‘Teselliler’e Dair – Ceylan Koryürek

Gördüklerimizden derin izler bırakan her acı bizde ölümü yaratır.
Ölüm karşısında duyguların ölümsüz olması yaşamdır.
Dostumu nasıl teselli ederim acısı yüreğimi dağlarken, düşmanımı nasıl paylaşamazken, yurduma nasıl teselli olurum gördüklerimden acı çekerken.
Son noktayı koyan sevdiklerimizin ölümü, hayatla yırtıcı bir hayvanla karşılaşmış gibi yüzleşmedir. Acı paramparça eder insanı oysa ölen sevdiklerimiz acı çekmemizi istemezlerdi. Yukarıdaki metinler Seneca?nın Teselliler adlı kitabına adanmıştır.

Seneca MÖ yaşamış stoacı büyük bir filozoftu. Stoacı filozoflar ?Çevrelerinde sevdikleri acı çeken insanlara? tesellileri kaleme almaktan hoşlanıyorlardı.? (s12) İmparator Claudius, Seneca?yı Korsika?ya sürgüne yolladı orada Teselliler başlıklı üç inceleme yazdı.

Sarı Yazma – Rıfat Ilgaz

Rıfat Ilgaz’ın bu romanı, adını Karadeniz’in emekçi, çalışkan kadınlarının simgesi olan sarı yazmadan almıştır. Ilgaz’ın çocukluk yıllarını geçirdiği Cide’ye dönüşüyle başlayan Sarı Yazma da bu topraklara aittir. Çok küçükken ayrılmak zorunda kaldığı, ama hiçbir zaman unutamadığı memleketi, yazarı geçmişine götürür. Sarı Yazma’da çocukluğunu, öğrenciliğini, zorluklarla geçen öğretmenlik günlerini, aile yaşamını, her türlü baskıyla engellenmeye çalışılan cezaevi ve sanatoryum arasında sürdürdüğü yazarlığını anlatır.

Rıfat Ilgaz’ın kendi yaşamı ekseninde Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı’ndan 1950’li yıllara kadarki politik yapısını ve

Yağmurcuk Kuşu / Kimsecik 1 – Yaşar Kemal

Kimsecik, ?dağları bekleyen? korkunun yıkıcı gücünün, üç kitaplık dev efsanesidir. Korku insanın benliğini parçalarken, bu insanlık durumundan büyük bir trajedi doğar. Ama çocuklar korkuya yenik düşmez, üstüne yürürler.

Üçlünün ilk kitabı Yağmurcuk Kuşu bir cinayetin yarattığı korkuyla şekillenir. Roman katliamların nedenleri ile sonuçları arasındaki ürpertici ilişkiyi açığa çıkarırken, bir yanıyla da bir köy çocuğunun masum ve cesur dünyasının nasıl belirdiğini ortaya koyar.

?Doğu dünyasının eşiğinden günümüzün

Che Guevara Şiirler – Ernesto Che Guevara

Che Guevara, tüm dünya halklarının sevgisini kazanmış bir devrimci önder olmasının yanında iyi bir komutan, devlet adamı, diplomat, doktor, şipşak fotoğrafçı, gezici kitap pazarlamacısı, vasıfsız işçi gibi kimlikleriyle çok boyutlu bir hayatın örneğidir. Bu kitapta Che Guevara’nın hiç bilinmeyen bir yanını, şairliğini sergilemek istedik.

Che Guevara, İspanyolca aslından yapılan çevirilerini sunduğumuz şiirlerini Guetemala’da bulunduğu 1953-54 yıllarında yazmış. Che’nin şiirleri Rimbaud’dan esinlenmeleriyle güçlü bir şiir yapısını ortaya koyuyor. Okumaktan keyif alacağınız, Che’nin bilmediğiniz bir yanını tanıyacağınız bir kitap.

NÜKLEER ÖLDÜRÜR!

BİTMEYEN BELA: NÜKLEER ENERJİ
BEKLEYEN FIRSAT: YENİLENEBİLİR ENERJİLER
İLK ADIM: RÜZGAR ENERJİSİ

BİTMEYEN BELA: NÜKLEER ENERJİ
Son günlerde yazılı ve görsel basın organlarında, Nükleer Santral yapımının tekrar gündeme alındığına dair haberleri kaygıyla izlemekteyiz. Ülkemizin sürüklendiği Nükleer Macera ve bir fırsat olarak yıllardır bekletilen Rüzgar Enerjisi konusundaki görüşlerimiz aşağıda bulunmaktadır.

