Süryaniler – Yakup Tahincioğlu

Adeta tarih içinde bir yolculuk niteliğindeki bu kitap, yazar tarafından çok güvenilir kaynak ve belgelere dayanılarak son derece titiz bir çalışmayla yazılmıştır.
Ana hatlarıyla kitabın içinde:
5500 yıldır bu topraklarda yaşayan Süryaniler’in kökeni nereye dayanıyor, ataları kimler?
Türkiye’de ne kadar Süryani var?
Bu topraklara nereden gelmişler?
İnançları, kültürleri, gelenek-görenekleri nasıl?
Süryanicenin kaynağı neresi?
Osmanlı’dan önce, Osmanlı zamanında ve sonrasında yaşadıkları,
Azınlık olmayı neden hiçbir zaman benimsememişler?
Günümüzdeki gelişmelerle ilgili neler düşünüyorlar?

Devrimci Fotoğrafçı: Tina Modotti – Margaret Hooks ‘Fotoğraf, aşk ve devrim’

İtalya?da doğan devrimci fotoğrafçı Tina Modotti, yüzyılın en büyük fotoğrafçılarından biri olarak kabul ediliyor. Modotti?nin çektiği fotoğraflar, Meksika hayatına dair önemli birer yapıt olmalarıyla öne çıkıyor. ?Flor de Manita?, ?Woman With Olla?, ?Campesinos?, ?Bandolier, Corn, Guitar?, ?Reading el Machete?, ?Hands of the Puppeteer?, ?May Day March? ve ?Mother and Child?, Modotti?nin kariyerinin en önemli fotoğraflarından birkaçı. Hooks?un kaleme aldığı bu kitapta, Modotti?nin fotoğraf sanatındaki yaratıcılığının yanı sıra, politik kimliği ve özel dünyasıyla ilgili ayrıntılar da bulunuyor. Sanatçının fotoğraf çekmeyi öğrendiği Edward Weston?la ilişkisi, Meksika?da Diego Rivera, Frida Kahlo; İspanya iç savaşının efsane isimlerinden Vittorio Vidali, nam-ı diğer ?Kumandan Carlos?la ilişkileri,

“Antakya’nın Unutulmaz Öğretmenlerinden” Nihal ve Kamil Gülçat – Müslüm Kabadayı

Öğretmenler vardır, sadece görevlerini yapıp giderler; geride pek iz bırakmazlar. Öğretmenler vardır, her gününü oya gibi işlerler ve öğrencileri başta olmak üzere bulundukları yörenin halkının gönlüne taht kurup giderler. Onlar, zamanın soldurucu gücüne karşı belleklerde yaşamaya devam ederler. Birçoğu aramızdan ayrılmış bulunan, yaşayanların da 70-85 yaş diliminde olan öğrencilerinin belleklerinde derin izler bırakan Nihal ve Kamil Gülçat öğretmenler, öğrencilerinin torunlarının belleklerinde yaşıyorlar artık.

Başkente Dev/e Tanklarla Gireceklerdi – Sevda Kılıç

Ama olmadı!… Giremediler.
Çünkü recopun ordusuyla barikat kurulmuştu önlerine. Direnişçi Pervin Ana?nın söylediğine göre kişi başına beş polis düşüyormuş. Oysa çevredeki manzarayı izlediğimde, utanıp da engel gücü azaltmalarına rağmen kişi başına düşen polis sayısı sanırım yirmi civarında olmalıydı.

Peki ne istiyorlardı da barikatın önünde ilkel koşullarda bir haftadır hala direnmeye devam ediyorlardı. Çok insaniydi istedikleri. Genelde tüm insanlık, özelde ise ülkemiz insanı için daha yaşanılır bir çevre, sağlıklı bir doğa ana.

Habitus – Faiz Cebiroğlu

Fransız sosyolog Pierre Bourdieu ( 1930 ? 2002) insanların eylemlerini, davranış ve hareketlerini açıklamak için ?habitus? kavramını kullanır. Latince kökenli habitus, değerlerimiz, alışkanlıklarımız, gelenek, tutum, davranış ve duruşlarımız oluyor. Habitus, Kürt halkının mücadelesini anlamak ve kavramak için önemli bir kavram olduğunu düşünüyorum.

