Faşizm iki insan arasındaki ilişkide başlar

Faşizm iki insan arasındaki ilişkide başlar

“Kimim ben senin için, kimim bunca yıldan sonra?” diye sorar 20. yüzyılın en büyük romanlarından biri olan Malina’nın yazarı Ingeborg Bachmann hiç gönderilmemiş veda mektubunda Paul Celan’a. Mektuplaşmaları 1948’den 1967’ye kadar aralıklarla ama çok yoğun sürer. Bu kısacık birliktelik, bitmeyen bir aşka dönüşmesinin ardından, Sen Nehri’nin karanlık sularında ve Roma’da ...

devamını okumak için tıklayınız

Sordum Durdum – Melek Özlem Sezer

Sordum Durdum - Melek Özlem Sezer

Masal Kahramanlarına Sorular Pek çok masalda, doğru olmayan kimi mesajların gizli olduğunu biliyor muydunuz? Pamuk Prenses, Hansel ve Gretel, Külkedisi, Kırmızı Başlıklı Kız, Fareli Köyün Kavalcısı, Keloğlan ve daha niceleri... Adlarını sürekli duyduğunuz ve maceralarını hep dinlediğiniz bu masal kahramanlarını daha yakından tanımaya var mısınız? Peterica Pan'ın meraklı sorularıyla, Melek Özlem Sezer'in ...

devamını okumak için tıklayınız

Oğuz Atay’ın görüntülü ve sesli konuşması

Oğuz Atay’ın görüntülü ve sesli konuşması

Oğuz Atay’ın TRT arşivinde bulunan yüksek çözünürlüklü görüntülü ve sesli konuşması için "devamını oku"yu tıklayınız     Kaynak: www.oguzatay.net

devamını okumak için tıklayınız

“Ne dağı bu?” diye sordum. “Ararat” dediler. – Aleksandr Puşkin

“Ne dağı bu?” diye sordum. “Ararat” dediler. - Aleksandr Puşkin

Koğuştan taze sabah havasına çıktım. Güneş doğuyordu. Dupduru gökyüzünde iki başlı, karlı bir dağ parlıyordu. Gerinirken: “Ne dağı bu?” diye sordum. “Ararat” dediler . Seslerin etkisi ne kadar güçlü! Var gücümle baktım bu efsanevi dağa. Yenilenme ve yaşam ümidiyle onun doruğuna yanaşan Nuh’un gemisini, biri idamın öteki barışın simgeleri olarak ...

devamını okumak için tıklayınız

Sancı Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi’nin Nisan-Mayıs sayısı tüm kitapçılarda…

Sancı Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi'nin Nisan-Mayıs sayısı tüm kitapçılarda...

Sancı Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi “YIKIMIN ve İNŞANIN SANATI KOBANÊ” dosya çalışmasıyla raflardaki yerini aldı. Kobanê’nin yeniden inşası çalışmaları dahilinde kültür ve sanat cephesinden bir nefes olma sorumluluğuyla hazırlanan dergimizin geliri de, Kobanê için gerçekleştireceğimiz kampanya çalışmamızın sonucu ile birlikte Kobanê’ye gönderilecek. Dosya başlığımızda dergimizde; Necmiye ALPAY: “Pax Erdoganica Mı?” ...

devamını okumak için tıklayınız

”Aramızdan biri idam edilecek ama henüz bilmiyor. Kendisinin de seyredeceğini düşünüyor”

”Aramızdan biri idam edilecek ama henüz bilmiyor. Kendisinin de seyredeceğini düşünüyor”

Kapana kısılıp kalmış bir ülke Nobel ödüllü V.S. Naipaul’un Nehrin Dönemeci Afrika’yı anlatan, önemli bir eser. Naipaul ne Afrikalı ne de Avrupalı, ne siyah ne de beyaz ama sömürgeci ahlakını yakından tanıdığı gibi, azınlık sorunlarını ve korkularını da biliyor. Bugüne kadar Afrika hakkında okuduğumuz romanların neredeyse tamamı Avrupalı yazarlar tarafından yazılmış ...

