ELİAS CANETTİ

Gönüllü körleşme – Elif Kutlu

körleşmeNazilerin Avusturya’yı işgal etmek üzere olduğu dönemde kitaplarından başka bir şeyle ilgilenemeyecek kadar kendini dış dünyadan soyutlayan Prof. Kien’in ‘çok açıklı’ hikâyesi, Therese Krumbholz’u işe almasıyla başlar. Elias Canetti, profesörün başına gelenleri trajik bir komedi gibi anlatsa da Kien’in körleşmeye uzanan hikâyesi aslında tepkisizliğin düşüreceği durumun betimlenmesidir. ‘Körleşme’ çağımıza dahi bir eleştiri olarak düşünülebilir.

Modern romanın başyapıtlarından: ‘Körleşme’

Elias Canetti, Kafka’nın özellikle Dönüşüm’ündeki dilden etkilenmiş, onun kadar yalın yazmaya çalışmış ama sonuçta ortaya 565 sayfalık dev bir yapıt çıkmış. “Körleşme”, modern romanın başyapıtlarından biri olarak tekrar tekrar okunmayı, hakkında konuşmayı, tartışmayı hak eden bir roman.

Deliliğin tarihi olarak roman: Elias Canetti – Körleşme

Gerçekliğe ulaşma ve bu yolda kullanılan bilimin, araç olmaktan çıkıp, amaç haline gelmesini temel konu edinen ‘Körleşme’, İkinci Dünya Savaşı ve sonrası gördüğümüz, bilimin ‘yok edici gücü’ de olabileceğini gösteren bir anıt-romandır. Elias Canetti’nin 1931’de yayımlanan eseri, yaklaşmakta olan Nazizmin alarm zili gibidir. Çeşitli yönlerden ve birçok disiplin açısından derin incelemelere konu olabilecek bir eser olan ‘Körleşme’de, Sinoloji Profesörü Peter Kien üzerinden incelediğimiz bilgi ve hakikate ulaşma arzusu yolunda, bizlere farklı uçlarda bulunan kişisel temsil özellikleri yüksek karakterler eşlik eder.

Oğuz Atay bir gün Ahmet Cemal’i arar ve…

“Eğer Oğuz Atay diye bir yazar olmasaydı ve çevirmen Ahmet Cemal günlerden bir gün onunla tanışmasaydı, Körleşme diye bir roman dilimize belki de çok daha geç bir tarihte ve bir başkası tarafından çevrilecekti.” İşte Körleşme’nin keşfinin hikâyesi…

Kamaşma – Sadık Güvenç

Kitabın özgün adı dilimize ?Kamaşma? diye de çevrilebiliyormuş; ancak çevirmen Ahmet Cemal, ?Körleşme? yi uygun bulmuş. Bu iki sözcük arasında anlam farkı olmasına karşın birbirini bütünlemekte.
Roman, gerçekte büyük bir dehşeti anlatmaktadır. Gerçekleri göremeyen ya da görmek istemeyenlerin düşle gerçek arasındaki yükselişleri ve düşüşleridir anlatılan.
Profösör Kien?in gözleri kamaşmıştır. Öyle yüksekte bir aydındır ki halkın ne durumda olduğu onun umurunda bile değildir. Aydın sorumluluğunun yerini

Körleşme – Elias Canetti. Yabancılaşmış bencil aydın ile Nazizmin etkisinde kalan sıradan insanları anlatan roman

Elias Canetti henüz 26 yaşındayken yazdığı tek romanı Körleşme (Die Blendung), 1930?31 yıllarında tamamlamış, ancak 1935’te yayınlamıştır. Körleşme, yazıldığı dönem ve yazarıyla ilgili içinde çeşitli ipuçları barındıran çağının ötesinde bir edebi eserdir. 1930’ların başında Nazilerin ayak seslerinin yeni duyulmaya başladığı bir dönemde Canetti’nin kitle ve iktidar ilişkisine duyduğu yakın ilgi bu ilk kitabında yoğun şekilde hissedilir.

Körleşmek, öyle bir tutsaklık şeklidir ki; bakarken görmemek, gördüğüne gözünü kapatmaktır. – Nejdet Evren

Bilgi ne kadar sınırsız ise insan o kadar tutsaktır. Bu tutsaklık biçimi zincirsiz bir tutsaklıktır ve adına ?tutku? denilmektedir. Tutkular körlemesine bir bağlılık gerektirirler; bu duruma, Elias Canneti ?Körleşme? adını vermiştir. Öyle bir tutsaklık şeklidir ki; bakarken görmemek, gördüğüne gözünü kapatmaktır. Tutku, o yer/zamanda olmayı düşleyip olamadığında ona yenik düşmektir. Tutkular gerçekte vaz-geçilemeyen birer saplantılar mıdır? ?Körleşme? yi okurken bu soruyu sormadan etmek/geçiştirmek olanaklı görülmemektedir.

Çok gezen mi, çok okuyan mı, çok konuşan mı çok bilir? Bilinmez, ancak, tutkularına yenik düşenin tüm bilgilerini paylaşamadığını, gerçekleştirmek istediği olgulardan uzaklaştığını, iki ayrı dünyayı çakıştıramadığını, yaşadığı ile düşleminin örtüşmediğini anlamak mümkündür ki, yazar bunun öyküsünü anlatır gibi.

Canetti romanında metanın egemen olduğu bir dünyada, kıyı-köşede ecüş ile bücüş?ün kol-kola cirit attığı izbelerde var/yok oluşun savaşımını anlatırken, yargıların yaşanılan mekanlar ile nasıl değiştiğini, insanın egosuna kapılıp bir-diğerini sömürerek kendine yabancılaşmasını ve uzantısında yaşanılan paylaşımsızlıkları

Körlük: Zamanı Ve Mekanı Alt Etmeye Yarayan Bir Silah Mıdır? ? Canan Koçak

?Kör?ler ve ne gördüklerinin farkında değiller?
Siz hiç kendi gerçeklerinden kaçan insanlar gördünüz mü? Düpedüz delirmiş olduklarını düşündüğümüz, hissizleşmiş ve yaşadıklarını artık görmediğine ya da tercihen görmek istemediğine kanaat getirdiğimiz insanlardandır onlar. Ve eminim bilinmeyen sayıları, bilinenlerden çok daha fazladır.
Gören gözlerle algılanamayan Dünya, belki de hakiki bir körlük ile daha kolay algılanabilecek ve yalanlarla doğrular gün ışığına rahatça çıkabilecektir. Mutlaka anlaşılmadığı düşünülen körlük durumunda, birbirlerini görmeleri halinde