Eski Eser Karanfiller – Bedriye Korkankorkmaz

“Eski Eser Karanfiller” adlı şiir kitabım “Yaşamak Çocuğum”’dan sonra yazdığım ikinci yapıt. “Eski Eser Karanfiller” de kalıcı ve sorgulayan şiirlerimin okuyucuya beni unutturmasını istiyorum.

devamını okumak için tıklayınız

Tinsel Söyleşiler – Bedriye Korkankorkmaz

İnsanın ruhsal, duygusal, ille de düşünsel bilinmezliğini bilinir yapmak hiç kuşkusuz ki imkânsız. Çocukluğumdan kalan bir merakla bu imkânsız duygunun peşinden koşuyorum soluk almadan.

devamını okumak için tıklayınız

Witold Gombrowicz ile Söyleşi – Bedriye Korkankorkmaz

witold-gombrowiczGölgesiz bir ağaca sırtımı yaslamış, güneşle nemin bilek güreşini izliyorum. Gölgesiz ve yapraksız ağacın sıcak yalnızlığı içine çekiyor beni ve ağacın kendisiyle sohbetine kulak misafiri oluyorum. “Çölde değilim. Seneye dalımda yapraklar birer beşik gibi sallandığında insanlar güneşin zararlı etkilerinden kendilerini korunmak için sırtını bana yaslayacak.

devamını okumak için tıklayınız

Açlığın / Uykusuzluğun / Hırsın / Başarının / Aşkın ve Sevgisizliğin Yasadışı Çocuğu: Jack London – Bedriye Korkankorkmaz

jack londonGünde bir saat yürüyorum. Yoldaki içsel sohbetimde kendime karşı ne kadar acımasız olursam o kadar kendi gerçeğime yaklaşacağımı biliyorum. Dürüstlüğü değerlerin atası olarak algılıyorum. Yürürken kalabalıklar içindeki yalnızlığa daha yakın hissediyorum kendimi. Yol boyunca birçok yaşam serüvenine, aşklara, ayrılıklara… şahitlik ediyorum. Yolları kutsal buluyorum. Sabırlı ve güçlü olmayı yollardan öğreniyorum.

devamını okumak için tıklayınız

Vekalaten Yaşamak – Bedriye Korkankorkmaz

olu-de-duyarim-siziYüzümü doğaya dönmüş insanları seyrediyorum baba. Bu konu ile ilgili seninle sohbet etme olağanını bulamadık hastalığınla mücadele etmekten ve doktorların peşinden koşmaktan. Doğumla başlayan, ölümle nihayete eren bir süreç midir ömür? Söz konusu ölümse ya yaşamak isteyip de yaşayamadıklarımız…

devamını okumak için tıklayınız

İnsanlığın Yörüngesindeki Tüm Aşamaları Sarıp Sarmalayan Çağların Çınarı: Gustave Flaubert

Gustave FlaubertBingöl otogarından elimde valizimle çocukluğumun ve gençliğimin geçtiği eve doğru yürüyorum. İnsan içinde mi yoksa dışında mı aramalı kendi izdüşümlerini? Anılar dürüst olduğu için mi acımasızdır? Anıların vatanında yaşamaktır yalansız bir dünyada yaşamak. Anılar zamanın vicdanıdır. O vicdanda haklı da haksız da yerli yerindedir. Anılarımın elindeki pişmanlık neşterini kalbime saplıyorum. Anıların sessiz çığlıkları bize yaşamın, mutsuzluğu mutluluğa tercih etmek olduğunu anlatıyor.

