Sanayi Devrimi, Atahuallpa’nın altınlarıyla başlamıştır

Tahminlere göre Bolivya’da Potosi’de üç yüzyılı aşkın bir süre boyunca devam eden madencilik sırasında bir milyonu aşkın And kızılderilisi çalışırken ölmüştür. Bu insanlar İnkaların eski emek vergisinin çarpıtılmış bir biçimi uyarınca zorla, eski sistemin yararlarından mahrum bırakılarak çalıştırılmıştı.

İspanyollar açısından hastalıklar nötron bombasından daha iyi bir silah olmuştu, çünkü tam da madenlerde çalışmaya yetecek kadar yerli sağ kalmıştı.[18] Aztek ve İnka madenleri Atlantik’in öte yakasına yüzyıllar boyunca akacak altın ve gümüşün başlangıcı olan bir ön ödemeydi yalnızca.[19] Karl Marx, finansal olarak Sanayi Devrimi’nin Atahuallpa’nın altınlarıyla başladığını gören ilk ekonomistlerden biriydi. 1847’de “İmalat sanayisinin kurulmasının vazgeçilmez koşullarından biri Amerika’nın keşfedilmesi ve değerli metallerinin ithal edilmesi sayesinde gerçekleştirilen sermaye birikimidir,” demişti.[20] İspanya İmparatorluğu’nu sigortalayan bankerler altın külçeleri içinde yüzüyor, yapacak bir şeyler arıyorlardı. Birçoğu Kuzey Avrupa’ya yöneldi, tersaneleri, silah dökümhanelerini ve başka imparatorluk teşebbüslerini finanse etmeye giriştiler. Birçok banker de Avrupa savaşlarını finanse etti, akranlar arasındaki savaşlar icatların anasıdır. Mao Zedung’un hiç kast-etmediği bir biçimde iktidar gerçekten de bir barut fıçısından çıkmıştır: Topun “tüten borusu”ndan buhar ve petrolle çalışan motorların silindirleri türemiştir.

Altın ve gümüş Atlantik’in iki yakası arasındaki yağma, toprak ve emek üçgeninin yalnızca bir kenarını oluşturuyordu. Yeni Dünya’nın ıssız kalmış arazileri, hepsinden de önemlisi ürünleri uzun vadede metallerinden daha değerli olacaktı. Şükran Günü yemeklerinde dindar Amerikalılar “vahşi bir ortam”da kendilerini besledikleri için Tanrı’ya şükrederler. Sonra hindi, mısır, fasulye, balkabağı ve patatesten oluşan bir ziyafeti gövdeye indirirler. Bu yiyeceklerin hepsi de binlerce yıl içinde Yeni Dünya medniyetleri tarafından geliştirilmiştir. Köriyi acı bibersiz, İtalyan yemeklerini domatessiz, İsviçre ve Belçikalıları çikolatasız, Hawaiilileri ananassız, Afrikalıları manyoksuz, İngilizleri balıklı ama patates kızartmasız düşünmek de zordur.

Bu yeni ürünler beslenme üzerindeki etkilerinin yanı sıra Avrupa’nın yanı sıra Afrika ve Asya’da üretimde de büyük bir artış getirdiler. Mısır ve patates arpa ve buğdayın iki katı verimliydi, aynı miktarda yiyecek için toprak ve işgücünün yarısı yeterli oluyordu.[21] Nüfuslar arttı, çok sayıda insan çiftlikten ayrıldı, Britanya’dan Altın Sahil’e kadar bir işgücü fazlası ortaya çıktı.[22] Kuzeyde bu insanlar değirmenler ve fabrikalara yöneldiler, Afrika’daysa mamul mallara, özellikle de silahlara karşılık takas edildiler.[23]

Avrupalılar yerli Amerikalıların yerine geçirmek üzere Afrikalıları gemilerle Atlantik’in öte yakasına taşıdılar, onlara Avrupa kentleri için şeker, pamuk ve kahve üretimi yaptırdılar.[24] Daha sonra Avrupa da insan fazlasını ihraç etmeye başladı, arpa ve buğday üretimi için ideal oldukları anlaşılan düzlükleri ve pampaları doldurdu. Makineleşmiş çiftçiliğin icat edilmesiyle birlikte Eski Dünya’nın tahılları daha az emek-yoğun hale geldi. İnka tarımının bir başka hediyesi olan guanonun yeniden keşfedilmesi ve dünya çapında kullanılmasıyla birlikte tarım üretimi arttı.[25] Guano rezervleri ve diğer doğal gübreler tükendiğinde ticari çiftçilik neredeyse tamamen petrol ve gazdan yapılan kimyasal gübrelere bağımlı hale geldi. Fosil enerjisi modern dünyaya enerji vermekle kalmaz, onu besler de. Kelimenin tam anlamıyla petrol yiyoruz.[26]

William McNeill 1991’de şu sonuca varmıştı: “Modern dönemde, büyük ölçüde yeni ürünlerin desteklediği nüfus artışı, ağır, ama öngörülemez ekolojik sonuçlara yol açarak hâlâ devam etmektedir.”[27] Onun bu satırları yazmasından 15 yıl sonra dünya üzerinde bir milyar insan daha belirdi, 1825’te makineleşmenin başlangıcı sırasında dünya nüfusunun tamamı bir milyardı. Sanayi devrimi başarısız olursa, kendilerini kas gücüyle besleyebilecek insan sayısı da bir milyara yakın olabilir.

Kitabın Künyesi
İlerlemenin Kısa Tarihi
Ronald Wright
Çeviri: Ebru Kılıç
Kapak İllüstrasyonu: Sedat Girgin
Aylak Kitap

Yorum yapın

Daha fazla Tarih
Amerika kıtasının asıl fatihleri mikroplardır

Kapat