Yüreği bungun bir şair: Metin Altıok – Ahmet Telli

metin_altıokMetin Altıok önce Soyut dergisinde şiirler yayımlar. Ancak, Köken dergisindeki yazıları onun çıkışında daha önem taşır kanısındayım. Plastik sanatlara yönelik bir dergiydi Köken. Bu dergideki yazılarıyla felsefe, plastik sanatlar ve şiirle bütünleşikli bir sanat anlayışını sergilediği söylenebilir Altıok’un.

Şiir serüveni, resim ve yontuyla birlikte yürür. Açtığı kişisel resim sergileri onun ressam özelliğini öne çıkaracakken, 1976’da ilk şiir kitabını yayımlar: Gezgin. Fethi Naci, Turgut Uyar gibi önemli adların övgüsünü alan bu ilk kitaptan sonra, şiir; resim ve yontu uğraşısının önüne geçer. Bir kısmı kitaplarında yer alan desenlerinden başka ilginç resimleri ile parmak büyüklüğündeki yontuları şimdi nerelerdedir? Daha çok kadın figürleri, Kibele figürleri yontmuştu Metin. Metin Altıok’un plastik sanatlarla ilişkisini, özellikle “gazel”, “hesapişi şiirler” ile “soneler”deki plastik özellikler nedeniyle vurgulamak istedim. Biçim ve gelenek Metin Altıok’ta plastik olarak somutlaşır. Simetri ise onun sanat anlayışında özellikle durulması gereken bir olgudur sanıyorum. Hesap-lşi Şiirler, onun, ustalığa ulaştıktan sonra Behçet Necatigil- vari deneysel çalışmalara yöneldiğini gösterirken, baştanberi varolan simetrik olana eğiliminin bir kez daha belirmesine yol açar.

Belli bir ustalık evresinde şairlerin bir kısmında, dilin o güne kadar getirdiği şiir birikimini yeni bir anlayışla kirizmadan geçirdiği görülür. Bu poetik tutum, o şairin okurunu şaşırttığı kadar “yazılmakta olan” şiire de bir müdahaledir. Turgut Uyar’ın Divan’ı, Behçet Necatigil’in Divançe’si gibi örnekler bu anlamda düşünülebilir. 70’li yıllara girerken bazı şairlerde bu eğilimin belirdiği görülür. Necatigil’in En/Cam ile Kareler Aklar’ı öz-biçim yoğurmalarının bu anlamda ilginç örnekleridir Divan edebiyatındaki söz sanatlarını modern şiire ağdıran Necatigil Batı’da varolan deneysel şiirin bir benzerini yaratmıyor, şiirimizin birik tirdiği ne varsa özgün bir şekilde yeniden kirmenine alıp eğiriyordu.

Metin Altıok da, ustası saydığı Turgut Uyar ile Behçet Necatigil gi bi, deneysel girişimlerde bulundu. Sözgelimi, gazeller yazdı. Hesap-İş Şiirler’de ise Necatigil’in Kareler Aklar’ı kadar olmasa da cesur dene meler gerçekleştirdi. Ama Altıok, daha çok Batı şiirinin örneklerine dö ner yüzünü. Hesap-İşi Şiirler, onun simetriye tutkunluğunu poetik tu tuma dönüştürmesidir denebilir. İzleğine aldığı (soyut ya da somut) im genin âdeta resmini çizer zihnimizde.

Cemal Süreya, “Oteller Hanlar Hamamlar İçin Sürekli Şiir”de şöyle:
Ve içtiği rakı kadar bembeyaz
Şahap Sıtkı Metin Altıok’a devredip masadaki yerini
İnanılmaz biçimde bu kentten gittiydi

Anlaşılan o ki, Metin, iş ve ev yaşamında bunalmakta, boheme yat kın meyhane masalarında yerini almaktadır. Körfez, Rüyam, Tavukçı gibi Ankara’nın belli başlı meyhanelerinde sanatçı dostlarıyla birliktedir. İşe gitmediği zamanlar, gittiği zamanlardan çoktur. Bu süreçteki şiirleri ikinci ve üçüncü şiir kitapları olan Yerleşik Yabancı ile Kendini’) Avcısı’nda yer bulur.

Ele alacağımız üç şiirden ikisi, “Evde Yoklar” ile “Yıkıcılar Geldiler” Kendinin Avcısı’ndadvc?x Bu kitap 1980’in ilk aylarında yayımlanır. Bell ki çoğunluğu 79’da yazılan şiirlerdir bunlar. Tarihi vurgulamamın nedeni 79’un Metin’in yaşamında bir kırılma yılı oluşudur. İşinden ve eşinden aj nlmıştır. Derin bir yalnızlık içindedir. Bu yüzden daha çok meyhanelerdi geçer zaman. Ama meyhaneler dağılınca gidilecek mekânlar da eskisi gi bi çok değildir. Tam da o günlerin şiiridir “Evde Yoklar”:

Durmadan avuçlarım terliyor
İnildiyor ardımdan
Girdiğim çıktığım kapılar.

