Atatürk’le Seyit Rıza arasındaki tarihi diyalog

Atatürk’le Seyit Rıza arasındaki tarihi diyalog

Dersim Katliamı’yla ilgili istihbarat teşkilatına sunulan raporda, Mustafa Kemal’in Seyit Rıza ile yaptığı görüşmede, “Af dilersen idam edilmeyeceksin”dediği, ancak Seyit Rıza’nın, “Af dileyecek bir şey yapmadım” diye karşılık verdiği ortaya çıktı. Dersim Katliamı’yla ilgili dönemin Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MAH) sunulan raporda Mustafa Kemal’in ve Seyit Rıza öldürülmeden önce kendisiyle görüştüğü ortaya ...

devamını okumak için tıklayınız

Adaleti Beklerken Roboskî – Ebru Aydın

Adaleti Beklerken Roboskî - Ebru Aydın

Gerçeğin, üzeri ne kadar örtülmeye çalışılsa da 34 kişinin ve katırlarının kanına bulanmış gerçeğin kitabı. "Burada anlatılanlar 'yetkililer'i rahatsız ederse şimdiden söylüyorum; evet ben yazdım, 'benim kitabım'. Ama yok, vicdanlar acıyacaksa, uzaktan da olsa bu adaletsizliğin ve zulmün karşısında duracaksa okuyan, 'bu kitap benim değil'." 28 Aralık 2011! “Asla ve asla... ...

devamını okumak için tıklayınız

Hafızalardan silinmeyen 15 distopik kitap

Hafızalardan silinmeyen 15 distopik kitap

Bilindiği gibi ilk kez John Stuart Mill tarafından kullanılan distopya terimi, ütopyanın zıttı olarak “kötü bir yer” anlamına geliyor. 1. Demir Ökçe - Jack London Modern karşı ütopyaların ilki sayılan bu roman, toplumda ve siyasette gelecekte yer alacak değişiklikleri irdeler. Jack London'ın 1907'de yayımlanan Demir Ökçe adlı eseri, modern karşı-ütopyacı romanların ilki sayılır. ...

devamını okumak için tıklayınız

Sordum Durdum – Melek Özlem Sezer

Sordum Durdum - Melek Özlem Sezer

Masal Kahramanlarına Sorular Pek çok masalda, doğru olmayan kimi mesajların gizli olduğunu biliyor muydunuz? Pamuk Prenses, Hansel ve Gretel, Külkedisi, Kırmızı Başlıklı Kız, Fareli Köyün Kavalcısı, Keloğlan ve daha niceleri... Adlarını sürekli duyduğunuz ve maceralarını hep dinlediğiniz bu masal kahramanlarını daha yakından tanımaya var mısınız? Peterica Pan'ın meraklı sorularıyla, Melek Özlem Sezer'in ...

devamını okumak için tıklayınız

Ahmet Ümit: ‘Bir tek adamın çıkarları için koca ülke yangına sürükleniyor’

Ahmet Ümit: ‘Bir tek adamın çıkarları için koca ülke yangına sürükleniyor’

O Türkiye’nin en çok okunan yazarlarından birisi. Üstelik yalnızca Türkiye’de değil onlarca ülkede de fazlasıyla okuyucuya sahip. Usta yazarla, kısa süre önce aldığı ödülü vesile edip bir araya geldik. Sonbahar’da meraklısıyla buluşacak yeni romanını, dünyadaki yayıncılık anlayışını ama en önemlisi ülke gündemini masaya yatırdık. İşte Ahmet Ümit’ten çok konuşulacak açıklamalar. >>Güzel ...

