Yalnızlığın Yarattığı İnsan – Sait Faik Abasıyanık

sait faik abasıyanık

“Milyonlarca sene evvel kurttuk, solucandık, tek hücreli mahluktuk.” Öyle Bir Hikâye – Sait Faik Abasıyanık

sait faik abasıyanık

Dolapdere – Sait Faik Abasıyanık

Sait Faik cimri miydi?

Sait Faik, bir gün pokerde kaybeder ve …

Orhan Veli ile Sait Faik ‘in bulmacayı kim erken bitirecek yarışması

Sait Faik: “Ellerimi ayaklarımı öpen garip köpekler! Sizi çok seviyorum”

Son Kuşlar – Sait Faik Abasıyanık

Sait Faik’in büyük aşkı ve son görüşünden sonra ölümü

Sait Faik, “Aşkla alay etti” dediği Aleksandra’yı 1941 yılının ilk aylarında tanımış ve daha ilk akşamdan Aleksandra’ya aşık olmuş.

Sait Faik ve Sinema. “bir filmi illa başından mı seyretmek gerekir!”

Tam bir sinema tutkunu olan Sait Faik, özellikle öğlen 14.30 seansında film seyretmeyi çok severmiş. Onun için zor olan, görmediği bir film bulmakmış.

Sait Faik’in “Abasıyanık” soyadını alma hikayesi

Aile önceleri Abasızzadeler olarak anılırmış. Aileye bu lakabın takılması ise Sait Faik’in büyük dedesinin başından geçen bir olaya dayanmaktadır.

Sait Faik’in kendisini Orhan Kemal gibi, Sabahattin Ali gibi yazmadığı için eleştiren bir yazar arkadaşına verdiği cevabı

Sait Faik’in kendisini Orhan Kemal gibi, Sabahattin Ali gibi yazmadığı için eleştiren bir yazar arkadaşına verdiği cevabı:

John Berger: “Sabaha kadar Sait Faik okudum”

Bir ara İstanbul dışına çıkmak için gazeteci bir arkadaşın kılavuzluğunda önce Adapazarı’na, oradan Bolu ve Mudurnu’ya da gittiler. Adapazarı’nda Çark Gazinosu’nda onları ağırlayan Belediye Başkanı, Berger’ı Sait Faik’in amcaoğluyla da tanıştırmış. O da Berger’a Sait Faik’in Fransızcaya çevrilen öykü kitabını getirmiş, “Sabaha kadar Sait Faik okudum” demişti Berger döndüğünde.

Sait Faik ‘in ölümü ve son fotoğrafı – Özdemir Asaf

Sabah erkenden kalkmış, yüzünü yıkarken, birden bir karaciğer kanaması olmuş. Günlerden 9 Mayıs 1954 Pazar.
Sait Faik, 10 Mayıs Pazartesi gece yarısından sonra fenalaşıp 11 Mayıs Salı, sabah üç sularında yaşama gözlerini yummuştur.

Mina Urgan’ın anılarında bilinmeyen yönleriyle Sait Faik

Sait Faik’i 1940’ta Nurullah Ataç sayesinde tanıdım. Benim gibi Büyükadalı olan Nurullah Beyle, iskeleye inen yolun sağındaki kahvede otururken, Burgaz’a gidip Sait Faik’i görmemizi önerdi. “O da kim?” diye sordum. “Türkiye’nin en iyi hikâye yazarı” dedi.