Theseus – Andre Gide

André Gide’in Yunan mitolojisinden esinlerek kaleme aldığı kısa bir roman Theseus. Tam bir tarihsel uygunluk peşinde olmayan Gide, mitlerin de çeşitli yorumlara açık olduğunu bir kez daha gösteriyor.

Gide, Theseus’un ağzından, büyük kahramanın hayatının farklı dönemlerini, yaşadığı aşkları, gösterdiği kahramanlıkları, maceradan maceraya koşarken gerektiğinde nasıl kurnazca davrandığını, aklın merkezi Atina’yı ihya edişini anlatıyor. Bu sırada yer yer Gide’in sesi, kahramanının sesine karışıyor… Kaderi olgunlukla karşılayan bilge Theseus, hesap verme zamanı gelen André Gide biraz da!

Ben kaderimi tamamladım. Ardımda Atina şehir devletini bırakıyorum. Ben Atina’yı, karım ve oğlumdan daha çok sevdim. Onu kendi şehrim yaptım. Benden sonra benim düşüncelerim ölümsüzce orada yaşayacak. Yalnız ölmeyi gönül rızasıyla bekliyorum. Dünya nimetlerini tattım. Benden sonra, benim sayemde insanların kendilerini daha mutlu, daha iyi ve daha özgür hissedeceklerini düşünmek içimi açıyor. Ben eserimi gelecekteki insanlığın iyiliği için yarattım. Yaşadım. (Tanıtım Bülteninden)

Theseus, André Gide’dir
(14/09/2012, Radikal Kitap Eki)
Salâh Birsel, Paf ve Puf adlı deneme kitabında André Gide?i ?yaman bir polis romanı okurudur? diye tanımlar. Ardından da Hammett?i, Simenon?u öve öve bitiremediğini, bu yazarların romanlarına aç kurtlar gibi saldırarak onları bir hamlede okuyup bitirdiğini anlatır. Gide?in polisiyeye olan ilgisini onun macera ve merak tutkusuna bağlayabiliriz; ama kendi romanlarına baktığımızda özellikle karakterlerin cinayet işleme nedenleri/nedensizlikleri ve içe dönük yaşamları düşünüldüğünde, okuduğu ve sevdiği polisiye romanlarla pek de bağlantılı olduğunu söyleyemeyiz. André Gide derinlerde yaşayan bir yazar; sonsuz bir insan sevgisi, bireyin özgürlüğü, kendini, çevresini keşfetmesi ve anti-sömürgecilik anlayışıyla biçimlenmiş bir bakış açısı ve dünyayı sonsuz güzellikleriyle tanıma isteği onun romanlarının temel özellikleri.
Theseus ise, kişinin kendi olmak için, kendisinden ödün vermeden, kendini arama yolculuğunun bir özeti gibi. Gide, bu kısa romanını 1946 yılında, Nobel ödülünü almadan bir yıl önce yazar. Öne çıkan ve sevilen tüm romanlarından sonra yazdığı Theseus, o güne kadar yazdıklarının bir sağlaması hatta yazarın okuyucusuna, yaşamın gizlerine ve bireyin var oluşuna dair bıraktığı vasiyeti gibidir. Roman, Yunan mitolojisinden yola çıkarak, efsanede anlatılanlara bire bir bağlı kalmadan, Atina Kralı Theseus?un maceralarını, savaşlarını, aşklarını ve döneme dair gözlemlerini anlatır. Yazar bu kitapta Theseus?un ağzından insanın yaşamdaki amacını, varlığının değerini sorgulatırken, var olan efsane üzerinde oynamalar yapar ve araya kendi yorumunu ve isteklerini katar. Bir taraftan okuyucu da romanda yaratılan atmosferin büyüsüyle masalla gerçeklik arasında savrulup durur.

