Markopaşa ‘Toplatılmadığı zamanlar çıkar’ veya ‘Yazarları hapishanede olmadığı zamanlar çıkar.’

Markopaşa haftalık mizah dergisi; Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Şerif Hulusi, Rıfat Ilgaz ve Mustafa Mim Uykusuz?un yazarlığını yaptığı 1946 yılında yayın hayatına başlayan Türkiye basın tarihinin en yüksek tirajlı yayınlarından biridir. Sabahattin Ali başyazarlığını, Mustafa Mim Uykusuz da çizerliğini üstlenmiştir.
O dönemlerde adeta ana muhalefet gibi etki gösteren derginin yazarlarına karşı birçok dava açılmış, kimi sayılar toplatılmış ve hatta dergi ismindeki Paşa kelimesinden dolayı zamanın “Milli Şef”i İsmet Paşa ile alay ediyor diye kapatılmıştır.

devamını okumak için tıklayınız

Medya ve Savaş Yalanları / Gerçekler Nasıl Karartılıyor – Lenora Foerstel

Günümüzün siyasal-toplumsal yapısını kavramak açısından medya neden bu kadar büyük bir önem taşıyor? Medya, hükümetle birlikte yönetici sınıf rolünü oynar. Peki bu rolün gerçekleşmesinde kullanılan entrikalar nasıl yaşama geçirilir? ABD medyasının büyük başarısı olarak sunulan “Watergate Soruşturmaları”nın sulandırılması ve gerçeklerin örtbas edilmesinde ABD medyası nasıl kilit bir rol oynadı? ABD medyasının öve öve göklere çıkarttığı Haitili “özgürlükçü din adamı” Aristide, iktidara geldikten sonra

devamını okumak için tıklayınız

Kütüphanede Bir General – İtalo Calvino

İtalyan öykü ve roman yazarı İtalo Calvino, Kütüphanede Bir General adlı öyküsünde kütüphaneyi, askerleri dönüştüren bir özne yapar. Askerlerin hüküm sürdüğü Panduria ülkesinde ordunun itibarını zedeleyen kitaplar olduğunun fark edilmesi üzerine, General Fedina yönetiminde bir komisyon, tüm kitapları incelemek için ülkenin en büyük kütüphanesine girer:

?Görev dağılımı yapıldı. Her bir teğmen belli bilgileri öğrenmek, tarihin belli bir dönemi üzerine çalışmakla görevlendirildi.

devamını okumak için tıklayınız

Sadrazam Eşek adlı masal – Aziz Nesin

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, bir zamanlar memleketin birinde bir padişah varmış. Bütün padişahlar gibi memleketin birindeki bu padişahın da, kendi zamanına göre, çalgıcı ve çengilerden çifter çifter, beşer onar odalıkları, cariyeleri, uşakları, dalkavukları ve daha falan filanları varmış.
Memleketin birindeki bu padişah, her zaman ve her yerdeki padişahlar gibi, açılış törenlerinde bulunmak, geçit resimlerinde selam vermek, başkalarının yazdığı nutukları okumak,

devamını okumak için tıklayınız

Honoré de Balzac’ın günlük çalışma rutini

Balzac?ın yazma programı acımasızcaydı: Akşam 18:00?de hafif bir yemekten sonra yatmaya giderdi. Gece 01:00?de kalkıp yedi saatlik bir süre için yazı masasına otururdu. Sabah 08:00?de doksan dakikalık bir şekerleme molası verir, sonra 09:30?dan 16:00?ya kadar fincan fincan koyu kahve eşliğinde çalışmaya devam ederdi (bir tahmine göre günde 50 fincan kahve içiyordu). Balzac 16:00?da bir yürüyüşe çıkıyor, banyo yapıyor ve günlük döngünün yeniden başlayacağı 18:00?e kadar ziyaretçileri kabul ediyordu.

devamını okumak için tıklayınız

Tarihsel Gelişmenin Düzensiz Karakteri ve Sanat Sorunları – Karl Marx

6. Maddi üretimin eşitsiz gelişmesi ve, örneğin, sanatınki. İlerleme kavramı alışılagelmiş soyut biçimiyle anlaşılmak gerekir. Modem sanat, vb.. Bu oransızlık somut toplumsal ilişkiler içinde, örneğin, eğitimde olduğu denli önemli ve an­laşılması güç değildir, örneğin kültürde. Birleşik Devletlerin Avrupa?yla ilişkileri. Ancak, burada tartışılması gerekli ger­çekten güç nokta, üretim ilişkilerinin hukuksal ilişkiler ola­rak bu eşit-olmayan gelişmede nasıl yeraldığıdır. Örneğin Roma yurttaşlık yasasının (bu, ceza hukukunda ve kamu hu­kukunda daha az böyledir) modem üretimle ilişkisi.