devamını okumak için tıklayınız

İşte üstat Yoda’nın esin kaynağı

İşte üstat Yoda’nın esin kaynağı

Yıldız Savaşları serisinin unutulmaz karakteri, Obi-Wan Kenobi ve Luke Skywalker’ı yetiştiren Jedi ustası Yoda’nın ortaçağda kaleme alınmış bir kitaptaki figüre tıpatıp benzemesi şaşkınlık yarattı. Yıldız Savaşları (Star Wars) serisinde istisnasız herkesin sevdiği bir karakterdir üstat Yoda. Jedi şövalyeleri yetiştiren 900 yaşındaki ustanın öğrencileri arasında Obi-Wan Kenobi ve Luke Skywalker da bulunur. ...

devamını okumak için tıklayınız

Galeano’nun anahtarları – Önder Göksal

Galeano’nun anahtarları - Önder Göksal

Son günlerde bütün iyi yazarlar söz birliği etmişçesine terki diyar ediyor. Yaşar Kemal, Günter Grass derken bir de Latin Amerika’nın kıtaları birleştiren sesi Eduardo Galeano edebiyat severleri üzdü. Sevdiğim bir yazar hayatını kaybedince kitaplığımdan o yazara ait kitapların hepsini çıkarır göz gezdiririm, o kitaplardan rastgele bölümler açar birkaç sayfa okur, kitabı ...

devamını okumak için tıklayınız

Alman Türk silah arkadaşlığı ve Ermeniler

Alman Türk silah arkadaşlığı ve Ermeniler

Balkan Savaşlarından sonra iflas etmiş ve dağılma telaşına düşmüş Osmanlı topraklarında yaratılan savaş ve yok oluş psikolojisi Ermenilerin imhası için kullanılmıştır. Bunda Alman parası ve silahları önemli bir etkendir... Savaşta Alman kurmayların tavsiyesi “Hinterland”daki “düşmanların” yani Ermenilerin buralardan uzaklaştırılması olmuştur. Serdar Dinçer, Alman Belgelerinde Alman-Türk Silah Arkadaşlığı ve Ermeniler’de bugüne kadar ...

devamını okumak için tıklayınız

“Evet, ne yazık ki Türkiye’de Günter Grass okunmuyor”

“Evet, ne yazık ki Türkiye’de Günter Grass okunmuyor”

Teneke Trampet'i nasıl okuyacağız? Bugün Günter Grass'ın kitapçılarda neredeyse hiçbir kitabı yok. Teneke Trampet'in bile 2000 yılından sonra yeni baskısı yapılmamış. Oysa Grass, Türkiye ile çok ilgili ve burada da tanınan bir yazardı. Günter Grass tipik bir 20. yüzyıl aydınıydı. Yaşadığı çağın çalkantılarına, tarihsel olaylarına şahitlik etmiş, bunu yaratıcı çabasının bir ...

devamını okumak için tıklayınız

“Ben sizin için çıldırıyorum, siz bana aldırış bile etmiyorsunuz” Nazım Hikmet

Ben sizin için çıldırıyorum, siz bana aldırış bile etmiyorsunuz Nazım Hikmet

Şükûfe Nihal’e áşık olan isimlerden biri de Názım Hikmet’ti... Názım Hikmet’in aşkı 1920’li yıllar... Erenköy bahçelerinde, köşklerinde şairler yan yana gelip edebi sohbetler yapıyorlardı. Bu toplantıların birinde... Názım Hikmet bir káğıda bir şeyler yazıp Şükûfe Nihal’e vermesi için Halide Nusret’e (Zorlutuna) uzattı. "Bir Devrin Romanı" adlı eserinde Zorlutuna olayı şöyle yazdı: "O (Şükûfe Nihal) okuduktan sonra, gülerek ...

devamını okumak için tıklayınız

Hep ideal aşkı arayan bir şair: Şükûfe Nihal – Soner Yalçın

Hep ideal aşkı arayan bir şair: Şükûfe Nihal - Soner Yalçın

Nazım Hikmet ona aşıktı. Faruk Nafiz Çamlıbel, ona olan sevdasını dizelere döktü. Cenab Şahabeddin’in kardeşi şair Osman Fahri, ona olan aşkına karşılık bulamayıp canına kıydı. Şair Ahmet Kutsi Tecer, ona tutkundu. Edebiyatçı Mithat Sadullah Sander ve politikacı Ahmet Hamdi Başar ile evlendi. Yaşamı köşkte başlayıp huzurevinde biten şair, yazar, öğretmen Şükûfe ...

