SSCB’de Kürt Tiyatrosu – Özkan Öztaş

Sovyetler Birliği’nin, Kürt tarihinin siyasal ve kültürel üretimlerinin en yoğun olduğu dönemlerinden birine ev sahipliğini yaptığını söylemiştik. Bu kültürel ve siyasal üretimlerinden bir tanesi de Sovyetlerde Kürt Tiyatrosudur.

Halkların kültür ve sanatla temas kurmasının en gerçekçi olduğu yıllar Reel Sosyalizmin bu alanlarda söz söylediği ve üretimde bulunduğu yıllardı. Dünya halkları yoklukla, yoksullukla, işsizlikle mücadele etmek zorunda bırakılırken, kendi kaderlerini ellerine alan emekçi halklar Sovyet topraklarında insanlığın o güne dek gördüğü en ileri üretimlere imza atıyordu. İşte; demircisi, doktoru, öğretmeni, öğrencisi, işçisi, emekçisiyle bir araya gelen oyunculardan oluşan Kürt Tiyatrosu da bunlardan bir tanesiydi.

Kürtlerin demografik yoğunluk gösterdiği Sovyetlerden biri olan Ermenistan Sovyet?inde Kürt akademilerinde çalışmalar devam ederken, anadilde eğitim çalışmaları derinleştirilirken emekçiler de Kürtçe tiyatro oyunları sergilemeye koyulmuşlardı.

SSCB?DE Kürt Tiyatrosunun Ortaya Çıkışı, Oyuncular ve Sergilenen Oyunlar

1937 yılında Ermenistan Sovyet?ine bağlı, Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları yerlerden bir tanesi olan Elegez?de Kürtçe devlet tiyatrosu kurulur. Tamamen Sovyet devleti desteğiyle kurulan bu yapının başına Celaté Koto adında bir Kürt getirilir. O dönem kültür ve sanat alanında Kürtlere nazaran daha ileri ve deneyimli olan Ermeni aydınlar da desteklerini esirgememişler: Tiyatronun rejisörlüğüne Solak Nikogosyan edebi danışmanlığına da ünlü Ermeni aktör Mktrîç Canan getirilir.

Daha önce bu alanda hiçbir deneyimi olmayan (Osmanlı?daki amatör denemeler hariç) Kürt tiyatroculara Ermeni tiyatrocular oyun ve senaryo konusunda desteklerini esirgememişler. Birçok profesyonel Ermeni oyuncu da bu çalışmalara destek vermiştir.

Tiyatrocular seçilirken Kürt nüfusunun yoğunlukta yaşadığı köylere gidilip gençler getirtilir. Dönemim şahitlerine göre bazı oyuncular ortaöğretim görmüş kişiler iken bir kısmı ise tiyatronun ne olduğuna dair hiçbir fikri olmayan kişilerdi. Bu yüzden ilk dönem eğitim ve derinleşme yıllarıydı ve Ermeni tiyatrocuların yazdıkları oyunlarla provalar başlamış oldu. Ermeni tiyatrocular Ermenistan Komünist Partisi?ndeki Kürt Birimlerinden aldıkları bilgiler ve yardımlarla aynı zamanda Kürt kültüründe önemli bir yer edinen geleneksel konularda da senaryolar yazmışlardır. Kürt kültürünün sözlü edebiyatında önemli bir yer edinen Kerr û Kulik buna en iyi örnektir.

Devlet tarafından ülkedeki diğer tiyatrocularla aynı ücreti alan bu oyuncular zamanla kendilerini o kadar geliştirmişlerdir ki tiyatro atölyeleri açarak, tiyatroya yeni kadrolar yetiştirmeye başlamışlar.

Kısa zamanda Kürtler tarafından çok beğenilen ve takip edilmeye başlanan tiyatro, Kürt kültür yaşamında önemli bir alan tutar. Genci yaşlısı herkesin iş çıkışlarında tiyatroya koşturduğunu ve bilet almak içi sıraya girdiklerinin bilgisini dönemin oyuncularının anlatılarından öğreniyoruz.

Yine oynanan kimi oyunlar tiyatro eleştirmenlerinin beğenisi almış ve gazetelerde de birçok haber yapılmıştır oyunlara dair.

Turneler ve II. Dünya Savaşı Sırasında Sovyetlerde Kürt Tiyatrosu
Tiyatro zamanla o kadar profesyonel bir form kazanır ki Kürtlerin yaşadıkları başka şehirlere ve Sovyetlere turneye çıkarlar. Sovyetlerde Kürtlerin yaşadıkları bir diğer ülke de Gürcistan?dır. 1937 de kurulan bu tiyatro kolektifi 1940 yılında çıktıkları turnede yoğun ilgiyle karşılaşır. Oyunun oynandığı Gürcistan Sovyet?indeki Sovetekan Gurcistan gazetesinin haberine göre oyun yoğun ilgi görmüş ve oyunun sahnelendiği salon hınca hınç dolmuştur. Oyunun bitimine kadar ilginin azalmadığı gösterimde insanlar dakikalarca ayakta alkışlamışlardır bu genç oyuncuları.

1940?lı yıllar hem II. Dünya Savaşının Sovyet topraklarına doğru ilerlediği hem de tiyatro kolektifinin turnelerinin yoğunlaştığı dönemdir. Ana gündemi savaşın aldığı bir dönemde, oyuncuların ve sahnelenen oyunların da buna kayıtsız kalması düşünülemezdi elbette. Tiyatrocular savaş sırasında öyle bir iş icra ederler ki; tiyatro II. Dünya savaşı sırasında Alman Faşizmine karşı bir silaha dönüşür.

