Varoluşsal tutunma ve öldüren “olağanüstülük” – Berivan Kaya

Yolları Salzburg?daki bir müzik okulunda kesişen üç adam: Glenn Gould, Wertheimer ve roman süresince yazarın iç sesi gibi duyumsanan Anlatıcı.
Anlatıcı?nın romanda adı verilmemiş ama 1932?de doğan ve 1982?de beyin kanamasından ölen, Kanadalı, ünlü piyano virtüözü Glenn Gould gerçek bir kahraman. Yazar Thomas Bernhard?ın, Glenn Gould ile aynı müzik okulunda, aynı yıllarda müzik eğitimi aldığı düşünülürse, eserin ve Anlatıcı?nın otobiyografik özellikler taşıdığından söz etmek yanlış olmaz.
Avusturyalı yazar Thomas Bernhard, Bitik Adam?da, uzun yıllar müzik eğitimi alan üç gencin Salzburg?daki Mozarteum müzik okulunda buluşmaları ve sonrasındaki yaşama tutunma kabiliyetleri gözleminde, insanın kendini gerçekleme ve mutluluk sorunsalını ele alıyor. Müzisyenliğin doruğuna ulaşmayı yaşamın temel anlamı haline getirmiş, burjuva ailelere mensup, para derdi olmayan üç arkadaş, bir dönem, dünyanın en iyi müzik okullarından birinde?en iyi piyano virtüözü? olmak için çabalamışlardır. Glenn Gould, aşkın müzik yeteneği sayesinde, en iyisi olmayı hatta dünyanın en iyisi olmayı başarır; ne var ki, Anlatıcı ve Wertheimer, onun müzik dehasının ve kusursuzluğunun, kendilerindeki sanatsal dürtüyü yok ettiğini ve gelişimlerine ket vurduğunu düşünmektedirler.
Anlatıcı?nın tespitine göre, Glenn?in yaşamda her şeyin önüne geçen müzik tutkusu, bir saplantıdır ve onu henüz elli yaşında, çok sevdiği Bach?ın Goldberg Varyasyonları?nı çalarken beyin kanamasından ölüme götürecektir.
Yine Anlatıcı?nın tespitine göre, Wertheimer baştan kaybetmiştir. Çünkü doğuştan gelen zayıf kişiliğiyle, Glenn gibi bir dehaya toslamıştır ve onu asla geçemeyecek olduğunun bilinci, yaşamın merkezine oturttuğu sanatsal dürtüsünü yıkmış, kendini gerçekleme gücünü felce uğratmıştır. Dünyanın en iyisi olmayı asla beceremeyeceği gerçeğiyle baş edememiş, giderek hiçbir şeyi başaramayan, hiçbir şeye tutunamayan ?Bitik Adam? a dönüşmüş, depresyona ve intihara sürüklenmiştir.
Sovyet edebiyat bilimcisi Gennadiy Nikolayeviç Pospelov, Edebiyat Bilimi?nde, ?sorunsalın?, eserde sunulan toplumsal karakterlerin, yazar tarafından düşünsel yorumlanışı olduğundan bahseder. Bu yorumlayış ve hedeflenen fikir yönsemesi aynı zamanda yazarın bilinçli ya da bilinçsiz taraflılığı yani dünya görüşüyle doğrudan ilintilidir. Karakterler, trajik çelişkiler, dramatik durumlar salt bireysel ve rastlantısal sonuçlar olmayıp, toplumsal gelişim süreçlerinin geniş bağlamında oluşurlar ve tarihsel, sınıfsal karakter taşırlar. Esere bu açıdan bakıldığında, Bernhard?ın, karakterlerin trajik umutsuzluklarını, yaşama tutunma zorluklarını doğalcı (Naturalist) bir belirlenimin dışına çıkaramadığı, tarihsel ve sınıfsal çelişkilerin derinliğinde biçimlendiremediği görülmektedir.
Yazar, kahramanlarının varoluşsal tutunma sorunsalını mutlak bir çevre nedenselliğine indirgemiştir. Aristotelesçi bir yaklaşımla, insanın kendini varoluşsal gerçeklemesi ve mutluluk durumu, tarihsel maddi gerçeklikten, sınıfsal törel belirleyicilikten kopuk durağan bir çevreyle ilişkilenmekte, bireysel ve rastlantısal ilişkilerin, eylemlerin mutlak kendilik hallerinin, trajik mutsuzluğa ve ruhsal yıkıntılara yol açtığı düşüncesi ortaya çıkmaktadır.
Romanda, Doğalcı (Naturalist) bakışın dayanağında öne çıkan iki önemli çevre unsuru, kent ve ailedir. Anlatıcının tespitinde, Avusturya, Viyana, Salzburg yaşamak için katlanılmaz yerlerdir. Doğaları, iklimleri, insanları her açıdan bunaltıcı ve berbattır. Doğa, kentten taşraya doğru uzaklaşıldığında daha da yıkıcı, yok edicidir; insanlar dar kafalı, tutucudur.
Pencereden görünen doğa herkesi tehdit eden, korumayan, güvende hissettirmeyen, yavaşça ezen, asla diriltmeyen bir doğadır. Bernhard?ın kent, doğa olarak tanımladığı çevre imgesi doğayla birlikte aileyi, eğitimi, törelliği, siyaseti de içine alan bir iktidar yapısı veya otorite olarak algılanabilir. Anlatıcı, kendisinin ve Glenn?in bu otoriteden- kentten, ülkeden- kaçarak mahvolmaktan kurtulduklarını, Werheimer?in ise ruhsal zayıflıktan bunu yapamadığını ve ölümcül kente mahkûm olduğunu tespit etmektedir. Bu noktada çözüm olarak, kahramanına, nefret ettiği bu doğadan kaçıp kurtulmak gerektiğini söyleten Bernhard, örneğin Anlatıcı kahramanın kaçıp sığındığı Madrid?de, iktidar veya otorite açısından nasıl bir farklılığın olduğunu; güvenin, tehlikesizliğin, kurtuluşun nasıl sağlandığını ortaya koyamamakta ve düşünsel duygusal değerlemesiyle çelişkiye düşmektedir