devamını okumak için tıklayınız

Faşizm iki insan arasındaki ilişkide başlar

Faşizm iki insan arasındaki ilişkide başlar

“Kimim ben senin için, kimim bunca yıldan sonra?” diye sorar 20. yüzyılın en büyük romanlarından biri olan Malina’nın yazarı Ingeborg Bachmann hiç gönderilmemiş veda mektubunda Paul Celan’a. Mektuplaşmaları 1948’den 1967’ye kadar aralıklarla ama çok yoğun sürer. Bu kısacık birliktelik, bitmeyen bir aşka dönüşmesinin ardından, Sen Nehri’nin karanlık sularında ve Roma’da ...

devamını okumak için tıklayınız

Oğuz Atay’ın görüntülü ve sesli konuşması

Oğuz Atay’ın görüntülü ve sesli konuşması

Oğuz Atay’ın TRT arşivinde bulunan yüksek çözünürlüklü görüntülü ve sesli konuşması için "devamını oku"yu tıklayınız     Kaynak: www.oguzatay.net

devamını okumak için tıklayınız

“Ne dağı bu?” diye sordum. “Ararat” dediler. – Aleksandr Puşkin

“Ne dağı bu?” diye sordum. “Ararat” dediler. - Aleksandr Puşkin

Koğuştan taze sabah havasına çıktım. Güneş doğuyordu. Dupduru gökyüzünde iki başlı, karlı bir dağ parlıyordu. Gerinirken: “Ne dağı bu?” diye sordum. “Ararat” dediler . Seslerin etkisi ne kadar güçlü! Var gücümle baktım bu efsanevi dağa. Yenilenme ve yaşam ümidiyle onun doruğuna yanaşan Nuh’un gemisini, biri idamın öteki barışın simgeleri olarak ...

devamını okumak için tıklayınız

Sancı Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi’nin Nisan-Mayıs sayısı tüm kitapçılarda…

Sancı Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi'nin Nisan-Mayıs sayısı tüm kitapçılarda...

Sancı Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi “YIKIMIN ve İNŞANIN SANATI KOBANÊ” dosya çalışmasıyla raflardaki yerini aldı. Kobanê’nin yeniden inşası çalışmaları dahilinde kültür ve sanat cephesinden bir nefes olma sorumluluğuyla hazırlanan dergimizin geliri de, Kobanê için gerçekleştireceğimiz kampanya çalışmamızın sonucu ile birlikte Kobanê’ye gönderilecek. Dosya başlığımızda dergimizde; Necmiye ALPAY: “Pax Erdoganica Mı?” ...

devamını okumak için tıklayınız

”Aramızdan biri idam edilecek ama henüz bilmiyor. Kendisinin de seyredeceğini düşünüyor”

”Aramızdan biri idam edilecek ama henüz bilmiyor. Kendisinin de seyredeceğini düşünüyor”

Kapana kısılıp kalmış bir ülke Nobel ödüllü V.S. Naipaul’un Nehrin Dönemeci Afrika’yı anlatan, önemli bir eser. Naipaul ne Afrikalı ne de Avrupalı, ne siyah ne de beyaz ama sömürgeci ahlakını yakından tanıdığı gibi, azınlık sorunlarını ve korkularını da biliyor. Bugüne kadar Afrika hakkında okuduğumuz romanların neredeyse tamamı Avrupalı yazarlar tarafından yazılmış ...