devamını okumak için tıklayınız

Bilimkurgu’ya aşk mektubu

Bilimkurgu’ya aşk mektubu

Mark Bould’un kitabı bilimkurgu sinemasına yazılmış uzun bir aşk mektubu gibi sona eriyor belki. Okurunu uzun bir izlenecek filmler listesiyle de baş başa bıraktığı için bir başucu kitabına dönüşüyor. Bilimkurgu, disiplinlerarası yaklaşımın 1970’lerden bu yana akademideki konumunu sağlamlaştırmasıyla, post-kolonyal teori, feminizm, Marksizm, psikanaliz gibi araçların biri ya da birkaçıyla birden ele ...

devamını okumak için tıklayınız

Yazarların soyadlarının anlamını öğrendiğinizde şaşıracaksınız.

Yazarların soyadlarının anlamını öğrendiğinizde şaşıracaksınız.

Çocukken isimlerimizin anlamını hep merak etmişizdir. Bizim hakkımızda ne söylüyor? Tarihle nasıl bir irtibat hâlinde? Ve anlamını öğrendiğimizde hayal kırıklığı yaşamıştır pek çoğumuz. Flavorwire.com üşenmemiş, hayranı olduğumuz yazarların soyadlarının ne anlama geldiğini açıklayan bir liste hazırlamış. Listede yol aldıkça rahatlayacak, yazar da olunsa söz konusu isim olduğunda fazla uzağa kaçılamadığını ...

devamını okumak için tıklayınız

Naif ve Bilge - Zafer Köse

Virajdan sonra ani bir uçurum. Tesadüfen yol kenarında bulunuyorsunuz ve bir aracın hızla yaklaştığını görüyorsunuz. Ne yaparsınız? E, can kurtarmak için elinizi kolunuzu biraz sallamayı esirgemezsiniz herhalde. Peki, aracın içindekilerin katil, faşist, insanlık düşmanı olduğunu biliyorsanız? O güne kadar birçok insana yaşattıkları büyük acılara her an yenilerini ekleyebilecek kişilerse? Evet, hiçbir ...

devamını okumak için tıklayınız

Edebiyat yasaklansa ne değişir?

Edebiyat yasaklansa ne değişir?

“Kültür ve sanatta bize ‘en iyi’ diye sunulanlar esasında sadece seçim sürecini tekelinde bulunduran güçlerin bize uzattığı menüdeki tercihlerle sınırlıdır.” Umberto Eco Yarın Türkiye’de fırıncılar çalışmasa milyonlarca insan aç kalırdı. Yarın otobüs sürücüleri grev yapsa on binlerce insan gitmek istedikleri yerlere gidemezdi. Yarın sağlık çalışanları işlerini bıraksa, yüz binlerce insan sağlık ...

devamını okumak için tıklayınız

Kayıp Kitaplar Kütüphanesi – Alexander Pechmann

Kayıp Kitaplar Kütüphanesi - Alexander Pechmann

Hemingway'in eşi, yazarın tüm elyazmalarını nasıl çaldırmıştır? Balzac neden yayıncısına kızıp Köy Hekimi romanının ikinci cildini imha etmiştir? James Joyce, Stephen Hero adını taşıyan iki bin sayfalık elyazmasını neden ateşe atmıştır? Edebiyat tarihini, yayımlanmamış ve okurla buluşma şansına sahip olamamış eserlerden yola çıkarak yeniden okumak olası mı? Alexander Pechmann, adeta edebiyat ...

devamını okumak için tıklayınız

Acıdığı için öldürmek…

Acıdığı için öldürmek...

