Vedat Türkali’nin evinde geçirdiğim 3 gün ve “sevdalınız komünistti” – Adil Okay

vedat_türkaliSürgün yıllarımda tanışmıştım Vedat Türkali’yle. Paris’ten kalkmış, onun da sürgününü yaşadığı Londra’ya, 80. doğum gününe denk düşürdüğü “Güven” romanının galası için davetli olarak gitmiştim. Vedat Türkali 80 yaşına ve yılların sürgün hayatına rağmen dimdik ayaktaydı. Beni ve iki arkadaşımı üç gün evinde ağırladı.

Söyleşi sırasında birkaç soru sordum. Bunlardan biri, yazdıklarını yayınlamadan önce başkaları okuyor muydu? “Tabi”, demişti Vedat Türkali, “en az on kişi okur. Edebiyatçı, işçi, bilim insanı v.b., on kişi. Hepsinin eleştirisini dikkate alır, gerekirse yazdıklarımı değiştirir, yeniden yazarım.”

Daha sonra da Paris’e geldi Vedat abi. Evimde konuk oldu. Güven roman taslağının fotokopilerini de ben çekmiş ve Paris’te istediği adreslere ulaştırmıştım.

Vedat ağabeyi kaybettik. Üzgünüm. Onun kitaplarının değerlendirmesini yapanlar oldu. Daha da olacaktır. O, 40’ın üzerinde senaryo, iki film, 4 tiyatro oyunu ve 8 roman ile Türk edebiyatında ve sinemasında unutulmaz bir yer edindi. Senaryoları ödüller aldı. Şiirleri bestelendi. Dillerden düşmedi. Benim favorim romanda “Bir Gün Tek Başına”, şiirde ise “Bekle beni İstanbul” olarak kaldı.

Şimdi bilmeyenlere ya da görmezden gelenlere bir hatırlatma yapmak istiyorum: Nazım’ın kendi için söylediğini Vedat Türkali’ye uyarlayarak açıklayayım: “Sevdalınız Komünisttir”. Yani Vedat Türkali, Nazım Hikmet gibi, Yılmaz Güney gibi son nefesine kadar komünist olarak yaşadı. Sınıfsız, sınırsız bir dünya düşledi. O, Türkiye Komünist hareketinin önemli bir neferiydi. Yazarıydı. Savunucuydu Bunun ne önemi var diyeceksiniz. Vedat Türkali, savunduğu bu siyasetin doğal sonucu olarak eyledi, konuşmalar yaptı. Emeğin yanında yer aldı. Ezilen halkların yanında yer aldı. Onun tavrında, mücadelesinde, yaşam biçiminde, eserlerinde, kurduğu cümlelerin altında yatan, ona etki eden bu toplumsal projedir. Yani sosyalizmdir. Vedat Türkali’yi bundan ayrı düşünüp değerlendiremezsiniz. Hatırlatmak isterim ki Yapı Kredi Bankası’nın (yayınlarının) Nazım Hikmet’in telif haklarını mirasçılarından satın alınca ilk icraaatı onu sansüre uğratmak olmuştu. “Sevdalınız Komünisttir” yok sayılmıştı. Elbette bu sansüre karşı bayrak açmıştık. Aynı şekilde Vedat Türkali de bir ömür savunduğu ve uğruna mücadele ettiği sosyalizm öğretisinden ayrı değerlendirilemez.

Üyesi olduğum Türkiye Yazarlar Sendikası’nın yayınladığı kısa açıklamayı aktarıp saygıyla anıyorum Vedat abiyi:

“Tophane’nin karanlık sokaklarında koyun koyuna yatan çocuklar” için de barış taleplerini dile getiren yazarımız Vedat Türkali, “mavi patiskaları yırtan gemi”yle sonsuzluğa yelken açtı.
Yaşamı ve onuru savundu hayatı boyunca. Romanları, filmleri, oyunları, şiirleri kuşaktan kuşağa aktarıldı yıllar boyu.
“Bir Gün Tek Başına” yola çıktığında da kalabalıktı, “Mavi Karanlık”ta soluklanırken de “Güven”de kar yağışı altındayken de…
Geride bıraktığı eserleri insanlığın ortak mirası olarak okunabilir. Hayatı, duruşu ve yazdıklarıyla çok şey öğretti bize. Öğretmeye devam edecek.
İstanbul onu da bekleyecek artık.”

Güle güle Vedat abi.

Adil Okay
29.08.2016

Yorum yapın

Daha fazla Anlatı
Vedat Günyol İçin Çağrışımlar – Cemal Süreya

1) Orda bir adam var. Vapurdan iniyor; Karaköy'deki posta kutusunu açıyor; sonra merdivenleri ikişer ikişer çıkarak kalabalığa karışıyor. Yaşına karşın dimdik...

Kapat