devamını okumak için tıklayınız

Bilimkurgu’ya aşk mektubu

Bilimkurgu’ya aşk mektubu

Mark Bould’un kitabı bilimkurgu sinemasına yazılmış uzun bir aşk mektubu gibi sona eriyor belki. Okurunu uzun bir izlenecek filmler listesiyle de baş başa bıraktığı için bir başucu kitabına dönüşüyor. Bilimkurgu, disiplinlerarası yaklaşımın 1970’lerden bu yana akademideki konumunu sağlamlaştırmasıyla, post-kolonyal teori, feminizm, Marksizm, psikanaliz gibi araçların biri ya da birkaçıyla birden ele ...

devamını okumak için tıklayınız

Yazarların soyadlarının anlamını öğrendiğinizde şaşıracaksınız.

Yazarların soyadlarının anlamını öğrendiğinizde şaşıracaksınız.

Çocukken isimlerimizin anlamını hep merak etmişizdir. Bizim hakkımızda ne söylüyor? Tarihle nasıl bir irtibat hâlinde? Ve anlamını öğrendiğimizde hayal kırıklığı yaşamıştır pek çoğumuz. Flavorwire.com üşenmemiş, hayranı olduğumuz yazarların soyadlarının ne anlama geldiğini açıklayan bir liste hazırlamış. Listede yol aldıkça rahatlayacak, yazar da olunsa söz konusu isim olduğunda fazla uzağa kaçılamadığını ...

devamını okumak için tıklayınız

Naif ve Bilge - Zafer Köse

Virajdan sonra ani bir uçurum. Tesadüfen yol kenarında bulunuyorsunuz ve bir aracın hızla yaklaştığını görüyorsunuz. Ne yaparsınız? E, can kurtarmak için elinizi kolunuzu biraz sallamayı esirgemezsiniz herhalde. Peki, aracın içindekilerin katil, faşist, insanlık düşmanı olduğunu biliyorsanız? O güne kadar birçok insana yaşattıkları büyük acılara her an yenilerini ekleyebilecek kişilerse? Evet, hiçbir ...

devamını okumak için tıklayınız

Edebiyat yasaklansa ne değişir?

Edebiyat yasaklansa ne değişir?

“Kültür ve sanatta bize ‘en iyi’ diye sunulanlar esasında sadece seçim sürecini tekelinde bulunduran güçlerin bize uzattığı menüdeki tercihlerle sınırlıdır.” Umberto Eco Yarın Türkiye’de fırıncılar çalışmasa milyonlarca insan aç kalırdı. Yarın otobüs sürücüleri grev yapsa on binlerce insan gitmek istedikleri yerlere gidemezdi. Yarın sağlık çalışanları işlerini bıraksa, yüz binlerce insan sağlık ...