devamını okumak için tıklayınız

Kapitalizm, Yoksulluk ve Türkiye’de Sosyal Politika, Prof. Dr. Ayşe Buğra

“Prof. Dr. Ayşe Buğra’nın Kapitalizm, Yoksulluk ve Türkiye’de Sosyal Politika kitabı, yoksulluk sorununun evrensel ve yerel görünümlerini bünyesinde barındıran bir çalışma. Kitapta, yoksulluk konusu kapitalizmin gelişim sürecinde ortaya çıkan yaklaşımlardan hareketle değerlendiriliyor ve ülkemizde yoksullukla mücadele, Cumhuriyet döneminde uygulanan sosyal politikalar analiz edilerek ele alınıyor.
İlk bölümden başlayarak kitabın arka planında, kapitalizmle birlikte var olan yoksulluk sorunu, birbirine karşıt iki sosyal politika anlayışı ve bu anlayışların temel temaları

devamını okumak için tıklayınız

Ekin Sapı Devrimi – Doğal Tarıma ve Doğal Hayata Giriş

Masanobu Fukuoka, doğal tarım hareketinin Japonya’daki önemli sözcülerindendir. Bu eşsiz eserinde, temel aldığı hayat felsefesi ve alçakgönüllü bilgeliğiyle, doğal hayat, doğal tarım ve doğal beslenme üzerine bize engin bir deneyim sunuyor. Japonya’nın küçük bir köyünde 60 yıldır sürdürdüğü doğal tarım yöntemiyle, doğanın kendini ve insanı nasıl onarabildiğini bütün açıklığıyla göz önüne seriyor.

Modern tarımın yok edici etkilerini tersine çeviren 60 yıllık bu doğal tarım çiftliğinde, 1950’den beri toprak sürülmüyor.

devamını okumak için tıklayınız

Kulelerde Bayraklar – Anton Semyonoviç Makarenko ‘Kusurlu olan insanlar değil, aralarındaki ilintilerdir’

Kulelerde Bayraklar, yalnız dünün değil, bugünün de büyük öyküsüdür. Potansiyel suçlu olarak görülen, sokak çocuklarının yeteneklerinin açığa çıkartılarak özgüvenli insanlar haline getirilmesi ve Sovyet toplumuna kazandırılmasının öyküsü. Ünlü Sovyet eğitimcisi Makarenko’nun, kendi disiplinlerini ve hukuklarını kendileri belirleyen, kendi kendilerini yönetmeyi öğrenen, çalışmayı bir angarya değil de insani bir zorunluluk ve zevk olarak görmeyi öğrenen 1 Mayıs Kolonisi’ndeki gençlerin yaşamı dile getiriliyor kitapta. Bugün bütün dünyada,

devamını okumak için tıklayınız

Günaha Son Çağrı -Nikos Kazancakis “Bu kitap bir hayal hikayesi değildir, mücadele eden herkesin itirafıdır.”

Günaha Son Çağrı -Nikos KazancakisYabancı dile en fazla çevrilen Yunanlı yazar olan Nikos Kazancakis, Nietzsche’den etkilenmiş ve yazılarında dini tutuculuğu sorgulamıştır. Ve bu nedenle Rum Ortodoks Kilisesi’nce dinden afaroz edilmiştir. Nikos Kazancakis 1954 yılında yazdığı Günaha Son Çağrı (O Telefteos Pirasoms) adlı romanı için ölümünden önce şöyle yazmıştı: ‘Bu kitabı yazmamın nedeni mücadele eden insana ulu bir örnek vermek isteyişimdir… Bu kitap mücadele eden herkesin itirafıdır. Yayınlamakla ödevimi yaptım: alabildiğine mücadele eden,

devamını okumak için tıklayınız

“Ne çok acı var!” – Yılbaşı Ağacı ve Düğün – Fyodor Dostoyevski

dostoyevskiGeçen gün bir düğün gördüm…Fakat hayır! Size bir yılbaşı çamından söz etsem daha iyi olacak. Düğün harikaydı. Çok beğendim. Fakat diğer olay daha da güzeldi. Düğünün neden yılbaşı çamını hatırlattığını bilmiyorum. Olay şöyle oldu:
Tam olarak beş yıl önce, yılbaşında iş dünyasının önemli bir adamının verdiği bir çocuk balosuna davet edildim. Çok tanıdığı, geniş bir çevresi ve gizli aşk entrikaları olan bir adamdı. Dolayısıyla, çocuk balosu sadece ebeveynlerin bir araya gelip, kendilerini ilgilendiren iş konuşmaları için masumane ve tesadüfi olarak düzenlenmiş gibiydi.

devamını okumak için tıklayınız

Emperyalizmin En Ölümcül Silahı Demokrasi Yalanı – William Blum

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana bize Batılı güçlerin komünizm tehdidi altında bulunan ve diktatörlükle yönetilen ülkelere demokrasi “ihraç etmek” için onurlu ve saygın bir mücadele verdiği söyleniyor. Bu yanılgı tamamen ortadan kalkmadıkça, insanlar emperyalizmin dünya çapında yol açtığı acıları kavramadıkça, bu canavar asla durdurulamaz.

Emperyalizmin gerçek yüzünü, onun en son kurbanlarından biri olan Muammer Kaddafi,

devamını okumak için tıklayınız

This site is protected by WP-CopyRightPro