Bu alanda, ilerde, çalışma yapacak Kürt, Türk yazar ve araştırmacılara, hızlı bir şekilde, bazı ipuçlarını veriyorum.

Bourdieu?nun, sosyolojik alanda kullandığı kavramlar adeta iç ? içe geçmiş durumdadır: Habitus, Alan, Kapital ve Sempolik şiddet.

Alan, farklı pozisyonlar arasındaki nesnel ilişkiler ve bu ilişkiler arasındaki

Bala: Sovyetler yıkıldı Erivan’daki Kürt aydınlanması dağıldı

Kazakistanlı Kürt yazar Bariye Bala?nın ?Bir Demet Gül? ( Baqê gul) kitabı yayınlandı. Babasını Hitler faşizmine karşı verilen savaşta kaybeden Bala?ya göre Sovyetlerin yıkılmasıyla bölgedeki Kürt aydınlanması dağıldı ve şimdi sadece bireysel çabalarla sürüyor. Bala, Kafkaslar?da Kürt edebiyatının son durumunu ANF?ye anlattı.

Orta öğrenimini Azerice dilinde yaptıktan sonra Xaçatur Abuvyan devlet Pedagoji enstitüsü dil ve tarihi bölümünde okuyan Bariye Bala, Ermenistan?da uzun süre orta öğretim kurumlarında öğretmenlik, müdürlük ve müfettişlik yaptı. ?Dünyam? (Duniya min) kitabı burada yayınladı. 1989?da ise Ermenistan tarafından 50 bin Müslüman Kürt ile birlikte sürgün edilmesinden sonra Laçin göçünü ?Nereye Gidelim? (Kuda herim) adlı kitapta anlattı.

Klim Samgin’in Yaşamı 40 Yıl – Maksim Gorkiy ‘Devrim öncesi kırk yıl’

Klim Samgin’in Yaşamı 40 Yıl, Gorkiy’nin son ve en önemli, aynı zamanda üzerinde en çok tartışılan yapıtı. Kitap, 1870’li yılların ortalarından başlayarak 1917 Devrimi’ne kadar çelişkilerle, kavgalarla ve düşünsel çatışmalarla geçen dönemin, ruhsal ve entelektüel yaşamını ortaya koyuyor; zamanın barometresi sayılan, toplumdaki siyasal kamplaşmaları ve sınıf bilinci gelişimini çok kesin olarak yansıtan orta sınıf Rus aydın kesimine özel bir yer veriyor.
Maksim Gorkiy, 4 ciltlik romanına Klim Samgin’in doğumuyla başlar. Dönem 1870’li yılların Çarlık Rusyası’dır. Gorkiy, arka planda ülkenin durumunu, aydınların birey toplum ikilemi üzerine tartışmalarını, ön planda ise Klim’i ve içinde bulunduğu koşulları anlatır. Büyükleri taklit ederek beğeni kazanır küçük Klim.

Direnme Savaşı / Saygon Zindanlarında Mücadele – Nguyen Duc Thuan

Bu herhangi bir roman değildir. Vietnam zindanlarında Amerikan emperyalistlerine ve onların Saygon uşaklarına karşı verilen mücadelenin destanıdır. Faşizme karşı mücadelenin, zindanlarda da devam ettiğini göstermesi bakımından öğreticidir.
Yazar Nguyen Duc Thuan, 1956’da Saygon polisi tarafından tutuklandı. 1964’e kadar Poulo-Condor zindanlarının «kaplan kafeslerinden» birine kapatıldı. Bu yapıtında, cezaevinde kendisi ve tutuklu yoldaşları tarafından sürdürülen mücadeleleri ve oradaki yaşanıtıyı ayrıntılarıyla anlamakta. Aslında yankee danışmanlarca yönetilen, Saygon Rejimi tarafından kullanılan yöntemler üzerinde bizce bir fikir verirken, kendi türünde tektir bu yapıt.