Trenim gecikmeli, yüreğim bungun,
Bir bir uzaklaşıyor sevdiğim insanlar
Ne zaman bir dosta gitsem Evde yoklar.

Bazen bir dostun evindeki çocuk odasında konuk edildiği olur ve burada geride bıraktığı küçük kızıyla özdeşleşir. (Kızına derin özlemi daha sonraki bir kısım şiirinde de ortaya çıkacaktır.)

Kimi zaman çocuğum
Bir müzik kutusu başucumda
Ve ayımın gözleri saydam.

Yaşadığı kentte gitmek-kalmak duygusu kitabın birçok şiirine sinmişse de, “Evde Yoklar”, işsiz ve evsiz kaldığı zamanları yakıcı bir şekilde duyuruyor:

Dolanıp duruyorum ortalıkta.
Kedim hımbıl yaprak döküyor çiçeğim,
Rakım bir türlü beyazlaşmıyor.
Anahtarım güç dönüyor kilidinde,
Nemli aldığım sigaralar.
Ne zaman bir dosta gitsem,
Evde yoklar.

Dört yedilikten oluşan “Evde Yoklar” şiirinin öznesinin şair olduğunu söyleyebiliriz. Ama şiiri yaşamöyküsü olmaktan çıkarıp biz’e dair kılan şey, şairin yaşamla sanat ilişkisindeki deneyim, görgü ve poetik tutumudur. Bu özelliği, yani yaşadıklarını şiire sızdırırken biz’e dair kılma özelliğini, birçok şiirde olduğu gibi “Yıkıcılar Geldiler” şiirinde de görürüz.

“Yıkıcılar Geldiler” şiirinde, yıkıcıların çatıdan temele kadar bir binayı yıkmaları anlatılıyor gibi gözükse de, sezdirilen, kişinin (şairin) yaşamındaki bir dönemdir.32 Yıkımın her aşamasında bina ile kişi özdeşliği kurulur. Yıkım sürecinin öncesi, şiirin “ve” bağlacıyla başlamasından sezilebilir, “Ve evin yüzü burkuldu / Bir kıpırtı vardı şakaklarında” mısralanndaki “burkulma” olgusu, karşılaşılan durumun çok da istenerek kabullenilmediğini duyumsatır gibidir. Çatıdan başlar yıkım. Çivilerin kanırtılması, balyoz darbeleri ile duyumsatılan şiddet, acının kertesini ele verir. Yıkım ilerledikçe binanın içyapısı da betimlenir ki, her biri, birlikteliğin bir yanını sergiler.

Yıkıcılar geldiler
Düştü gürültüsüyle yüzü köhne evin,
Göründü bazı odaları ve iç duvarları.
Aynı renklerle boyanmış sofası, isli mutfağı
Bir kesit kalmıştı geriye şimdi o evden
Eski bir yaşantıyı simgeleyen

Görüntü, herhangi bir eski binanın yıkımında görülebilecek bir görüntüdür aslında. Bu olağan görüntü ile yaşam özdeşliği “eski bir yaşantıyı simgeleme”siyle kurulur. Böylece başvurulan alegori ve imgeler, metni düzanlatıdan kurtararak has bir şiire ulaştırır.

“Yıkıcılar Geldiler” bir ayrılık şiiridir. Bu ayrılığın derin sarsıntısından yaşadığı sürece kurtulamamıştır şair. Ne araya giren yeni bir evlilik ne de yaşadığı kentten gitmeler avutmuştur onu. Bunu sonraki yıllarda yazdığı çoğu şiirinde izlemek mümkündür de onun için böyle söylüyorum.33 Bu konu, aynca incelenebilir ama diyelim ki Küçük Tragedyalar’daki “Öndeyiş” şiirinde, birlikteki günlerden kalan bir fotoğraftan oyulmuş resmine bakarak “Omzumda bir kesik el, / Ki hâlâ durmadan kanar” mısraları bunu gösterir.

Şiirde betimlenen yıkımın aşamalarında araya anılar girer, ikinci, dördüncü, altıncı bölümler araya giren anılara yöneliktir. Birinci, üçüncü, beşinci ve yedinci bölümlerse yıkım sürecidir. Şiir, bir hayatın, daha doğrusu birlikte yaşanılan bir hayatın birlikteliği sona ererken kişinin iç hesaplaşmasıdır. Bu bitiş kişide derin bir sarsıntıya yol açmıştır.

Yıkıcılar ise, belli ki, dış etkilerdir. Son’u yaratan bu dış etkiler olmalı.

