Maviye Boyanmış Hayatlar – Zafer Köse

Maviye Boyanmış SularBoş bir kumsalda durup yumuşakça dalgalanan denizin sesini dinlersiniz. Serin rüzgâr içinizi rahatlatır. Ne kadar büyük, dev bir varlığın hemen yanında olduğunuzu hisseder misiniz peki? Açık denizde bulunan biri kadar değil herhalde.

Açık denizde, bir güvertede, etrafa bakarsınız. Dört yanınız sonsuz mavi. Ama sonsuzluk duygusu değil bu. Bir varlıktan çok, yokluktur algıladığınız. Mekân yokluğu. Kara görünmediği için, herhangi bir yön diğerlerinden farklı değildir. Hangi taraftaki karaya hangi uzaklıktasınızdır, kim bilir! Denizin bir yerinde, dünyanın bir yerindesinizdir. Sanki hiçbir yerdesinizdir. Mekân yoktur, ama alan vardır. Dev bir alan. Enginlik. Ama çok büyük de olsa, sonuçta, iki boyutludur alan.

Sağ Ol Yaşar Kemal! – Zafer Köse

Yunus’la, Karacaoğlan’la, Pir Sultan’la… Yaşar Kemal’le on yıllar boyunca yaşanan böylesine derinlikli bir ilişki sonucunda ortaya çıkıyor, Livaneli’nin kitabı.


İKİ SEVGİLİ, BİR ROMANCI

yaşar kemal, livaneliSonunda yemin töreni denen şey yapılıyor ve genç adam askeri birliğin kapısında sevgilisiyle buluşuyor. İlk kez yaşadığı 30 günlük hasretle kucaklıyor onu. Her molada, her zorlukta bu sıcaklığın hayalini yaşamıştı. Bir de gelirken yarım kalan kitaptaki atmosferi, acıları, umudu. Yer Demir Gök Bakır romanının anlatımı, dili nasıl da çağırıyor! İşte koşarcasına yürüyor. Hem de sevdiğiyle, el ele!

Aytmatov Farkıyla Aşk – Zafer Köse

Cemile: Bir aşk hikayesi.
Aytmatov, her türlü kötülüğün, zorbalığın, çirkinliğin farkında olarak güzellikleri ve iyi insanları anlatıyor.


aytmatovCengiz Aytmatov, kuşkusuz büyük bir anlatıcı. Belki de anlatımından çok, anlattıkları ile devleşen bir edebiyatçı. Yani büyük hikayelerin anlatıcısı. Kahramanların davranışları o kadar derin gerçeklikleri ortaya çıkarıyor ki, olayların yaşandığı bölgeden ve dönemden kaynaklanan farklar önemsizleşiyor. Hani, Yüz Yüze romanının sonlarında, hikayesini anlattığı Seyde için “Kederinin heybetiyle, erişilmez bir yüceliğe kavuşan” diyor ya, işte öyle.

Saramago Okurları Yaşıyor – Zafer Köse

Olay örgüsü gelişirken Saramago ölüyor; bir roman kahramanı değil, bu kez yazar ölüyor. Kurgunun bir parçasına dönüşüyor bu ölüm.


saramago1Toplantıda, yolculukta, komşulukta… Türlü ortamlardaki türlü işlerde sahtekarlara rastlayabilirsiniz. Bencillere, zamanınızı harcayanlara, zorbalara. Kötülere. Kötülükten kaçmak imkansızdır bazen.

Ama kötü insan olmamak her zaman mümkün!

İyiliğin, umudun, bütün olumsuz koşullara rağmen sevginin mümkün olduğunu biliyoruz biz. Çünkü Saramago okurlarıyız!

Sanat, Hayat ve Livaneli – Zafer Köse

Başarı, mutluluk, yarı aydınlar, pop kültürü, arabesk, tek boyutlu yaşamak, itaat… Hepsiyle meselesi olan bir sanatçı, Livaneli.


livaneli, konstantiniyyeRotterdam’da bir otel odası. Zülfü Livaneli birazdan dışarı çıkacak, bir sanat etkinliği için bulunduğu kentte dolaşacak. Bu gece programı yok. Çıkmadan önce bağlamasını alıp akortunu kontrol ediyor. Sazı yatağının yanına koyduktan sonra, herhalde biraz oyalanmak için, diğer tarafa yürüyüp pencereyi açıyor.