devamını okumak için tıklayınız

Şiir Hikâyeleri – Haluk Oral

Haluk Oral, almış iğneyi eline kazmış kuyuyu. Onlarca şairin içine kim bilir kaç taş attığı o kuyudan neler çıkmamış! Melih Cevdet Anday?ın, Tohum şiiri onun Garip akımından kopuşunun da ilanıdır… Lavina öyle bir kadın ki, Özdemir Asaf?ın dizelerine girme hakkını bir tek o kazanmış. Dahası var, adına şiir yazdırmış! Lavinia?nın sadece Asaf?ın değil, yakından tanıdığımız başka aydınların hayatında da önemli bir yeri varmış.
Sararmış sayfalardaki şiirlerle, eski, artık içinde oturanı kalmamış evleri birbirine benzetiyorum. Etrafını sarmaşıklar kaplamış, tahtaları kararmış evlerin sahipleri nerededir şimdi? Ya da kiracıları? Ya o evi inşa edenler, yövmiyeleriyle başka bir ev kuranlar?
Peki, sararmış kitap yapraklarındaki şiirlerin sahipleri nerede? Daha bilinmez olanı bulmak için soralım: o şiire kiracı olanlar? Bir dizeye yazılan adlarıyla hafızalarımıza kazınan, ama kendileri gizlenen kahramanlar? Şiirlerin sahiplerini, kalemi tutanı biliriz de onlara ilham verenler sadece birer isimdir. Bazen bizim yârimizin adı olur onun ki. Örneğin Nâzım?ın Piraye?si, Attilâ İlhan?ın Müjgan?ı, Cemal Süreya?nın Üvercinka?sı veya Özdemir Asaf?ın Lavinia?sı… Meraklı okurun kaçınılmaz sorusu beliriyor şimdi: Peki onlar kim?
Şiirin sahibi bellidir, ama şiirin köklerinde derin uykusundaki bu kederli hecelerin bir araya getirdiği Üvercinkalar ancak o meraklı okurun soru soracağı, gerçeğe varmak için iğneyle kuyuyu kazacağı anı beklemektedir.
Doğan Hızlan?ın sevdiğim yakıştırmasıyla bir ?edebiyat arkeoloğu? Haluk Oral, almış iğneyi eline kazmış kuyuyu. İyi ki de kazmış. Onlarca ?deli?nin şairin- içine kim bilir kaç taş attığı o kuyudan neler çıkmamış! Özdemir Asaf?ın Lavinia?sı çıkmış bir kere. Hani Asaf?ın ?Adını gizleyeceğim, sen de bilme? dediği Lavinia. Melih Cevdet?in Tohum şiiri, Ahmet Arif?in Hasretinden Prangalar Eskittim kitabındaki şiirlerin her yeni baskısında uğradığı değişimler. Başka ne mi? Nâzım?ın Kurtuluş Savaşı Destanı, Orhan Veli ve Yahya Kemal arasında yaşandığı rivayet edilen tartışma mesela ya da Ahmet Arif?in o incelikli ruhunun arkadaşına imzaladığı bir kitap. ?Canım dost, canım kardaş…?
Melih Cevdet Anday?ın, Tohum şiiri onun Garip akımından kopuşunun da ilanıdır. Mehmed Kemal?in 1948?de sadece bir sayı çıkarabildiği dergide yayımlanan şiir, polisin de dikkatini çeker. Mehmed Kemal bu yüzden sorguya çekilir. Şiirdeki ?deli fişek? ifadesinin altı çizilmiştir. Daha sonra Melih Cevdet bir şiir kitabı nedeniyle İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi?ne çıkarıldığında tümden ele alırlar şiirini. Şiirin son dizeleri belki de o zaman yapılan muamelenin ?gerekçesidir?:
(…)
Kim bilecek… Kapalı kutu
Ama bulut yağmur bulutu
Gelir kararır neredeyse
Tohum altta nefes nefese
Kulağı gök gürültüsünde.

Ahmed Arif?in tek şiir kitabı Hasretinden Prangalar Eskittim? e almadığı Akşamüstü isimli şiiri de bu dergide yer alır. Derginin yayın hayatına devam edememesinde Tohum?a ?suç ortağı? dizeler onunkilerdir:
(…)
Rüsva olmuş ellerin emeği
Manşetlerde kilometre kilometre yalan
Sallanır durur.
Haluk Oral?ın edebiyat tarihimizin gizli sayfalarından aktardığı hikâyelerden belki de en ilginci Lavinia?ya ait. Lavina… Öyle bir kadın ki, Özdemir Asaf?ın dizelerine girme hakkını bir tek o kazanmış. Dahası var, adına şiir yazdırmış! Lavinia?nın sadece Asaf?ın değil, yakından tanıdığımız başka aydınlarımızın hayatında da önemli bir yeri olduğunu öğreniyoruz. Üstelik kendisi de şiir yazmaktadır.
Haluk Oral?ın kitabına, elyazısıyla yazılmış şiirler, kitapların ilk baskılarının kapakları da eşlik ediyor. Edebiyat tarihini anlatan bir sergide yol alır gibi çeviriyorsunuz sayfaları. Tohum şiirinin, Lavinia?nın kendi yazdığı şiirin, Orhan Veli?nin Efsane?sinin elyazısı nüshaları yer buluyor kitapta.
Orhan Veli?den söz açmışken, Sere Serpe şiirinin hikâyesine değinmeden geçmeyelim. Sait Faik Orhan Veli?yle yaptığı bir söyleşide en çok sevdiği şiirini okumasını ister. Orhan Veli?nin dilinden dökülen dizeler ?hangisini okuyacağını bir müddet kestirememiş? görünse de, ?Sere Serpe?ye aittir işte…

