Boyun Eğme – Theodor W. Adorno

adornoKendine Frankfurt Okulu adıyla bir yer edinmiş bulunan bu kurumun daha yaşlı temsilcileri olan bizler, şu son zamanlarda bir boyun eğme içinde olduğumuz suçlamasıyla karşı karşıya kaldık. Buna göre, bir eleştirel toplum teorisinin çeşidi unsurlarını ortaya atmışız ama bu teorinin pratik sonuçlarından kaçınmışız. Ama biz hiçbir zaman eylem programları koymadık ortaya, eleştirel teoriden esinlendiklerini söyleyenlerin eylemlerini de desteklemedik.

Mezar Bekçisi – Franz Kafka

kafka.Mezar Bekçisi
Bu oyunun üç değişik özgün metni var. Bunlardan biri mavi renkte büyük boy defterlerden birine yazılmıştır. Ayrıca, Kafka’nın üzerinde düzeltmeler yaptığı bir manüskri de daktilo yazısıyla elimizde bulunuyor. Daktiloyla yazılmış manüskri, elle yazılmış manüskriye göre birkaç değişikliği, ayrıca kimi kısaltmaları içeriyor, örneğin büyük boy defterdeki manüskri şu sözlerle başlıyor:

Kapitalizmin Yarattığı iki Olgu: Marksizm ve Polisiye Roman – Ahmet Ümit

ahmet_ÜmitMarksçılık ve polis terimleri genelde birbirine karşıt iki sözcük gibi düşünülür, algılanır. Marksçı düşüncenin ortaya çıkışından bu yana geçen yaklaşık yüz elli küsur yıl, gerek Almanya, Fransa, İngiltere gibi kapitalist ülkelerde, gerekse daha geri sosyoekonomik yapılara sahip olan Asya, Latin Amerika, Afrika ülkelerinde polis en hafif deyimiyle, Marksistlere acımasızca saldırmıştır.

Sigmund Freud’un Balzac’ın ‘Tılsımlı Deri’ adlı romanıyla trajik bağı

Sigmund Freud(*) Psikanalizin kurucusu nörolog Sigmund Freud, 1923 yılında çene kanserine yakalanır. 16 yıl boyunca 33 kez ameliyat olan Freud, son günlerini dayanılmaz acılar içerisinde geçirmektedir. Ve Freud yaşamının son günlerinde öleceğinin bilincinde hala nereden bulduğunu bilmediğimiz veya kim tarafından önerildiği bilinmeyen Honoré de Balzac’ın ‘Tılsımlı Deri’ romanını okumaya başlar.

Soğuktan gelen yazar John Le Carre – Ahmet Ümit

Evet, dünya edebiyatının en ünlü casus romanları yazarından, John Le Carre’den bahsediyorum. Onun adını ilk kez bir TV dizisinde duymuştum. BBC yapımı dizinin Türkçe adı “Köstebek”ti. John Le Carre’nin ünlü karakteri George Smiley’in Soğuk Savaş dönemindeki gerilim yüklü serüvenlerini konu alıyordu. Dizinin her bölümünü büyük heyecanla beklediğimi hatırlıyorum. Carre’nin ilk okuduğum kitabı ise Soğuktan Gelen, Casus’tu. Romanı elimden bırakamadan, bir solukta bitirivermiştim. O günden sonra da sıkı bir John Le Carre hayranı olmuş, yazarın bütün kitaplarını zaman geçirmeden edinmeye başlamıştım. Ama asıl adının David John Moore Cornwell olduğunu bu yazıyı yazmak için araştırma yapmaya başladığımda öğrendim.

Devrimden söz etmek gülünç geliyorsa…

la_beaute_est_dans_la_rue

Devrimden söz etmek gülünç geliyorsa, toplumun kökten dönüştürülmesi ihtimallerinin güçlü olduğu modern toplumlarda, örgütlü devrimci hareketlerin uzun bir süredir ortadan kaybolmuş olmasındandır. Ama varolan düzeni şu ya da bu biçimde kabul etmek anlamına geldiği için, devrim dışındaki herşey çok daha gülünçtür aslında. “Devrimci” sözcüğü, reklamcılıkta, sürekli kılık değiştiren bir metada yapılan ufacık bir değişikliği anlatacak kadar yansızlaştırılmışsa eğer, bütünsel ve arzulanabilir değişim ihtimallerinin artık hiçbir yerde dile getirilmeyişindendir.

Franz Kafka: Kimileri güneşi göstererek sefaleti yoksuyor, o ise sefaleti göstererek güneşi yoksuyor.

kafka“O” 1920 Yılından Notlar
Yeterince hazırlıklı bulunduğu bir durum olmamıştır; ama bu yüzden suçlamalar yöneltemez kendisine, çünkü öylesine eza vererek her an hazırlıklı bulunulmasını isteyen bu yaşamda nerde hazırlanacak vakit? Haydi vakit var diyelim, insan kendisini bekleyen ödevi bilmeden nasıl bu ödeve hazırlanır, yani uydurma değil de doğal bir ödevin hiç üstesinden gelinebilir mi? Bu yüzden de çoktan okkanın altını boylamıştır; ne tuhaf, beri yandan ne avutucu şey ki, hepsinden hazırlıksız bir anında bu duruma uğramıştır.

Harita (metod defteri) – M.Şehmus Güzel

dunyanin-haritasi-yeniden-cizilirkenİyi çizilmiş bir harita bir bakışta birçok şeyi şıp diye anlamamıza yardımcı olabilir. İyi çizilmiş bir haritanın hele “altındakilere” ulaşabilirsek haritanın üstündekilerinin ve komşularının stratejisini ve jeo stratejisini anlayabiliriz. Bir harita, iyi çizilmiş bir harita, yinelemekte yarar var, cografya ve tarih dersleri verir, aynı zamanda derli toplu toplumsal meseleler, kimlikler, “aidiyetler” yumağıdır da. Anlatır anlamak isteyene. “Kimliğiniz?” diye sorulması bir rastlantı değildir bir haritada bir noktadan öbürüne geçmek üzereyken. Evet kimliğiniz? Kimliğimiz?

“Yazdıklarım cehalet ve iktidarsızlıktan besleniyor” Samuel Beckett – Orhan Koçak

Samuel BeckettCehalet öğrenilir.
Beckett 1938 kışında bir gece Paris sokaklarında dolaşırken hiç tanımadığı bir adamın saldırısına uğrar, göğsünden bıçaklanır. Ağır yaralanmıştır, ölümden kıl payıyla kurtulur. Hastanede yatarken de piyanist Suzanne Dumesnil‘in ziyaretine maruz kalır. Yıllar sonra evlenecektir de onunla.

Hasta olmak üzerine – Virginia Woolf

Virginia Woolf

Hastalığın ne kadar yaygın olduğunu düşününce, ne müthiş bir değişime yol açtığını, ne kadar şaşırtıcı olduğunu, sağlığın ışıkları seyreldiğinde, ancak o zaman keşfedilmemiş ülkelerin aydınlandığını, hafif bir griple ruhta nasıl harabeler ve çöllerin göründüğünü, ateşin biraz yükselmesi ile nasıl uçurumların ve parlak çiçeklerle bezenmiş çayırların önümüze serildiğini, hastalık olayıyla içimizde ne ihtiyar ve dik başlı meşelerin devrildiğini,

Mecazlar Üstüne – Franz Kafka

kafkaMECAZLAR ÜSTÜNE
Çokları dert yanar, “bilgelerin sözleri mecazlardan başka şey değil, günlük yaşamda bir işe yaramıyor, oysa bizim bu yaşamdan başkası yok elimizde”, diye yakınır. Bilge: “Karşıya geç!” dese bununla söylemek istediği, gerçekten karşıya geçilmesi değildir; aradaki yol zahmete değiyorsa, eh nihayet altından kalkılabilir bunun; ancak, onun söylemek istediği efsanemsi bir Karşı, bizim tanımadığımız, onun da bize daha yakından açıklayamadığı, dolayısıyla bize burada yararı dokunmayacak bir şeydir.

Özgün Bir Türk Yazarı Yusuf Atılgan – Ahmet Ümit

yusuf-atilganSanatta önemli olan farklı bir bakış açısı yakalayabilmek, farklı bir biçim kurabilmek, denenmemiş olanı denemek, yaratılmamış olanı yaratmaktır. O ünlü deyişi herkes anımsar: “Güneşin altında yaşanan her konu, her olay yazılmıştır.” Aşk, cinsel isteğin önüne ilk engeller konulduğu günden beri işlenegelmektedir.

Edebiyatta Varoluşçuluk (Egzistansiyalizm)

varolusculukYirminci yüzyılın ilk yarısının sonlarına doğru Fransa’da ortaya çıktı. Öncelikle bir felsefi akımdır. En önemli temsilcileri Martin Heidegger, Karl Jaspers, Jean-Paul Sartre, Gabriel Marcel ve Maurice Merleau-Ponty olmuştur. Felsefi bakımdan temelleri ise bunlardan önce Nietzsche, Kierkegaard ve Husserl gibi düşünürler tarafından atılmıştır.

Geçmişle Gelecek Arasındaki Boşluk – Hannah Arendt

hannah-arendtNotre heritage n’est pas precede d’aucun testament – “bize kalan bu miras herhangi bir vasiyetnameye dayanmıyor” – Fransız şair ve yazarı Rene Char’ın, resistance’la geçen dört yılın bütün bir Avrupalı yazar ve aydınlar kuşağı için kazanmış olduğu anlamı şaşılacak bir dik sözlülükle özetleyen aforizmalarının belki de en şaşırtıcısıdır bu. Fransa’mn onlar açısından hiç beklenmedik şekilde çöküşü ülkelerinin politik sahnesini göz açıp kapatıncaya kadar boşaltıp meydanı sahtekarların ve budalaların kukla dansına bırakınca, normal koşullarda Üçüncü Cumhuriyetin resmi işlerine asla karışmamış olan bu adamlar, sanki bir vakuma kapılmışcasına kendilerini politikanın içinde bulmuşlardı.

Franz Kafka: Bizim uymakla yükümlü kılındığımız, gözle görülüp varlığı kuşku götürmeyen tek yasa varsa soylulardır

kafka.YASALAR SORUNU ÜZERİNE
Yasalarımız bilinmez herkesçe, bizi yöneten o küçük soylular grubunun elinde bir sırdır. Bu eski yasalara tıpatıp uyulduğundan kuşkumuz yok hani, ama bilinmeyen yasalara göre yönetilmek gene de enikonu rahatsız edici bir şey. Bunu söylerken, gizli yasaların çeşitli biçimde yorumlanabileceğini ve tüm ulusun değil de, tek tek kişilerin yoruma katılmasından doğacak sakıncaları düşünmüyorum.

This site is protected by wp-copyrightpro.com