Sessizce Anlatan Bir Roman – Zafer Köse

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde: Mehmed Uzun’dan Cumhuriyet’in ilk dönemindeki bir Kürt aydınının hikayesi. Bir karanlık bir aydınlık fotoğraflara bakar gibi okuyorsunuz.


Yitik Bir Aşkın GölgesindeBir dostunuz sizi davet etmiş. Oturmuş, karşınızdaki duvara yansıtılan fotoğrafları izliyormuşsunuz. Yavaş yavaş değişiyormuş fotoğraflar. Hemen arkanızdaki cihazdan çıkan ve omzunuzun yanından geçerek duvara ulaşan huzmenin içinde toz zerrecikleri uçuşuyormuş. Genişleyerek ilerleyen bu ışık yolunun duvara değdiği yerde, görüntüler somutlaşıyormuş. Her fotoğraf, aynı zamanda odayı aydınlatan bir ışık kaynağı haline geliyormuş.

Aşk Birdenbire, İmge Birdenbire – Zafer Köse

Onur BehramoğluZaten Herkes Bir Denizdir Doğuştan! Onur Behramoğlu’nun son kitabından yola çıkan sözler.

SÖYLEŞİ: ZAFER KÖSE

Sanat uzun hayat kısa. “Sanat” derken “hekimlik” kastedilerek Hipokrat tarafından söylenen bu söz, yüzyıllar boyunca anlamı genişleyerek yaşıyor. En çok da bir insandan daha uzun yaşayacak yapıtlar üretmekle, kültür sanat çalışmalarıyla ilgili kullanılıyor.

Zaten Bir Aradayız – Zafer Köse

Zaten Herkes Bir Denizdir Doğuştan: Onur Behramoğlu’nun kitabında Fazıl Hüsnü, Leyla Erbil, Nihat Behram, Cemal Süreya, Nâzım ve diğer dostlarla buluşuyoruz.


Zaten Herkes Bir Denizdir DoğuştanNe büyük, ne derin bir sözdür, “Güzel insan.” Elbette boy bosla ilgili değil bunun anlamı. Fiziksel bir konu değil ama yine de somut biçimde algılanabilir. En çok yüzlerde yansır insan güzelliği. Özgürlük, merhamet, eşitlik, başkaldırı, dostluk, kardeşlik, sevda, diğerkâmlık, dayanışma… Ne kadar değer varsa insanı yücelten -ki hiçbiri para ile alınamaz- onları içinde yaşatan kişinin yüzünde yansır.

1 Mayıs’ın Anlamı ve Önemi – Zafer Köse

ATPÇalışma sürelerinin kısaltılması için yürütülen örgütlü mücadele, insanlık tarihinin en önemli konusudur! Çünkü:

Yaşamak için çalışmak zorunda olan insanların kendine zaman ayırabilmesi mümkün hale geldi. Sevmeye, düşünmeye, karar vermeye hak kazanıldı.

“Serbest zaman” talebi gibi “laiklik”, “özgürlük”, “insan hakları” taleplerinin de emek mücadelesi ile ilişkilendirilmesi ve hayata dair hale gelmesi sağlandı.

Dünyayı Roman Kurtaracak – Zafer Köse

Üç_İstanbulŞimdi her şey gibi “sanat”ı da inkar ediyordu. “Sanat”, “hayat” dediğimiz yalanı gerçek sanmak için uydurduğumuz ikinci bir “yalan”dı.

Süheyla, “Yanılıyorsun Adnan” dedi. “Hayatımızda tek doğru şey sanattır. Hayattan bile kuvvetli olan sanat! Görüyor musun? Dışarıda ehemmiyet vermeyerek görüp geçtiğimiz şeylere sahnede ağlıyoruz.”

