Stendhal’ın Portresi “Çirkinsin, ama anlamlı bir yüzün var.”

StendhalPORTRESİ
-Çirkinsin, ama anlamlı bir yüzün var.- (Gagnon dayıdan, genç Henri Beyle’e)

Richelieu sokağındaki küçük çatı odası alaca karanlıktı. Yazı masasının üstünde iki mum yanıyor, Stendhal öğleden beri romanı üzerinde çalışıyordu.

devamını okumak için tıklayınız

Stendhal, gerçeği keşfetmedeki ustalığını, tamamiyle kendini gizleme bilimine, yalan söyleme tekniğine borçludur.

StendhalYALAN SÖYLEME ZEVKİ VE GERÇEK SEVGİSİ
-Yüzüme bir maske takacağım ve ismimi değiştireceğim ve bunu severek, isteyerek yapacağım.- (Bir mektuptan)
Stendhal kadar yalan söyleyen ve herkesi aldatmaktan hoşlanan pek az yazar vardır; yine pek az yazar gerçeği ondan daha iyi ve daha derin bir şekilde dile getirebilmiştir.

devamını okumak için tıklayınız

Stendhal: “1900’e doğru anlayacaklar beni.”

StendhalSTENDHAL’IN GÜNÜMÜZ İÇİN ANLAM VE ÖNEMİ
Stendhal, bir sıçrayışta bütün bir yüzyılı, on dokuzuncu yüzyılı aşmıştır; hızını on sekizinci yüzyıldan, Diderot ve Voltaire’in kaba materyalizminin yüzyılından alıp, bizim psiko-fizyolojik çağımızın, psikolojinin bir bilim haline geldiği çağımızın ortalık yerine sıçramıştır.

devamını okumak için tıklayınız

Dünya Edebiyatının Unutulmaz Roman Kahramanları

kütüphaneDünya Edebiyatının En Unutulmaz 25 Roman Kahramanı

devamını okumak için tıklayınız

Stendhal ‘ın Günümüz İçin Anlam ve Önemi – Stefan Zweig

Stendhal-1900’e doğru anlayacaklar beni.- (Stendhal)

Stendhal, bir sıçrayışta bütün bir yüzyılı, on dokuzuncu yüzyılı aşmıştır; hızını on sekizinci yüzyıldan, Diderot ve Voltaire’in kaba materyalizminin yüzyılından alıp, bizim psiko-fizyolojik çağımızın, psikolojinin bir bilim haline geldiği çağımızın ortalık yerine sıçramıştır. Nietzsche’nin dediği gibi -ona bazı noktalarda erişebilmek, onu çok fazla etkileyen problemlerden bazılarını çözebilmek için iki kuşağın geçip gitmesi gerekmiştir-.

devamını okumak için tıklayınız

Stendhal ‘ın Portresi – Stefan Zweig

Stendhal-Çirkinsin, ama anlamlı bir yüzün var.- (Gagnon dayıdan, genç Henri Beyle’e)

Richelieu sokağındaki küçük çatı odası alaca karanlıktı. Yazı masasının üstünde iki mum yanıyor, Stendhal öğleden beri romanı üzerinde çalışıyordu. Birdenbire kalemini elinden fırlatıyor: Bugün yeterince çalıştı. Şimdi gevşemek, dışarı çıkmak, kendisini yenilemek, insanlar arasına karışmak, karşılıklı konuşmaların coşkusu içerisinde ve kadınların arasında taze bir kuvvet bulmak ihtiyacını duyuyor.

devamını okumak için tıklayınız

Stendhal; “Kırmızı ve Siyah” – A.Ömer Türkeş

StendhalAdını ordunun kırmızı giysileri ile ruhban sınıfının siyah cüppelerinden alır “Kırmızı ve Siyah”. Hikaye Kral X. Charles’in tahtta oturduğu 1820’lerde geçer. Verrieres köyünden Julien Sorel isimli akıllı ve yükselme tutkuları ile dolu bir gencin hayatı üzerinden dönemin Fransa’sının bütün kesimlerine yönelik ağır bir eleştiri yöneltir Stendhal.

devamını okumak için tıklayınız

Sevmek/Yaşamak ve Yazmak için Yaşayan: STENDHAL – Bedriye Korkankorkmaz

StendhalStendhal’ın yazın dehasının yanında akılcı dünyaya attığı nanikler de ilgimi çekiyor. Hayatla insanın hakikatine vakıf bu adamın, yalanı dünya görüşü olarak algılaması şaşırtmıyor beni; çünkü insanların maskeleri ardında yaşadıkları gerçeğini kanıksamak yıllarımı aldı. Yaşım ilerledikçe hayatı bir maskeli baloya benzetiyorum. Maskelerin yaşamda kapladığı alanın insanlığın kapladığı alana eşit olduğunu düşünüyorum. İnsanoğlu doğumla başlayan yaşam serüvenini ihanetlerle, yalanlarla, aldatmacalarla noktalıyor. Stendhal kendini/yazın gerçeğini maskeli insanların insafına bırakmıyor. Yazar olarak yeteneğini onaylatmak için de ünlülerin kapısını çalmıyor. Balzac’ın, eserine dair haklı övgüsü bile ayaklarını yerden kesmiyor onun. Yazmak kendini doğru ifade etmek için başvurduğu bir eylemdir.