Yazar, çevrenin ikinci unsuru olarak bireyi kıstıran, özgür gelişimi engelleyen bir niteleme kapsamında aileyi çıkartıyor karşımıza. Anlatıcı açısından müzik eğitimi, aileden kaçmak için araçsal bir yan taşırken, kendini gerçeklemenin dayanağı olmaktan uzaklaşıyor. Yine Wertheimer ?in düşüncesinde aile, kronik mutsuzluğunun nedenlerinden biridir. Wertheimer?de gelişen yalnızlaşma ve varoluşsal güçsüzlük; nefret ettiği aile sarmalına yeniden sığınma, kız kardeşe bağlanma, onun üzerinde tahakküm kurma, kız kardeşin kendisisini terk etmesi ve Glenn?in ölümü ile birlikte derinleşen mutsuzluk ve intihar isteği üzerinden Bitik Adam?ı koşullayan bir bağlama aktarılıyor.
Çevre etkisinde, romandaki duygusal değerlemeyi ya da düşünsel yönsemeyi belirleyen en temel yaklaşım ise rastlantısallık. Anlatıcı, kendisinin ve Wertheimer?in piyano virtüözlüğünden vazgeçme nedenini, Glenn Gould ile müzik okulundaki talihsiz karşılaşma olarak tespit etmekte, Glenn Gould?un müzik dâhiliğini neredeyse Wertheimer?in Bitik Adam?a dönüşmesinin ve intiharının temel zorlayanı olarak göstermektedir. Wertheimer ?olağanüstülüğün olağanüstüsü? olan, dünyanın en iyisi olan bu dehanın geçilemez olduğu gerçeği karşısında yaşamsal çöküşe uğramıştır. Yazar, buradan hareketle okuyucuyu, olumlama ve yadsıma olarak iki yargıya ulaştırmaktadır: Anlatıcı kahramanın, zaten bir kaçış yolu olarak seçtiği müzik yaşamından vazgeçerek kendine yeni bir çıkış yolu bulmasını, yazmaya yönelerek yeni bir ülkeye yerleşmesini, böylece varoluşsal gerçeklemesini yeniden sağlamasını düşünsel olumlama olarak ortaya koyarken; Werhteimer?in tüm yaşama nedenini müzik üretimine dayandırmasını; bunun, Glenn?den gelen rekabet etkisiyle parça pinçik olmasını; müziğin dışında farklı bir şeye tutunamayışını, sonunda bunalıma düşerek intihar etmesini ise düşünsel yadsıma olarak vermektedir.
?Glenn gibi bir insana rastlıyoruz ve mahvoluyoruz, diye düşünüyorum ya da kurtuluyoruz, bizim olayımızda? diye düşündüm? (Sf-56, Bitik Adam, Thomas Bernhard, YKY, 2009)

Yazarın iç sesinde Glenn; müzik yeteneği, koşulları, tutkusu, gücü doğuştan geldiği için başkalarında oluşturduğu etkiler ne olursa olsun, yargılanamaz ve kabul edilebilirdir bir kişiliktir. Burada tek olumsuzlama Glenn?in beyin kanamasından ölmesine neden olan aşırı çalışma isteğidir: Tutku öldürmüştür.

