John Berger: “Sabaha kadar Sait Faik okudum”

Bir ara İstanbul dışına çıkmak için gazeteci bir arkadaşın kılavuzluğunda önce Adapazarı’na, oradan Bolu ve Mudurnu’ya da gittiler. Adapazarı’nda Çark Gazinosu’nda onları ağırlayan Belediye Başkanı, Berger’ı Sait Faik’in amcaoğluyla da tanıştırmış. O da Berger’a Sait Faik’in Fransızcaya çevrilen öykü kitabını getirmiş, “Sabaha kadar Sait Faik okudum” demişti Berger döndüğünde.

devamını okumak için tıklayınız

Yedinci Adam – Jean Mohr, John Berger

Batı ekonomileri kolla yapılan işlerin çoğunda niçin göçmen işçilere bağımlılık duyuyorlar? Bu emekçilere niçin makinelerin değiştirilebilir parçaları muamelesi yapılıyor? Bu insanları kendi ülkeleri ve ailelerinden ayrılıp da bu aşağılanmayı sindirmeye iten sebepler nelerdir? John Berger ile Jean Mohr Yedinci Adam adlı bu kitaplarında, göçmen işçilerin yaşadıkları deneyimlerin içine girip bu sorulara cevap bulmaya çalışıyorlar. İlk olarak 1975’te yayınlanmış olan ve göçmenlerin iç dünyasına ışık tutan bu kitap, Türkiye’den Almanya’ya işçi göçünün başlayışının 50. yıldönümünü yaşadığımız bugün için de geçerliliği ve yakıcılığını aynı ölçüde korumaya devam etmektedir.

devamını okumak için tıklayınız

Cesare Pavase: Bizi en çok inciten şey, çektiğimiz acıların yadsınması, göz önünde bulundurulmamasıdır

cesare-paveseElbette acı çekerek insan birçok şey öğrenebilir. Ne yazık ki acı çekmek öğrendiklerimizden yararlanacak gücü bırakmaz bizde; bir şeyi sadece bilmekse, hiçten de az bir şeydir [bkz. 3 Ekim 1938,1. paragraf).
Acı çekmeyi kabul etmek (Dostoyevski), aslında acı çekmemenin bir yoludur. Öyleyse… Bir insan kendisini bir şey uğruna harcadığı zaman, bir başkasının acısını dindirmek amacıyla yapmaz mı bunu?

devamını okumak için tıklayınız

Yaşama Uğraşı – Cesare Pavase. “Bütün gerekli olan, biraz cesaret.”

Yaşama Uğraşı 1952 yılında yayımlandığı zaman, önemli bir edebiyat olayı sayıldı ve çok geçmeden başka dillere de çevrildi. Çağdaş İtalyan Edebiyatı’nın en önemli yazarlarından biri olan Cesera Pavese’nin çok ilginç görüşlerini içtenlikle yansıtan Yaşam Uğraşı önemini bugün de koruyan bir belge niteliği taşımaktadır.
“Gizlice en çok korkulan şey hep gerçekleşir sonunda.
Yazıyorum: Ey, sen, acı.
Peki sonra? Bütün gerekli olan, biraz cesaret. Acı ne kadar ortaya çıkar ve kesinleşirse, yaşama içgüdüsü o kadar ağır basıyor ve intihar düşüncesi zayıflıyor.
Kolay sanmıştım ilk düşündüğümde. Zayıf

devamını okumak için tıklayınız

Bir Mayıs Günü Bırakıp Gittin – Yannis Ritsos

Yirminci yüzyıl Yunan şiirinin en büyük ustalarından Yannis Ritsos, bu kitapta okuyacağınız şiirleriyle, hem kendi sanatının değişik dönemlerini, hem de şiir türünün nerdeyse başlangıcından günümüze geçirdiği evrimi ortaya koyuyor. Şiire, aşka ve ölüme, bu yüzden de ölümsüzlüğe inanan bir şair olarak yazdığı her dizeyle dünyayı yazdığını ve çağının doğru sözlü bir tanığı olduğunu kanıtlıyor. Ritsos’un şiirlerini okurken, çağdaş bir şairin, çağın büyük dalgalanmaları karşısında şiire ve inançlarına tutunarak nasıl kendi olarak kalabildiğini göreceksiniz. Onun şiirleri ve yaşam serüveni, aynı zamanda çağımız insanının da kendini sınayacağı, insan olmak ve

devamını okumak için tıklayınız

Çılgın Nar Ağacı – Odisseus Elitis

Odisseus Elitis, Yannis Ritsos?la birlikte çağdaş Yunan şiirinin 20. yüzyıldaki en büyük ustalarından biridir. Elitis?in güneş ve deniz tutkusuyla harmanladığı şiiri, canlı imgeleri ve sonu gelmez doğa sevgisiyle özgünlüğünü ortaya koyar.