Yüzyıldır Üç İstanbul – Zafer Köse

yuzyıldır-uc-istanbulÜç İstanbul’un sayfalarında hızla ilerlerken, birden duruyorsunuz. Bir şey hatırlamaya çalışır gibi belleğinizi zorladığınız duygusuna kapılıyorsunuz. Sanki bir şey söyleyeceksiniz de o sözcük bir türlü aklınıza gelmiyor. Neydi ki?

Tekrar kitaba dönüyorsunuz. Adnan’ın üzerinde çalıştığı romanı için aldığı notları bir kez daha okuyorsunuz:

“Sonra bu minareler: Gökyüzünü madalyon bir ayna parçası gibi tutan, birer kız kadar narin minareler! Bunların ucuna her fetih bayrağından takılan bir hilal! İstanbul, Süleymaniye yapıldığı gün bizim oldu!”

Ne Çok İstanbul Var! – Zafer Köse

İstanbul Kimin Şehriİstanbul’dasınız. Belki yaşadığınız şehirdir orası; geçim derdiyle işe gittiğiniz sokaklar, çalıştığınız şirket, dostlarınızla buluştuğunuz evler oradadır. Belki de bir akrabanızı ziyarete gitmişsinizdir; daha çok televizyondan bildiğiniz bir kentte konuksunuzdur. Evde uyku hazırlıkları başlamış, siz pencerenin önünde oturmuş kitap okuyorsunuz.

Ey Eleştiri Sapıkları – Zafer Köse

yalan aynaKoskoca Aziz Nesin’i bile, sadece “Halka aptal demişti” diye anarsınız; üzerinde durulacak onca özelliğiyle ilgilenmezsiniz.

İnsanları aşağılayan, halkı küçümseyen “bilim insanlarını” veya “yazarları” baş tacı edersiniz. Oysa cahilce bulduğunuz bu memleket ortamı, “bilgili, eğitimli, üstün insan” konumu hissetmenize fayda sağladığı için, sizi memnun da etmektedir.

Ne bu “meşhur düşünürler”in ne de tek konuda kullandığınız Aziz Nesin’in sözlerini üzerinize alınırsınız. Onların size hitap ettiğini değil, sizi temsil ettiğini düşünürsünüz.

Kitaplı Mücadele – Zafer Köse

Son on yıllarda yazılmış kitapların çoğu, emeğiyle geçinen insanlara zararlı.


cumhur-kitap“Yazar Müsveddeleri”nin listesi aşağıdaymış. Bunları okullara davet etmek resmi suçmuş. “Liste” dediği, barış isteyen akademisyenlere yönelik baskılara karşı çıkmak için imza veren yazarların isimleri.

Bir Milli Eğitim yetkilisi öğretmenlere bu şekilde mesaj yayınlıyor.(*) Oysa bu bir “resmi yalan”! Çünkü bu sözlerin yasal bir dayanağı yok.

“Olsun” denebilir, “yasal değil ama resmi politikaya uygun.”

Zincirli Zincirsiz Emekçiler – Zafer Köse

sosyalizm-okullari-insan-bencil-midir“FLAŞ”, “ŞOK!” Keşke yıllardır her konuda böyle ünlemler kullanılmasaydı. Bu flaş “düzelti” bilgisini gerçekten de öyle dikkat çekecek biçimde paylaşmak isterdim.

Marx ve Engels’in, bir türlü aklıma tam yatmayan, hem de Manifesto’da geçen bir sözü var(dı). İşçilerin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri olmadığını belirten o söz, meğer bir çeviri hatasıymış.

Çok şaşırtıcı bir durum. Üstelik sadece Türkçe değil, İngilizce çevirilerde de aynı hata olduğunu anlatıyor, Erkin Özalp(*). Bu da dünya çapında bir yanılgıya neden oluyor. Almanca özgün metindeki “in ihr” sözcükleri atlanmış. İn ihr; “onda”, “onun içinde” anlamına geliyor. Bu metinde “komünist devrimde” anlamında kullanılmış.

This site is protected by wp-copyrightpro.com