Şeker Portakalı, Türkiye’de vizyona girdi.

José Mauro de Vasconcelos’un Şeker Portakalı’nın beyazperde uyarlaması iki yıl gecikmeli de olsa Türkiye’de vizyona girdi. Kitabın başkarakteri Zezé bir kez daha canlı canlı karşımızda.
Çocukken okumam için dedem ara sıra bazı kitaplar verirdi bana. Elinde bir kitapla çıkagelir, ?Bunu mutlaka okumalısın? derdi. Onun bana verdiği her kitabı büyük bir zevkle okurdum. Bir gün elinde beyaz kapaklı kitaplardan biriyle geldi: Şeker Portakalı. On iki ya da on üç yaşlarındaydım. Annem de ?Bu kitabı ben de okumuştum küçükken; çok seveceksin? demişti. Büyük bir merakla aldım elime. Bir çırpıda değil, yavaş yavaş; sindire sindire okuduğumu hatırlıyorum. Kitap, tahmin edebileceğimden daha fazla etki bırakmıştı bende. Zezé?yle tanışmış, onun hayatına dâhil olmuştum. Onun sokaklarında yürüyor, Portuga ile sohbet ediyor ve ben de Minguinho?nun gölgesinde soluklanıyordum. Kitabın son sayfasını kapatırken ise onunla yollarımızı ayırma vaktimiz gelmişti. O sayfa hiç kapanmasın istemiştim. Zezé?nin gidişi ve kitabın sonu inanılmaz bir üzüntü yaratmıştı içimde. Zezé benim için kocaman bir kahraman olmuştu. Tüm acılara, zorluklara göğüs geren; hayal kırıklıklarının üstesinden gelebilen, sevdiklerini kaybeden ve yetişkinler dünyasında yaşamaya çalışan bir kahraman. Zezé, yaşadığım yerden çok uzaklardaki bir ailede çocuk olmayı anlatıyordu bana. Hiç tanımadığım, bilmediğim sokaklara, bahçelere uzanıyordu hikâyesi. Ve onun hayatı hemen içine alıvermişti beni.

O günlerden beri ne zaman aklıma düşse hikâyesinin naifliğiyle içimi buran ama bende yarattığı kahramanlık hissiyle gülümsememe neden olan bir kitap oldu Şeker Portakalı. Mayhoş bir tat yerleştirdi içime. Kitabı benim yaşlarımda okuyan herkesle aynı tadı paylaştım sanırım. İçimizde bir yanımız şeker portakalı ağacına düşkün Zezé ile büyüdü. Ve o yanımız belli ki hep canlı kaldı.

Müstehcen bulunan kitap
Yıllar sonra, Zezé ile dostluğumuzun üzerinden epey zaman geçmişken, bir gün bir habere rastladım. Bir 7. sınıf öğretmenine soruşturma açılmıştı. Sebebi de öğrencilerine Şeker Portakalı?nı okutmasıydı. Öğrencilerden birinin velisi kitabı müstehcen bulmuş ve öğretmen hakkında soruşturma açılmasını istemişti. Kitabın, ?Türk örf ve ananelerine? aykırı olduğunu, birçok argo sözcük ve küfür içerdiğini belirtmişti. Hangi örf ve anane, diye düşündüm. Bu kitapta bu kadar korkacak, çekinecek ne olabilirdi? Belli ki çocukken Zezé?yle tanışmamış bir yetişkindi bunu yapan. İçinde o mayhoş tadı hiç hissetmemiş olmalıydı.

Yine de, yazarı José Mauro de Vasconcelos?un hayatından esintiler taşıyan bu roman için şimdilerde bir de müjdeli haber var. Şeker Portakalı?nın filmi bugün vizyona giriyor. 2012 yapımı bu filmin yönetmeni 1998 yapımı Merkez İstasyonu ve 2004 yapımı Karşı Daire filmleriyle de tanınan Marcos Bernstein. Filmin senaryosunu da Melanie Dimantas ile birlikte üstlenmiş. Başrollerde genç oyuncu João Guilherme Ávila ve Portuga rolünde José de Abreu yer alıyor.

Bir ağacın arkadaşlığı
Kitabı beyazperdeye aktarma düşüncesi 2004 yılında ortaya çıkmış. Filmin yapımcısı Katia Machado?nun isteği üzerine Marcos Bernstein ve Melanie Dimantas senaryosunu kaleme almışlar. Daha sonra ise Bernstein filmin yönetmenliğini de üstlenmiş. İlk başlarda Fransız-Brezilya ortak yapımı olan film, çekimler biterken tamamen bir Brezilya filmi olarak son bulmuş. İlk kez 2012?deki Rio Festivali?nde izleyiciyle buluşan filmin çekimleri 2010 ve 2011 yıllarında Brezilya?nın Minas Gerais bölgesinde yapıldı. Orijinal adı Meu Pé de Laranja Lima olan Şeker Portakalı?nın beyazperde uyarlaması iki sene gecikmeli de olsa artık Türkiyeli izleyicisiyle buluşacak. Kitabı okumuş olan ve özellikle Zezé ile bir bağ kuran herkesi büyük bir heyecan bekliyor olmalı. Eski bir arkadaşla uzun bir sürenin ardından yeniden buluşmaya benziyor şimdi sinema salonlarına gitmek. En son çocukken gördüğümüz mahalleden bir dost ya da yazlık evden tanıdığımız biri ile buluşacakmışız gibi biraz. Acaba nasıl görünüyor? Değişmiş mi? Aklımda kaldığı gibi mi yoksa? düşünceleri var için için. Malum, hepimiz için başka başka şeyler ifade ediyordu Zezé. Herkesin aklındaki yeri farklıydı. Şimdi hayallerimizdeki Zezé?yle buluşma zamanı. Hatta kitabı müstehcen bulup soruşturulmasını isteyen herkese rağmen bir kere daha elimize alıp okumalı.

Peki, biz beş yaşındaki bu Brezilyalı çocuğun hikâyesini neden bu kadar çok sevdik? Niçin çok uzun yıllar sonra bile ?Zezé?nin filmi vizyona giriyormuş? deyince hâlâ heyecanlanıp gülümsüyoruz? Herkesin kişisel olarak farklı nedenleri vardır eminim. Bazıları kitabı onlara veren öğretmenlerini anımsayıp seviyordur bazılarımız ise Zezé?yi sırdaş olarak görüyordur. Ama bir çocukla bir ağacın arkadaş olabileceğinin en güzel kanıtlarından biriydi bu kitap. Kitabı okurken kesilen bir ağacın ardından belki de ilk defa gözyaşı döktük ve o gözyaşı sayesinde öğrendik ağaçlarımızı korumayı.

BESTE SEZEN ATEŞPARE
(24.05.2014, http://kitap.radikal.com.tr/)

ŞEKER PORTAKALI
José Mauro de Vasconcelos
Çeviren: Aydın Emeç
Can Yayınları
2014 (115. basım), 186 sayfa

Yorum yapın