Sigmund Freud’un Balzac’ın ‘Tılsımlı Deri’ adlı romanıyla trajik bağı

Sigmund Freud(*) Psikanalizin kurucusu nörolog Sigmund Freud, 1923 yılında çene kanserine yakalanır. 16 yıl boyunca 33 kez ameliyat olan Freud, son günlerini dayanılmaz acılar içerisinde geçirmektedir. Ve Freud yaşamının son günlerinde öleceğinin bilincinde hala nereden bulduğunu bilmediğimiz veya kim tarafından önerildiği bilinmeyen Honoré de Balzac’ın ‘Tılsımlı Deri’ romanını okumaya başlar.

Serol Teber: Freud’a özel doktoru romanı beğenip beğenmediğini sorduğu zaman, “Tam benim bu günlerime uyan bir roman, bu okuduğum son kitap” der, ama Freud’daki ilişki romandaki sözkonusu ‘deri’ye göre tersinedir, ağzında kanserojen bir doku gittikçe büyümektedir.
Honoré de Balzac’ın Tılsımlı Deri romanındaki derinin tersine küçülmeyip büyümektedir ve o dokunun büyümemesi için Freud neredeyse soluk bile almak istemez. Hiç yemek yemez o sıralarda. Yiyemez daha doğrusu. Büyük acı vermektedir yemek, acıları gittikçe artmaktadır. Yanağında yara çıkmak üzeredir. Finale gittiğini görmektedir ve böyle çelişkili bir durumda o da yatakta yaşamını minimalize ederek giderek son saatlerine doğru yaklaşmaktadır.
Şenol Ayla:Freud’un kanseri ilerliyor ve çok acı çekiyor, bir yandan da savaş ilerliyor. 2. Dünya Savaşı artık Londra’ya kadar gelmiş. Sirenler çalıyor, bombalar patlıyor. Freud yatağına iyice kısılmış durumda, iki anlamda da -psikolojik ve bedensel olarak- kötü.
Serol Teber: Evet, böylesi bir acı içindeyken, 21 Eylül 1939?da Freud, özel doktoru Max Schur?u yanına çağırır ve “Sevgili Max” der, “yıllar öncesinden seninle konuşmuştuk, acılar dayanılmaz duruma geldiği zaman bana yardım edeceğini vaat etmiştin. Bu sözünü anımsıyor musun?” der. Çok çok duygulu bir hava içinde geçen bir konuşma olduğunu sonradan doktorun anılarından okuyoruz. Max Schur da ilk defa belki yaşamında Freud’un iki eline birden sarılır ve “Hayır” der, “konuşmayı hatırlıyorum, istediğiniz zaman, istediğiniz şekilde yardım etmeye hazırım” der.
Şenol Ayla: Ötanazi istiyor aslında değil mi?
Serol Teber: Evet evet, hınzırca kendi yaşamını noktalama kararını da kendi elinde tutmak istiyor. O kararını da kendi vermek istiyor. Gene bu kararı verirken 23 Eylül’ü gözüne kestiriyor ki bu Yahudi sayıcılığında erkekler için önemli bir tarihtir. Erkeklerin bu tarihte ölmelerinin ya da öldürülmelerinin bir tür kutsallıkla ilişkisi olduğu rivayeti çok vardır ve Freud da bunu seçiyor. Ve doktoruyla konuşmalarının sonundaki cümle de çok tartışma konusudur. ‘Peki o zaman? diyor, “bu gece bunu halledelim” ve “bu konuşmamızdan lütfen Anna’yı haberdar edin? diyor ve yine eşi Martha’yı yok sayıyor.
Şenol Ayla: Zaten Anna yanında değil mi?
Serol Teber: Anna yanında, ama bu konuşma sırasında doktoru ile yalnızlar ve o günü izleyen saatlerinde 22 Eylül’de 30 mg’lık bir morfini enjekte ediyor doktoru. Freud derin bir uykuya dalıyor, acısız bir yüz ifadesine kavuştu diyor doktor notlarında. 22 Eylül akşamı 12’den sonra ikinci bir doz daha 30 mg’lık morfin yapıyor ve saat 3- 4’e doğru Freud derin bir komaya giriyor, yaşamı noktalanıyor.
Şenol Ayla: Hamlet’in ünlü, sevdiği dizesiyle “Bundan sonrası büyük sessizlik” ve sonra da yakılıyor kendi arzusu üzerine ve en çok sevdiği Yunan vazosu içinde Golden Green mezarlığında, kapalı bölümde defnediliyor. Marie Bonaparte’ın hediye ettiği bir Yunan vazosu içinde külleri gömülüyor, hatta daha önce Marie Bonaparte’a şöyle diyor; “İnsanın bu vazoyu beraberinde mezara götürememesi ne acı’. Bunu da yerine getiriyorlar.

