Gazetecilikte ve Fotoğrafta Birinci – M. Şehmus Güzel

Özgeçmişini yazmak için Gökşin Sipahioğlu ile yıllardan beri belli günlerde biraraya geliyorduk. Saatlerce konuşuyorduk. Konuştuklarımızı kasetlere alıyor, bir süre sonra yazıyordum. Yazdıklarımdan ve okuduklarımdan hareketle yeniden ve yeniden hazırladığım sorularla tekrar biraraya geliyorduk ve Gökşin?le yeniden ve yeniden sürdürüyorduk sohbetimizi.
Görüşme günümüzden bir veya iki gün önce ona on, yirmi belki daha fazla sorudan oluşan bir tür « gündemimizi » iletiyordum, « sözlüye iyi hazırlansın ve bütünlemeye kalmasın »

Stephane Hessel ‘den çağrı: Öfkelenin! – Serkan Fırtına

94 Yaşında bir bilgeden özellikle gençlere “Öfkelenin!” adlı tokat gibi bir bildiri. Stephane Hessel, İkinci Paylaşım Savaşı sırasında Fransız direniş hareketlerine katılmış, faşizme karşı mücadele etmiş, işkenceye uğramış, toplama kamplarında kalmış, savaş sonrası Birleşmiş Milletler?de İnsan Hakları Evrensel Bildirisi?nin yazılmasına katkıda bulunmuş ve hayatı boyunca ezilenlerin yanında yer almış bir eylemci, düşünür, arabulucu kimliği ile de bir çok sorunun çözümüne katkı sunmuş bir diplomat. Ama her şeyden önemlisi tüm insansızlaşma ve insansızlaştırmaya karşı Aydınlanmanın değerlerini savunan bir yazar.
?Öfkelenin? adlı boyutu küçük ancak etkisi çok yüksek

“Savaş İnsanlığa Yakışmıyor” – Berivan Kaya

Clarissa, Stefan Zweig?in son romanı.
Onu tamamlayamadan 1942 yılında hayatını sonlandırır Zweig. Kitap seksenli yılların başında yayıncısı tarafından tamamlanarak yayınlanır. Ülkemizde ise Gülperi Sert-Serpil Yalçın çevirisiyle 2010 yılında Can yayınları tarafından yayınlandı.
Romanın sonlarına doğru dildeki farklılaşma, hikâyedeki hızlı geçişler, kurgunun sönümlenmesi yayıncının bu olumsuz müdahalesini açığa vurmakta ve anlatıyı zayıflatmaktadır. Fakat romanın geneline sızan derinlik ve anlam, insanlığın yazgısı haline getirilen savaş olgusuna karşı ciddi bir haykırışı bugün de yakıcı bir biçimde duymamıza olanak veriyor.

Post-modernist Şiirler(!) Sirki – Serkan Engin

Edebiyat dergilerine ve şiir yıllıklarına göz attığınızda, başat olan anlayışın halihazırda post-modernist şiir anlayışı olduğunu görürsünüz. Uzun yıllardır ülkemizin şiir düzleminde ağırlığı olan bu poetik anlayışı, daha önce ?Post-modernist Şiir(!)?deki Sefaletin Çözümlenmesi/ Ekin Sanat Aralık 2005/ Berfin Bahar Ocak 2006 / YKY 2006 Şiir Yıllığı/ Kıyı Yaz 2007/ Karalama Sayı 2 2007/ Sert Sessiz Haziran 2008? adlı yazımda, ayrıntılı bir şekilde çözümlemiştim. Ne var ki, o yazının en büyük eksiği, post-modernist şiir tanımına giren örneklerin yazıya alınmaması,

Zaman Zaman İçinde (Anadolu Masalları 3) – Muhsine Helimoğlu Yavuz

İnsan Masalsız Olmaz.