Meydan okuyan yeni birey
Bu romanın bir başka özelliği de, eserde yer alan masalsı ve gerçekdışı öğelerin varlığıyla, yaşamın gerçekliği ve bunlarla mücadele etme güçlüğü arasındaki tezatın yoğunluğudur. Önceki romanlarında Gide, modern yaşamın dayattıklarından kaçarak kendi iç dünyalarına sığınmış karakterlerin çıkmazlarını, davranışlarının nedensizliklerini anlatır. Karakterlerin her türlü anlamsız ve nedensiz halleri, geçerli görünen her türlü nedeni yadsımaktadır. Modern bireyin davranışları hiçbir sebebe bağlı değildir. Otoriteye meydan okuyan yeni bireyin edimi, klasik neden-sonuç ilişkisinde karşılık bulamaz, tanrı artık yoktur ve tanrının olmadığı bir yaşamda nedensizliğin egemen olduğu bir belirsizlik hakimdir. Bu durumda klasik Yunan trajedilerinde yer alan, kişinin kendini anlaması ve gücünün farkına varması sonucunda özellikle kahramanlara uygulanan ceza yöntemleri, yerini modern bireye ve onun belirsizliklerine bırakır.
Gide, Theseus?la bu bağlantıyı kurmaya çalışıyor: daha önceki romanlarında anlattığı yalnız ve içe dönük karakterlerin sessizliğine bir hareket katarak ve bunu özellikle mitolojiyi kullanarak sağlıyor ve sürekli mücadele eden, yılmayan, aklının ve vicdanının izinde giden cesur Theseus?un yaşama meydan okuyuşunu bir çıkış noktası olarak sunuyor. Romanda Theseus, birey olduğunun farkına vardığında kendisinin cezalandırılmasına izin vermez, tam tersi o güne kadar var olan tüm kuralları değiştirerek yeni bir anlayış getirir, bununla da sınırlı kalmaz, yeni bir kent -Atina?yı- yaratır.
Satır aralarındaki anlatılara baktığımızda Theseus?un romanda sadece bir simge, insanlığın seçtiği bir kahraman olduğunu görürüz. Onun, kendi içinde var olan bütün yolların kapalı olduğu o sonsuz labirentten çıkışı, insanlığın kendi kurtuluşunun bir kahramanın kurtuluşuna bağlı olmasındaki gizde açıklanıyor. Kitapta yer alan karakterlerden bilge Daidalos, tanrıyı kendisinin yarattığı insanın, bu düşünceye olan bağlılığını, tanrıya olan sadakatini insanın kendi aklına tapması olarak yorumluyor. Ama insanın aklı bu kadar kutsalsa neden aklının esiri olur? Bu kısırdöngünün içinden çıkamaz. İnsanlığın bu labirentten çıkışı Theseus?un labirentten çıkışına bağlıdır. Akıl, cesaret ve vicdanla.

Yaşadım – Dilan Öztürk
(07.09.2012, Aydınlık Kitap Eki)
1924?te edebi vasiyeti olarak kabul edilen ?Theseus?, yayınlandıktan bir yıl sonra, 1947’de hem Oxford Üniversitesi?nden Edebiyat Doktoru ünvanını ve aynı yıl Nobel Edebiyat Ödülü?nü aldı.
İnsanlara içlerinden birinin nasıl olabileceğini ve neler yapabileceğini göstermesini bil!
Yunan Mitolojisi?nde İyonya?nın baş kahramanı Theseus?un kahramanlıklarını, aşklarını edebi kahraman Andre Gide?ın yorumuyla incelemeden önce, her ne kadar Andre Gide da Theseus da kısaca anlatılacak kahraman¬lıklar yapmaktan çok daha öteye gitmiş olsalar da, bu kitapla birleşmeden önce hangi yollardan geçtiklerinden bahsetmek gerek.

Düşüncelerindeki bütünlük ve soyluluk, üslubundaki sadelik ve uyumla Fransız edebiyatının saygın isimleri yer alan Andre Gide yaşamı boyunca toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütünün, bireyin içtenliği ve kendisini tanıması olduğunu savundu. Andre Gide, 1908 de Fransız edebiyatının gelişiminde büyük etkisi bulunan ?Nouvelle Revue Française” adlı derginin kurucuları arasında yer aldı. En önemli eserleri arasında eşcinselliği açıkça savunduğu ?Cory- don?, kendisinin roman olarak adlandırdığı tek yapıtı ?Kalpazanlar? ve Matta İncili?nden şu bap ile başlayan ?dar kapıdan geçiniz, çünkü, insanı yıkıma götüren yol rahat ve geniştir.?, ?Dar Kapı? sayılabilir.

1924?te edebi vasiyeti olarak kabul edilen ?Theseus?, yayınlandıktan bir yıl sonra, 1947 de hem Oxford Üniversitesi?nden Edebiyat Doktoru ünvanını ve aynı yıl Nobel Edebiyat Ödülü?nü alan Andre Gide?ın yapıtlarını 1952?de Katolik Kilisesi Index e, yani okunması Katolik Kilisesince yasaklanan kitaplar listesine aldı.

