisyen tarafından kaleme alınmış makalelerden oluşan Çokkültürlü Toplumlarda Eğitim: Türkiye ve İsveç’ten Örnekler adlı bu çalışma, ‘çokkültürlü’ olarak kabul edilen Türkiye ve İsveç’ten örneklerle, çokkültürlülük kavramına çeşitli örgün ve yaygın eğitim deneyimlerini irdeleyerek katkıda bulunmayı amaçlıyor. Kitabın yazarları hem eğitim ideolojisi ve pratiğini hem de eğitim kurumları ve eğitim ortamlarındaki

Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen ve Cemaat – Nedim Şener

Cemaat mi?, Hareket mi, Örgüt mü? Fethullah Gülen Hareketi (FGH), Gönüllüler Hareketi (GH), F Tipi yapılanma ya da Fethullahçılar ne derseniz deyin, cemaatin en önemli sorunu şeffaflıktır. Demokrasilerde -yasalara aykırı olmadığı sürece- hiç kimse, kimsenin örgütlenme hakkına karışamaz ve herhangi bir hareket veya faaliyet etrafında toplanmasına engel olamaz.
Fethullah Gülen 10 bin kilometre uzaktan Pensilvanya’dan yaptığı “Elimde olsa mezardan ölüleri kaldırıp evet oyu verdirirdim.” açıklaması ile Türkiye’de Anayasa değişikliğinin kaderi değişebiliyorsa, ne kendisi ne de cemaati şeffaflık taleplerine kayıtsız kalamaz. Çünkü o artık bir ülkenin kaderi üzerinde etkisi olacak noktaya gelmiş demektir. Demokrasi üzerinde yeni bir ?vesayet’ kurumu mu yoksa bir iyilik hareketi mi olduğuna şeffaflaştıkça karar verilecektir.

Kontrgerilla ve Ergenekon’u Anlama Kılavuzu / Ergenekon’da Kim Kimdir? (Kırk Katır Kırk Satır 1-2) – Ahmet Şık, Ertuğrul Mavioğlu

Ergenekon operasyonlarının ?Avrupa Birliği yoluna girmiş, demokratikleşmeyi önüne hedef koymuş bir Türkiye’de? kontrgerillanın sorgulanması, yargılanması ve tasfiyesi anlamına geldiğini düşünenler fena halde yanıldılar.
Ergenekon operasyonlarının darbelerle hesaplaşmak demek olduğunu ve darbecilerin TSK’nın direnişine rağmen tasfiye edildiklerini düşünenler de yanıldılar.
?Tüm kötülüklerin anası? Ergenekon’un hareketsiz kılınması sonucunda artık faili meçhul cinayetlerin, provokasyonların, menşei devlet olduğu herkes tarafından bilinen karanlık eylemlerin son bulacağını ve bu ülkeyi yönetenlerin hiç değilse kendi yasalarına saygılı davranacaklarını zannedenler yanıldılar.
Kısa süre içinde görüldü ki, ?Ergenekon’ adı verilen bu operasyonlar, kâh emekli generalleri gözaltına alarak, kâh toprağa gömülü kimi silah depolarını açığa çıkararak,

Zihin Emeği Kol Emeği (Epistemoloji Eleştirisi) – Alfred Sohn-Rethel

Kafa ve kol emeği arasındaki bölünmenin köklerinin dayandığı gerçek tarihsel ânı nasıl ortaya çıkarabiliriz? İçine sıkışmış olduğumuz, insan ve makine, toplum ve bilim arasındaki karmaşık ilişkiler ağını çözmeye nereden başlayabiliriz? Zihin Emeği, Kol Emeği işte tam da bu sorulara yanıt arıyor: Marxist altyapı-üstyapı ilişkisini ele alıyor, bu ilişkiyi sağlam bir temele dayandırmak için meta üretimine dayalı toplumlarda metanın biçimsel bir analizine girişiyor ve Marx’ın siyasal iktisat eleştirisine bilime ve bilmeye dair geleneksel kuramların eleştirisini ekliyor.

Kemal Okuyan ve Değer Yasası – Suat Kamil Aksoy

(Bu yazı bir önceki yazımızın [bakmak için tıklayınız] kendisini yeterince anlatamıyor olduğu düşünülerek hazırlandı. Yazının giriş bölümü bir öncekiyle aynı oldu. Bu sefer değer yasasını daha anlaşılır biçimde ele aldığımızı düşünüyoruz. Değer, eşitlik ve mülkiyet kavramlarını ise daha sonra ele alacağız.)