“Bütün dünya halk anlatıları, üstüne kurdukları temel motifler ve taşıdıkları iletiler açısından ortaklık ve benzerlik gösterirler. Çünkü her masal olayının, gerçek hayatta bir karşılığı vardır. Ne var ki masallar bu gerçekleri, sorunları ve çözüm yollarını sembollerle anlatırlar. Öyleyse masalları anlamak hayatı anlamakla eş değerlidir. Bu kitabı okurken birçok ‘masal serüveni’nin içinden geçeceksiniz. Dolayısıyla da buna paralel olarak, birçok ‘hayat serüveni’nin

Kilaman ( Anadolu’dan Gelen Bir Rum’un Anıları ) – Lazaros K. Aşıkoğlu

1919-1922 Türk-Yunan Savaşı sırasında, Anadolu Rumlarının yaşadıkları pek bilinmez. İşte Lazaros Aşıkoğlu ailesinin öyküsünü anlatırken, aynı zamnda coğrafyamızın acı ile dolu, pek bilinmeyen dönemini de gün ışığına çıkarıyor. Balkan Savaşları ile başlayan ve 9 yıl devam eden savaşlar sarmalı sırasında tüm halklar çok ağır bedeller ödedi, çöken çok uluslu bir imparatorluğun enkazı altında kaldı. Zorunlu göçler ile herkes kendi coğrafyasından koparıldı. İşte bütün bu dönemin öyküsünü, Psidya bölgesinin insanı olan Lazaros’un anlattıklarında bulacaksınız. O bizim öykümüzü de anlatıyor.

Ünlü Şiirler Testi

Testimizde ülkemiz şiirinin akıllarda yer eden ünlü dizelerinin şairlerini soruyoruz. Hem bildiğiniz güzel şiirleri tekrar aklınıza getirmesi hem de ülkemiz şiirine olan yakınlığınızı ölçmek için…

1. Eskiler alıyorum/ Alıp yıldız yapıyorum/ Musiki ruhun gıdasıdır/ Musikiye bayılıyorum/ Şiir yazıyorum/ Şiir yazıp eskiler alıyorum/ Eskiler verip musikiler alıyorum./ Bir de rakı şişesinde balık olsam
a) Oktay Rifat
b) Orhan Veli
c) Melih Cevdet Anday
d) Memduh Şevket Esendal

İnsancıl Aylık Kültür ve Sanat Dergisi / Ekim 2011 (Sayı: 255)

İnsancıl Aylık Kültür ve Sanat Dergisi’nin 2011 Yılı Ekim sayısı (255) çıktı.

İçindekiler

Tabiat Dersi (Şiir)
-Sennur Sezer-

Bir Devrimcinin Öyküsü
-Korkut Köseoğlu-

Nar (Şiir)
-Soner Parla-

Halk Şiirimize Soluk Kazandırmak – Müslüm Kabadayı

Aslında söz ustalığından öte anlatım derinliği ve zenginliği bakımından basite alınamayacak sanatlardan biridir şiir. Bu nedenle edebiyatın değil, sanatın dallarından biri olarak değerlendirilir kimilerince. Biçim, biçem ve anlatı zenginliği bakımından böyle değerlendirilir.
Aşık şiirimizin en yaygın kullanılan nazım biçimlerinden olan koşma, gelenekten yararlanarak modern şiir yazanlar için söyleyiş olanakları sunar. Yiğitlikten söz eden koçaklama, aşktan ve doğadan dem vuran güzelleme, acıları-ölümleri haykıran ağıt ve toplumsal-kişisel zaafları gün ışığına seren taşlamanın çağrışım olanaklarından birçok şair yararlanmıştır.

Türkiye PEN bu ayın kitabı olarak Halil Gündoğan’ın “Meçhul Kitap” adlı yapıtını seçti.

Türkiye PEN bu ayın kitabı olarak Halil Gündoğan’ın “Meçhul Kitap” adlı yapıtını seçti.
PEN yönetimi Gündoğan’ın kitabını seçme nedenini açıklarken; “7 Eylül günkü açıklamamızda, Halil Gündoğan’ın kaleme aldığı eserin Sincan 1 No’lu F Tipi Hapishanesi yönetimince mektup sayılıp imha edilmesi kararını kınamıştık. Eylül 2011 için, Ayın Kitabı olarak Halil Gündoğan’ın el koyulan eserini ve tarihte imha edilmiş bütün eserleri temsilen bir kitap seçmiş bulunuyoruz: “Meçhul Kitap” Fahrenheit 451 adlı romanda, yasaklanan eserleri geleceğe aktarabilmek için ezberleyen insanlar vardır.