Müfettişler Müfettişi – Orhan Kemal ‘İnsanların zaaflarını, açmazlarını, içlerinde kıstırıldıkları döngüleri anlatan bir insanlık komedyası’

Gerek büyük şehirlerde gerekse Anadolu’da yaşayan insanların zaaflarını, açmazlarını, içlerinde kıstırıldıkları döngüleri büyük bir ustalıkla anlatan Orhan Kemal, Müfettişler Müfettişinde (1966), küçük bir şehrin yaşamını ele alıyor. Kim olduğunu bilmedikleri ama halinden, tavrından bir “devlet büyüğü” olduğuna karar verdikleri yabancıyla kurdukları ilişki, devletin bu insanlarda uyandırdığı korkuyla karışık saygı ve ayakta kalma telaşları ile bu küçük şehrin insanları

devamını okumak için tıklayınız

1950 Sonrasında Hikâyecilerimiz – Asım Bezirci

1950 Sonrasında Hikâyecilerimiz yirmi iki hikâyeciye ilişkin incelemeler ile onlardan altısıyla yapılmış konuşmaları içeriyor. İncelenen hikâyecilerimiz; Vüs’at O. Bener, Nezihe Meriç, Tahsin Yücel, Muzaffer Buyrukçu, Demirtaş Ceyhun, Demir Özlü, Ferit Edgü, Orhan Duru, Leyla Erbil, Sevim Burak, Tarık Dursun K., Afet Ilgaz, Şükran Kurdakul, Metin İlkin, Nahit Eruz, Adnan Özyalçıner, Erdal Öz, Bekir Yıldız, Füruzan, Tomris Uyar, Necati Tosuner ve Necati Güngör. Kendisiyle konuşma yapılanlar ise Orhan Kemal, Demir Özlü, Sevim Burak, Adnan Özyalçıner, Behiç Duygulu, Saadet Timur ve Necati Tosuner.

devamını okumak için tıklayınız

Türkiye’de ve Dünya’da Orhan Kemal – Svetlana Uturgauri

Orhan Kemal (1914-1970) yalnız kendi ülkesinde değil, ülke sınırlarının çok ötesinde de tanınmaktadır. Orhan Kemal, Sovyetler’de de çok iyi tanınan bir yazardır. Bu Türkiye yazarının ilk seçme öyküleri, Moskova’da 20 yıl önce yayınlanmıştır.(1) Onun yazdıklarını şimdi Azerbaycanlılar, Ukraynalılar, Gürcüler, Kazaklar, Latviyalılar ve Özbekler de kendi dillerinde okuyorlar.

Orhan Kemal’in yapıtlarında, bugün yaygın olan yabancılaşma sorununa ya da yalnızlık felsefesine değinilmiyor. Yazar, kendini biçimsel deneylere de kaptırmıyor.

devamını okumak için tıklayınız

Kırmızı Küpeler Babil Kulesi – Orhan Kemal

Orhan Kemal denilince akla ilk olarak romanlar gelir. Her okurun yaşamında silinmesi imkânsız izler bırakan, yaşamın kirlettiği dünyaya temiz, ferah bir nefes gibi dolan romanlardır bunlar. Bu nedenle okurlarda yarattığı hayranlık haklıdır ama, bu durumun Orhan Kemal’in öykücülüğüne haksızlık ettiği de bir gerçektir. Usta bir romancı olduğu gibi usta bir öykücüdür de o. Bu kitapta yer alan öykülerinde Orhan Kemal, küçük anların gerisindeki kocaman, geniş, engin yaşama ve sonsuz olan insana dair birçok şey söylüyor.

devamını okumak için tıklayınız

Orhan Kemal?den yazmak ve yazarlık üzerine – Çağlar Mirik

? Ben bütün dünya halkları gibi, benim yer yer cahil, yer yer görgüsüz, çokluk feci şekilde aldatılmış, çıkarın nerede olduğu bilincine varamamış, ama anlatıldığı zaman doğru yola geliveren insanlarımızdan örnekler almaktan yanayım. Buna ?Aydınlık Gerçekçilik? diyorum. Delileri, hastaları, budalaları anlatmaktan ne çıkacak?

devamını okumak için tıklayınız

Muhbir Kişilik Üzerine – Zafer Köse

İspiyonculukla itham edilmek, yeni okula başlayan çocukların sıkça yaşadıkları bir sorun.

