Kapitalizm |

Tag Archives: Kapitalizm

Kapitalizmde Sanat Türlerinde Eşitsiz Gelişme

estetik ve sanatKAPİTALİZM DÖNEMİNDE SANAT TÜRLERİNİN EŞİTSiZ GELİŞMESİ
Kapitalizmin zaferiyle doruk noktasına ulaşacak şekilde, burjuvaca ilişkilerin, feodal toplumun anabağrında ortaya çıkıp oluşması, sanat türleri arasındaki ilinti ve karşılıklı etkileşmelerde de değişimlere yol açmıştır. Daha Rönesans’ta, bu sürecin hangi doğrultuda gelişeceği belli olmakla birlikte, ancak onu izleyen il{i üç yüzyıl içinde bu süreç tam olarak ortaya çıkmıştır.

“Akıl akıldışı olur” Hegel

akıldışıKapitalist sınıfın akılcı (rasyonel) bir dünya görüşünü savunduğu dönem, bulanık bir anı oldu. Kapitalizmin ihtiyarlığa özgü çürüme çağında, eski süreçler tersine döner. Hegel’in sözlerindeki gibi, “akıl akıldışı olur.” Sanayileşmiş ülkelerde “resmi” dinin ayakta öldüğü doğrudur. Kiliseler bomboştur ve giderek daha çok kriz içine girmektedirler. Bunun yerine, mistisizmin ve her türden hurafenin palazlanması eşliğinde, garip dinsel tarikatların sahiden bir “Mısır vebası” gibi yayılışını görüyoruz. Korkunç kökten dincilik salgını -Hıristiyan, Yahudi, İslam, Hindu- toplumun açmazının canlı bir göstergesidir. Yeni yüzyıl bize el sallayıp davet ettikçe, Karanlık Çağlara doğru en korkutucu geri savrulmalara tanık oluyoruz.

Perspektifi ve paradigmayı değiştirme zamanı – Fikret Başkaya

fikret_başkayaİnsanlığın yüz yüze geldiği sorunların kaynağında, Karl Polanyi’ nin “Büyük Dönüşüm” (1) dediği yatıyor. Başka türlü söylersek, Marx’ın tahlilini yaptığı ve ipliğini pazara çıkardığı kapitalist üretim tarzı yatıyor. Şimdilerde burjuva uygarlığı insanlığı ve uygarlığı yeni bir eşiğe taşımış bulunuyor. Ortaya çıkan bu durum artık sürdürülebilir değil. Tüm emareler ve göstergeler tam bir sürdürülemezlik tablosunun ortaya çıktığına işaret ediyor.

Reklamlar ve çocuklar; 1950’ler

Reklamlarıyla en çok çocuk tüketicileri hedef alan kapitalizm, çocukları reklam malzemesi olarak kullanmaktan da geri durmadı. Bu foto galeride çocuklar için son derece zararlı olan kolalı içecekler, sigara ve bira gibi ürünlerin reklamlarında çocukların nasıl kullanıldığını derledik. 1950’lerdeyiz…

Kapitalizm, Arzu ve Kölelik (Marx ve Spinoza’nın İşbirliği) – Frederic Lordon

İktisatçı Frédéric Lordon, kapitalizm eleştirisinin en canalıcı sorusunu tekrar soruyor: Ücretli emekçiler, her şeye rağmen, neden kapitalizme boyun eğiyorlar, neden başkalarının “efendi-arzusuna” tabi oluyorlar? Klasik “tahakküm” ve “rıza” yanıtlarını tatmin edici bulmayan yazar, açıklama olarak, Marksist siyasal iktisat ile Spinozacı “duygu antropolojisini” birleştirerek oluşturduğu etki gücü yüksek alaşımı öneriyor. Marx ve Spinoza’yı neden etkileşime soktuğunu ise şu çarpıcı sözlerle açıklıyor:

Kapitalist Toplumda Sanatçının İşi – Karl Marx

BİR
Üretken emek burada kapitalist üretim bakımından ta­nımlanıyor, ve Adam Smith burada konunun en canalıcı nok­tasına dokunuyor. Onun en büyük bilimsel artamlarından biri budur (Malthus’un doğru olarak gözlediği gibi, üretken olan ve olmayan emek arasındaki bu ince fark, bütün burju­va ekonomi politiğinin temeli olarak kalır): Adam Smith, üretken emeği sermaye ile doğrudan doğruya değişilen emek olarak tanımlar; yani, üretken emeği, emek üretim koşulları­nı, ve genel olarak değeri, para ya da meta olarak, önce ser­mayeye (bilimsel anlamda, emeği ücretli emeğe) dönüştüren değişim (exchange) ile tanımlar.