Terk Edilen Enerji: Nükleer
Gelişmiş ülkelerin tamamı Nükleer Enerji Programlarından vazgeçerken,

Şiir Okunun Koşucusu: Nevruz Uğur – Müslüm Kabadayı

Şair, koşarken kuşanan kişidir. Hayatını kazanmak için koşarken sözcükleri birbirine koşarak imgeleri algılama alanımıza sürer. Dizelerle imgelem kurar ve maddenin ritmini seslere yedirir. O, koştuğu her yerden beslenir ama düş dünyasında ?yurtsuz?dur. O, sözcük evrenine hayatın tahtını kurandır.
Amik Ovası?na ?bir göçmen kuş? olarak gelip Asi?den su içip ovaya püskürten, tarladan ekin derleyip bakkalda çocuğunda beli bükülmüşüne kadar ?söz?ü taneleyip paylaşan Nevruz Uğur?un koşusuna, 1994?ten bu yana tanık olmaktayım. Onun biyolojik yorgunluğuna, fiziksel eksikliğine

Che Guevara – Chie Shimano, Kiyoshi Konno

“Her haksızlık karşısında öfkeden titriyorsan, o zaman sen benim yoldaşımsın!”
Ernesto Che Guevara

Arjantinli Marksist devrimci, politikacı, yazar, doktor, gerilla, yani Ernesto “Che” Guevara, kısaca Che Guevara ya da el Che, kısa hayatına çok şey sığdıran, inandığı doğrular uğruna mücadeleyi bırakmayan, dünya tarihinin en önemli kişiliklerinden biri.

Maddeci ve para hırsı ile dolu bir dünyada, emperyalizm zengini daha da zengin ederken, onun vizyonu ve idealleri düzene meydan okumaya ve ışık tutmaya devam etmektedir.

Guevara’nın, ölümünden sonra dünya üzerinde sosyalist devrimci hareketlerin sembolü haline gelmesi tesadüf değildir. İdeallere bağlı kalmanın, gelecek güzel günlere olan inancın

Doğruluk Kaygısı – Montaigne

montaigneDüşünce çatışmaları beni ne kırar, ne yıldırır, sadece dürtükler, kafamı çalıştırır. Eleştirilmekten kaçarız: Oysa ki bunu kendiliğimizden istememiz, gelin, bizi eleştirin dememiz gerekir: Hele eleştirme bir ders gibi değil de bir karşılıklı konuşma gibi olursa.

Biri çıkıp bizim düşüncemizin tersini söyledi mi, onun doğru söyleyip söylemediğine değil, doğru yanlış, kendi düşüncemizi savunmaya bakarız. Bizi düzeltmek isteyene kollarımızı açacak yerde, yumruklarımızı sıkıyoruz. Ama ben dostlarımın bana sert davranmasını istiyorum. Sen bir budalasın, saçmalıyorsun, desinler bana. Ben, dostlar arasında açık, yiğitçe konuşulmasını isterim; dostların düşünceleri neyse sözleri de o olmalı.

Kulaklarımızı öyle sert öyle kaba birer kulak yapmalıyız ki,

Bıyıklar Konuşuyor – Hasan Hüseyin Korkmazgil

“Bıyıklar Konuşuyor”, Hasan Hüseyin’in ilk baskısı 1971’de yayımlanan mizah öyküleridir.
… “Bıyıklar Konuşuyor”, Hasan Hüseyin’in mizah öykülerini topladığı üç kitabından biridir. İçindeki öyküler, hala güncelliğini korumaktadır. Çünkü Hasan Hüseyin’in tatlı tatlı aktardığı sorunların çoğu, şimdi de yaşanmaktadır.

1970’li yıllarda “Bıyıklar Konuşuyor”du, 1990’lı yıllarda da konuşuyor mu… karşılaştırması sizden…
(Arka Kapak)

Ses, Ses, Yalnız Ses – Furuğ Ferruhzad

Modern İran şiirinin en önemli şairlerinden Furuğ Ferruhzad?ın şiirleri bugün mutlaka ve mutlaka okunmalı.

“sokakta rüzgâr esiyor
buysa yıkımın başlangıcıdır
senin ellerinin yıkıldığı gün de rüzgâr esiyordu”

Made in Turkey – Hasan Hüseyin Korkmazgil

Made In Turkey (1970), Hasan Hüseyin’in mizah öykülerini topladığı kitaplarındandır. Ozan Hasan Hüseyin, 15 şiir kitabındaki toplumcu, gerçekçi yazın anlayışını bu öykülerinde de sürdürmektedir.
Made In Turkey, 1984’ün 26 Şubat’ında yitirdiğimiz ozan Hasan Hüseyin’in, özellikle genç kuşaklara, ozanlığı kadar, mizah dalındaki gücünü de göstermektedir.