Romanın düşünsel yönsemesini, sadece kent, taşra, aile, okul, rastlantı gibi etmenlerin durağan saldırısı sonucunda bireyde oluşan içsel çelişkiye, trajik mutsuzluğa dayandırarak tarihsel ve sınıfsal maddi gerçekliğin belirlemelerini yok sayan Bernhard, doğalcılığın yanılsamasından nesnel gerçekçiliğin ilericiliğine geçemiyor. Mutsuzluğa, intihara, ölüme götüren hırs, tutku, rekabet, başarısızlık gibi ölçütlerin kapitalist üretim ilişkilerinden kaynaklandığının; insanın bu ilişki biçiminden özgürleşebildiği ve bireysel eylemini giderek sevgi ve ortak çıkara dayalı şekilde toplumsal bütünün hem tamamlayıcısı hem bağımsız bir parçası yapabildiği oranda kendini gerçekleme, haz ve mutluluk erişimini yakalayacağının bilincine varamıyor. Mutsuzluğun doğuştan gelen bir sorunsal olduğunu, mevcut koşullar içinde bazı çaba ve önlemlerle denetim altına alınabileceğini söylüyor. Ve bunu bize romanda, Anlatıcı?nın, Wertheimer gibi bunalıma düşerek intihar etmek yerine, başka bir ülkeye, başka bir kente yerleşerek ve müzik yerine yazmaya yönelerek, hastalığın nedenlerine inemeden, kökten tedaviyi göstermeden salt belirtileri yok edebilen anlık bir çözümü seçebileceğini göstererek anlatıyor.
Oysaki kapitalizmin doğası gereği; kusursuzluk, birincilik, olağanüstülük kavramları, sanat da dâhil olmak üzere yaşamın her alanında cezbeden, sattıran, kar ettiren piyasa kavramına içkindir. Glenn Gould?un kişiliğiyle oluşturulan imgede ise, olağanüstülük, kusursuzluk doğuştan masumiyeti olan, kapitalist rekabet içindeki işlevi göz ardı edilen bu yüzden diğer bireyler üzerindeki rekabetçi, yıkıcı etkileri sineye çekilir kılınan bir dokunulmazlığa erişiyor. Hayatta ne istediğini bilmek, zayıf olmamak ve herkesin kendi olağanüstülüğüne inanması gibi beylik, soyut öneriler, sistemin, başkalarının üzerine basarak en iyiler yaratma; illaki doruğa ulaşma, kusursuz olma zorlamasının ve haksızlığının üzerini örtüyor.
Burjuva bir aileden gelen, hayatı boyunca hazır paraya sahip olan Bernhard?ın ister istemez kazandığı burjuva sınıf bilincinin, sanatın devrimciliğine has bir dönüşüm geçirmediği; kahramanların maddi üretimden kopuk kavranışı, başarının bireysel olduğu fikri kadar satır aralarına serpiştirilen toplumculuk karşıtlığı ile de kendini doğrulamaktadır. Bernhard romanında, bir olumlama sesiyle burjuvalığın, zenginliğin ve karşıtı yoksulluğun eşyanın doğası gereği olduğunu söylemektedir: Toplumsal yaşamda, birilerinin zengin, birilerinin yoksul olması olağandır ve zenginlerin paralarından utanmalarının gereği yoktur. (bkz. Sf:80) Zenginliğin, sömürü düzeni aracılığıyla başkalarının el konulmuş emeği olduğunu görmek istemeyen Bernhard, aynı zamanda sosyalizme karşı genel bir nefret söylemini de dillendiriyor.
Sanatta gerçekçi tutum, ilericilik; mevcut durumun koşulladığı çelişkilerin aktarılmasının yanı sıra, bu çelişkilere yol açan tarihsel toplumsal gerçekliğin üzerini kapatan ideolojik örtünün kaldırılması ve ilerici nüvenin bulunup çıkartılmasıyla mümkündür. Bu süreç işletilmeden bir karşı çıkış, bir yanılsamadan başka bir yanılsamaya geçişin; deşilmiş değil ama korunmuş gericiliğin aktarımı oluyor ne yazık ki.

Berivan Kaya

Not: Bu yazı 8 Mayıs 2013 tarihli Sol Gazetesi, Sol Kitap ekinde yayınlanmıştır.

Kitabın Künyesi
Bitik Adam
Orjinal isim: Der Untergeher
Thomas Bernhard
Yapı Kredi Yayınları / EDEBİYAT / Roman
2012, 4.basım
120 sayfa

Yorum yapın

This site is protected by WP-CopyRightPro