Kapitalizm (Günümüz Üretim İlişkilerini Anlamak İçin Çizgibilim) – Dan Cryan, Piero, Sharron Shatil

Tarih, felsefe ve politika alanında şimdiye dek ortaya konulan en büyük, en başarılı ama en tartışmalı düşüncelerden biri.

Kapitalizm artık yeryüzüne hükmediyor; yasalardan, savaşlar ve hükümetlerden insanlararası ilişkilere dek her şeyi etkiliyor. Bu kitap kapitalizmin acımasız yükselişinin, yenilenme ve girişimin yanı sıra kavga ve mücadele düzlemindeki evriminin hikâyesini anlatıyor.

Kapitalizm ve Psikoloji – Okan Yolcu

İnsanın tarihsel sürecine baktığımız zaman doğayla uyumlu, yaşadığı toplumun önceliğini kendi önceliğinden üstün tutan (ilkel komünist toplum) sosyal, huzurlu bir varlık görürüz. Ama Yaklaşık olarak 3 milyon yıllık insanlık tarihinin son 6000 yılında bir değişiklik olmuş ? biz ? yerine ? ben ? ön plana çıkmıştır. Bu durum ? psikolojik ? bir dövüşün sonunda birinin diğerini saha dışı etmesi değildir. Bunu yaratan toplumsal yapının değişmesi yani özel mülkiyetin ortaya çıkması, sınıfların orta çıkması yaratmıştır.

Üretken Emeğin Kalkış Noktasına Göre Başka Başka Görünüşü ve Varoluşu – Suat Kamil Aksoy

Sermaye ilkesi ile üretimin, kendisini önceleyen ?artı-değer? üretimlerine göre, emeği daha üretken kılmakta, kuşkusuz önemli üstünlükleri var. Biz şu an ilgimizi çekmediği için sermaye ilkesinin üstünlüklerini henüz ele almıyoruz. Ayrıca değer ve artı-değerin kendisini üretimin içinde değil de ancak dolaylı olarak gösterebildiği köleci, feodal, komünal üretimlerin özgünlükleriyle de ilgilenmiyoruz. Sermaye ilkesinin üretkenliği geliştirme konusunda bazı genetik kusurlarının olduğunu daha önce saptamıştık. Bu kusur onun geçiciliğini de bize haber veriyordu. Şimdi üretken emek nedir sorusunun cevabını arayacağız.

Soğuk Savaş Denkleminin İçinde Aklını Kaybeden Bilim ? Suat Kamil Aksoy

Soğuk savaşı insanlık tarihinin özel bir dönemi olarak kavrayabileceğimiz gibi sınıf savaşımının bir dolayımı olarak da görebiliriz. Yaşadığımız toplumun birbirine karşıt çıkarlarla tanımlı iki sınıfı arasındaki çatışma nesnel bir olgudur. Biz bu açıdan soğuk savaş kavramını geniş bir anlamda kullanacağız ve 1848 devrimlerini öncelediğini kabul edeceğiz. Burjuvazi ve proletarya arasındaki çatışma da öyle hayali bir şey değildir. Genel inanışın aksine bu antagonist çatışkının katastrofik bir prognoza işaret etmediğini düşünmekteyiz. Dünyanın güneş etrafındaki dönüşü de kütle çekimi ve eylemsizliği arasında oluşan çatışmanın özel bir çözümüdür.

Değer Yasasını Tartışmak, Eleştiriler, Yanıtlar – Suat Kamil Aksoy

Bu yazı değer yasası ve meta üretimi konularındaki iddialarımıza eleştirel tutum takınan herkese bir cevap içerecek şekilde mektup olarak kurgulandı. Eleştirileriyle konuyu tartışanlar uygun buldukları durumda burada kendi isim ve fikirleriyle yer alacaklardır. Bu hakkı kullanmayı kendilerine bırakarak mektubumuza başlıyoruz.