Düşünümsel Antropoloji İçin Cevaplar – Loic J.D. Wacquant, Pierre Bourdieu

Günümüz sosyal bilim dünyasına damgasını vurmuş isimlerden biridir Pierre Bourdieu. İncelediği alanlar açısından büyük bir çeşitlilik gösteren eserleri, dünyanın dört bir yanında çeşitli disiplinlerden araştırmacıları etkiledi, etkiliyor.

Bourdieu’nün dünyasına genel bir bakış sunan bu kitap üç bölümden oluşuyor: İlk bölümü oluşturan giriş yazısında Wacquant, Bourdieu’nün bütün eserleri üzerine derli toplu, ama son derece derinlikli bir değerlendirme yapıyor. İkinci bölümde, Wacquant’la yaptığı görüşmelerde Bourdieu, sosyolog ve antropolog olarak entelektüel serüveninin adeta bir muhasebesini yapıyor. Çalışmalarını, kullandığı temel kavramları, -yapı, alan, strateji, habitus, kültürel sermaye, çıkar, illusio,

Sabahattin Ali´den Bir Namus Cinayeti Romanı – Süleyman Deveci

1903 yılında Aydın’da Kuyucak isimli bir köyü eşkiyalar basarlar. Bir karıkocayı öldürürler ve Yusuf isimli küçük bir çocuğu yetim bırakırlar. Ertesi gün olay mahaline ilgililerle birlikte ulaşan Kaymakam Salâhattin Bey yaptığı incelemelerden sonra öldürülen Etem Ağa’nın artık yetim oğlu Yusuf’u, çocuğu da ikna ederek yanına evlatlık olarak alır.

Kaymakam Salâhattin Bey’in eşi Şahinde Hanım tabi bu durumdan hiçte memnun kalmaz. Çocuğa onun yanında dahi, kızdığı anlarda ?köylü piçi? demekten çekinmez. Ailenin bir de Muazzez isimli kızı vardır.

Yusuf on yaşlarındayken okula başlar. Kısa bir süre

Peki Ya İnsanlar? – Özlem Pekcan

İnsanlarla dağ gelinciklerinin paylaştıkları bir dünyada, tastamam bizim dünyamızda, anlaşıldığı kadarıyla en az insanlar kadar ileri bir medeniyette yaşayan dokuz dağ gelinciğinin yaşam macerasının anlatıldığı bir kitap ?Meraklılar?.

Shamrock; bir dedektif. İlk büyük gerçeği, dağ gelinciklerinin dünyamıza nereden geldiklerini bulacak kadar iyi bir dedektif.

Budgeron ve Danielle, birbirini çok seven evli bir çift. Biri çocuk kitapları yazıyor, diğeri ise aşk. Bethany, sahil güvenlikte bir kurtarma gemisi kaptanı.

Monty ve Cheyenne, birisi çiftçi, diğeri ise Hollywood starı. Birbirlerine deli gibi aşıklar.

İlk Yılların Ekmeği – Heinrich Böll

İkinci Dünya Savaşı sonrası Alman yazarlarının en ünlülerinden biri olan Heinrich Böll, bu ünlü romanında, savaştan hemen sonra baş gösteren zor yıllardaki ekmek kavgasından bir kesit veriyor. Savaşın yıkıcı bir güçle sarsmış olduğu değerler ne olursa olsun, romanın baş kişisi, insanca yaşamak için zor yılları deneme, zorlama, üstesinden gelme çabası içindedir. Savaş sonrası Almanyasının yoksulluk ve güçlükler ortamında kendine nasıl bir yol seçecektir? Almanya’nın en bunalımlı dönemi ve bu ezici dönem içinde, bir şey istemeye, istemek için el uzatmaya alışmamış bir insanın var olma çabasıdır bu. “İlk Yılların Ekmeği” yazılış bakımından kısa tutulmuş,

Page 616 of 933