Derdi çoktur böyle bir küçük insanın. Evin güvenli havasının dışına çıkıp sosyal ortamda yaşamaya başlamak kolay değildir. Güvende olma duygusunu korumak için, kaybetmekte olduğu korumacı bağların yenilerini geliştirmesi gerekmektedir.

Bu gereksinim, Erich Fromm?un ayrıntılarıyla anlattığı gibi, ?özgürlük korkusu?na neden olur. Kişide bir otoriteye bağlanmak,

devamını okumak için tıklayınız

Orhan Kemal’den İstanbul anıları… – Refik Durbaş

Otuz yıllık yazarlığı süresinde 30’a yakın eser veren Orhan Kemal’in hikâye ve romanları özetle, şöyle bir genel sınıflan­dırma içinde değerlendirebilir:

l – Biyografi romanları,

2 – Çukurova’da toprak ve fabrika emekçilerinin dünyası,

3 – İs­tanbul’da küçük adamların, iç göçmenlerin, kenar mahalle sakinlerinin ezik fakat onurlu ha­yatları.

devamını okumak için tıklayınız

İstanbul’dan Çizgiler – Serhat Çakın

Orhan Kemal? in İstanbul?dan Çizgiler adlı eseri onun en son; fakat en ilginç yapıtlarından birisidir. Çizgilerle ortaya konan bu yapıt; İstanbul? un 20.yüzyılın ikinci yarısındaki fiziksel ve toplumsal görünümünü ve sosyal sınıf farklılıklarını yansıtır. Bu eserde İstanbul? da yaşayan insanların birbirleriyle olan ilişkileri, yoksul insanların iş ve geçim derdi, konut sorunları ve sıkıntıları, ev sahipleriyle kurulan ilişkiler ve yaşanan gerilimler, yoksul aileleri çocuklarını okutma sorunları

devamını okumak için tıklayınız

Kötü Yol – Orhan Kemal (Çizgi Roman)

İnsanı hayali kahramanlara çevirmeden, zayıflıkları, güçsüzlükleri ile benimseyen ve olduğu gibi seven yazarların başında gelen Orhan Kemal, edebiyatımızda sıradan insanın yaşam kavgasını en iyi anlatan yazarların başında gelir. Maceralı kurgusu ile dikkat çeken ve insanın yitirdiği onurunu yeniden kazanışını anlatan Kötü Yol, artık çizgilerle devam ediyor…

Edebiyatın her halini sevenler için…

devamını okumak için tıklayınız

Kötü Yol – Orhan Kemal

İnsanı hayali kahramanlara çevirmeden, zayıflıkları, güçsüzlükleri ile benimseyen ve olduğu gibi seven yazarların başında gelen Orhan Kemal, edebiyatımızda sıradan insanın yaşam kavgasını en iyi anlatan yazarların başında gelir. İnsanın yitirdiği onurunu yeniden kazanışını anlatan Kötü Yol, maceralı kurgusu ile de okurların ilgisini çekecek romanların başında geliyor.

Orhan Kemal’in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır.

devamını okumak için tıklayınız

Evlerden Biri – Orhan Kemal

Evlerden Biri, Orhan Kemal’in sık sık ele aldığı aile yaşamına en iyi ışık tutan romanlarından biri. Ev içlerinde kapalı kalan hayatların aslında nasıl da fırtınalarla dolu olduğunun en iyi belgelerinden biri olan Evlerden Biri, ortak yalanlarımızla kurduğumuz ailenin aslında nasıl da bir hapishane olduğunu anlatıyor. Her zaman insana inancını koruyan Orhan Kemal, bize gerçeklerin üstüne kurmadığımız hayatların nasıl da kolayca çözülüp gideceğini hatırlatıyor.