devamını okumak için tıklayınız

Bilinçaltı Kişiliğinin Ödünsüz Savaşçısı: Sigmund Freud – Bedriye Korkankorkmaz

Sigmund Freud19 Haziran benim doğum günüm. Doğum günümde evimde kendime randevum vardı. Evimde ruhumun sesini dinlemek ve bilinçaltıma yolculuk yapmak için sağaltıcı koltuğum olan yatağıma uzanıyorum. Gözlerim kapalı kendime soracağım sorular üzerinde düşünüyorum. O an modern psikanalizin babası olan Sigmund Freud’u anımsıyorum. Freud psikoterapi yöntemiyle kendi bilinçaltına yolculuk yapıyor. O da benim gibi savunma kalelerini ortadan kaldırdığında insanın kendisine mi yoksa kendine benzeyen bir başka insana mı benzediğini merak ediyor.

devamını okumak için tıklayınız

Şiirin Yalnız Dervişi: Yusuf Alper – Bedriye Korkankorkmaz

yolda“Acılar Alır Satarım/Siste çalan bir çan gibi/ Öyle her şeyden uzakta /Öyle boşlukta dal gibi/ Konuk gibi yeryüzüne/ Bir garip gelmiş giderim//Ben acılar tecimeni/Acılar alır satarım/ İçimde ağrılarımla/ Bir hüznü durmasız okşar/Öper çoğaltır satarım.” Yusuf Alper (Bütün Şiirleri-GGDY, sf 15)*

devamını okumak için tıklayınız

Fuzûlî Baba’ya Mektup – Bedriye Korkankorkmaz

fuzuli“Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge / Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı” dizelerini okuduğumda ilkokul 3. sınıftaydım. Dizelerin içimde yarattığı fırtına ruhunun sesiyle tanıştırıyordu beni. Çocuk yüreğim bana ruhsal büyünün iksirini içirdiğini kavrayacak birikimden yoksundu. Doğru zamanda karşıma çıkmış dervişimdin. Bana şiirlerinle sevgiyi, sevmeyi; kelimeyle, bilgiyle, öğretiyle öğrenemeyeceğimi anlatıyordun.

devamını okumak için tıklayınız

Edebiyatın, Sözcüklerin, Tutkunun, Gece Doğan Güneşin İmparatoru: Balzac – Bedriye Korkankorkmaz

balzacSevginin temsilcisidir çocuk ruhu. Çocukluğumuzda iz bırakan kişiler/ olaylar… hayatımız boyunca peşimizi bırakmıyor bizim. Sevgi odaklı bir ailede büyüyen çocuğun kişiliğini sevgi; sevgisiz bir ailede büyüyen çocuğun kişiliğini ise sevgisizlik kuşatıyor. Sistem saflığı riyakârlığa, doğruluğu yalana, iyiliği kötülüğe dönüştürmeye çocukken başlıyor. Doğan her çocuk insanlığın değil, sistemin çocuğudur.

devamını okumak için tıklayınız

Trajedinin Başyapıtı: Marcel Proust – Bedriye Korkankorkmaz

Marcel ProustMarcel Proust’un hayatını sanat yapıtına dönüştürme azim ve kararlılığı yazara kendimi yakın hissetmemi sağlıyor. Yoksa ilgilendiği ve kabul görmek için girmediği kılık kalmayan sosyete dünyası ile yakından uzaktan bir ilişkim olmadığı gibi merakım da yok o dünyanın yaşam biçimine dair. Yazına olan sevgimizle kucaklaştık onunla. Onun kendisini yaşadıklarından ikinci kez doğurduğuna tanık oldum. Mücadele gücüne hayran kaldım.

devamını okumak için tıklayınız

Hayatı Gibi Ölümünü de Destansı Kılan, Trajedinin, Tutkunun, Aşırılıkların Sanatçısı: Kleist – Bedriye Korkankorkmaz

KleistAlmanya’nın en büyük trajedi sanatçısı olan HeinrichVon Kleist’ın mezarındayım. Bugüne değin onunla ilgili yaptığım araştırmaları aklımın süzgecinden geçiriyorum. Kişiliği hakkında aykırı düşüncelere savulmak istiyorum ve ona yaşadıklarından sesleniyorum. Sesimin tınısına yaşadıklarına ödediği bedellerin sesi karışıyor.

devamını okumak için tıklayınız

This site is protected by WP-CopyRightPro