Engels, Lenin, Stalin bir kaç başlıkta eleştirimize maruz kalmışlardı. Onların neredeyse tüm hayatlarını adadıkları konularla ilgili bazı yanılsamalar içerisinde bulunduklarını ilan etmemiz aslında çok önemli de değil. Hayatta değiller ve kendilerini düzeltme şansları yok. Stalin’in çevresinden gördüğü basınca rağmen bilimle bağını koruma konusundaki direncine hayran olmamak elde değildir. Çözümü ortaya koyamasa bile sorunu dile getirmiştir ve muhtemelki Marks’tan sonra doğruya en yakın yerde o durabilmiştir. Büyük bir ülkenin lideridir, insanlığın kapitalizmi aşma adına giriştiği en büyük pratiğin sorumluluğunu

Parçalanmış Bellek – İdil Ceren Bozkurt

Bellek, kişinin kendisiyle, kendi varlığı ile mücadelesinde ve dış dünyanın karşısındaki güçsüzlüğü ile şekillenir veya parçalanır. Bu parçalanmayı hem geçmişe yönelik yolculuk hem de toplumsal hayatın kendisi daha da geliştirir. Hatırlanmak istenmeyen anılar bazen zorla bazen de tesadüfî olarak karşımıza çıkar. Pürüzsüz görünen bellek bir anda tuzla buz oluverir ve bu parçaların her biriyle, yani kişi kendi kendisiyle, deneyimleriyle, varlığıyla tekrar yüzleşmek durumunda kalabilir. Bunun farkına varmak için tuzla buz olması gerekir mi? Gerekebilir. Birçok kimse tekdüze, sıradan, olağan yaşamında

Şermin – Tevfik Fikret

Şermin, yaklaşık yüz yıl önce yayımlanmış bir kitap. Tevfik Fikret’in son eseri. Aradan geçen yıllara ve anlayış değişikliklerine karşın, neredeyse bugün yazılmış gibi şiirler. İlk yayımlanışından bugüne hemen her kuşakta iz bırakmış, şiir ezberlemenin “ezbercilik” sayılmadığı yıllarda yer ettiği belleklerde yaşamaya devam etmiş. Eskimiş ama lezzeti de bu özelliğinde gizli güzel çocuk şiirleri…

“Yaprakları kıvır kıvır;
O da ayrı bir güzellik.
Boy bos, boyun ipincecik;
Hem güzel hem de nazlıdır.

Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi – James Joyce

Joyce?un yarı-otobiyografik romanı Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi, genç Stephen Dedalus?un bir sanatçı olabilme arzusuyla, hayal gücünü boğan ve yaratıcılığını sindiren kiliseye, okula ve topluma başkaldırışını anlatıyor. 20. yüzyıl edebiyatında bir devrim yaratan ve edebiyatın yarınına damgasını vuran Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi, yetişkinliğe henüz varmamış genç bir adamın gözüyle dünyayı göstermesi ve bilinç akışı tekniğinin en yetkin ilk örneklerinden biri olmasıyla da edebiyat tarihinin en önemli eserleri arasında sayılmaktadır.

Joyce?un edebiyat tarihindeki yerini yok sayamayız. Hattâ ?Joyce?dan önce ve

Marksizm ve Modernizm (Lukacs, Brecht, Benjamin ve Adorno Üzerine Tarihsel Bir İnceleme ) – Eugene Lunn

“Modernizm ile Marksizmin eskimiş diye görülüp saldırılara uğradığı bir zamanda, Eugene Lunn’un bu iki akımın en yaratıcı etkileşim yıllarını ele alan zengin ve ayrıntılı çalışması, her ikisinin de hâlâ önemli bir gizligüce sahip olduğunu hatırlatıyor bize. Marksist estetik tartışmalarına değin bundan daha güvenilir ve titiz bir kılavuz isteyemezdik.”
Martin Jay

“Zekâyla ve kılı kırk yaran bir özenle yazılmış olan bu kitap, birbirinin çağdaşı dört eleştirmeni tarihsel bağlama oturturken, Marx’ın bölük pörçük haldeki estetiğine ve modernist sanata dair derli toplu ve sağlam bir inceleme sunuyor.