Tevfik Fikret?i anlamak
Şiirin yazıldığı yer Sabahattin Eyüboğlu?nun evi, şiire sebep ise Bella isminde genç bir kızdır. Yahudi kızı Bella, ?ismine? ve liseyi henüz bitirmemesine rağmen İsmet İnönü?nün talimatıyla Hasanoğlu Köy Enstitüsü?nde ders vermek üzere görevlendirilir. Orhan Veli ona bu şiiri yazıp uzattığında ise, liseyi bitirmek için ders çalışmaktadır ?sere serpe?. 1946 seçimlerinden sonra ise ismi, Meclis?e verilen bir soru önergesinde geçmektedir. Hükümete, ?liseyi bitirmemiş bir Yahudi kızının para mukabilinde Hasanoğlu Yüksek Köy Enstitüsü?nde ders verip vermediği? sorulmaktadır. İşine son verilecektir. Orhan Veli?nin Bella?ya düşes ismini takmasını ve Veli?nin cenazesi kaldırılırken ?bir köşede ağlayanlardan? biri olduğunu da Oral?ın kitabından öğreniyoruz.
Orhan Kemal?in şiirden romana geçişini, Nâzım Hikmet?in yol göstericiliğini de buluyoruz sayfaların arasında. Orhan Kemal?in Nâzım?a hapishanedeyken okuduğu ilk şiir, ortasında ustanın şu cümlelesiyle bölünecektir: ?Kâfi kardeşim, kâfi… Bir başkasına lütfen.? Bu sözlerden aylar sonra bir başka şiirini okur Orhan Kemal, Bir Beyrut Hikâyesi. Bu şiirini okumaktayken Kemal, Nâzım müdahalelerde bulunur ve okuma sona erdiğinde yepyeni bir şiir çıkar ortaya. Nâzım daha sonra öyle över ki Orhan Kemal?i, Memet Fuat?a yazdığı bir mektupta, ?Mamafi, mesela A. Kadir yahut Orhan Kemal, yahut Dinamo ve daha bazı genç şairlerimiz var ki hem dil, hem teknik hem muhteva bakımından Fikret?ten de ileridirler? der.
Nâzım?ın burada genç şairler için bir kıstas olarak koyduğu Tevfik Fikret için söylediklerini de bir parantez açarak hatırlamakta fayda var. Bugünün geçmişe mesafeli duran şairlerinin kulağına küpe olacak nitelikte: ?Fikret?i anlamadan, Fikret?i okumadan bugün şiir yazanlar varsa bunlara acırım?. Orhan Karaveli de Tevfik Fikret ve Haluk Gerçeği isimli kitabında, Nâzım?ın şu sözlerine yer vermişti: ?Fikret yaşadığı devirde, bulunduğu muhitte en iyi ve en ileri ne olmak mümkünse onu olmuştur.?
Orhan Kemal?in şairliğine dönersek… Orhan Kemal?in Bir Beyrut Hikâyesi şiiri ?büyük olasılıkla Nâzım Hikmet?in de yardımıyla? 1941 yılında yayımlanır. Ancak Kemal?in düzyazıya geçişi de Nâzım Hikmet teşvikiyle olur. Orhan Kemal?in bir roman başlangıcını tesadüfen bulmasıyla…
Haluk Oral?ın kitabında şiir hikâyelerini okurken, başka hikâyeleri de okuyacaksınız. Şevket Rado?nun, Ahmet Haşim?in O Belde isimli şiirini sadeleştirmesinin hikâyesini okurken, Rado ve Ahmet Muhip Dranas dostluğuna tanıklık edeceksiniz örneğin… Necip Fazıl Kısakürek?in Kaldırımlar şiirinin hikâyesi sizi, Paris yıllarına götürecek. Orhan Veli-Yahya Kemal ?ilişkisini? okurken Halim Şefik?in hikâyesi çalacak kapınızı.
Haluk Oral?ın kitabı ciddi, büyük emek ve zaman gerektiren bir çalışma. Bazı zamanlar şiirlerin dizelerinin ?otopsiye? maruz kalmasına üzülürüm. Yine de, onların yaratıldıkları ortamları bilmeyi; şairi, dizeleri yazarken hayal etmeyi, yazılanı kuru kuruya okumaya tercih ederim. Oral bu çalışmasıyla meraklı okura hayal dünyasında yarenlik edecek onlarca elyazısı şiir, onlarca kitap kapağı ve onlarca ?gerçek? sunuyor. Şimdi sıra bu şiirleri kiracıları eşliğinde yeniden okumakta.
RENGİN ARSLAN, 06/02/2009 Radikal Gazetesi Kitap Eki

