“Unutursak kalbimiz kurusun” Roboski katliamını 3. yılında ağıtlarla anıyoruz.

roboski28 Aralık 2011 tarihinde, Irak’ta yaşayan akrabalarıyla ticaret yapmak üzere, Şırnak ili Uludere ilçesi Roboskî köyünde yaşayan köylüler bir kez daha yola koyulmuşlardı. 38 kişi; uzun süren yolculuğun ardından katırlara yükledikleri birkaç litre mazot, birkaç karton sigara ile köylerine geri dönüyorlardı. Sınıra yaklaştıkları sırada Türk Hava Kuvvetleri’ne ait F-16 savaş uçaklarının hava saldırısı ile Şırnak’ın Uludere İlçesi Roboskî Köylülerinden 19’u çocuk yaşta, 34 insan bombalanarak yaşamını kaybetti…

Uludere adın ulu olsun – Özkan Öztaş

uludere“Yahudi’nin gözü yok mu; organları, boyu posu, duyuları duyguları, heyecanı yok mu? Aynı yiyecekle beslenmiyor mu, aynı silahlarla yaralanmıyor mu, aynı hastalıklara yakalanmıyor mu, aynı ilaçlarla iyileşmiyor mu, aynı kışın ve yazın üşüyüp ısınmıyor mu? Farkı ne Hıristiyan insandan? Etimizi kesince kanımız akmaz mı? Gıdıklanınca gülmez miyiz? Zehirlenirsek ölmez miyiz? Peki ya bize haksızlık ederseniz öcümüzü almaz mıyız?”
W. Shakespeare (Venedik Taciri 1597)

“Hrant’ın kanını gördüm kaldırımın üstünde. Sonra hep üzüldüm, niye uzanıp oraya, yanına yatmadım diye.” Rakel Dink

Sabah saat on buçukta evden ayrıldı diye hatırlıyorum. Her zamanki gibi az da olsa yaptı kahvaltısını. Ayrılırken biraz keyifsizdi. Bir şey takılmıştı kafasına. Öperek yolcu ettim. Üzülme, dedim, çok da önemli değil bu sıkıntılar. Akşama döndüğünde geçer, dedim. Önemli olan varlığımız, gibi bir şeyler söyledim. Böyle bir konuşma oldu aramızda.

Albert Camus’nün Ölümü Üzerine – Jean Paul Sartre “Bu düzende Camus’nün yaşaması gerekti; ilerleyen bu adam, bizim sorunumuzu ortaya koyuyordu”

Albert CamusAltı ay önce, dün bile, “Ne yapacak?” diye soruluyordu. Saygı duymak gereken karşıtlıklarla yaralanmış bir halde, geçici bir süre için sessizliği seçmişti. Ama, ağır ağır geçen ve seçtiğine bağlı kalan ender insanlardan olduğu için, sessizliğin sonu beklenebilirdi. Bir gün konuşacaktı. Söyleyecekleri üzerinde tahminde bulunmak yürekliliğini bile bile göze alamayacaktık. Ama, hepimiz gibi, yeryüzü ile birlikte değiştiğini düşünüyorduk: varlığının canlı kalmasına yetiyordu bu.

Orhan Kemal ‘in mahkumiyetine sebep olan karar

nazım hikmet, orhan kemal“11 Ekim 1938 tarihinde yapılan duruşmada yabancı rejimler lehinde propaganda yapmak suretiyle eratı isyana tahrik teşebbüsünde bulunmaktan maznun 12. piyade alay bölüğü bedelcilerinden Abdülkadir Kemali oğlu Raşit Kemali hakkındaki hazırlık ve ilk tahkikat evrakını gördüm. Raşit’in komünistlik propagandası yapıyor diye ihbar edilmesi üzerine evinde yapılan aramada kendi el yazısıyla yazılmış ve Nâzım Hikmet’e hitap eden şiir parçaları ve Maksim Gorki’nin Rus İhtilali’nden safhalar-Mahkümlar adlı bir kitabı ile yine Rus ediplerinin

“Bizim evimizde nesnelerin adı yoktu” Albert Camus

albert camusYoksul çocukluk. Amcamın evine gittiğim zaman, temel fark şuydu: Bizim evimizde nesnelerin adı yoktu: Çukur tabaklar, şöminenin üstündeki çanak, vs., denirdi. Onların evinde: Voges çanağı, Quimper yemek takımı, vs. — Bu çeşitleri ilk kez görüyordum.

