Suriyeli şair Adonis: ‘En kötüsü dini faşizm’

adonisArap dünyasının yaşayan en büyük şairlerinden Adonis, “Dini faşizm, bana göre faşizmlerin en kötüsü” diyor ve ekliyor: “Arap dünyasında Türkiye’nin imajı iyi değil. Türkiye’nin Suriye politikası da korkunç bir imaj yarattı. Türkiye Suriye’yi yok etmek isteyen barbarlara destek ve cesaret verdi.”

Asıl adı Ali Ahmed Said Eşber olan fakat bu isimle şiirlerini yayımlamayan yayınevlerine isyan edip şimdiki adını alan ve Arap dünyasının en büyük şairlerinden sayılan

Faşizmin Kitle Psikolojisi – Wilhelm Reich

wilhelm_reichWilhelm Reich’ın (1897 – 1957) Karakter Analizi adlı yapıtı okuyucuya ilk kez sunulduğunda, eleştirmenler tarafından o ana dek “psikoloji konusunda söylenmiş olanların en iyisi ve en köklü düşünülmüşü” olarak tanımlanmıştı. Kitap çok geçmeden Nazi Almanyası’nda yasaklandı. Karakter Analizi ancak 1945’de, ABD’de yeniden basılabildi. O günden bugüne, bu başyapıt psikoterapinin gelişimine büyük katkı yapmıştır. Değişiklikler yapılsa da, Reich’ın kitabında işlediği temel görüşler pek çok terapi yönteminde benimsenmiştir.

Faşizmin 14 Temel Özelliği

faşizmSiyaset bilimci Dr. Lawrence Britt, 20. yüzyılın gördüğü en tipik faşist rejimleri (Hitler’in Almanya’sı, Mussolini’nin İtalya’sı, Franco’nun İspanya’sı, Suharto’nun Endonezya’sı, Pinochet’nin Şili’si) inceleyerek faşizmin 14 karakteristik özelliğini tespit etmiş.

Britt’in çok tartışılan, hatta Umberto Eco’nun bir yazısından fazlaca esinlendiği söylenen ünlü makalesi, ‘yeni başlayanlar için 14 derste faşizm’i anlatıyor:

Bursa’daki Orman Yangını ve İddialar – Tamer Uysal

-1-

Hadi uyan
Gün ışığı çilemeye başladı başucunda
Denizler bir mavilik edindi günden
Seher yeline uyup kuşlar tüneğine uçtu
Bu türküyü dinlemeyecek misin
(Metin Eloğlu)

kapitalizmin_taşrasıGenç yaşta yitirdiğimiz öğretim üyesi Sevilay Kaygalak Bursa’yla ilgili çok güzel bir inceleme kitabı kaleme almıştır. Kaygalak kitapta Uludağ eteklerinde kurulan Bursa’nın Anadolu’nun bir iç kenti olmasına karşın gelişmesini coğrafi konumu ve iklimine borçlu olduğunu ifade ediyor, 31 km lik bir şose yolla Mudanya limanına bağlanan kentin Marmara’nın güneyinde bağlantıya engel oluşturmayan alçak dağlarla çevrelendiğini vurguluyordu. (Kapitalizmin Taşrası: 16.Yy’dan 19. Yy’a Bursa’da Toplumsal Süreçler ve Mekansal Değişim, İletişim Yayınları, 2008). Bursa verimli toprakları ve ürün çeşitliliği ile de göze çarpıyordu.

Sessiz Türkiye Aydınları’na Tarihsel Yanıt Yılmaz Güney – Ganime Gülmez

yilmaz_güney“Yaşamımız, ekonomik, toplumsal, siyasal, kültürel, sanatsal vb. ilişkilerimizin toplamıdır. Edindiğimiz görüşler ilişkilerimizde hiçbir değişiklik, köklü hiçbir etkilenme yapmıyorsa, uzun bir süreç içerisinde bile olsa rengimizi değiştirmiyorsa, yeni görüşlerimiz eski görüşlerimizin temelleri üzerinde biçimlenmiş ilişkilerimizi sarsmıyorsa, görüşler ve yeni bilgiler karşısında vestiyer rolü oynuyoruz demektir…” Yılmaz Güney

Bir utanç masalı; Fareli Köyün Kavalcısı ve savaşa gönderilen çocuklar

erk-acarerBir utanç masalı
Bazı masalların tuhaf bir biçimde çocukları tedirgin ettiğini görürsünüz. Grimm Kardeşler’in 1800’lü yılların başında bastırdıkları ‘Çocuk ve Yuva Masalları’ adlı kitabının içerisinde yer alan ‘Fareli Köyün Kavalcısı’ bunlardan biridir. İlk bakışta, diğer öykülerden farkı yokmuş gibi görünen masalın son derece basit olduğu bilinir… Kedileri kovulan bir köyü fareler basıp sokakları ve evleri istila ederler. İnsanlar onlardan bıkmışken, renkli giysileriyle bir adam köye gelir. Para karşılığında, kavalını çalarak köyü, farelerden kurtarabileceğini söyler. Teklifi kabul edilince kavalını üflemeye başlar. Sesin büyüsüne kapılan fareler, onun peşinden köyün yakınındaki nehre sürüklenir.

