Cardenio – John Fletcher, William Shakespeare

William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazar, Cardenio’yu Cervantes’in Don Quijote adlı eserindeki Cardenio’nun öyküsünden esinlenerek yazmıştır. İktidar, zorbalık, aşk, iffet ve ölüm öğeleriyle şekillenen tragedyada kadınların sahip olduğu değerlerin üstünlüğü vurgulanmıştır. Eser sahnelendiğinde, ustaca düşünülen olay dizisi, canlı tabloları ve mükemmel oyun kurgusu ile övgü toplamıştır. Türkçeye ilk kez çevrilen Cardenio Shakespeare’in yardımcı yazarı John Fletcher ile birlikte yazdığı iki oyundan biridir.

Kapitalizme Elveda, İşçi Sınıfına Güle GÜle! – Suat Kamil Aksoy

Kritik Yanılsamaların Adresi Emperyalizm Ve Eşitsiz Gelişme!

Sorgusuz kabullerin bıraktığı boşlukları irdelerken olgulara alışılmadık bir pencereden bakacağız. Bu pencerenin çok daha geniş bir ufuk ile buluşulmasına yardımcı olacağını sanıyoruz. Ancak okuyucuyu ezberleri bozan sarsıcı nitelikteki saptamalarla karşılaşacağı konusunda uyarmak isteriz. Temellendirilmesinin çok daha ayrıntılı incelemeyi gerektirdiğini teslim etmekle birlikte fikrimizi beyan etme hakkımızı böylece kullanıyoruz.

Komintern (Dünya Devriminin Partisi) – Vladimir İlyiç Lenin

“Kırsal bölgelerdeki yoksul köylü kitlelerini ve proleter kitleleri bize bilinçli destek verecek şekilde uyandırmayı başardık. Daha önce hiçbir devrim bunu başaramamıştı. Bizi devirebilecek hiçbir sınıf yok: Proleterlerin ve kırsaldaki yoksulların çoğunluğu bizi destekliyor. Bizi tek bir şey devirebilir, o da kendi yanlışlarımız.”

“Ben Kronstadt’ın tam da talep edilen değişiklik görünüşte çok küçük olduğu için tehlikeli olduğunu vurguladım. Kronstadt isyancılarının talebi nedir: ‘Bolşevikler gitmeliler. Biz yönetimde çok bir düzeltme yapacağız.’ Gerçekteyse durum farklıdır. Paris gazeteleri olaylar henüz patlak vermeden on beş gün Kronstand’ta bir isyan çıktığını yazdılar ve sahneye

Senaryo Yazarları İçin Psikoloji – William Indick

Senaryo yazarları hikâyelerini canlı kılmak istiyorlarsa insan davranışlarını iyi kavramak zorundadırlar. William Indick’in kaleme aldığı bu kitabı iyi değerlendiren yazarlar, Sigmund Freud, Carl Jung, Alfred Adler, Erik Erikson ve Joseph Campbell gibi isimleri senaryolarının ortak yazarları gibi kullanabilirler. Dolayısıyla, Senaryo Yazarları İçin Psikoloji kitabı, psikolojik bakımdan derinlikli karakterleri ve çatışmaları işlemekte temel bir kaynaktır. Bu kitap sayesinde motivasyonu daha anlaşılır kılmayı, inandırıcı kimlik gelişimi tasarlamayı ve beyazperdede sahici çerçeveler oluşturan arketipler yaratmayı daha kolay öğreneceksiniz. Dolayısıyla,

Rüzgarın On İki Köşesi – Ursula K. Le Guin

“Rüzgarın Oniki Köşesi”nde öykülerini biraraya getiriyor Ursula K. Le Guin. Rastgele bir seçimle değil. Bugünden geriye doğru bakarak, yazarlık kariyerinde önemli bulduğu ilk dönem öykülerinden yaptığı bir seçki. Ressamların retrospektif dedikleri türe giren bir koleksiyon. Gecikmiş ama gözü pek bir şekilde yayın dünyasına açıldıktan sonraki on yıllık dönem içinde yazdığı kısa öyküleri ile ilgili kabaca da olsa kronolojik bir etüt. Sanatçının gelişim sürecini izleme olanağının da kitabın faydaları arasında yer alabilmesi için öyküler bu koleksiyonda aşağı yukarı yazıldıkları tarih sırasına göre dizilmişler.