ŞİİR HİKÂYELERİ
Haluk Oral, İş Bankası Kültür Yayınları
2008, 166 sayfa

“Haluk Oral, gerçekten de ilgi çekici bir edebiyat arkeoloğu.
Bizim okuyup da geçtiğimiz, sadece bir şiir, bir öykü olarak baktığımız metnin ardındaki gizler, yazılma nedenleri, esin kaynakları onun araştırma alanıdır.
Hiç kuşkunuz olmasın ki, Oral’ın verdiği bilgilerden sonra, o şiire, zenginleşmiş, çeşitlenmiş bir açıdan bakarsınız.
Ünlü şairlerinin biyografilerine baktığınızda, o yapıtı niçin, hangi etkilerle yazdığını öğrendiğinizde şiiri onun edebiyat serüveni içinde bir yere oturtursunuz.
Şiir severseniz, bir şiirin serüvenini, en doğru yazılışını öğrenmek isterseniz bu kitabı okumalısınız. ”
-Doğan Hızlan-

Özdemir Asaf’ın Lavinia’sı kimdi? Nâzım Hikmet’in Kurtuluş Savaşı Destanı’nın geçirdiği değişiklikler… Ahmed Arif ve tek kitabı olarak 60 baskı yapan Hasretinden Prangalar Eskittim… Melih Cevdet Anday’ın Tohum’u ilk nerede yayınlandı? Orhan Veli’nin divan çeşnisinde bir şiiri olarak Efsane… Kaldırımlar ve Necip Fazıl’ın şair yaşamı…

Orhan Veli’nin Sere Serpe uyuyan ilhamı… O Belde için bir sadeleştirme çalışması… Yahya Kemal’den Salim Rıza’ya bir rubai… ve Tutunamayanlar… Haluk Oral’ın kaleminden…
Tanıtım Yazısı

Haluk Oral’ın Hayatı
1957 yılında, Sivas / Şarkışla’da doğdu. 1978 yılında, İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü’nü bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptı. 1989 yılında, Kanada’da Simon Fraser Üniversitesi’nde doktora öğrenimini tamamladı. Bir yıl süreyle, ABD’de konuk öğretim üyesi olarak çalıştı. 1990 yılındandan beri Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim üyeliği görevini yürütmekte. 1997 yılında profesör olan Oral, halen Matematik Dünyası ve Hürriyet Gösteri dergilerinde yazılarını yayımlamakta.

Eserleri
Arıburnu 1915
Bir İmzanın Peşinden
Erol Güney’in Ke(n)disi
Gallipoli 1915
Şiir Hikâyeleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>