Edebiyat ve kitap sitesi insanokur.org - Part 93

Serpêhatiyên Kurdan – Seydayê Tîrêj

serpêhatiyên_kurdanSerpêhatiyên Kurdan (Kürtlerin Sergüzeştleri)-Tîrêj

Walter Benjamin, 1831-1895 yılları arasında yaşamış, işi dolayısıyla neredeyse bütün Rusya’yı dolaşmış ve hikâyelerinin çoğunu da bu yolculuklar esnasındaki gözlem, gezi ve malzemelerden oluşturmuş NikolayLeskov’a dair yazdığı bir yazıda (Hikâye Anlatıcısı), anlatıcılık sanatının sonuna geldiğimizi söyler.

Kurd Kitêb Çapxane – Mesud Serfiraz

Kurd, Kitêb, ÇapxaneKürt, Kitap ve Matbaa: Osmanlı Döneminde Kürt Kitap Yayıncılığı (1844-1923)

Mesûd Serfiraz tarafından yazılmış olan Kurd, Kitêb, Çapxane: Weşangeriya Kitêbên Kurdî Di Dewra Osmaniyan De (1844-1923) [Kürt, Kitap ve Matbaa: Osmanlı Döneminde Kürt Kitap Yayıncılığı (1844-1923)] başlıklı bu çalışma Kürt Çalışmaları alanında önemli bir boşluğu dolduracak niteliktedir.

O Halde Rastgele! – Öznur Özkaya

zamanın_Üzerinde_seyahatGezi-tatil, son dönemde galiba dünyanın en hızlı büyüyen sektörü. İş veya tatil amaçlı seyahat edenlerin sayısı, onlarca kat çoğaldı.

Yollar boyunca, insanlarda bir fotoğraf çekme telaşı! Bir de gittiği yerde nasıl tıkınacağı derdi! Seyahat böyle bir şey olmasa gerek.

Faruk Turinay’ın kitabı üzerine Öznur Özkaya’nın yazısı, seyahat konusunun derinliğini, yolculukların güzelliğini hatırlatıyor.

Zweig’den Montaigne biyografisi ve kendini bilmenin tarihçesi

montaigne (2)Edebiyat tarihindeki hiçbir buluşma, Montaigne ile Zweig’inki kadar büyük değildir. Çünkü biri hayatını sadece kendini bilmeye adayan; bunu, kendinden çağlar önce yapan Sokrates’e öykündüğünü açıkça belirterek gerçekleştiren ve kendinden sonraki tüm yazarları etkileyen Michel Montaigne… Diğeri ise deneme ve edebiyat eserlerindeki derin niteliğin yanı sıra; dünyayı yaptığı savaşlar, başarıya ulaştığı buluşlar, gerçekleştirdiği keşifler ve yazdığı kitaplarla değiştirenlerin biyografilerini yazmakta usta Stefan Zweig’tir.

Burun – Nikolay Vasilyeviç Gogol

burunGogol, Burun’u 1833’te yazmaya başladı. 1835’te ilk biçimini vererek bitirdikten sonra “Moskovski Nablüdatel” dergisine gönderdiyse de derginin yönetmeni, öyküyü bayağı bulduğu için geri verdi. Ama bu öykünün sanat güzelliğini, yergi değerini hemen anlayan Puşkin, 1836’da, yönettiği “Savremennik” dergisinde Burun’u yayımladı. Ayrıca şöyle bir not koydu: “N. V. Gogol uzun süre bu şakanın basılmasını istemedi; ama biz, bu öyküde öyle şaşırtıcı, akla sığmaz, neşeli, özgün şeyler bulduk ki öykünün elyazmasının bize verdiği zevki okuyucularımızla paylaşmaya razı olması için kendisini güçlükle kandırabildik.”

Eğitim-Sen İstanbul 5 No’lu Şube / Kartal Çocuk Kitapları Fuarı Etkinlik Programı

20-24 Mayıs 2015 tarihleri arasında Kartal meydanda düzenleyeceğimiz ‘Çocuk Kitapları Fuarı’ mıza tüm öğrencilerimizi, velilerimizi davet ediyoruz. Okullardan kitap fuarına ulaşım için Kartal Belediyesi tarafından ücretsiz araç tahsis edilecektir.
İletişim: 0505 543 45 77 – 0505 561 89 18

Eğitim-Sen İstanbul 5 No’lu Şube

Dehanın soykütüğü üzerine

İlahi_gazapDostoyevski, Suç ve Ceza’da insanları, sıradanlar ve dehalar olarak ikiye ayırırken, dehanın suçla olan ilişkisinin de altını çizip geçiyordu. Öyle ki topluma söyleyecek yeni şeyleri olanların, yeni bir düzen vaat eden bu yasa koyucu dehaların hepsinin, doğası gereği az ya da çok suçlu olduklarını savunuyordu. Dostoyevski’nin yürüttüğü bu tartışma bizi tam da dehanın etiği sorununa yöneltir ki bu da en önce dehanın ve dâhinin tanımını gereksinir. Darrin M. McMahon, dehanın tarihi olarak da okunabilecek İlahi Gazap’ta bir yandan deha kavramının epistemolojisine yönelirken bir yandan da dehanın etiğini, kült ve dinsel olanın dolayımından kalkarak çözümlüyor.