Cesedin karnına saplanan bayrak

foti benlisoy“Burada, yerimizde kalacağız. Kiliselerimizi yeniden yapmak, ölülerimizi gömmek, okullarımızı, işyerlerimizi, evlerimizi toparlamak için düştüğümüz yerden doğrulacak ve yerimizde kalacağız. Doğduğumuz, büyüdüğümüz, dedelerimizin ve babalarımızın ‘şimdi kırık dökük de olsa’ mezarlarının bulunduğu bu ülkede kalacağız. O kırık mezarlardan, harabeye dönmüş kilise, okul, dükkân ve evlerimizden yeni bir dünya yaratacağız. (…)Sesimizi yükselteceğiz ve başımıza gelen bu felâketin gelmemiş olması gerektiğini haykıracağız. Garantilerden ve can güvenliğinden bahsedeceğiz. Bizler bugün hâlâ Rumuz. Üzerinde yaşamakta olduğumuz ve bizim de vatanımız olan bu ülkede rehine ya da esir olmadığımızı ve de bazıları bizi kovmak istiyor diye gitmek zorunda olmadığımızı haykıracağız. Burada kalacağız.”

Faşistler – Michael Mann

faşistler“Bu kitap faşistleri kim olduklarını, nereden geldiklerini, ne gibi güdülerle hareket ettiklerini, iktidara nasıl geldiklerini anlayarak, faşizmi açıklamayı amaçlar. Ben burada tesis edilmiş faşist rejimlerden ziyade, faşist hareketlerin yükselişine odaklanacağım. Faşistlerin güçlendikleri dönemde, dünya savaşları arası Avrupa’daki ana mevzilerini, yani Avusturya, Almanya, Macaristan, İtalya, Romanya ve İspanya’yı inceleyeceğim. Faşistleri anlamak faşist hareketleri anlamayı gerektirecek. Kendilerine özgü iktidar örgütlerinde bir araya geldiklerini teslim etmeden, faşist bireyler ve onların eylemleri hakkında çok az fikir edinebiliriz. Onları, daha etkin devletler ve daha büyük milli dayanışmaya yönelik yaygın özlemlerle ilintili, daha genel 20. yüzyıl bağlamı içinde de anlamak durumundayız; çünkü faşizm ne bir tuhaflık ne de sadece tarihî bir ilgi konusu. O, modernitenin ekseriyetle arzu edilmese de, temel bir öğesi olmuştur.”

“Türkiye’de yaşamaktansa yolda ölmek daha iyi.”

Kos’ta bir Suriyeli çocuğa mikrofon uzatılıyor. Şöyle diyor:
“Türkiye’de yaşamaktansa yolda ölmek daha iyi.”
Nasıl ölmek istemeyeceği sorulduğunda pek çok insan “Boğularak” der.
Bu çocuk, kendisi için en kötü ölüm şeklinin Türkiye’de yaşamak olduğunu söylüyor.

Kos’taki o çocuk neden “Türkiye’de kalmaktansa ölmek daha iyi” dedi?

Melis Alphan,hurriyet.com.tr, 05.09.2015

Bir Ermeni Subayın Çanakkale ve Doğu Cephesi Günlüğü (1914 – 1918) – Avedis Cebeciyan

bir_ermeni_subayın_Çanakkale_ve_doğu_cephesi_günlüğüBirinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu’nda görev yapan Ermeni asker ve subaylar, son zamanların hararetli tartışma konularından biri. Vatandaşı oldukları ülkedeki tüm tarihleri ihanet-sadakat sarkacına indirgenmek istenen Ermeni halkının gerçek hikâyesini anlatacak kitaplarsa son derece ender yayımlanıyor. Antep doğumlu bir doktor olan Avedis Cebeciyan’ın, Çanakkale ve Doğu cephelerinde subay olarak yaşadıklarını günü gününe kaydettiği günlüğü, tüm polemiklerin ötesinde, bir Osmanlı Ermenisinin dünyasını bugünlere taşımasıyla, tüm bu tartışmalara eşsiz bir katkı sunuyor.

Tormesli Lazarillo

tormesli_lazarilloXVI. yüzyıldaki ekonomik kriz sebebiyle İspanya’nın her köşesinde açlık ve sefalet kol gezmekteydi, bu durumun bir ahlaki çöküntüyü de beraberinde getirmesi kaçınılmazdı. İspanyol toplumundaki bu maddi ve manevi çöküntünün ortasında, 1554 senesinde, sonradan pikaresk roman adı verilecek olan yeni bir anlatı türünün ilk örneği olan Tormesli Lazarillo ortaya çıktı. Din adamlarının ahlaksızlıklarına bolca yer veren bu eser, engizisyonun hışmına uğramamak için imzasız olarak basıldı.

Sözlü tarih belgelerinden biri: Ağıtlar dile geldi 1915-2015

1915-2015_ağıtlar_dile_geldiTarih denildiğinde ülkemizde neredeyse akan sular durur ama bilimin gerektirdiği “neden, nasıl, ne zaman” sorularının sorulmasına pek rastlanmaz.Hemen her öğrenci padişah eşlerinin kölelerden geldiğini söyler, hepsi nikahsızdır. Ancak Anadolu beyliklerinden görücü gönderilerek alınan bey kızı gelinler, onların çeyiz olarak Osmanlı’ya verdiği toprakları da kimse anmaz.O tür evlenmelerden neden cayıldığı da.

Page 93 of 933