Hidim – Özdemir Asaf

?Hidim?, Özdemir Asaf?ın, lise dönemlerinden itibaren başladığı şiir çevirilerinden oluşuyor. Asaf?ın şiir çevirilerini özgün kılan başlıca husus ise, şiirinde kullandığı kelimeleri çevirilerinde de tercih etmesi. Asaf?ın çevirdiği, Charles Baudelaire?in ?Çalarsaat? isimli şiirinden bir alıntı: ?Çalarsaat! Uğursuz tanrı, korkunç, duygusuz, / Parmağıyla ürkütür bizi ne der: Hatırla! / Yatışmayan acılar kalbine dola dola / Ergeç saplanacaktır amacına olumsuz; // Buharcana uçan zevk ufka doğru kaçacak / Tıpkı bir peri gibi kulisten geçip giden; / Her an bir parça yutar yaşama sevincinden / Ki herkese ömrünce dağıtılmış bir kucak. (…)?

Tanıtım Yazısı
Hidim ismi için, Seda Arun şöyle diyor;
“Bir yazarın ya da şairin ölümünden sonra ilk kez yayımlanacak eserini hazırlamak kadar,

Paris Komünü : 140. Yıl Kutlamaları – Prof. Dr. M. Şehmus Güzel

1871?den bugüne tam yüz kırk yıl geçti. Evet tam yüz kırk yıl oldu Paris Komünü?nün toplumsal mücadeleler ve siyasi tarihteki yerini alalı. Paris Komünü birçok açıdan deneyimler ve dünya kadar dersle doludur. Emekçilerin iktidardaki ilk adımlarından biri olarak o günlerden bugünlere birçok siyasi lideri, toplumsal mücadeleyi, siyasi partileri, işçi hareketini ve kadın hareketini etkiledi. Bu açılardan ve bilhassa bir yandan Paris?i kuşatan Prusya ordusuna karşı duruşuyla öte yandan Versailles?a kaçmak zorunda kalmış Fransa hükümetinin askerleriyle silahlı çatışmalarıyla 20. yüzyılın ihtilallerine öncülük etmiştir. İhtilaller tarihinde en önemli yerlerden birini almıştır. Dolayısıyla her yıl anılmayı hak ediyor. Her yıl anılıyor da. Her 28 Mayısta Père Lachaise Mezarlığı?nda

Kötülüğe övgüye doğalcı yaklaşım: Yeşil Peri Gecesi – Berivan Kaya

Yeşil Peri, sıvı kıvamında ağızdan tüketilen, öldürücü ve tehlikeli bir uyuşturucunun adı, romanın bir bölümünde bu şekilde anlatılıyor. Bu romana neden bir uyuşturucu adı verildiğini anlamak güç.
Ayfer Tunç Yeşil Peri Gecesi adlı yayımlanan son romanında insanın acılı yazgısında en önemli etkinin yaşadığı doğa ve çevre koşulları olduğu görüşünü öne çıkartıyor.
Felsefi alanda doğalcılık ya da natüralizm olarak adlandırılan bu düşünceye göre insan soyaçekimin(doğuştan gelenin) ve aile, arkadaş, toplum gibi yapılardan oluşan doğal çevresinin kurbanıdır; acılar çeken, zorluklar ve baskılarla karşılaşan insan adeta kötü olmaya, kötülük yapmaya, şeytanla anlaşmaya mahkûmdur.
Genetik ve çevresel-toplumsal koşulların insan yaşamında belirleyici olduğunu savunan doğalcı yaklaşımda insan iradesi bu koşulları ve yazgıyı

Çocuklara Ölümü Anlatmak – Faiz Cebiroğlu

Ölüm, gördüğünü bir daha görmemek oluyor. Çocuklara bunu anlatmak zordur. Çocuklara ölümü ve bunun yarattığı hüzün duygusunu işlemek, zordur. Türkiye?de bu, çok daha zordur.

Çocuk olarak, birisini kaybetmek, anne ya da babasını yitirmek, çocuklarda bir süreliliğine olsa da, dünyaya olan güvenlerini kaybetmeyi doğuruyor. Geçici de olsa, çocuklarda, dünyanın ?güvenilir? bir yer olmadığı durumu oluşuyor. Bu anlaşılır bir şeydir. Böylesi durumlarda çocuklara belirli bir profesyonel yardım ve ihtimam gerektirdiği açıktır.

This site is protected by wp-copyrightpro.com