Montaigne ‘nin kütüphanesi

montaigneDordonya’da, Bergerac yakınlarındaki Saint-Michel-de-Monta- igne’deki Montaigne’in kulesi Fransa’da gezilecek en heyecan verici yazar evlerinden biridir. 16. yüzyıldan kalma bu geniş ve yuvarlak kule, babası Pierre de Montaigne tarafından yaptırılmış şatodan 19. yüzyılın sonundaki bir yangından sonra kalan tek şeydir. Montaigne bulabildiği bütün vakti burada geçirir; okumak, düşünmek ve yazmak için buraya çekilirdi. Kütüphanesi ev hayatına ve topluma, dünyanın hareketliliğine ve dönemin şiddetine karşı bir sığınaktı.

Yeni Sinsiyet’in Kokmuş Tuz Çeşitlemesi

Bugün, Yeni Sinsiyet’in[1] yarım asır boyunca projelendirdiği “mezalim” ortamının içindeyiz ve gündelik yaşamımızın her ânında bu ortama maruz kalıyoruz. Yeni Sinsiyet’in “mezalim” ortamını sürdürülebilir kılmak için bulduğu son çözüm formülünü, yani ‘haksızlık yordamı’nı[2] her alanda var gücüyle uyguladığını görüyoruz ve bu gaddarlığa tarihsel açıdan tanık oluyoruz. Yeni Sinsiyet’in yandaş-paydaş etkileşimleriyle kalabalıklaştırdığı ‘biz’ söyleminin[3] cehalet hizmetkârları da ‘melanet ortamı’na ramak kaldığını[4] sezmelerine rağmen, seve seve, bile isteye, ‘haksızlık yordamının gönüllüleri’ sıfatıyla, telafisiz ve muazzam bir kötücüllüğün “son bütünleyicileri” olmak için sıraya girmişler.

Haydi Dayanışmaya!

germinalYordam yayınevi, Germinal kitabının gelirini, babaları madende ölen dört Somalı çocuğa burs olarak aktarıyor.

Bu uygulamanın en anlamlı tarafı sürekliliği. Anlık yardımlaşmalara sıkça rastlanıyor, ama böyle “4 yıl boyunca” hedeflenen bir kampanya, çok önemli.

Kitap güzel, yayınevi güzel, Somalı çocuklar güzel. Dayanışma çok güzel!

Yedi Kat Yerin Altından Uğultular Geliyor – Onur Bütün

yedi_kat_yerin_altından_uğultular_geliyorElinizdeki kitap, maden işçilerinin önemli deneyimlerinden biri olan Yeraltı Maden-İş Sendikası’nın tarihini kayıt altına alıp, maden işçilerinin komite-konsey örgütlenmeleri ile hayata geçirdiği özyönetim örneklerini inceliyor… Bu sözlü tarih çalışmasında Yeraltı Maden-İş’liler kendi tarihleri hakkında söz alıyorlar. Osmanlı döneminden Soma’ya kadar sendikal bürokrasinin hâkimiyetini kırma mücadelesi veren, kendilerini ancak kendilerinin temsil edebileceğine inanan maden işçileri kurdukları komiteleri birer komüne çevirmenin mümkün olabileceğini gösteriyorlar.

İşçi Filmleri, Öteki Sinemalar – Funda Başaran

İşçi_filmleri_Öteki_sinemalarUluslararası İşçi Filmleri Festivali, 2006 yılında bir grup gönüllünün çabasıyla başladı. Her yıl 1 Mayıs tarihinde İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da eş zamanlı olarak açılan ve yıl boyunca Anadolu’da çok sayıda kenti dolaşan Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, 2015’te 10. yılını tamamladı.