II. Dünya savaşının Sovyet topraklarına sıçradığı ve işçilerin cepheye gittiği bir dönemde gösterimlerine devam eden Kürt Tiyatrosu, savaşa ve faşizme karşı oyunlar sahneler. Ve oyunlarda Hitlerin faşist ordularına karşı savaşmaya davet vardır. İnsanları faşizme karşı savaşmaya ve cepheye teşvik eden bu oyunlar sayesinden yüzlerce kişi gönüllü olarak cepheye gider.

Bu dönemde, oyunlarda yurtseverlik ve kahramanlık temaları ilk göze çarpanlar arasındadır. Savaş yıllarında kolektife yazar Cerdoyé Génco başkanlık etmiştir. O yıllarda ?Heso, Heyfıldan, Mérgén Elegez, ve Partizan Jeleznyak? oyunları öne çıkan oyunlar arasındaydı. Bunun haricinde ?Xuşka Doktırye(Hemşire) ve Bıra(Kardeş)? oyunları da uzun soluklu oyunları arasında yer alır ve epey gösterimde kalır.

Tiyatronun Kürt Tarihindeki Yeri ve Seyirciler Üzerindeki Etkisi
Bu tiyatro sayesinden birçok Kürtçe eser sahnelenmiş ve Kürt kültürüne ait önemli figürler tekrar insanlarla buluşturulmuştur. O dönem sinemanın bu kadar gelişkin olmadığını düşünecek olursak, edebi metinlerde görsel anlatımının aldığı beğeniyi küçümsememek gerekecektir.

Mem û Zîn destanını okuyanlar hatırlayacaktır. Mem ve Zîn arasında arabozuculuk yapan ve Zîn?in babasını dolduruşa getiren kötü bir karakter vardır; Beko. Oyuncular arasında yer alan Kürt aydınlarından Miroye Esed, Beko karakterini öyle güzel canlandırır ki seyirciler bu iki sevgilinin arasına giren kötü karaktere daha fazla tahammül edemezler ve yuhalayıp sahneye ellerine geçenleri fırlatırlar. Oyun sonrasında seyircilerle bir araya gelen Esed?e seyirciler nasıl böyle acımasız davranabildiği konusunda sorular sorup oyun sonraları mini bir derslik mantığı ile tiyatroya dair söyleşi ortamları oluşur.

SSCB?deki kimi yerel yönetim kararlarının neticesinde bütçe sıkıntısı çeken ve kapanan tiyatro deneyimi, ardından pek çok birikim ve eser bırakmıştır. Amatör bir ruhla başlayan oyuncular öyle profesyonel bir seviyeye gelmişlerdir ki gazetelerde, dergilerde kitaplarda isimleri yer etmiş izleyicilerin gönüllerinde taht kurmuşlardır.

Haricen bugün Türkiye?de ya da bir başka ülkelerde yeniden büyütülmeye çalışılan Kürt tiyatrosuna heyecan, umut ve deneyim katan SSCB örneği; bizlere hem sosyalizmin halkların kültürüne katkısını hem de bugün bunu sermaye düzeninde üretmenin zorluğunu gözler önüne seriyor.

Türkiye?de özellikle de Mezopotamya Kültür Merkezi bünyesinde en ileri seviyesine taşınan Kürt tiyatrosu politik olarak SSCB?deki örneklerinden geri kalmıyor.

Sosyalizmin varlığıyla en ileri seviyeye taşınan Kürt tiyatrosu bugün hala zorlukla bu alanda üretim yapmaya çalışan oyunculara bir gerçeği gösteriyor. Halklar, ancak eşit olunca özgür olabiliyorlar ve kültür sanat üretimi bir varlık ispatından öteye; derinliğe ve sanatsal zenginliğe ulaşıyor. Bu da ancak sosyalizmle mümkün olabiliyor.

Özkan Öztaş
(11 Şubat 2013,habersol.org.tr)
ozkanozkan89@gmail.com

Kullanılan Kaynak:
http://radyo.sol.org.tr/files/programlar/mezopotamyan-n-sesi19.07.2012.mp3

SSCB’de Kürt Tiyatrosu – Özkan Öztaş” üzerine 2 yorum

  1. Özkan kardeşimizin yazıları, Dünya’da ve ülkemizde unutturulmak istenen Sovyet deneyiminin, aslında insanlığın kazanımı olan kültürlerin, sanatın ve bilimin özgürce önünün açıldığı gerçek toplumsal düzenin sosyalizm olduğunu göstermektedir. Bizim çocukluk ve gençliğimizde Sovyet sineması,tiyatrosu, müziği, buz patencileri, sporun her dalında başarılı insanları haberlere yansırdı. Sovyetler dağıldıktan sonra ikinci bir Aytmatov çıktığını duyan var mı Kırgızistan’dan? Bir Haco çıktı mı Kürtlerden? Satrançta Gasparyan benzeri var mı?
    Bilim, sanat ve edebiyatın yeniden insan onurunu eşit ve özgürce gerçekleştireceği sosyalizm seçeneği için mücadeleye devam…
    Müslüm

  2. Çıkmamasının nedeni senelerdır mucadele etmemız olabılır. Bıraksak su dertlerı… Isımıze, gucumuze baksak. Bıraz sanat ile bilim ile ugrassak. Belki birseyler olur ne dersiniz?

Yorum yapın

Daha fazla Kürt Edebiyatı, Makaleler
Mayoz Bölünme Hikayeleri – Evrim Alataş

"Yıllarca kaybettiklerimizin dökümlerini yaptık hep. Acı, bizden  başlayıp bize dökülen bir dere oldu. Yüreğimiz ve beynimiz bir 'korkunç anılar deposu'na...

Kapat