”Elitis şiirlerinde ritmik düzenlemelerden yararlandığı gibi, imge zenginliğine de büyük önem verir. Bu iki özellik de onun gerçeküstücülere duyduğu sürekli ilgiyi yansıtır. İkinci Dünya Savaşında Arnavutluk cephesindeki yaşantısı ise Elitis’ in şiirine daha büyük bir ağırbaşlılık ve belirgin bir yalınlık kazandırmış, bu savaşla ilgili en güzel ağıtlardan birini yazmasını sağlamıştır.” Kimon Friar

devamını okumak için tıklayınız

Kavafis’ten Yüz Şiir / Bir Başka Deniz Bulamazsın – Konstantinos Kavafis

“Kavafis’ten Yüz Şiir – Bir Başka Deniz Bulamazsın” adlı bu kitabın ayrı bir yeri var. İlk kez 1982’de Adam Yayınları’ndan Akdeniz mavisi bir kapakla yayınlanmıştı. O zamanlar beyaz köpük rengi başlıkta Kavafis’ten Kırk Şiir yazıyordu, şimdi Yüz Şiir yazıyor. İlk kez o kitapla okudum ben Kavafis’i. O kitapla sevdim. Cevat Çapan’ın çevirileri de çeviri değil, birer yeni şiirdi sanki. Tarabyalı Kavafoğlu ailesinin bu Mısır doğumlu oğlu kalkmış sanki Türkçe şiir yazıyordu, sanki ince hastalıktan yeni kurtulmuştu, sanki İskenderiye sokaklarında hala Protemaios sülalesi hüküm sürüyordu. Biz de sanki bir rüyada yaşıyorduk, şiirlerimizle dünyayı fethetmeye yola düşmüştük; dünyayı değiştirecektik, hayatı da.

devamını okumak için tıklayınız

Türkçesini bekleyen şair William Butler Yeats – Semiha Şentürk

Şiir dilinin özel bir dil olduğu hepimizin malumu… Gündelik dilden farklıdır. Bize sözcüklerin büyülü dünyasını açar, sözcükleri olduğu gibi dünyayı da hiç olmadığı gibi düşünmemizi sağlar. Belki de bu nedenle her şiirin bizi yepyeni bir evrene taşıdığını hissederiz.
İrlanda edebiyatının olduğu kadar dünya edebiyatının da en verimli ve usta yazarlarından olan William Butler Yeats, ölümüne kadar elinden kalemi düşürmez ve arkasında büyük bir külliyat bırakır. Bağımsızlığa olan tutkusu ve büyülü dizeleri onun adını dünya edebiyatı tarihine yazdırır. Modern şiire yeni bir ses getirmiş bu şairin Türkçeye çevrilmiş şiirleri ise çok azdır. Bunlardan biri, Yeats?in 1893 tarihli ?The Celtic Twilight? kitabının çevirisi olan

devamını okumak için tıklayınız

Çağdaş Gerçekçiliğin Anlamı – Georg Lukács

Macaristan’lı filozof ve yazar György Lukacs, Marksis estetik ve eleştirinin en önemli temsilcisidir. Çağdaş Gerçekliğin Anlamı (The Meaning of Contemporary Realism) adlı bu incelemesinde Lukacs, önce yenilikçi edebiyatın Kafka, Joyce ve Musil’den, Beckette ve Faulkner’a uzanan temsilcilerini ele almakta ve bu akımı Balzac, Tolstoy ve Thomas Mann gibi yazarların temsil ettiği eleştirel gerçeklik geleneğiyle karşılaştırmaktadır. Son bölümde ise toplumcu gerçeklik akımının olumlu ve olumsuz yanlarını açıklayan yazar, bu anlayışın eleştirel gerçekçilikten alacağı derslere dikkati çekmektedir.
İlkin 1957’de Budapeşte’de Macarca yayımlanmış olan

devamını okumak için tıklayınız

Kırmızı Güller – Sean O’Casey

Kırmızı Güller, Dublin’deki 1918 grevini andıran bir olay üstüne kurulmuş olmasına rağmen, gerçekten bir grev oyunu sayılmaz.
Bu olay daha çok O’Casey’nin geçmişi anmasına yardım ettiği için önemlidir. Oyunun kahramanı Ayamonn ve çevresindeki insanlarla O’Casey’nin gençliğindeki ilk çabalarını, İrlanda ve hayat hakkındaki düşüncelerini özetlediğini görürüz. Demiryolu işçisi olarak çalışan Ayamonn ve arkadaşları ücretlerinin artırılması için sendika yolu ile harekete geçmişlerdir. Bir anlaşmazlık durumunda ise grev yapmaya kararlıdırlar. Protestan bir ana babanın oğlu olan Ayamonn Katolik bir kızla nişanlı olduğu için sık sık hem kendi annesi, hem de nişanlısı Sheila ile tartışmak zorunda kalır. O bütün insanların inanç ve sevgilerini

devamını okumak için tıklayınız

Uzaklıklar, Eski Denizler – Fernando Pessoa

Fernando Pessoa değişik türlerde yazdığı metinlerle perdelere bölünmüş bir oyun ya da oyunlar değil, çok sayıda oyun kişisinin canlandırıldığı bir oyunlar toplamı yaratmıştır. Denebilir ki, birçok bakımdan yalnız bir insan olarak yaşamış olan bu ilginç yaratıcı, her biri özgün bir şair ya da yazar olarak yarattığı kişilerle bu yalnızlıktan bir ölçüde kurtulmayı başarmış, hatta onların birbirlerinin yapıtlarını değerlendirerek çok kişili bir dünya kurmalarını da sağlamıştır.
Bu kitapta onun kendi adı dışında Alberto Caeiro, Alvaro de Campos ve Ricardo Reis takma adlarıyla yazdığı şiirlerin ancak sınırlı bir bölümünü sunuyoruz. Pessoa?nın 1935?te öldüğünde geride bıraktığı 25 000?i bulan belge bugün hâlâ tam olarak elden geçirilmiş ve yayımlanmış değil. Ne var ki, toplu yapıtlarının yayımlanmış olan bölümü bile onun çok önemli bir dünya şairi

devamını okumak için tıklayınız

This site is protected by WP-CopyRightPro