Suriye Kürdistanı’nda Savaş ve Devrim – Thomas Schmidinger

suriye_kürdistanında_savaş_ve_devrimAvusturyalı siyaset bilimci ve kültürel antropolog Thomas Schmidinger, “Mazlum Bagok Kürt Gazetecilik Ödülü”nü kazanan bu kitabında, Suriye Kürdistanı’nı anlatıyor. Özellikle de son dönemde sadece Kürt özgürlük mücadelesinin değil, başta Suriyeliler olmak üzere tüm dünya halklarının dehşet ve öfkeyle tanık olduğu IŞİD katliamlarına karşı mücadelenin de sembollerinden birine dönüşen Rojava’yı…

Uzun 19. Yüzyılda Orta Avrupa – Oktar Türel

uzun_19_yüzyılda_orta_avrupaODTÜ İktisat Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Oktar Türel, bu kitapta I. Dünya Savaşı’nın ardından çözülen Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun ana bileşenlerinin XIX. yüzyıldaki toplumsal tarihine eğiliyor. “‘Uzun’ XIX. Yüzyıl” deyimi ile XVIII. yüzyılın son çeyreğindeki ekonomik ve siyasal devrimlerle başlayan ve 1914’te I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle sona eren çağ kastedilmektedir.

Eğitim-Sen İstanbul 5 No’lu Şube Çocuk Kitapları Fuarı düzenliyor

Değerli Basın Emekçileri,
Bizler Eğitim Sen İstanbul 5 No’lu şube olarak, ülkemizde etkin okuma kültürünün gelişmesine katkı sunmak amacıyla çeşitli çalışmalar yapmaktayız. Bu çalışmalarda kendi adına karar verebilen, sorgulayan, araştıran, demokratik bilince sahip bireylerin etkin bir okuma kültürü içerisinde geliştiği gerçeğinden hareket etmekteyiz.

Bir Kadının Hayatından 24 Saat – Stefan Zweig

bir_kadının_hayatından_24_saatRiviera’da eşi ve iki kızıyla tatil yapan 33 yaşındaki Henriette bir gece ansızın ortadan kaybolur. Kusursuz bir evliliği olduğu sanılan genç kadının, nasıl ve neden ortadan kaybolduğu dedikodu konusu olur. Pansiyonda kalanların hepsi kadını yargılamaya başlar, ancak anlatıcımız onu savununca tartışma alevlenir; masadaki yaşlı ve zarif bir İngiliz hanımefendi de anlatıcıya, gençliğinde başından geçen unutulmaz, inanılmaz bir 24 saatin hikâyesini anlatmakta ısrarcı olur.

Şiir ve Devrim – Cemal Süreya

cemalsüreyaKarl Marx söyler: “Kapitalist üretim, düşünceye ilişkin bazı üretim dallarının bütününe, özellikle sanata ve şiire düşmandır.” Burada şiirden ayrıca söz edilmiş olması boşuna değil. Gerçekten kapitalist gelişimle dünya şiirinin gelişim süreci arasında bir ters orantı var gibi görünüyor. Hele kapitalizmin “en ileri aşaması” emperyalizm döneminde bunu çok daha açık bir şekilde seçmek mümkün. Şairin önü kapitalist toplumlarda tıkanmıştır; öyle ki en kapitalist toplumda en çok tıkanmıştır.

İç savaşlar savaşların en kötüsüdür, çünkü…

montaigneAngajman
Montaigne’in kendisini dürüst bir insan, evine çekilmiş, kütüphanesine sığınmış bir aylak olarak resmettiğini bahane ederek, onun çağına angaje olmuş kamusal bir insan olduğunu ve tarihimizin çalkantılı bir döneminde önemli siyasi sorumluluklar almış olduğunu unutuyoruz. Katolikler ve Protestanlar arasında, III. Henri ve gelecekte IV. Henri olacak Henri de Navarre arasında arabuluculuk görevini üstlenmiş ve şu dersi çıkarmıştır:

“Nasıl oluyor da yoksullar haksızlığa katlanıyor” – Montaigne

montaigneYAMYAMLAR ÜSTÜNE
Aklın kurallarına uyarak barbar diyebiliriz Yamyamlara, ama bize benzemiyorlar diye barbar diyemeyiz onlara; çünkü barbarlıktan yana onları her bakımdan aşmaktayız. Savaşları soylu ve yiğitçe bu insanların. Savaş denilen bu insan hastalığını biz haklı ve güzel görebiliriz de onlar niçin görmesinler?

Erdal Eren’in annesine mektubu

erdal_eren13 Aralık 1980’de 12 Eylül rejimince yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren’in daha önce yayınlanmamış mektubu Evrensel Gazetesi’nde yayınlandı.

Erdal Eren’in kardeşi Erkan Eren abisinin mektubunu ilk kez yayınlanması amacıyla Evrensel Gazetesi’ne teslim etti. Erdal Eren 10 Nisan 1980’de yazdığı mektupta şunları yazmış: