Acı Deneyimler üzerine

Acının AntropolojisiAcı Deneyimleri
Acı hiç kuşkusuz insanın ölümle birlikte en güçlü biçimde paylaştığı deneyimdir: Hiçbir ayrıcalıklı onu bilmezlikten gelemez ya da herhangi birinden daha iyi bilmekle övünemez. İnsanın içinde doğmuş bir şiddettir acı, insanı bitirir, bunaltır, içinde açtığı uçurumda yok eder, hiçbir amacı olmayan bir dolaysız duygular içinde ezer. İnsanın kendisi ve dünyayla olan ilişkisini koparır. Acı sağlığı yerinde olduğu müddetçe kendi içinde saydam olan, kendine güvenen, amaçları ve dünya arasına bir engel girmediği takdirde yaşamına kök salmış hiçbir fizik olguya aldırmayan insanın gerçek birliğini bozar. Gerçekten de gündelik yaşamda beden göstermez kendini, hafiftir, esnektir; boyutları sosyal ritüellerle ve birbirlerine çok yakın durumların tekrarlanmasıyla silinmiştir. René Leriche’i sağlığı “organların sessizliği içinde yaşama” diye tanımlamaya götüren de bedenin insanın dikkatinden kaçması olayıdır. Canguilhem de sağlığı “insanın bedeninin farkında olmaması”12 durumu olarak tanımlar.

devamını okumak için tıklayınız

Bok Yoluna Gitmek – Erich Kästner

Bok Yoluna Gitmek“Çöküş ve ahlaki çürümeye karşı, devlet ve ailede namus ve disiplin için; Heinrich Mann, Ernst Glaeser ve Erich Kästner´in yazdıklarını ateşe veriyorum.”

10 Mayıs 1933’de Berlin Opera Meydanı bu sözlerle yankılanırken, Kästner kenarda, kitaplarının genç Naziler tarafından yakılışını izliyordu.

Kästner‘i faşist histerinin hedef tahtasına oturtan eserlerinin arasında Bok Yoluna Gitmek de vardı. Almanya’daki politik ve ahlaki çöküşü eleştiren ve yükselen Nasyonal Sosyalist tehlikeye karşı insanları harekete geçmeye çağıran roman, uyarıcısı olduğu yozlaşmanın hışmına uğramıştı. Üstelik ikinci kez! İlk yayımlandığı sırada, Naziler henüz iktidarda bile değilken ağır bir sansüre uğrayan kitap, bu kez tamamen yasaklanıp ateşe mahkûm edilmişti.

devamını okumak için tıklayınız

Aydınlanma ve Psikoloji: Şeytanın Yeni Marifetleri

Şeytanın_yeni_marifetleri“Hikâyenin ana fikri şudur: Kötülük, bir oyun karakterinden başka bir şey olmayan Şeytan’ın maskesinin ardında saklanmaktadır. Kötülüğün asıl temsilcisi ise, Şeytan’ı icat etmiş olan insandır; çünkü böylece içinde uyuklayan kötülüğü kendinden ayırabilmiş ve kurmaca bir karakterde toplayabilmiştir.”

devamını okumak için tıklayınız

Hakkâri’de Bir Mevsim – Ferit Edgü

hakkaride_bir_mevsim“Ferit Edgü ilk basımı 1977 yılında yapılan Hakkâri’de Bir Mevsim’de, bir hata sonucu dünyadan koparılmışların dünyasına gelen birinin, dilini, kültürünü bilmediği bu insanlarla iletişime geçmesini ve yeni yaşam yolları denemesini anlatır.
Yılların içinden geçtikçe kişi, yalınlaşmak dünyanın bütün karmaşıklığına sırtını dönüp, daha basite, en basite varmak ister. Kişi karmaşık olandan basite varmak için çabalar. Büyük, yaşamı topluca sırtlayan dertlerden sıyrılıp, daha çok bireyin yaşam içindeki yerine, onun var olma sebebine, küçük yaşamların ve ayrıntıların kalbine yürümeyi öğretir hayat.

devamını okumak için tıklayınız

Bülbülü Öldürmek: İyinin ve kötünün ötesinde

Bülbülü Öldürmek - Harper LeeEylül ayında Harper Lee’nin ünlü romanı Bülbülü Öldürmek’in Sel Yayıncılık tarafından Ülker İnce çevirisiyle yeniden yayımlandığını gördüğüm an, bu yazıyı yazacağımı biliyordum.

Aradan geçen yirmi yıla rağmen unutamadığım ve her sene öğrencilerime tavsiye ettiğim bir romandı söz konusu olan. Çocuk edebiyatıymış, gençlik edebiyatıymış, böyle kavramların olmadığı bir zamanda, bulunan her şeyin yaşa başa bakmadan okunduğu bir evde belki de yetişkinliğe adım atmamı sağlayan kitaplardan biriydi Bülbülü Öldürmek.

devamını okumak için tıklayınız

‘Övgü, soluk almanın kuralını bozar’ – Elias Canetti

saatin_gizli_yüreğiSaatin Gizli Yüreği, her ne kadar deneme başlığıyla bize sunulmuş olsa da, bir yönüyle aforizma, bir yönüyle günlük, bir yönüyle deneme çokça da notlar toplamıdır. Türleri, bile isteye ama herhangi bir türün sınırına sıkışmadan işletmiştir. Henüz kitap çapına ulaşmamış ham düşünce kökleri, edebiyata dönüşmemiş çiziktirmeler, okura kendisine açılma imkânı sunar. Büyük yazarları böylesi parçalardan bulmanın ayrı bir zevki var. Ayrıca, otobiyografik izler de taşırlar. Yıl yıl ayrılmış notlar. Konu, isimlendirme, başlık yok. Gittikçe konu konu açıldığı kadar döne dolana başa, ana konulara, temalara eğilmek gibi bir görüntüsü de var. Ülkemizin en yetkin çevirmenlerinden Ahmet Cemal’in imzası ise başka bir değer. Okumaya eğilmek, kitaba sarılmak, güvenle okumak ve yazarın bıraktığı izlerden daha geniş ve daha uzun izleklere yol almak bakımından, fırsat.

devamını okumak için tıklayınız

Âdem ve Havva zenci miydi? – Eduarda Galeano

eduarda_galeanoRenk cümbüşüne doğru yolculuk
Âdem ve Havva zenci miydi?
İnsanın, dünyanın dört bir yanına doğru çıktığı yolculuk Afrika’dan başladı. Büyükbabalarımız gezegenin fethini oradan başlattılar. Farklı yollar beraberinde farklı kaderleri getirdi ve güneş de renk ayrımı işini üstlendi.

devamını okumak için tıklayınız

“Kısa Süren Saltanat”: John Steinbeck’in yegâne siyasi hicvi

John Steinbeck’in “Kısa Süren Saltanat” adlı romanı, Belkıs Dişbudak’ın çevirisiyle Sel Yayınlarınca yayımlandı.

John Steinbeck, bu yegâne siyasi hicvinde Fransız Devrimi’ni adeta ters yüz ediyor. Cumhuriyetin sürekli olarak krize girmesinden bıkan Fransızlar, çözümü kadim kralların soyundan gelen amatör astronom Pippin Héristal’i kral ilan etmekte bulurlar. Yeni kral ve ailesi bir anda magazin basını, saray görevlileri, yağmacı soylular ve didişip duran siyasetçiler arasında kalır.

devamını okumak için tıklayınız

Deliliğin tarihi olarak roman: Elias Canetti – Körleşme

Gerçekliğe ulaşma ve bu yolda kullanılan bilimin, araç olmaktan çıkıp, amaç haline gelmesini temel konu edinen ‘Körleşme’, İkinci Dünya Savaşı ve sonrası gördüğümüz, bilimin ‘yok edici gücü’ de olabileceğini gösteren bir anıt-romandır. Elias Canetti’nin 1931’de yayımlanan eseri, yaklaşmakta olan Nazizmin alarm zili gibidir. Çeşitli yönlerden ve birçok disiplin açısından derin incelemelere konu olabilecek bir eser olan ‘Körleşme’de, Sinoloji Profesörü Peter Kien üzerinden incelediğimiz bilgi ve hakikate ulaşma arzusu yolunda, bizlere farklı uçlarda bulunan kişisel temsil özellikleri yüksek karakterler eşlik eder.

devamını okumak için tıklayınız

Savaş Yılları Defterleri ve Diğer Metinler – Marguerite Duras

Fransız edebiyatının tartışmasız en başarılı ve üretken yazarlarından Marguerite Duras’nın zaman zaman romanlarında da yansıttığı iç dünyasına dolaysız bir dokunuş.

Savaş Yılları Defterleri ve Diğer Metinler, Duras’nın Hindiçin’de geçen çocukluğundan Nazi işgali sırasında sonsuzmuş gibi gelen bekleyişlerine, Paris’in gündelik hayatı ve sıradan sakinleri hakkında yaptığı etkileyici gözlemlerden politik görüşlerine acıyla, özlemle, başarıyla yoğrulmuş bir yaşamdan kesitler sunuyor.

devamını okumak için tıklayınız

‘İşlenmemiş suç ertelenemez’

Sel Yayıncılık, Beat Kuşağı’nın önemli temsilcilerinden William S. Burroughs’un “Yumuşak Makine” adlı kitabı hakkındaki “müstehcenlik” davasında, “kovuşturmanın ertelenmesi” kararına karşılık, Yargıtay’ın temyiz taleplerini reddetmesinin ardından, davayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacaklarını açıkladı.

devamını okumak için tıklayınız

Susan Sontag’la “Bilincin Kapısını Aralamak” – Şule Tüzül

“Kimileri kitap okumayı sadece bir kaçış olarak görür: ‘Gerçek’ dünyadan hayali bir dünyaya, kitapların dünyasına bir kaçış. Oysa kitaplar çok daha fazlasıdır. Onlar, tamamıyla insan olmamızın bir yoludur.”

1996 yılında yazdığı “Boges’e Mektup” başlıklı kısa metninde böyle demiş Susan Sontag. Aklınıza gelebilecek her konu ve her kavram üzerine yazıları, denemeleri, romanları, kitapları olan bir yazar, eleştirmen, film yapımcısı, öğretmen ve aktivist. Üç yaşında okumayı öğrenen, 15 yaşında Berkeley Üniversitesi’ne kabul edilen bir dahi. Çeşitli söyleşilerinde günde bir kitap bitirdiği zamanlar olduğunu belirtmiş. İlk etkilendiği kitap Sefiller. On üç yaşında Thomas Mann, James Joyce, Kafka ve Gide okuyan bir çocuk!

devamını okumak için tıklayınız

This site is protected by WP-CopyRightPro