Can sıkıntısının psikolojik açıklaması

can sıkıntısıİngiltere’nin Lancashire Üniversitesi’nden Sandi Mann can sıkıntısının hayatımız üzerindeki etkilerini anlamaya çalışan az sayıdaki psikologlardan biri.
Araştırmalar, can sıkıntısının sağlığı olumsuz etkileyen, hatta ömrü kısaltan tehlikeli ve rahatsız edici bir durum olabileceğini gösteriyor. Fakat Mann’ın çalışmaları, can sıkıntısının insanın yaratıcılığını tetikleyen olumlu bir etkisinin olduğuna da dikkat çekiyor.

“Mutluluk paylaşılabilir ama acı asla”

Söz Kalıntıları Otto WeiningerŞu fragmanlar, sanırım herkesin hak vereceği bir içeriği dile getirmektedir: “İnsan eylemde bulunurken öyle olmalıdır ki bireyselliğinin bütünü eyleminin her anında orada bulunsun.”

“Şimdi sonsuzluğun formudur; şu an olmakta olan durum üstüne verilen yargılar sonsuzluk üstüne verilen yargılarla aynı formu taşırlar.”

Uzun Yürüyüş’te Mao’nun Maceraları – Frederic Tuten

Uzun Yürüyüş'te Mao'nun Maceraları Frederic Tuten“Cüretkâr bir şıklık ve canlı bir değişiklik”
Yukarıdaki başlığı 13 Mayıs 1972 tarihinde John Updike’ın kitap üzerine yazdığı bir inceleme yazısından alıntıladım.. Frederic Tuten’in Uzun Yürüyüşte Mao’nun Maceraları’nı değerlendirdiği makalesinde, “Okurunu farkında olmaya zorlayan, keskin ve sivri uçlu bir romanın canlı devinimine sahip” demiş Updike. 68 isyanının sıcaklığında, o isyanı paylaşan düşünce ve duygularla yazılan Uzun Yürüyüşte Mao’nun Maceraları, sokaktaki radikal değişim talebinin sanat ve edebiyata yansımasını, “geleneksel romandan zeki, sıkı ve eğlendirici bir sapmayı” ifade ediyor.

“Kürsüye çıkıp durgun, inandırıcı bir sesle dinsel öğütler vermeye, göbek bağlamaya, yalnızca zenginler için yaşamaya hakları olduğundan en ufak bir kuşkusu yoktur hiçbirinin. Zenginlerin, varlıklıların dinidir onlarınki…” F. Dostoyevski

Dostoyevski(…) İngiliz papazlar ilgilenmiyorlar yoksullarla. Onları kiliselere bile almıyorlar. Oturacakları kanepenin kirasını verecek paralan yoktur çünkü. Nikâh kıymak hayli pahalıya patladığı için işçilerin -genelde yoksulların tümünün- evlilikleri yasadışıdır. Sırası gelmişken söyleyeyim: Kocaların büyük çoğunluğu kanlarını çok kötü dövüyorlar. Sakat bırakıyorlar onları. Ateşte iyice kızdırdıklan ocak demirleriyle oralarını buralarını dağlıyorlar. Ocak demirini kullanmayan koca pek azdır. Gazetelere geçen yaralanmayla ya da ölümle sonuçlanmış aile kavgalarında ocak demiri sözcüğüne sık rastlanıyor. Çocuklar daha büyümeden ayrılıyorlar evden.