Değer Yasasını Tartışmak, Eleştiriler, Yanıtlar
Merhaba, yaptığınız değerlendirmede benim ifadelerime ilişkin bazı yanlış anlamalar var. Böyle olmasında benim rolümün ne olduğunu kestiremiyorum. Ama bunları düzeltmek karmaşık bir iş değil. Değerlendirmenizin içinde

Kapitalizm Hakkında Size Söylenmeyen 23 Şey – Ha-Joon Chang

Kapitalizm Hakkında Size Söylenmeyen 23 Şey’de Ha-Joon Chang dünya ekonomisinin işleyişine ilişkin mitleri büyük bir ustalıkla yıkıyor. Çamaşır makinesinin dünyayı internetten daha çok değiştirdiğini, aslında sanayi sonrası çağda yaşamakta olmadığımızı, zenginleri daha da zenginleştirmenin yoksulları daha da yoksullaştırdığını ve aslında serbest piyasa diye bir şey olmadığını ikna edici ve çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.
Serbest piyasa ideolojisini son derece esprili bir üslupla eleştiren Chang, yanıtlarını eğlenerek okuyacağınız oldukça ilginç sorular ortaya atıyor:

-Son derece kaliteli kıtalararası balistik füzeler ve nükleer denizaltılar imal edebilen bir ülke nasıl oluyor da doğru dürüst çalışan bir televizyon üretemiyor?

Sermaye İmparatorluğu – Ellen Meiksins Wood

“…Bir zamanlar sömürgeci emperyal güçlerin, ekonomik sömürüleri de hayli şeffaftı. Güney Amerika’daki İspanyolları veya Kongo’daki Belçikalıları gözlemleyen biri, kölenin servetinin efendiye akratılma yollarını anlamakta güçlük çekmezdi. Tıpkı feodal lordların emek hizmetlerine ve kiralarına el koydukları köylüler arasındaki ilişkide belirsiz birşey olmadığı gibi. Modern kapitalizmde sermaye ve emek arasındaki ilişkiyi anlamak çok daha zordur. Zenginliğin zayıf uluslardan güçlü uluslara doğru aktığı bugünkü transferin varlığının tespit edilmesi önceki sömürgeci imparatorluklar dönemine göre imkansızdır. Acı verecek kadar açık olan; böyle bir transferin gerçekliğinin, emek ve sermaye arasındaki ilişki kadar belirsiz olmasıdır. Burada tipik bir eski dönem zorlama ilişkisi yoktur. Zorlama görünürde ekonomiktir, doğrudan efendiler tarafından değil, pazar denilen mekanizma tarafından

Kapitalizme Elveda, İşçi Sınıfına Güle GÜle! – Suat Kamil Aksoy

Kritik Yanılsamaların Adresi Emperyalizm Ve Eşitsiz Gelişme!

Sorgusuz kabullerin bıraktığı boşlukları irdelerken olgulara alışılmadık bir pencereden bakacağız. Bu pencerenin çok daha geniş bir ufuk ile buluşulmasına yardımcı olacağını sanıyoruz. Ancak okuyucuyu ezberleri bozan sarsıcı nitelikteki saptamalarla karşılaşacağı konusunda uyarmak isteriz. Temellendirilmesinin çok daha ayrıntılı incelemeyi gerektirdiğini teslim etmekle birlikte fikrimizi beyan etme hakkımızı böylece kullanıyoruz.

Faşizm ve Kapitalizm – Angelo Tasca, August Thalheimer, Otto Bauer

Bir toplumun başına gelebilecek en büyük siyasal felaket olan faşizmi önleyebilmek ve tutarlı, etkili bir anti-faşist mücadele yürütebilmek için, her şeyden önce faşizmin sosyal içeriğini ve temelini, onu hazırlayan ve uygulayan güçleri çok iyi tanımak gerekir.

Günümüzde özel bir anlam kazanan bu sorunu ele alan derlemede , yazarlar, faşizmin sosyal kökenlerini çeşitli açılardan irdeliyor.

Faşizmin kapitalist sistemin iç zorunluluklarından bağımsız olmadığı konusuna dikkat çeken yazarlar, belki de bu düşüncenin en özlü ifadelerinden biri olan Horkheimer’in şu sözlerinde birleşiyorlar:

Kapitalizmin Kısa Tarihi – Georg Fülberth

Herkesin hakkında konuştuğu bu kapitalizm nedir?
Alman siyaset bilimi profesörü Georg Fülberth, kendi kapitalizm tanımını, geçmişteki teorisyenlerin çalışmalarını kıyaslayarak inşa ediyor. Karl Marx, Adam Smith, David Ricardo, J. M. Keynes, W. Sombart, Max Weber, Joseph Schumpeter, Fernand Braudel, I. Wallerstein, Kozo Uno gibi önde gelen kapitalizm analizcilerinin görüşlerini yorumlayarak sağlam bir kapitalizm tanımına ulaşıyor.