Modern Yunan edebiyatının kurucusu olarak bilinen Aleksandros Papadiamantis’in en önemli eseri ‘Hadula Bir Ada Öyküsü’ günlerde yayımlandı. Herkül Millas’ın da önsözde belirttiği üzere Türk ve Yunan edebiyatı çok da kaynaşmadı bugüne dek. Halit Ziya, Hüseyin Rahmi gibi yazarların Yunancaya çok geç çevrilmesini açıklayamadığımız gibi, Papadiamantis’in Türkçeye ancak bu yıl çevrilmesini ...

devamını okumak için tıklayınız

Aşk meşru bir şey olamaz. O da şiir gibi meşrulaşınca ölür. Cemal Süreya (Söyleşi, 1983)

Aşk meşru bir şey olamaz. O da şiir gibi meşrulaşınca ölür. Cemal Süreya (Söyleşi, 1983)

Cemal Süreya “Babam yoksuldu ama belli etmek istemezdi” Cemal Süreya ile “konuşa konuşa”ya başlamak güç. Nereden başlamalı? On küsur yıldır girip çıktığı, oturup konuştuğu, çay içtiği, sohbet ettiği, yazı verdiği, tartıştığı şu gazete odasında, yeryüzünün en utangaç, en içine kapalı inşam gibi görünen birine “Yoksuluz gecelerimiz çok kısa/Dört nala sevişmek ...

devamını okumak için tıklayınız

Edebiyat dünyasının bilinmeyenleri

Edebiyat dünyasının bilinmeyenleri

Klasikleri okudunuz, çok satanlar listelerini incelediniz, yazarların hayat hikayelerine gözattınız. Ama tüm bunları yapmanız, edebiyat dünyasının magazin haberlerine aşina olduğunuzu göstermez. Size bu konuda da yardımcı olmak istedik: 1. Vladimir Nabokov, Lolita?yı Amerika?da kelebek toplamak üzere seyahat ederken kartların üzerine not alarak yazmıştı. 2. Karısı Vera Nabokov, yazarı Lolita?nın tamamlanmamış taslaklarını yakmaktan ...

devamını okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sı hâlâ nasıl en çok okunan kitaplar listesinde?

Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna’sı hâlâ nasıl en çok okunan kitaplar listesinde?

Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna’sı, yayımlanmasından bu yana yaklaşık yetmiş yıl geçmesine rağmen hâlâ en çok okunan kitaplar listesinde, üstelik ilk üçte yer alıyor. Romanın bunca yıla meydan okuyarak ilk sıralarda yer almasının nedeni nedir? Sabahattin Ali 1907 yılında doğdu. İstanbul Muallim mektebini bitirdi. Almanya'da edebiyat eğitimi gördü. Anadolu'nun çeşitli illerinde ...

devamını okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin sevdiği şairler ve yazarlar

Sabahattin Ali'nin sevdiği şairler ve yazarlar

Okuma yazma öğrendiği günden ölene dek sürekli okuyan, arkadaşı Muvaffak Şeref’in dediği gibi, “Dünya edebiyatını gerek Rus, gerek Fransız, gerek Amerikan, özetle dünya edebiyatım günü gününe, tabii klasikleriyle, eskileriyle izleyen” özellikle de Alman edebiyatını çok iyi bilen, yaşadığı donemin edebiyatıyla ilgilenen ve aynı zamanda eski edebiyatı da Çök iyi bilen ...

devamını okumak için tıklayınız

Haritada Bir Nokta – Sait Faik Abasıyanık

Haritada Bir Nokta - Sait Faik Abasıyanık

Çocukluğumdan beri haritaya ne zaman baksam gözüm hemen bir ada arar; şehir, vilayet, havali isimlerinden hemen mavi sahile kayar... Robenson Kruzoe'yu okumuşumdur herhalde; unuttum gitti. Onun zoruyla mavi boyaların üstünde bir garip ada ismi okuyunca hülyaya daldığımı sanmıyorum. Romanlar yüzünden adaları sevdiğimi pek ummuyorum ama belki de o yüzdendir. Haritada ...

devamını okumak için tıklayınız

Ağrı’da ‘seçim çalışması’ Gırgır’ın kapağında!

Ağrı'da 'seçim çalışması' Gırgır'ın kapağında!

Ağrı'da 'seçim çalışması' Gırgır'ın kapağında! Haftalık mizah dergisinin yeni sayısının kapağında Ağrı'daki çatışmaya yer veriliyor. İşte kapak:

devamını okumak için tıklayınız

Erdoğan Uykusuz’un kapağında: ‘İnşaat sektörü biterse…’

Erdoğan Uykusuz'un kapağında: 'İnşaat sektörü biterse...'

