Edebiyat Müzesi ve Yazın Belgeliği kapatılıyor

2002 yılında kurulan Edebiyat Müzesi ve Yazın Belgeliği, Kültür Bakanlığı?nın talimatıyla kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. Türkiye Yazarlar Sendikası?nın öncülüğüyle kurulan Edebiyat Müze?sinde edebiyat tarihimizin en değerli belgeleri bulunuyor ve sergileniyor.

Türkiye Yazarlar Sendikası?nın (TYS) 2002 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığıyla yaptığı protokolle açılan Edebiyat Müzesi ve Yazın Belgeliği kapanma tehlikesiyle karşı karşıya.

devamını okumak için tıklayınız

Modern Zamanlar: Bir Yokmuş Bir Varmış (Fikret Başkaya’ya Saygı II)

İnsanın entelektüel varoluşunun, aslında onun özgürleşme mücadelesi ile çakıştığını yaşamları ve tercihleri ile bizlere gösteren nadir insanlardan biri Fikret Başkaya. Kapitalizme, Avrupa-merkezci modernleşmeye, Türkiye’deki uluslaşma sürecinin yarattığı resmi ideoloji ve resmi tarihe radikal bir itiraz olan eseri ve mücadelesi gerek kendi toplumunun gerekse uluslararası muhalefetin saygısını kazanmıştır. Hakikati dile getirmekte ısrar edişi, iktidar sahipleri tarafından cezaevlerine kapatılmasına,

devamını okumak için tıklayınız

Abdülhamid ve Sherlock Holmes: İlk siyasi polisiye – A. Ömer Türkeş

Yervant Odyan?ın 1911 yılında yazdığı Abdülhamid ve Sherlock Holmes, birçok açıdan ilkleri barındıran; mizah, heyecan ve serüven dolu bir roman. Odyan, Osmanlıca kaleme aldığı kitabıyla Sherlock Holmes ile II. Abdülhamid?i yan yana getirmekle kalmamış, aynı zamanda edebiyat tarihimize de ilk siyasi polisiyeyi kazandırmıştı.

Yervant Odyan?ı, Ermeni dilinde yazdığı ve ilk kez sanıyorum 1980?lerde Türkçeye çevrilen Yoldaş Pançuni romanıyla tanımıştık. 1869 doğumlu yazarın amcası Kirkor Odyan, Ermeni Milleti Nizamnamesi (1863) olarak bilinen Osmanlı’daki ilk anayasa örneğinin hazırlayıcılarındandı. Öğrenimini evde, dönemin ünlü Ermeni aydınlarından aldığı derslerle,

devamını okumak için tıklayınız

En güzel fotoğraflarıyla bu dünyadan Marquez geçti

“Büyülü gerçekçilik” akımının en önemli isimlerinden “Büyük romancı” Gabriel Garcia Marquez?in ölümü tüm dünyayı yasa boğdu. “Yüzyıllık Yalnızlık”, “Kolera Günlerinde Aşk”, “Kırmızı Pazartesi”, “Benim Hüzünlü Orospularım? gibi unutulmaz eserlere imza atan Nobel Ödüllü yazar Marquez?in hayatından kareler:

devamını okumak için tıklayınız

Sistemden kaçışın romanı: Değişim (Franz Kafka)

Pazarlamacı olan Gregor Samsa romanın ilk cümlesinde devcileyin bir böcek olarak karşımıza çıkmaktadır ve roman boyunca neden böceğe dönüştüğünü, bir cezalandırma ise bu, suçunun ne olduğunu öğrenemeyiz, tıpkı Kafka?nın Dava romanının baş karakteri Josef K.?nın suçunu öğrenememesi gibi.

Böcek Gregor?un gözünden okuduğumuz romanda, ilk önce her zaman ki odasının biraz küçüldüğünü,

devamını okumak için tıklayınız

F. Scott Fitzgerald?dan, kafaya takılacaklar ve takılmayacaklar listesi

F. Scott Fitzgerald, 11 yaşındaki kızına bir liste verir, işte o liste:

Kafana takman gereken şeyler:

Cesarete kafanı tak
Temizliğe kafanı tak
Verimliliğe kafanı tak
Biniciliğe kafanı tak

Kafana takmaman gereken şeyler:

Çoğunluğun ne düşündüğünü kafana takma

devamını okumak için tıklayınız

Beş Yüz Günlük Fakirlik – Gabriel Garcia Marquez

Ağustos 1966 başlarında eşim Mercedes?le birlikte Yüzyıllık Yalnızlık?ın özgün elyazmalarını Buenos Aires?e göndermek için Mexico City?deki San Angel postanesine gittik. Paket 590 sayfa barındırıyordu ve üzerinde Editorial Sudamericana?nın edebiyat yöneticisi Francisco (Paco) Porrúa?nın adresi yer alıyordu. Postane görevlisi paketi tartının üzerine koydu, kafasında aritmetik hesabını tamamlayıp şöyle dedi: ?Borcunuz 82 pesos.?

devamını okumak için tıklayınız

Gabriel Garcia Marquez: ?Büyülü gerçekliğin? gerçek büyücüsü

?1947 yılıydı. On dokuz yaşındaydım. Hukuk fakültesinin birinci sınıfında öğrenciydim? İlk sayfadaki giriş cümlesini hatırlıyorum, şöyle diyordu: ?Bir sabah sıkıntılı rüyalarından uyanan Gregor Samsa kendisini yatağın içinde devasa bir böceğe dönüşmüş bulur.? ? Lanet Olsun! Okurken böyle mırıldandım kendi kendime, ?Bu doğru olamaz! Kimse böyle bir şeyin yapılabileceğini bana söylemedi! Demek olabiliyormuş! Öyleyse ben de yapabilirim! Lanet olsun! Benim büyükannem de böyle anlatırdı hikâyelerini? En olmadık masalları sanki gerçekmiş gibi.?

devamını okumak için tıklayınız