Sivil Yönetime Karşıkoyma: “İnsan, toplumsal bir kurumun haksızlık ettiğini görür ve buna içten inanırsa, karşı koymalıdır.”

Henry David Thoreau

Henry David Thoreau (1817-1862), Massachussettes devletine bağlı Concorde adlı küçük bir kasabada doğup büyümüş, dört yıllık Harvard Üniversitesi’ndeki eğitim ve birkaç kısa gezi dışında bütün hayatı orada geçmiş. Harvard’ı bitirince (1837) Concorde’da bir ortaokula öğretmen oluyorsa da, öğrencilere dayak atmaya yanaşmadığı için büyük bir tartışma sonunda oradan ayrılıyor.

Üç-dört hafta süren öğretmenlik, bu mesleğe karşı büyük bir ilgi duymasına yetiyor ve kardeşi ile birlikte bir okul açıyor; orada, zamanı için ileri bir adım olan dayaksız bir eğitim sistemi uyguluyor. Okul kısa zamanda büyük ilgiyle karşılanıyor ama iki yıl sonra kardeşinin ölümü üzerine Thoreau okulu kapatmak zorunda kalıyor. Thoreau o sıralarda Emerson’la tanışıp ahbap oluyor. Bir süre filozofun evinde kalıp ona kâtiplik ve bahçıvanlık ediyor. Bir ara köleliği kaldırmıyor ve Meksika’ya karşı açtığı haksız bir savaşı durdurmuyor diye Amerikan hükümetine kızıp onunla hiçbir ilişkisi olmadığını belirtmek için vergi vermekten kaçınıyor ve bu yüzden hapse atılıyor. Sivil Yönetime Karşıkoyma adlı eseri, bir gecelik hapis hayatının verdiği öfke ve ataklıkla yazıyor. Thoreau bu kitapçıkta yurttaşlarına şu öğüdü veriyor: İnsan, toplumsal bir kurumun haksızlık ettiğini görür ve buna içten inanırsa, karşı koymalıdır ona. Thoreau’nun salık verdiği karşıkoyma savaşsız, “bıçaksız, kamasız” bir diretmedir. Gandhi, sonradan Satyagraha adını vereceği savaşsız diretme öğretisini bu eserden esinlenerek geliştirmiştir. Daha Cambridge’de öğrenciyken büyüsüne kapıldığı bu kitapçığı ana diline çevirip yurttaşlarına dağıtan Gandhi, Thoreau’nun öğretisini Güney Afrika’da, daha sonra 1914’de Hindistan’da uygulamış ve büyük bir başarı elde etmişti. Aslında, Thoreau yurttaşlarına salık verdiği bu sessiz diretme yolunu Hint kaynaklarından, özellikle Bhagavat-Gita’dan esinlenerek ortaya sürmüştü. Kökünü Hindistan toprağından alan bir düşünce, böylece bir Batı dilinde biçimlenerek, dönüp dolaşıp yine Hindistan’ı bulmuş oluyordu. Yalnız şu ayrılıkla ki, Thoreau’nun yurttaşlarını haksız bir yönetime karşı tek tek diret­meye çağırmasına karşılık, Gandhi bu bireysel çağrıyı koca bir ulusa mal edip onu İngiliz İmparatorluğu’na karşı politik bir eylem aracı olarak kullanabilmiştir.

Thoreau’nun hayatında en önemli olaylardan biri de, 28 yaşında topluma küsüp bir süre tek başına ormanda yaşamasıdır. Walden gölü kenarında kendi eliyle yaptığı bir kulübede bir yandan “devletten uzak” olmanın, öte yandan çılgınca sevdiği tabiatla baş başa kalmanın hazzı içinde geçen iki yılı aşkın bir zaman sonunda Thoreau Concorde’a, Walden ya da Ormanda Hayat adlı bir eserle dönüyor. Thoreau asıl bu eserle Amerikan edebiyatının ünlü kişileri arasında yer alır. Bu eserde tabiat üzerine yer yer bir ozan inceliği ve yer yer bir filozof bilgeliğiyle eğilen Thoreau, yurttaşlarına, bir insanın devletle bu yoldan da ilişkisini kesip kendi başına bir hırka bir lokma misali yaşayabileceğini anlatmak istemiştir.

Thoreau bütün hayatı boyunca köleliğin kaldırılması için vargücüyle çalışmıştır. Bu yolda en büyük savaşı kendine Tann’nın elçisi gözüyle bakan ve zenci köle kullananlara karşı bağnazlığa varan bir kinle saldıran, soğukkanlılıkla beş komşusunu öldüren yan deli ama içten bir dava adamı olan Kansas’h John Brown’i tanımasıyla başlar. Köleliği kaldırmak isteyen Kuzey’le, rahatını, hatta lüksünü köle kullanmakla sağlayan Güney arasında patlak verip Amerika’yı kana bulayan kardeş kavgasının ikinci yılında veremden ölen Thoreau sonuna kadar bu adamı destekliyor. Harper’s Ferry diye anılan bir baskınla ordunun silahlarını ele geçirip Us kuran ve ortalığa dehşet salan J. Brovvn’ın Son Günü adlı savunusu Throreau’nun en çok anılan yazıları arasında yer alır.

Thoreau, küçük bir kasabada doğup büyüyen ve orada ölen bir taşralı olmakla beraber, kafasını Doğu ve Batı kültürüne açmayı başaran eşine az rastlanır bir yazardır, yurttaşlarına seslenirken bütün dünyaya seslenmenin sırrına ermiş bir yazar.

Vedat Günyol
1963
Cem / Kültür Yayınları

Yorum yapın