Şehir ve Marksistler – Dinçer Demirkent

Müstehzi bir ağabeyim tarafından anlatılan, belki yaygın olarak da bilinen bir fıkrada eylemden dönen iki militanın sırtlarını gecekondularla gökdelenleri ayıran duvara dayayıp sigara tüttürdüğü andaki diyalogları şöyleydi: ?-Yoldaş, devrimden sonra bu gökdelenleri ne yapacağız?? Diğeri biraz düşündükten sonra şu yanıtı verir: ?-Yıkıp gecekondu yapacağız?. Bu fıkra her fıkrada olduğu gibi bir haksızlığı içermekle birlikte bir gerçekliği de göstermektedir; şehir bir çatışma içerir, emek sermaye çelişkisi fabrikalarda, süpermarket kasalarında, bankalarda olduğu yoğunlukta binaların,

Serdar Çekinmez’in yeni romanı “Tayyare” Yitik Ülke Yayınları’ndan çıktı

Fransa’da yaşayan genç yazar Serdar Çekinmez, “Tayyare” adlı ilginç ve sürükleyici romanıyla Yitik Ülke Yayınları’nda. Oldukça neşeli ve sürprizlerle dolu kitaplara imza atan genç yazarın daha önce “Hatice” adlı bir romanı daha aynı yayınevince yayımlanmıştı. Çekinmez’in “Tayyare” adını verdiği yeni kitabında, zengin olma hayalleriyle gittiği Şikago’da, işyerindeki seksi dilberin ayak oyunlarına kurban giden karakter Peyami, kendini kapının önünde buluverir. İşten atıldığı yetmezmiş gibi, bir süre sonra yabancı diyarlarda ırkçı aşağılamalara maruz kalan kahramanımız bu durumu kendine hiç yediremez. Türkiye’ye geri dönmeye karar verir ancak

Zamanıdır, Zamanı gelmenin… – Tomris Sakman, Tayfun Topraktepe

“Yeni biz söz dizimi lazım Cüneyt bana. Sıkıldım öznenin her zamanki yerinden, gizlenmesinden, saklanmasından. Varlığından ayrı, yokluğundan ayrı. Yüklemler özne olsun, sevmekler dolaşsın caddelerde, ?seviştim?ler konuşsun ?nefes almıştım?larla, hep birlikte bizi yapsınlar, biz yapsınlar. Eyleyen biz olmayalım. Bir sevişmek gelsin, bütün zamanlarda çeksin bizi, Esra?yla beni. Eylem zamanı geçti, gelmez bir daha; özne de yok zaten.”

Yaşadıklarımızın içinde hiç beklemediğimiz bir anda bizi başka farkındalıklara taşıyacak gizli ipuçları vardır. Günlük hayatın sıradanlığı,

Tanrılar Pek Nadir Bahşederler – Aysel Sağır

?Şans ne yazık ki sevdiklerine karşı bile hiçbir zaman fazla cömert davranmaz. Tanrıların bir ölümlüye, ölümsüz bir iş başarma fırsatını bir defadan fazla bahşettikleri pek nadir görülür…?

Yıldızın Parladığı Tarihsel Anlar?da, Stefan Zweıg, rutinin, geniş zamanların dışına çıkıp, sadece bir karar an?ına odaklanıyor. Söz konusu karar an?larında neler oluyor? O an?da kafasından geçenleri karara bağlayan kişi neye dokunuyor? Yanıt olarak insanlığın önünde açılan yeni boyuta demek basit kaçacak. Her şeyden önce tarif edilemeyecek denli önemli olan

“Birikim, Bugün, Ütopya” Tarık Şengül’le Röportaj: Zeynep Ceren Eren – Ebubekir Aykut

1 Mayıs Taksim Savaşları, TEKEL işçilerinin çadırları, Cansel Malatyalı’nın terk etmediği İMO binası önü ve AVM’ler, AVM’ler, AVM’LER. Ve benzeri onlarca örnek. Mekan ile siyaset arasındaki ilişki bugün bize ne söylüyor? Bu ilişki bugünün kenti açısından ne anlam ifade ediyor? Artan ve yoğunlaşan metalaşma sürecini mekan ve siyaset bağlamında nasıl düşünebiliriz? Belki de en önemlisi, bu çerçevede ne tür toplumsal muhalefet olanaklarından söz edilebilir? ODTÜ Siyaset Bölümü ve Kamu Yönetimi Öğretim Üyesi Tarık Şengül ile kent, siyaset ve muhalefet üzerine konuştuk.