Mizah dergisi Uykusuz yarın piyasaya çıkacak olan sayısının kapağında; Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "İnşaat sektörünün olmadığı bir ülke bitmiş demektir" sözlerine yer verdi. İşte, Uykusuz'un bu haftaki kapağı:

devamını okumak için tıklayınız

Erdoğan başkanlık adağı kesiyor! LeMan’ın kapağında

Erdoğan başkanlık adağı kesiyor! LeMan'ın kapağında

Erdoğan başkanlık adağı kesiyor! LeMan'ın kapağında Mizah dergisinin yeni sayısının kapağında Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ve başkanlık 'rüyasına' yer veriliyor. işte kapak:

devamını okumak için tıklayınız

Yalnızlık Yenilemeden Kendini – Mahmud Derviş ‘Ağıtlarla gömmeyin beni / Ben yeni ışığın tomurcuklarını biriktirirken.’

Filistin?in en büyük şairi Mahmud Derviş, doğduğu köy 1948?de İsrail işgaline uğrayıp da ailesiyle birlikte Lübnan?a göç ettiğinde henüz 7 yaşındaydı. Yaşamı boyunca şiirleri ve yazıları yüzünden pek çok kez tutuklandı, hapiste yattı; uzun yıllar sürgünde yaşadı. Filistin direniş şiirinin en önemli adlarından biri oldu. Şiirlerinde Filistin halkının direnişini, umutlarını, çektiği acıları lirik bir dille anlattı.
Yalnızlık Yenilemeden Kendini adlı bu kitapta, Metin Fındıkçı, Derviş?in isteği üzerine, şairin son yedi kitabından seçtiği şiirleri bir araya getirdi. Derviş, bu son dönem yapıtlarında, Filistin tarihinin derinlerine uzanıyor, tarihin dönüm noktalarını sorguluyor, daha evrensel bir yaklaşımı benimsiyordu. Aşk şiirleri ise artık daha sıkça yer alıyordu yapıtlarında. Kendi ölümünü gören bir şairin sözleriyle örülü ?Yalnızlık Yenilemeden Kendini?:
Gözlerinin yıldızına ne diyeceğiz?
Uzaklar ne diyor annene? Kuyuda mı uyu diyor? Saldırıya ne diyor?
Ağustos ayında bulutun çığlığında zafere mi ulaştık?
Mahmud Derviş?e hayat ne diyor?
Yaşadın, âşık oldun, tanıdın, ve bütün şeyler ölümüne âşık mı oldu diyor?
Mahmud Derviş?in şiirlerini, Metin Fındıkçı?nın Arapça asıllarından yaptığı çevirilerle sunuyoruz.


ÖLÜMÜN GÖZLERİ KAPILARDA
Hurmanın fidanlarını taşırken kalbimin çölünden geçtiler,
Hurmaları ziyaret ederken kırmızı karanfilin üstünden geçtiler
Ve bekleyen kadının yakınlarının gözlerini çizdiler
Köy evlerinin pencerelerine.
Sözden sonra değiştirdiler
Acıyı ve sevgiyi.
Yaban güvercinlerinin çoğalan ağıtlarından ve
Kafataslarından başka.
Kefir Kasım?a on mumun ışığını neden taşıdın?
O ne ister, ne döner,
Kurbanlık koç gibi, o öylece tek başına dolaşır.
Karşı koyduğu yerde kan yağmura döner.
Gece kapıyı vurdular
Her kapıyı, her kapıyı, tek tek.
Toprakta uğuldayan kana ulaştılar.
Kadın;
Sönen dehlizi gözleri yakar dedi:
Köstebeklerle durup yürüyen,
Ağıtlarla gömmeyin beni
Ben yeni ışığın tomurcuklarını biriktirirken.
Ey Kefir Kasım!
Tabutlardan kurbanlıklar için kalkar bıçaklar.
Bilenin dediği gibi: ensesinden! Ensesinden!
Bekleyin!
Hayır: yavaşça, acıtmadan!
Din fırtınasını tıkayana kadar sen,
Günün gölgesi.
Ey Kefir Kasım! Uyuyacağız… sendeki mezarlarda ve gecende.
Kanın vasiyeti alıp başını gitme derken
Direnişimizle yağmur gibi yağacak kanın vasiyeti.
Direnirsek…