Le Guin’in ilk hikayesi 1962 yılında yayımlanmıştı.

Ben de Halimce Bedreddinem – Radi Fiş

Şeyh Bedreddin, günümüzden altı yüz yıl önce yaşadı. Dönemin en büyük düşünürlerinden biri olarak çağını çok çok aşan cesur fikirler ileri sürdü, güçlü bir toplumsal adalet ve özgürlük özlemini dile getirdi. Amacını gerçekleştirmek üzere, ezilmiş Türk, Rum, Yahudi… emekçilerini bir araya getirip eğitti. Osmanlı yönetimine karşı Anadolu tarihinin en önemli köylü ayaklanması onun adıyla anıldı. Ben de Halimce Bedreddinem, bu büyük halk hareketinin belgesel romanı.
Türk ve Osmanlı tarihine yoğunlaşan Sovyet yazar Radi Fiş, ayaklanmanın yaşandığı dönemden bugüne kalmış tüm belgeleri titizlikle incelemiş ve dönemin ayrıntılı bir resmini çıkarmış ortaya. Hem karanlık ortaçağ, Osmanlı devlet yönetimi, taht kavgaları, hem de Osmanlı’nın baskısı altındaki halkın yaşayışı;

Yılanların Öcü – Fakir Baykurt. Onlar ne kahraman, ne korkak, ne de haindi.

Fakir Baykurt’un ilk romanı olan “Yılanların Öcü”, 1958 yılında Cumhuriyet Gazetesi?nin açtığı Yunus Nadi Roman Ödülleri’nde birinci olur. Ancak roman nedeniyle hem Baykurt hem Cumhuriyet koğuşturma geçirir. Baykurt bu dönemden sonra Cumhuriyet Gazetesi?nde yazmaya başlar. Burada anlattığı köylü ailesininin, Kara Bayram’ın yaşam mücadelesi, sonraki iki romanına daha konu olur; “Irazcanın Dirliği” (1961) ve “Kara Ahmet Destanı” (1977). Baykurt, bu üçlemesi ile, yoksul köylünün çaresizliğini, yöneticilerin güçlüden yana oluşu, ve köyden kente göçü işler. Dahası, Anadolu kadının direnişini, ezilmişliğinin altındaki öfkesini anlatır. Baykurt’un köylüleri idealize edilmiş iyi, veya mutlak kötü kategorileri içinde hareket eden sterotipler değildir. Onlar ne kahraman ne korkak ne de haindirler. Eylemlerini belirleyen ekonomik ve toplumsal koşullardır.

Kadın Öykülerinde Doğu – Hazırlayan: Hande Öğüt

Kadın öykülerinde… Dizimizin altıncı kitabı olan Kadın Öykülerinde Doğu, kendisine bu coğrafyayı mekan seçen, kahramanlarının gözlerden uzak yaşamlarını katan ve değişik dünyalara uzanan 30 yazarımızın öykülerinden oluşuyor.

Kadın öykülerinde İstanbul, Ankara, İzmir, Karadeniz ve Avrupa’dan sonra bölgenin renklerini yansıtan, yaşamlardan ayrıntılar barındıran, farklı duyarlılıkların yansımalarıyla zenginleşmiş kadın yazarlarımızın öyküleri merakla okunacak bir birikimi de getiriyor.

Kitap aynı zamanda bölgemizin edebiyatımıza etkilerini,

Federico Garcia Lorca’nın faşistlerce öldürülüşü aydınlanıyor

İspanya İç Savaşı’nda faşistlerce öldürülen ve mezarı şimdiye kadar bulunamayan, faşistlerin de infazını inkar ettikleri büyük İspanyol şairi Federico Garcia Lorca’nın ölmeden önceki saatleriyle ilgili ayrıntılar ortaya çıkıyor.