Mitoloji?ye göre Atina?nın kadim krallarından Egeus?un oğlu Theseus, İyonya?nın baş kahramanıydı.. Atinalılar onu büyük bir reformcu, Attika?nın Atina önderliğinde siyasi bütünleşmesini sağlayan kişi olduğu kabul ediyorlardı. Kendisi de 1896?da Normandiya?da bir komüne belediye başkanlığı yapmış olan yazar Andre Gide?ın Theseus?un ağzından şu cümleleri:

?Ben kaderimi tamamladım. Ardımda Atina şehir devletini bırakıyorum. Ben Atina?yı karım ve oğlumdan daha çok sevdim. Onu kendi şehrim yaptım. Benden sonra benim düşüncelerim ölümsüzce orda yaşayacak. Yalnız ölmeyi gönül rızasıyla bekliyorum. Dünya nimetlerini tattım. Benden sonra benim düşüncelerim ölümsüzce orada yaşayacak. Yalnız ölmeyi gönül rızası ile bekliyorum. Dünya nimetlerini tattım. Benden sonra, benim sayemde insanların kendilerini daha mutlu, daha iyi ve daha özgür hissedeceklerini düşünmek içimi açıyor. Ben eserlerimi gelecekteki insanların iyiliği için yarattım. Yaşadım.? neden Theseus?u seçtiğinin en güzel açıklaması.
Andre Gide?ın Theseus?u tarihsel gerçekliklerle örtüşme kaygısı gütmeden yazdığı, Theseus?u arsızca ve gönlünden geçtiği gibi konuşturduğu, zaman zaman Theseus?un yaptıklarının, başına gelen olayların sebebinin ve oluş şeklininin yazarın anlattığından başka türlü olamayacağını düşündürüyor insana.

Yunan Mitolojisi?nde pek çok karısı olmasına rağmen bir türlü çocuğu olmayan Egeus?un Poseidon?un katkısıyla anne karnına düşen oğluna daha doğmadan sandaletini ve kılıcım dev bir kayanın altma bıraktığı büyüdüğünde kayayı kaldırıp emanetlerini alarak hanedana mensup olduğunu ispatlayabileceğim söylediği anlatılır.

Andre Gide?ın Theseus?unda ise Egeus oğluna Poseidon?un bir kayanın altına sakladığı silahları bulmak için kayaları bir bir kaldırmasını söyler. Theseus?un etrafta ne kadar ağır kaya varsa kaldırmasından, kaslarını ve iradesini böylece güçlendirmesinden sonra Egeus silahları çıkartarak oğluna şöyle seslenir: ?Silahlardan çok, silahı tutan kol önemlidir; koldan çok ona yol gösteren zeka ve irade.? Egeus?un silahlarını saklamasının bir nesep-ispat sorunu olmadığını bir babanın oğluna verdiği ders olduğunu anlarız:

?…Çocukluk zamanın geçti. Erkek ol artık. İnsanlara içlerinden birinin nasıl olabileceğini ve neler yapabileceğini göstermesini bil. Yapılacak büyük işler var. Bunları başar.? Silahlarını alan Theseus?un maceralı bir yolculuktan sonra Girit kralı Minos’un Mino- tor adlı öküz başlı canavar oğluyla savaşarak onu yenmesi işten bile değildir artık.

Theseus?un mitolojik milatlara sebebiyet veren iki büyük unutkanlığı Kral Minos’un kızı Ariadne?i Nakşa adasında mola verdiklerinde unutması ve babasına eğer muzaffer olursa dönüşte beyaz bir yelken açacağını söylediği halde bunu da unutarak babasının in¬tiharına sebebiyet vermesinin makul sebeplerini öğrenmeyi ise sizlere bırakıyoruz.
*Theseus by John Ryrie

Kitabın Künyesi
Theseus
Andre Gide
Çeviri : Aysel Bora
Can Yayınları / Roman Dizisi
İstanbul, Eylül 2012, 1. Basım
80 sayfa

Yorum yapın

This site is protected by wp-copyrightpro.com

Daha fazla Romanlar
Cennetin Kayıp Toprakları – Yavuz Ekinci

?Cehennem acı çektiğimiz yer değildir, acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir.? Hallac-ı Mansur Cennetin Kayıp Toprakları'nda yeni bir cehennem tasviri yapan...

Kapat