VATAN
Hurmaların örgülü dallarına astılar beni,
Kestiler beni… hurmalarla kardeş yaparak!
Bu toprak benim ve burada çok eskiyim.
İnananların istediği gibi iç yağını süzdüm.
Hikâyeden bir bağı yoktur vatanımın,
Anısı yoktur, akrabalarının ekini değil.
Binlerce yıl dönüp dolaşan ışık değil.
Vatanım garip bir hüznün öfkesinde,
Vatanım bayram ve kabul ister.
Hapishanenin duvarına vurur rüzgâr,
İçinde yaşlıların ve ekinlerin ağladığı
Bu toprak kemiğimin derisidir.
Ve kalbimin…
Çayırında hurma ağaçları gibi uçarım.
Hurmaların örgülü dallarına astılar beni,
Kestiler beni hurmalarla kardeş yaparak!
Mahmud Derviş

Kitabın Künyesi
Yalnızlık Yenilemeden Kendini
Mahmud Derviş
Çeviren: Metin Fındıkçı
Sayfa sayısı: 212
Yayın tarihi: 2009

3 Responses to Yalnızlık Yenilemeden Kendini – Mahmud Derviş ‘Ağıtlarla gömmeyin beni / Ben yeni ışığın tomurcuklarını biriktirirken.’

  1. İshak Kadim diyor ki:

    Mahmut Derviş’in şiirleri katledildi!
    Mahmut Derviş’in Can yayınlarından çıkan şiir kitabı tam bir çeviri katliamı.
    Fındıkçı faciası sürüyor!
    Hece dergisinin Çağdaş Filistin Şiiri dosyasında Metin Fındıkçı?nın Arapçadan yaptığı çevirilerin ne kadar kötü olduğunu birkaç örnekle göstermiş ve sözümü şöyle bitirmiştim: ?Metin Fındıkçı?nın bu tuhaf çevirilerinin yayıncı bulabilmiş ve bulabiliyor oluşu, ülkemiz adına gerçekten utanç verici bir durumdur.? (Hece, nu. 136, Nisan 2008)

    Fındıkçı?nın Mahmud Derviş şiirlerinden yaptığı bir seçmenin Yalnızlık Yenilemeden Kendini adıyla Can Yayınları arasında çıktığını öğrendiğimde ?Eyvah!? dedim. (Şubat, 2009)

    Korktuğum başıma geldi!

    Kitabı elime korkarak aldım. Maalesef korktuğum başıma geldi. Metin Fındıkçı büyük bir pervasızlıkla Arapçayı da, şiiri de kesip biçmeye, tanınmaz hâle getirmeye devam ediyor! Bunu neden ve nasıl yapabildiğini benim aklım, havsalam almıyor. Vallahi billâhi anlamıyorum, anlayamıyorum. Mahmud Derviş gibi bir şairin böyle anlamsız, böyle saçma sapan sözler etmeyeceğini, edemeyeceğini Metin Fındıkçı fark etmiyor olabilir mi? Bilmiyorum. Bildiğim şu: Bu durum, bu çeviri faciası, Metin Fındıkçı adına da, Mahmud Derviş adına da, Can Yayınları adına da, o çeviriyi alıp okuyanlar adına da esef verici bir durum. Hani ?çevirmenin tercihi? diyebileceğimiz ufak tefek sapmalar olsa veya ?öyle de çevrilebilir? diyebilsek, hattâ ?dalgınlığına gelmiş, karıştırmış? demekle işin içinden çıkabilsek, bu kadar üzülmeyeceğim.

    Metin Fındıkçı, metinleri inanılmaz bir dikkatsizlikle okuyor, tasavvur edilemez bir cür?etle metinde bulunmayan eklemeler yapıyor, anlam tutarlılığını zerre kadar umursamıyor, vesaire vesaire. Türk çeviri edebiyatı tarihinde böylesine vahim ikinci bir örnek var mıdır, bilmiyorum. Bütün içtenliğimle olmamasını diliyorum.

