Yaşar Kemal´in ilk romanı Hüyükteki Nar Ağacı – Süleyman Deveci

Hüyükteki Nar AğacıYaşar Kemal bir yazısında bu ilk romanını Ocak 1951´de yazdığını ifade eder, oysa roman 1982 de ilk baskısını yapar. Yazarın İstanbul´a gelmeden önce yazdığı, bir ara kaybedip sonra annesinin vefatından sonra sandığında bulunan ve son sayfaları yeniden yazılan, kısa bir romanı. Olay traktörün 1950´li yıllarda Çukurova´ya girmesiyle günlük yaşamı altüst olan halkın sorunlarının ve yöresel değişimlerin ustaca yansıtılmasıdır. Traktör olmadan gerçekleştirilen işlerin çoğunu yapan sezon işçilerini, ırgatları, yarıcıları, gündelik marabaları artık ölümcül bir görmezden gelme, dıştalama, ihtiyaç duymama bekler. Teknolojinin emeğe üstün gelmesi, alınterini yenmesi, bir yandan yaşamı kolaylaştırıp basitleştirirken, bir yandan ocak söndürüp, insaları daha da fakirleştirmesi, işsiz ve dolayısıyla aç yoksul bırakmasına bir göndermedir.

Neden höyük değil de hüyük bulamadım, Türkçe´de hüyük diye bir sözcük yok aslında, ?höyük?ün yöresel seslendirilmesi olsa gerek. Hüyükteki Nar Ağacı´nın başlangıcı başlı başına güçlü bir edebi eserin sizi beklediğini adeta müjdeliyor. Çukurova´nın bir köyü dahası Memet´in tarlasında ekin kurur dahası çürümeye başlayınca çareyi ovaya gidip ırgatlık yapmakta bulur. Gitmeden önce evin tek geçim kaynağı küçük keçiyi Duran Efendi´ye satıp birkaç günlüğüne eşine idare etmesini dönüşte Çukurova´dan birkaç tane getireceğinin sözünü verip hesaplarını yapar. Memet köylüsü Hösük ile ertesi günü yola birlikte çıkmak için anlaşır. Akabinde Yusuf damlar. Ortaya yaydığı iş yok oralarda karamsarlık muhabbetine kendi de inanmaz. Kimse ama umutlarının kırılmasına izin vermez.

Ertesi gün Memet, Höyük ve Aşık Ali yola çıkarlar. Peşlerine sağlık sorunu olan rahatsız Yusuf´ta takılır. Yolda Keklikoğlu´nun çobanı Memet çocuk da ekibe eklenince romanın ana kahramanları çıkar ortaya. Bizim beşli köy köy dolanırlar iş bulmak, para kazanmak, karınlarını doyurmak için. İlk hedef büyük Memet´in daha önce yanında ırgatlık yaptığı ve ablamın dediği çiftliği ziyaret etmek olur. İki gün sonra burada karşılaştıkları tam bir şok olur. Kadın Memet´i tanısa da tanımazlıktan gelir, artık sarı öküzlere ve bizimkiler gibilere ihtiyaç yoktur, çiftliğe makineler girmiştir, o eski adam çalıştırma, tarlayı ekme, biçme eskimiştir. Ekmek verip başından savar bizimkileri. Kendi deyimleri ile Abla motora aşık olmuştur, her gün yıkamaktadır yeni hayvanını.

Bizimkiler ama hemen pes etmezler, yeni çalışabilecekleri yerler ararlar Çukurova´da. Yolda karşılaştıkları olaylar, Yusuf´un rahatsızlığının artması, kendileri gibi yoldan gelip geçenlerle sohbetler, Aşık Ali´den dinlenen türküler, sivrisineklerden korunma harekatına bürünen orada burada gecelemelerle hikaye devam eder. Akköy´de geçici bir uğraşı bulurlar, ama sonrası yine karanlıktır, uğramadıkları köy, yalvarmadıkları ağa kapısı bırakmazlar. Artık tamamen umutları kesilip geri dönme hayalleri kurarlarken ağaçlıklı bir köyde yaşlı bir kadından ?Hüyükteki Nar Ağacı?nı, övgüsünü, yaraları nasıl sarışını, insanların sorunlarına nasıl çözüm bulduğunu, açları doyurduğunu, zalimlerin yanına yanaşamadığını, insanın cebini para doldurup muratlarını gerçekleştirdiğini söyleyip, çünkü orasının ?Kırklar Meydanı? olduğunu, ve buranın kutsallığını ballandırarak anlatır.

Bizim beşlinin başka da umudu yoktur burayı, bu mistik ağacı bulmak dışında. Roman bu serüveni anlatıyor. Bu beşliden Memet çocuğun daha sonra İnce Memed olacak yeni çalışmanın yani ikinci romanının kahramanı olduğu iddia edilir. Yaşar Kemal bu bölgeyi dolaşıp tek tek 750 köyü ziyaret ettiğini anlatır, bu romanı bunun küçük bir kanıtıdır. Büyük ve dev bir yazardan ince de olsa büyük ve unutulmaz büyük bir romandır çıkardığı.

Yazan: Süleyman Deveci
Yazarın web adresi: http://www.criticus.eu/

Kitabın Künyesi
Hüyükteki Nar Ağacı
Yaşar Kemal
Yapı Kredi Yayınları
Baskı Tarihi: 2009
93 sayfa

Yaşar Kemal´in ilk romanı Hüyükteki Nar Ağacı – Süleyman Deveci” üzerine bir yorum

Yorum yapın