Metin Altıok’un şiirlerinde baskın olan boğucu, alacakaranlık atmosfer, bu şiirinde de bir biçimde kendini gösterir. Keder, bırakılmışlık, yalnızlık çizer bu atmosferi.

* * *
Metin Altıok’un şiirindeki yakınlıkları kurarken Ataol Behramoğlu şöyle der: “Metin Altıok’u, şiirleri 70’li yıllarda yayınlanmasına karşın, şiirinin kaynaklan bakımından 60’lı yıllann geç ürün veren (ya da yayınlayan) bir şairi olarak nitelemek gerekir. Gezgin’de Servet-i Fünun’dan, Hâşim’den, Dıranas’dan ikinci Yeni’ye ve 60’lı yıllar şiirinin bazı ortak söyleyişine kadar çeşitli etkilenmeler var.

Böyle midir gerçekten? Benzer bir yakınlaştırmayı Metin Altıok’la ilgili bir anma yazısında ben de yapmışım.36 Kuşkusuz ki, bir şair kategorize edilmemek yahut belli kuşaklar bağlamında boğulmamak üzere sanat-edebiyat akrabalıklarıyla daha iyi anlaşılabilir. Edebiyat içindeki yeri belirlenebilir. Belki bu nedenle yazımın başında Metin Altıok ile Turgut Uyar ve Behçet Necatigil’i birlikte andım. Öyleyken, aynılaştırma gibi bir değerlendirmeden uzak durulması gerektiğini kendime de hatırlatırım.

Metin Altıok’un şiiri daha çok ben’in şiiri olarak bilinir. Gerçekten de bu özellik ağır basar. Dilinin yalınlığı ve imgelerinin anlaşılır olduğu da vurgulanır ki, öyledir. Yalınlığa ulaştıkça çoğu şairin bilgeleştiğine tanık olunur.

Metin’in yayımlanan son kitabı Soneler bunu gösterir bize. Kitapta yer alan “Kimliksiz Ölüler” doğrudan Bingöl’de tanık olduğu “kirli savaş” ile ortaya çıkan olgularla ilgilidir. Şiirin ilk bölümü öldürülen gerilla bir kızı anlatır diğer bölümler de bu türlü gözlemlerle yazılmıştır. Apaçık bir hümanizmadır “Kimliksiz Ölüler”deki izlek. Bu beş bölümlük şiir, Metin’in daha önce olmadığı kadar toplumsal olana karşı duyarlığını sergiler.

Soneler’de ise, Türkçede daha çok İtalyan sonesi kullanılmasına karşın İngiliz sonesini yeğler. 12+2 mısralarla oluşan soneler, onun simetri düşkünlüğüne de denk düşer. Sonelerde uyak kaygısı vardır ama rediflere de başvurulur. Sözgelimi üzerinde duracağımız VI. Sone’de redif yardımıyla ababacacdcdc/ee gibi bir uyak düzeni görülür. Gazeller’de uyak düzeni gözetilmiştir ama vezin serbesttir.

Soneler’deki açık, yalın anlatım özelliği ile izleklerin buluşması ustalığına kanıttır onun. Kendinden çok insanlık hallerinden söz eder. Sözgelimi VI. Sone’de “Bir terminal büfesi ol yüreğinle” mısraı, kendi ben’inin derininden yüzeye çıkış ve dünyayı, hayatı olduğu gibi görmekle yetinmeyip bir müdahale etme duygusunu da dışa vurur:

Sen ki banarsın altın suyuna,
Yıllardır bir ziynet gibi kendini;
Bırak lâğım karışsın bundan sonra kuyuna,
Biraz da pislikle sma erdemini

mısralarıyla sözünü ettiğimiz yüzey algısı, gerçek ile yüzleşme olup; şairin dünyaya kendi içine açılan pencereden değil, kendi içinden dünyaya açılan pencereden baktığını gösterir bize. Poetik değişimin politik değişime dönüştüğü bir örnektir bu Sone.

Metin Altıok şiirinin değişen ve değişmeyen yanlarını, ele aldığımız bu üç şiirle büsbütün sergilemek pek mümkün değil. Sözgelimi şiirlerinde değişmeyen yoğun bunaltı, izlekleri birbirinin içine geçirirken, hemen her kitaptaki biçim denemeleri, arayışlar poetik bir hareketliliği gösterir. Belki şöyle söylemek mümkün: Metin Altıok şiiri, poetik olarak seçikleşmiş bir şiirdir.

Ahmet Telli
Varlık, sayı 1260, Eylül 2012

Kaynak Kitap: Gölgesi Yıldız Dolu, Hazırlayan: Zeynep Altıok Akatlı, Doğan Kitap

Yorum yapın

This site is protected by WP-CopyRightPro