    Daha ilk şiirden!

    Çeviri faciası kitaptaki ilk şiirle başlıyor.

    Mahmud Derviş ?Ölülerin Gözleri Kapılarda? (İstenirse ve daha iyisi: Kapıların Üzerinde Ölülerin Gözleri) demiş, Fındıkçı bunu nasıl çevirmiş: ?Ölümün Gözleri Kapılarda?. ?Ölüm? ile ?ölüler?i aynı şey sayabilir miyiz? Buna ne ölüm razı olur, ne ölüler! Bu ülkede hiç Arapça bilmeyenler bile ?mevt? ile ?mevta?yı karıştırmaz, ama çevirmen bey karıştırıyor! Ölüleri bir kez daha öldürüyor.

    Dal fidan olmuş!

    Mahmud Derviş şiirin ilk dizesinde diyor ki: ?Kalbimin çölünü bir hurma dalı taşıyarak geçtiler? ve siz ?onlar?ın ?ölüler? olduğunu anlıyorsunuz. (Bu dizeyi ben çevirsem ?çöl? yerine ?sahra? demeyi tercih ederim.)

    Oysa Fındıkçı?nın çevirisinde bu cümle ?Hurmanın fidanlarını taşırken kalbimin çölünden geçtiler? ?Geçenler? kim? ?Ölüm? mü? ? fidan taşıyan? kim? ?Ben? mi, ?onlar? mı? Daha kötüsü bu ?fidanlar? nereden çıktı? Arapça metinde geçen ?zirâ?? sözcüğü ?kol, dal, güç ve uzunluk birimi anlamlarını taşır; siz bunu ? nasıl ?fidan? yaparsınız? Hele onu ?fidanlar? yapmak için bir sebep var mı? Yok kardeşim!

    Arıyı hurma yapmış, ah falaka!

    İkinci dizede Mahmud Derviş diyor ki: ?Bir arı vızıltısı bırakarak karanfil çiçeğini geçtiler?

    Kimler? Ölüler!

    Metin uydurukçu, bu dizeyi bakın hangi kılığa sokmuş: ?Hurmaları ziyaret ederken kırmızı karanfilin üstünden geçtiler? Offf!!! Bir önceki dizede ?hurmaların fidanlarını taşı?yanlar, şimdi, ikinci dizede neden ve nasıl hurmaları ?ziyaret? etsinler yahu? Bu Mahmud Derviş salak mı, geri zekâlı mı? Şiir yazmıyor da sayıklıyor mu?

    Metin Fındıkçı, bu cümleyi yazarken hiç mi kuşku duymadınız? ?Acaba anlamadım mı, yoksa yanlış mı anladım?? demek, hiç mi aklınızdan geçmedi? (Falaka iyiydi! Tokat demiyorum, falaka!)

    Fındıkçı?nın gözleri de benimki gibi sorunlu mu bilmem ama ?hurma / palmiye? anlamına gelen ?nahle? (hı ile) kelimesi ile ?arı? anlamına gelen ?nahle? (ha ile) kelimesini ayırt etmemizi sağlayan ?nokta?yı görmemiş, görememiş! Oysa o nokta çok önemli hurmayı arıdan ayıran nokta! Ve körlük ?ezîz? kelimesini okurken de sürmüş, ?vızıltı? anlamına gelen bu kelimeyi Fındıkçı sanırım ?ezîr? okumuş ve ona ?ziyaret? anlamını yükleyivermiş. (Arapçada ?zâra / ze-ve-ra? asla böyle bir çekime girmez, o da ayrı mesele!)

    Derviş?in sıfatsız bıraktığı ?karanfil?e çevirmen lutfedip ?kırmızı? eklemiş! Neden? ?Kırmızı karanfil?in daha şiirsel olacağını mı sanıyor? Çevirmenin böyle eklemeler yapması caiz midir? (Kaş çatılsa yeterli olur mu?)

    Mahmud Derviş, şiirinin üçüncü dizesinde şöyle demiş: ?Köylerin pencerelerine gözleriyle hilâller çizdiler? Kimler? Biliyoruz, tabii ki ölüler!