devamını okumak için tıklayınız

Sanat Anlayışım – Orhan Kemal

NASIL YAZIYORUM?
Gerçekten de, okurlar meraklıdırlar. Haksız da sayılmazlar. Ben, masa başından çok, fazlaca gezer dolaşırım. Yani iş, masa başına geçip yazmaya kaldığı zaman, mesele çoktan hallolmuştur. Gezer dolaşırım. Gezip dolaşırken kafam boyuna çalışır. Ya, yıllarca önce beni şiddetle ilgilendirmiş bir konuyu düşünmekteyimdir, ya da hemen o gün kafama bir şey takılmıştır. Ama daha çok, yıllarca önce kafama takılan, beni zaman zaman şu ya da bu vesileyle kendisi üzerinde düşündüren bir konudur da, nasıl yazsam diye, biçimi üzerinde dururum.

devamını okumak için tıklayınız

In Jail with Nazım Hikmet (Nâzım Hikmet’le 3,5 Yıl’ın İngilizcesi) – Orhan Kemal

‘Moving and remarkable’ Andrew Finkel

Bursa prison, mid-winter 1940. Two prisoners meet, both writers, both serving long sentences for allegedly inciting Turkish soldiers to mutiny. One is Turkey’s most famous poet and communist, Nazim Hikmet; the other a young, aspiring poet, Orhan Kemal, who now shares a cell with the man whose work he has long admired.

devamını okumak için tıklayınız

72. Koğuş* Okuması – Mustafa Özmen

Hapishaneleri herkes yazabilir? herkes anlatabilir. Ama önemli olan hapishaneye nasıl baktığındır. Dünyaya bakışın ne ise hapishane de odur. Orhan Kemal hapishaneye bütünün bir parçası olarak bakmış. Mahpusları dört duvarla sınırlamamış. Tipler yaratmıştır. Orhan Kemal?in tipleri yalnızca hapishane sakinleri olarak kalmamış, günlük yaşamda karşımıza çıkan tiplere dönüşmüştür. Orhan Kemal?in parçalı bir bakışı olsaydı biz onlara ya acıyacaktık, ya kızacaktık ya da oh olsun diyecektik. Mahpusları bir de biz yargılayacaktık.

devamını okumak için tıklayınız

Don Kişot?a “Bin Selam”, Murtaza?ya “Merhaba”? – Canan Koçak

Roman kahramanları deyince genelde hayal ürünü, inanması güç, erişilmesi zor tipler gelir akıllara. Ama toplumsal gerçekçi romancılar ve özellikle Orhan Kemal düşünüldüğünde işler bir anda değişiverir. Bir de bakmışız okuduğumuz romanın kahramanı, mahalle bakkalımız, olmadı yan komşumuz, o da olmadı her sabah bindiğimiz servisin şoförü oluvermiş. Kısacası, tamamen insani özelliklerden kaynaklı, bu tür romanlarda anlatılan kişi veya kişiler bize o kadar tanıdık gelir ki, biz ister istemez, ?acaba tanıdığımız kime benziyor?? diye düşünürüz.
Zaten Orhan Kemal de geçmişte ?ben tanıdığım insanları yazdım? açıklamasını yaparak, yazmış olduğu romanların

devamını okumak için tıklayınız

Bereketli Topraklar Üzerinde – Orhan Kemal

“Bu kitap, kendi bilgi ve görgülerim dışında, bir lokma ekmek için kötü iş şartları içinde zehir gibi bir hayatı yaşayanlardan derlenmiş malzemeyle meydana gelmiştir. Yayımlanmadan önce, çeşitli ırgat, usta, usta yardımcısını toplayarak bir gece sabaha kadar okudum onlara. Dinlediler. ‘Pardon,’ dediler, ‘bu bu kadar olur. Bütün anlattıkların doğru. Eksik bile. Çukurova’nın bereketli topraklarında öyle işler olur ki, aklın durur. Sana anlatsak, bir değil beş roman çıkarırsın…”

Orhan Kemal’in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve iyimserliği

devamını okumak için tıklayınız