Asi Şehirler Asimetrik İlişkiler – Kansu Yıldırım

Geçtiğimiz yıllarda Kuzey Afrika?da, Kıta Avrupa?sında ve Atlantik?in diğer yakasında ABD?de patlak veren eylemler, ekonomik, siyasi ve toplumsal yapıda ciddi kırılmalara ve geçişlere neden olmuştu. Bu eylemlerin birbirine yakın tarihlerde ve benzer gerekçelerle başlaması dışında, ortak bir kritik noktaları daha bulunmaktaydı: Kitlesel düzeyde öfke halinin boşaltılması ve belirli mekânların işgali. Öyle ki, İspanya?daki harekete ?öfkeliler? (Indignados), New York?ta ve Londra?daki eylemlere ?işgal et? (Occupy) isimleri konmuştu. Madrid?de Puerto del Sol Meydanı, Kahire?de Tahrir Meydanı, Barselona?da Plaza de Catalunya, Londra?da Londra Borsası önü,

Antonio Negri’nin Sürgün adlı kitabına dair – A. Kadir Şahin

?Mazoşist değilim; bir şeyler inşa etmek için illa ki yoksunluk çekmek gerektiğini iddia edecek değilim. Aslında, hapishane ve yaşamın geri kalanı arsında öyle ciddi bir fark olduğunu düşünmüyorum. Yaşam, onu inşa etmediğiniz sürece; yaşamın seyri özgürce kavranmadıkça bir hapishanedir.?
Yaşamı, bu denli öznelliğin kendini yeniden ve her an kurması olarak gören düşünür Antonıo NEGRi?nin ?SÜRGÜN? adlı kitabı Monokl Yayınevi tarafından okurla buluşturuldu.

Çağın Ruhunu Yakalamak için Lefebvre – Cihan Özpınar

Evvela bir manzara çizmeye çalışalım: Türkçe yayın dünyasının bilhassa ?teori? ile ilgili alanındaki büyük gediklerinden bir tanesinin, bir yazarın düşünce dünyasını belirli bir kontekste oturtamama olduğunu söyleyebiliriz. Her dönemde bir takım düşünürlerin yükselişlerine ve düşüşlerine şahit olunur. Bu biraz yazarın ortaya koyduğu eserle ilgili olmakla birlikte, daha ziyade o eserin, yazıldığı zamanın ruhunu yakalayıp yakalayamadığıyla da alakalıdır. Yükselişte olan yazarları Türkçe yayın dünyası, kendinden büyük ve küçük diğer yayın dünyaları gibi göz ardı edecek değildir,

Mekan ve İktidar – Soner Torlak

2001 yılında Kartal Cezaevi’nde ölüm orucunda yaşamını yitiren Sibel Sürücü’nün ailesi, her yıl ölüm yıldönümünde, Tokat’tan İstanbul Başakşehir’e gelip Sibel’i ziyaret ediyorlardı. Bu yıl da böyle yapacaklardı. 22 Nisan’daki ölüm yıldönümünden birkaç gün önce, dayısı Şenol Budak Sibel’in mezarını temizlemeye, toprağına su vermeye geldiğinde mezarı yerinde bulamayacaktı. Zengin egemen arsızlığının son zamanlardaki prototipi Ali Ağaoğlu’nun bölgedeki gecekonduları yıkarak inşa etmeye başladığı My World Europe evlerinin görüş alanına giren mezarlık bir gecede ve haber verilmeksizin başka bir yere taşınmıştı.

Aforizmalar X – Mehmet Ercan

rüzgârın gölgesi yoktur.

***

söz ateştir külle örtülemez.

***

yıldızların fısıltısını duymak için
buluttan bir kulağa,
ay?dan bir yüreğe ihtiyaç vardır.

Cunda Öyküleri – Hazırlayan: Kadir Aydemir

27 yazarın kaleminden ?Cunda Öyküleri?
Bu kitapta birbirinden farklı, ama oradan geçen, kimi zaman denize değen, kimi zaman adanın boş sokaklarında gezinen Cunda öykülerini bir arada bulacaksınız. Ada meraklıları ve deniz tutkunları için edebiyatta yepyeni bir yolculuk fırsatı… Pek çok yazarın kaleminden birbirinden farklı zamanlarıyla, farklı sularıyla düşlenmiş aynı ada: Cunda Adası…

Öteki Defterler – Nâzım Hikmet

Nâzım Hikmet’in 1938’de İstanbul Tevkifhanesi’ndeyken kullandığı defterler, Piraye’ye yazılmış mektupların olduğu sandıkta bulundu. Nazım’ın yeni defterlerinde bulunan dört anlatı parçası ‘Öteki Defterler’ adıyla 2008 yılının Eylül ayında okurlarla buluştu. Memet Fuat arşivi düzenlenirken, Piraye’ye yazılmış mektupların bulunduğu sandıktan çıkan, yarım kalmış ve bugüne kadar hiçbir yerde yayımlanmamış roman ve hikâye parçalarıyla dolu defterlerden 160 sayfalık yeni bir Nâzım Hikmet kitabı hazırlandı. Piraye’nin 5 Mart 1938 tarihli mektubunun görseliyle başlayan kitapta ‘Orası’ adlı yarım kalmış bir roman, kitapta yüz sayfalık bir bölüm oluşturuyor.

Page 407 of 933