    Fındıkçı nasıl anlamış!

    Fındıkçı bu basit ve kolay cümleyi bakın nasıl anlamış: ?Ve bekleyen kadının yakınlarının gözlerini çizdiler / köy evlerinin pencerelerine.?

    Allah Allah! Onlar, her kimse, neden ?bekleyen kadının gözleri?ni çizmiyorlar da ?bekleyen kadının yakınlarının gözleri?ni çiziyorlar? Metin Fırıldakçı, metnin Arapçasında ?bi a?yunihim? (gözleriyle) kelimesinden sonra yer alan virgül işaretini de görmemiş olmalı ki, sonraki kelimeyle ?isim tamlaması?na sokabilmiş! (Hoş, böyle bir şey orada o virgül bulunmasa da imkânsız ya, neyse!) Sonraki kelime de ?hilâl?in çoğulu olan ?ehille?. Fındıkçı kim bilir nasıl, ?hilâller?i ?bekleyen kadın?a çevirmiş, çok büyük çam devirmiş. Acaba Mardin?de eşlerinden ?ehlim? diye söz eden birilerini mi işitti Fındıkçı? Of ki of! (Oha mı deseydim?)

    Şair ?köylerin pencereleri? demiş, çevirmen bunu neden ve hangi hakla ?köy evlerinin pencereleri? yapar? Ölçü ve uyak gibi bir gerekçesi olsa neyse. Öyle bir gerekçe de yokken bu ekleme niçin yapılmış? Niçin, niçin, niçin?

    Mahmud Derviş?in dördüncü cümlesinin anlamı şu: ?Onlar / ölüler, aralarında bazı sözler söylediler / söyleştiler // muhabbet ve mezellet hakkında.? (Şiir olarak çevirmeye ?şimdilik- üşendim!) Bu anlamın Fındıkçı çevirisinde girdiği kılık / kılıksızlık şöyle: ?Sözden sonra değiştirdiler / acıyı ve sevgiyi.?

    ?Ba?da?l-kelâm? ?bazı sözler?, Fındıkçı?ya göre ?ba?de?-kelâm?, yani ?sözden sonra?! ?Dat? harfiyle ?dal? harfi arasında fark yok ki! ?Tebâdül? Fındıkçı?ya bakılırsa ?tebdil? ile aynı şey! ?Mahabbet? elbette ?sevgi?dir ama ?mezellet? nasıl ?acı? olur? Yoksa Fındıkçı ?mezellet?i ?meraret? mi okudu? Bu ihtimaller vârid ise şayet, Metin Fındıkçı, çevirilerini metni okuyarak değil, telâffuzu berbat birinden dinleyerek yapıyor olmalı!

    Beş dizede bu kadarsa!

    Kitaptaki ilk şiirin dört cümlesi ?beş dize- bitti. Ben de bittim! (Bu şiirin ?Kan Çiçekleri? adlı bir dizi şiirin altıncı ve son şiiri olduğunu da belirteyim bu arada.)

    İnşallah Metin Fındıkçı, bundan sonra pervasızca uydurmalar yapmak yerine ?uyduramıyor da yani, olmuyor işte, uymuyor!- oturur adam gibi Arapça öğrenir, ülkemizi utandırmayacak çeviriler yapar. İnşallah, benzer bir eleştiri ?eleştiri mi?- yazmak zorunda kalmam bir daha.

    Daha fazla devam edemeyeceğim. Kirlendiğimi hissediyorum.

  2. Metin Ersel diyor ki:

    Çoktan beri merhum şair Mahmud Derviş’ten çeviri yapma arzusundaydım. Söz konusu olan çeviri yayımlandığında bu şerefi başkasına kaptırdığıma üzülmüştüm. Şimdi, üzüntüm başka bir yöne kaydı. Yazık…

  3. f.cebiroglu diyor ki:

    Mahmud Derviş?in şiirlerini Türkçeye kazandırmak, oldukça zor. Ben çok uğraştım. Yıllar öncesinde bir şiirini Türkçeye kazandıran ben oldum. Şiirin linki:

    http://faizcebiroglu.blogspot.com/2008/02/blog-post.html

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>