devamını okumak için tıklayınız

Stendhal’ın ölümsüzlüğü

StendhalÖLÜMSÜZLÜK
Yazınsal ya da başka herhangi bir tür kişisel ölümsüzlük üzerinde düşünmeye en iyi Stendhal gibi bir adamla başlanabilir. Dine ondan daha çok karşı olan ve dinin vaatleri ve yükümlülüklerinden onun kadar arınmış biri zor bulunur. Stendhal’ın düşünce ve duyguları bütünüyle bu hayata yönelmişti; o, bu hayatı tam ve derin bir biçimde yaşadı. Ona haz verebilecek şeylerin keyfini çıkararak, kendisini bütünüyle hayata verdi; bunu yaparken sığ ya da bayağı olmadı; çünkü sahte birlikler yapılandırmaya çalışmak yerine, ayrı olan her şeyin ayrı kalmasına izin verdi. Çok düşündü, ama düşünceleri asla soğuk değildi. Onu harekete geçirmeyen her şeyden kuşku duyardı. Kaydettiği ve şekillendirdiği her şey ateşli yaradılış anına yakındı. Pek çok şeyi sevdi ve bunların bazılarına inandı da ama hepsi onun için mucizevi bir biçimde somut kaldı. Bunların hepsi orada, onun içindeydi ve onlara, sahte düzene sokma numaralarına başvurmaksızın derhal ulaşabilirdi.

devamını okumak için tıklayınız

Stendhal’ın Günümüz İçin Anlam ve Önemi – Stefan Zweig

StendhalStendhal, bir sıçrayışta bütün bir yüzyılı, on dokuzuncu yüzyılı aşmıştır; hızını on sekizinci yüzyıldan, Diderot ve Voltaire’ in kaba özdekçilik’ini alıp, bizim psiko-fizyolojik çağımızın, psikolojinin bir bilim haline geldiği çağımızın ortalık yerine sıçramıştır. Nietzsche’nin dediği gibi “Ona bazı noktalarda erişebilmek, onu çok fazla etkileyen problemlerden bazılarını çözebilmek için iki kuşağın geçip gitmesi gerekmiştir“.

devamını okumak için tıklayınız

Aşk – Stendhal

Stendhal; kristalize, garip ve derinlemesine algısal bir yapıt olan Aşk’ta, duyarlı ve çözümlemeci olmayı birlikte başarıp, kişisel görgüsünden yola çıkarak, herkes için geçerli doğrulara ulaşıyor.
Düşünceleriyle yirmi dört saat baş başa kalan aşığın durumunu, en küçük filizinin bile üstü pırlantalarla dolmuş dala benzeten yaratıcısının en sevdiği yapıt olan Aşk; yazarın kendisinin de en içsel duygularının biraz maskelenmiş bir resmi aynı zamanda.

Salzburg’un tuz madenlerinde, kışın çıplak kalmış bir ağaç dalını, terk edilmiş kazı alanlarından birine atarlar. İki yada üç ay sonra da, dalı, üzerini parlak bir kristal tabakasıyla kaplanmış halde bulurlar. En küçük filizinin bile üstü, bir galaksiyi

devamını okumak için tıklayınız

Kırmızı ve Siyah – Stendhal (Marie-Henri Beyle) Tutkunun romanında aşk; kırmızı, giysisi siyah

Kırmızı ve Siyah, aşkın romanıdır. Romanda; aşka, siyah bir giysi giydirilir ve tahripkar, iç çekişlerle kendi gerçeğini yaşar.
Bu bir arayıştır; insan bu arayışta kendisini bulduğu yerden daha başka bir yere taşır: ?Aşk, eşitliği aramaz, onu kendisi yaratır.? Yine de aşkın yaşanmasına neden olan o çamurlu yollar, o dolambaçlı ilişkiler, duraksamalar yaşanan heyecanlardır aslında aşkı aşk yapan. Ne diyordu Shakespeare, Fırtına adlı dramında: ?Cümbüşleri fazla sınırlamayın; en güçlü yeminleri kandaki ateş, bir samanmış gibi yakar.? Stendhal, eserinin vücut bulduğu toplumda yaşayan kadın olgusunun sosyal durumunu da şöyle ifade eder: ?XIX. Yüzyılda, bir adam karısını herkesin önünde ettiği hakaretlerle, ona toplumun bütün kapılarını kapamak suretiyle öldürür? (Kırmızı ve Siyah). Aşk böyle bir toplumda

devamını okumak için tıklayınız

This site is protected by WP-CopyRightPro