İspanya’nın güneyindeki Granada şehrinde yerel bir tarihçi, İspanya İç Savaşı yıllarında faşistlerce kurşuna dizilerek öldürülen büyük İspanyol şair ve yazar Federica Garcia Lorca’nın son saatlerinin gizemini ortadan kaldırmaya aday önemli bulgular elde etti.

Şirrlerinin yanı sıra tiyatro oyunlarıyla da tanınan, Kanlı Düğün, Yerma ve Bernarda Alba’nın Evi üçlemesinin yazarı Garcia Lorca, Ağustos 1936’da Granada’da faşist birliklerce kurşuna dizilerek öldürülmüştü.

Bildiğin Gibi Değil (90’larda Güneydoğu’da Çocuk Olmak) – Funda Danışman, Rojin Canan Akın

Bildiğin Gibi Değil, iki genç araştırmacı Funda Danışman ve Rojin Canan Akın’ın, 90’lı yıllarda çocukluğu Güneydoğu’da geçmiş Kürt gençleriyle yaptıkları on dokuz söyleşiyi bir araya getiriyor.
Yoğun bir şiddet ortamında geçen çocukluklarını ve ilkgençlik yıllarını anlatıyorlar: Türkçe bilmedikleri için gerizekâlı muamelesi gördükleri, zaman zaman ajanlık teklifleri aldıkları eğitim hayatlarını; babalarının, analarının, kardeşlerinin, arkadaşlarının gözlerinin önünde dayak yediği, öldürüldüğü, koruculuğa zorlandığı, evlerinin kurşun yağmuruna tutulduğu aile hayatlarını; sokaklarda, “yanı başlarında sürekli birilerinin öldürüldüğü”, vurulduğu bir ortamda veya

Faşizmin Yargılanması (Leipzig 1933) – Georgi Dimitrov

Elinizdeki derleme, Almanya’da parlamento binasının bir faşist provokasyonuyla kundaklanması olayına karıştığı bahanesiyle tutuklanan Dimitrov’un Nazi mahkemelerinde yargılanma sürecini ve ünlü savunmasını içeriyor. Dimitrov’un savunması, yüzyılın ve belki de dünya tarihinin en önemli savunmasıdır. Dimitrov, faşist mahkeme önünde, faşizmin kendisi şahsında sosyalizme ve barışa doğrulttuğu silahı tersine çevirmeyi başarmıştır. Komünistleri “cani”, “kundakçı” gibi gösterme hedefiyle tezgahlanan dava, faşizmin dünya çapında teşhiriyle sonuçlanmıştır. Dimitrov, tutukluluk ve yargılanma sürecinde büyük bir yiğitlik örneği göstererek dünyadaki tüm antifaşistlerin moral ve cesaret kaynağı olduğu gibi, komünistlerin parlamento binasını yaktığı iddiasını, dikkatli bir incelemeyle çürüttü ve bu kundaklamayı faşistlerin

“Yaşam Döngüsü’ne Farklı Bir Yolculuk – Müslüm Kabadayı

10 Haziran günü, seçimden iki gün önce Sevda?yla otobüse binip Kulu?ya gittik. Akşamüzeri bizi terminalde sevgili dostum şair Mehmet Ercan karşıladı. Kucaklaştık, hal hatır sorduk önce, sonra Zincirlikuyu köyünün yolunu tuttuk. O, birkaç ay önce baypas olduğundan arabayı dikkatli kullanıyordu, arada bir göğsünü ovduğunu görmek, rahatsız ediyordu bizi. Yolda ekinlerin gür, hayvanların besili olduğu anlaşılan tarlaları, köyleri geçtik; o arada bazı tarlaların başında çadırlar ve etrafında da çocuklar vardı. Mehmet Ercan dostum, bu insanların Urfa-Mardin tarafından gelen

Page 616 of 941