Serol Teber: Farkında kendisinin geri saymaya başladığını. Freud?un bu arada, son günlerinde okuduğu bir roman vardır, onu anımsatmak, altını çizmek istiyorum.
Şenol Ayla: Son okuduğu kitap?
Serol Teber: Bunu nereden bulmuştur ya da kim vermiştir ona, ben bunu bilmediğim için hayıflanıyorum doğrusu. Bu gizemi çözmemiz lazım ilerideki yıllarda. Bu Balzac?ın Tılsımlı Deri kitabıdır. Balzac bunu 1830-31 tarihlerinde yazmıştır ki Balzac’ın da otobiyogrofik yapıtı olduğunu eleştirmenler söyler. Burada Raphael adında genç bir Fransız ressamın gizemli öyküsü anlatılır ki Freud’la paralellik gösterir bir anlamda. Açlıktan, yoksulluktan, başarısızlıktan, dünyada anlaşılmamaktan dolayı kendini Seine nehrine atıp intihar etme kararı veren genç adam, zamanın biraz geçmesini, havanın kararmasını bekler ki kimse görüp kurtarmasın; o denli kararlıdır intihar etmeye. O sırada bir tür Dr. Faust ” Mephisto ilişkisini anımsatır paralellikte bir antikacı dükkanına gider zaman geçirmek için. Antikacıyla konuşmaları sırasında, antikacı der ki; “Tamam, senin durumunu anlıyorum, ama bir anlaşma yapalım, sana bu dükkândan doğu ülkelerinden getirilmiş yaban eşeği derisi vereyim. Onun üzerinde gizemli, Arapça yazılmış şöyle bir yazı vardır: “Bu deriyi alan beni de satın alacaktır, ama yazgısı bana bağlı olacaktır. Ne isterse bu deri tarafından yerine getirilecektir, ama her istediği şeye karşılık deri, dolayısıyla da yaşamı biraz küçülecektir?, böyle bir anlaşmaya var mısın?” der. Adam kabul eder bunu. Zaten intihar etmek üzeredir. Batıl inançlara inanmaz, ama öylesine şaka olsun diye kabul eder. Hakikaten bazı uçkun isteklerde bulunur. Bunlar hemen gerçekleşir, ama her isteğinin gerçekleşmesi anında da derinin önünde bir miktar küçüldüğünü görür ve büyük bir paniğe kapılır. Kısa bir süre önce intihar etmek isteyen insan, bu kez ölümün bu derece yaklaşmasından müthiş korkuya kapılır ve kendini karanlık bir odaya kapatıp, hiçbir şey istememeye, hatta hiçbir şey düşünmemeye mahkum eder bir anlamda. Buna rağmen en küçük hareketinde deri gittikçe küçülmeye başlar. Tabii çok trajik bir şekilde bir aşkı vardır. Kadın ısrarla, kendisini sevip sevmediğini bir kerecik olsun söylemesini, isteyip istemediğini bir kerecik olsun dile getirmesini ister. Adam bunu dehşetli bir şekilde, aşkını, duygularını ifade etmek istemektedir, ama her ağzını açışta deri biraz daha küçülmektedir.
Şenol Ayla: Ömründen yiyecektir.
Serol Teber: “Beni hiç mi istemiyorsun? diye ısrar eder kadın, dayanamaz “Çok istiyorum? der ve deri biter. Bu da ölümü olur genç ressam Raphael’in.

(*) Alıntı: 94.9 Açık Radyo’da 16/04/2008 tarihinde Serol Teber ve Şenol Ayla’nın Didik Didik Freud XVI: Freud’un Ölümü üzerine söyleşi

Serol Teber, 2 Nisan 2004 tarihli Radikal Kitap’ta yayımlanan söyleşisinde şöyle diyordu: “Freud’un biyografisi tam da psikiyatri araştırmalarına olanak verecek derecede karmaşık ve kışkırtıcı. Bir düşünün, en az 49 yıl hep aynı koltukta oturarak günde 10 saat analiz yapmış. Ayrıca dünyada ilk kez 12-13 yıl kadar kendi kendini otopsi yaparcasına analiz etmiş, kerelerce derin melankolik krizler yaşamış, intihar etmeyi düşünmüş, ‘ufak tefek bir ateist Yahudi’ olarak Roma Katolik Kilisesi’ne tek kişilik haçlı seferi ilan etmiş biri.

Yorum yapın

This site is protected by WP-CopyRightPro