Ardından kapitalizmin ortaya çıkışını ve tarihsel gelişimini, derinliğine ve çok yönlü olarak inceliyor. Feodal toplumda kapitalizmin doğumunu olanaklı kılan potansiyeller ve gelişmelerden yola çıkarak kapitalist toplumun serbest rekabetçi dönemden,

Bütünsel Düşünme ve Eylemli Bilinç – Müslüm Kabadayı

Ağacın saçağından yaprağına, ormanın da gazelinden ışık huzmesine kadar bir bütünlük içinde biçimlendiği biliniyor. Nâzım Hikmet?in ?hür ağaç?la ?kardeş orman? imgelemi, bu biçimlenmenin diyalektiğini ortaya koymuyor mu?

Postmodernizmin bataklığında yaygınlaştırılan ?yapılandırmacı eğitim? anlayışıyla 2005?ten beri ülkemizde de uygulanan müfredat programının verimleri, açıkça alınmaya başlandı. Giriş cümlemizde betimlediğimiz yaşamın parça-bütün diyalektiğiyle biçimlenmesini algılatan bilimsel eğitimin kırıntılarının bile yok edilmeye çalışıldığı bu müfredat sayesinde öğrencilerimizin ?parçalı beyin?le yaşadıklarına tanık oluyoruz.

Futbol Asla Sadece Futbol Değildir – Osman Bulugil

Belki de en az karmaşık olan veya çocukluğumuzda hemen oynamaya alışıverdiğimiz, paylaşmanın öne çıkabildiği ve diğer sporlara göre toplumun her sınıfında oynanabilen, aynı zamanda toplumların düşüncelerini yansıtabilme ve politik hareketi kendi hareketiyle bütünleştirme potansiyeline sahip bir gerçeklik futbol. Burada futbolu bir oyun olarak algılamak ve sadece sahadaki oyunla ilgilenmek bize sanki futbolu dönüştüren kapitalizmi ve futbolla da kapitalizmin kendini yeniden üretmesini kaçırmamıza neden olacaktır.
Futbolda artık bize başka bir şey olarak görünebilecek her şey pazarlanabilir durumdadır ve özellikle de küreselleşmeyle beraber tüm ilişkilerini kapsayan bir saldırı pozisyonunu netleştirmiştir. Stadyumların organize edilmesinden, taraftarın hareketlerinin denetimine kadar kapitalizmin iktidar ilişkileri futbolseverin uykusunu daha da derinleştirmekte.

İşte Rekabet (!) – Osman Bulugil

Kapitalist sistemde futbolun en büyük pastası olarak öne çıkan organizasyonlarda (UEFA ve FİFA?nın düzenlediği turnuvalar) yapılan değişiklere baktığımızda futbolun bir rekabet ortamının olmadığını ve ileri kapitalistleşmiş ülkelerin kulüplerinin tekelleştiğini vurgulamak gerekiyor.
İleri kapitalistleşmiş ülke kulüplerinin tekelleşme sürecinde, öteki kulüplerle aralarındaki uçurum derinleşiyor ve UEFA ve FİFA?nın düzenlediği organizasyonlar da buna göre şekilleniyor. Bugün endüstriyel futbolda, en öndeki organizasyon olan ve futbol pastasının büyük kısmının üretilmesini sağlayan Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi?ni ele aldığımızda,

Sosyalizmin Yenilgisi ve Geleceği – Hans Heinz Holz

1980’lerin sonunda sosyalist ülkelerde yaşanan çözülme, Marksizm-Leninizmin de iflas ettiği anlamına mı geliyor? Batı Almanyalı Marksist ve dünyaca ünlü felsefeci Hans Heinz Holz, Sovyetler Birliği’nin yıkılışının hemen ardından kaleme aldığı bu çalışmada, aksini savunuyor. Ona göre, sosyalizmin yenilgisi, farklı (hem nesnel hem de öznel) nedenlerle Marksizm-Leninizmin özünden uzaklaşılmasının bir sonucuydu. Marksist-Leninist teorinin temel ilkelerini özetleme girişiminde bulunan Holz, bu ilkelerden uzaklaşılmasının nedenlerini ve sonuçlarını tartışıyor.

Page 1 of 2