JOHN BELLAMY FOSTER

Marx?ın Ekolojisi (Materyalizm ve Doğa)
Kapitalizmin Malileşmesi ve Kriz
Savunmasız Gezegen / Çevrenin Kısa Ekonomik Tarihi
Emperyalizmin Yeniden Keşfi

Murat Balköse

Gönüllülük ve Kölelik Üzerine

Gerçek – Emile Zola

7 Ağustos 1902-15 Şubat 1903 arasında Paris’te Aurore’da tefrika edilen Gerçek, Zola’nın Quatre Evangiles (Dört İncil) dizisinin üçüncü kitabı olan yapıt, doğrudan doğruya Dreyfus olayına bağlıdır; Simon-Dreyfus kahramanlarından Gorgias-Esterhazy kahramanlarına kadar bu olayın serbest uyarlamasıdır.
Yapıttaki temel karşıtlık hiç kuşkusuz geleceğin güçleriyle karanlıkçılığın çatışmasıdır.
Sürekli mücadeleye mahkûm cesur eğitimciler ya da kurbanlar, aynı zamanda kurnaz, entrikacı, güç ve paraya susamış açgözlü, sapık insanlar dikkat çeker.
Kitabın en önemli özelliklerinden biri, kamuoyunun ve özellikle de eskiden itaatkâr ya da bağnaz, yobaz olan kadınların daha sonra aktif ve bilinçli insanlara dönüşümüdür. Dolayısıyla Zola bir mesaj vermiştir: Halka gerçeği göstermek gerekir.

Kökünü Arayan Çınar – Ahmet Sırrı Özbek

“Kökünü Arayan Çınar” adlı bu kitaptaki öyküler, 50 yıllık bir zaman dilimi içinde (1937-1987) acının coğrafyasından sürgüne gönderilerek yok edilmeye çalışılan, hep var oldukları halde, hiç yokmuş gibi gösterilen, onca zulme, haksızlığa ve adaletsizliğe muhatap olan, onca acılar yaşayan, yok sayılan mazlumların yitik hayatlarından birer kesit sunmakta. (Tanıtım Yazısı)

Hatırlıyor musun ey Fırat! – İsmet Demirdöğen
(25/02/2011 tarihli Radikal Kitap Eki)
Bizimkilerin bir bölümü ?Menfi? derlerdi kendilerine, doğdukları topraklardan sökülüp atılmalarını anlatırken. Daha mı az acı verirdi bu tanımlama, yoksa üzerlerinde odaklanan sorgucu bakışlardan mı kaçarlardı böyle diyerek bilmiyorum. Ancak kim bilir belki de

Mektuplar 1957-2008 / Batı Kültürü Önünde Hiçbir Saplantım Yok – Ferit Edgü,Yüksel Arslan

“Mektuplar 1957-2008 / Batı Kültürü Önünde Hiçbir Saplantım Yok” adlı bu kitapta bir yazarla bir çizerin mektupları yer alıyor. Başka bir deyişle bu kitap iki yazar-çizerin kitabı. Yazarın, resme olan düşkünlüğü kadar, çizer de yazına düşkün. Her ikisi de, ilk gençlik yıllarından beri kitap hastası, kitap kurdu. Daha ilk tanışmalarından itibaren (İstanbul 1955) sanatla ve yazınla olan ilgileri benzerlik göstermiş, aynı kitapları okuyup aynı soruları sormuşlar. Bugün, yarım yüzyıl sonra, benzemezliklerinde bile birbirlerinin benzeri olup çıkmışlar. Bakın Yüksel Arslan 1996’da ne yazmış?

Sevgili Edgü=Arslan,
Geçen gün (13.05.96) Galeri’de çok korktum. Bu ünlü otoskopi hotoskopi olgusuna maruz kalacağımı beklemiyordum. Michêele ve Selçuk’la konuşurken, bir an, salonun dibinde, 7-8 metre ötemde, birini gördüm ve kendi kendime dedim ki: “Bu benim.” Kendime doğru yaklaşırken, 3-4 metre kala,

Bilal Nergizli

Göstermek ve Gösteren Kendimi Göstermek

İrfan Kuş

?Açımlama? ve ?Yorumsama? Bilimi Hermeneutik Üzerine

Berivan Kaya

Yazarın Yazıları
Varoluşsal tutunma ve öldüren ?olağanüstülük?
Nobakov?un edebiyattaki fikirsizliğine sağlam bir yanıt: Ötekileştirilen Ben?den hortlayan ÖTEKİ
Aylak Adam?ın nihilizme uzayan arayışı
Şarap Kâsesinde Kutsanan Yeni Ahlak: Yozlaşma
“Evrensel İyilik” Birlik ve Ter Damlası
Şehirler ağladığında, yüreğe düşen çığlık
 “Savaş İnsanlığa Yakışmıyor
Yazarların Markalaşma Serüveni ve Kokuşmanın Olağanlaştırılması
 Şarkısı Unutulmayacak “Zirve” Romanlar 
Gerici pasifliğin aşka yamandığı roman: Aşk
“Şeytan” Komünizm ve “Melek” Gürsel!
Kötülüğe övgüye doğalcı yaklaşım: Yeşil Peri Gecesi